hesabın var mı? giriş yap

  • ruyamda hz. isa'yi goruyorum ve kendisine diyorum ki,
    "abi jesus christ birle$ik mi yazilir ayri mi allaha$kina soyle deliricem?" .
    tekrar tekrar soruyorum o sadece bakiyor . cevap verdi mi hatirlamiyorum .

  • ülkemizin yetiştirdiği nadide yetenek, übermensch insan tarkan'ın geçmişten bugüne her albümünde aradan, ufaktan sıkıştırdığı sitemdir. koskaca megastar'ı kimse aramıyor mu? kimse kandil'de mesaj atmıyor, "hayırlı cumalar tarkan kardeş." diye sms göndermiyor mu? nedir lan bu adamın çektiği he? burdan tarkan'a sesleniyorum ;

    tarkan kardeş, azılı bir fanınım. gençliğimde bilhassa ; selam ver, beni tanıma, kış güneşi gibi eserlerinde efes'in efes olduğu yıllarda az bira tüketmedim. ringo fıstık yerdim, seni dinler içerdim. lakin seni bu eşin dostun, manitanın aramaması cidden beni ziyadesiyle yaralıyor ve üzüyor. burdan bana dm atıp, telefonunu bırak. her kandil'de ve bayram'da mesaj atıp "tarkan naber aga?" diye hal hatır sormazsam bana da hayrullah demesinler.

    işte o eserler :

    tarkan - bu şarkılar da olmasa

    bu şarkılar da olmasa,
    telefonlar çalmasa,
    arkadaşlarım aramasa,
    ne yapardım kim bilir?
    durmazdım bir dakika

    tarkan - ayrılık zor

    aşk sevdiğini yanında ister.
    kimi zaman dile gelip aşk
    dudaktan kalbe akmak ister
    yar arada bir ara sesini duyur.
    yoksa bu ayrılıklar hepten çekilmez olur.

    tarkan - adını kalbime yaz

    ayda yılda bir olsa da muhakkak ara,
    azıcık zamanından ayır da
    öldün mü kaldın mı diye sor ara sıra.
    adımı kalbine yaz beni unutma!

    tarkan - oldu canım ara beni.full mp3

    gardiyan mı, sevgili mi
    hiç bitmedi şu göz hapsi
    biktirdi sorgu suali
    artık canıma tak etti
    birazcık kahrı varmış
    çeksem sanki ne varmış
    oldu canım ara beni

    arayın ulan tarkanı ! tarkan'ın arkadaşları, eşi dostu ve panpaları ! sözüm size. adamın iyi gününde yanında olup, kötü gününde niye aramıyorsunuz? ayrıca tarkan'ın her iki şarkısından bir tanesinde bu hadisenin gerçekleşmesi üzücü. gel gel acımayacak diyen tarkan değil ünlü faylozof sortaç olaydı, adama demediğinizi bırakmazdınız. kenan doğulu, aklım buz gibi yanına koştu derken nerdeydiniz be hey enteller? sorarım size ! tarkan bey megastar olabilir, bu da size koyabilir. tarkan'ı çekemeyen anten taksın diyor ve sözlerimi bitiriyorum.

  • elektrik ücretinin bedavadan da öte eksiye düşmesine neden olan faktörler haberde açıklanmış özetle şunu söylüyor;

    teksas elektrik açısından diğer eyaletlerden bağımsız bir sisteme sahip ve elektriğin hangi üreticiden alınacağı maliyetine göre gerçek zamanlı olarak belirleniyor. bu durumda da üretici elindeki imkanlara göre verebileceği en düşük fiyattan veriyor elektriği.

    peki nasıl oluyor da eksi oluyor. yani bir malın maliyeti eksi değerde olamayacağına göre e bir de bunu üreten adam üzerine kar koyacağına göre nasıl eksi fiyatla satış yapılacak.

    bunun cevabı devletin rüzgardan üretilen elektriğe destek olması. haberde belirtilene göre federal hükümet temiz kaynaktan üretilen elektriğe kilovat başına 2.3cent destek oluyor. bu da megavat başına 23 dolar ediyor.

    yani adamlar üretimin çok talebin az olduğu anlarda (çok rüzgarlı geceler) devletten aldıkları desteğin bir kısmını halka verebilecek kadar düşük üretim maliyetlerine erişebiliyorlar.

  • o önlükler zaten komple sorunsaldı. sadece yaka iliği değil yani. o yaka ilikleri genelde tenefüsteki sınıf maçlarında kopardı. tebeşir izi de kolay çıkmazdı o önlükten. maçlardan önce arkamıza tebeşirle numara yazardık futbolcu hesabı 1 den 11 e kadar, derse girmeden önce de hesapta temizlerdik ama tahtaya kalkanın arkasında inceden yine numaralar gözükürdü. benım arkamda 3 yazıyordu öğretmen görmüştü solbek tahtaya demişti.

  • --- spoiler ---

    sırlar odası bence serinin en kötü kitabı.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    kitapları bilemeyeceğim, okumadım.
    --- spoiler ---

    entry: #73556558

    bu iki cümle arasında sadece 4 cümle kurmuş.

    kusura bakma da, bu şekilde entry girersen başına bir şeyler gelir.

    tanım: harry potter serisinin yazarı.

  • 7 haziran 2020'de rize'de( ikizdere- sivrikaya mevkii) bir tır devrildi. 1 kişi öldü, tır 21 ton iran çayı taşıyordu. mevzuattaki boşluklardan yararlanılarak kaçak çayların( pek azı faturalı ve kayıtlı, büyük bir bölümü de kayıt dışı) yıllardır rize'ye getirildiği ve "türk çayı" olarak harmanlandığı ve paketlendiği çay üreticileri dayanışma derneği başkanı tarafından açıklandı.

    "çayın susurluk vakası" olarak ararsanız sonuçlara ulaşırsınız. sahi bu ülkede kirletilmeyen- bozulmayan ne kaldı ?

  • -neden ağlıyorsun şimdi?
    -annem bıraksın beni
    -saçmalıyorsun!
    -böaaaa (ağlama şiddetinde artış)
    -bak şimdi, inan seni tanıyamıyorum emrecan!

    bu diyalog daha bu sabah bir çocuk ile onu yuvaya bırakmaya çalışan babası arasında geçmiştir. sanırsın baba 4 yaşındaki emrecan ile değil de şirketin satın alma müdürü ile konuşmaktadır. babaların sorunu bu işte, mantıklı konuştuklarında çocukların anlayacağını sanıyorlar. hemen "oysa ne güzel izah ettim, neden anlamamakta ısrar ediyorsun" türünden bir yaklaşım içine giriyorlar.

    annelerin öğretmen, hemşire, vb. devlet memuru olduğu ve babadan daha erken bir saatte iş başı yapması gereken ailelerde çocuklar yuvaya baba tarafından bırakılıyor ve yuvaların önünde sabah saatlerinde resmen bir mantık silsilesi yaşanıyor. “bu hareketine anlam veremiyorum” diyen mi ararsın, “kendine bir bak yakışıyor mu bu hareketler hiç sana” diyen mi ararsın “bunu akşam detaylıca konuşacağız” diye gözdağı vermeye çalışan mı arasın “ağlamak sana hiçbir şey kazandırmayacak” diye tavır koyan mı ararsın.

    oysa anne geliyor çocuğu bırakıyor çocuk ağlarsa, ayrılmak istemezse “ben hemen şuradayım, korkma rahat rahat oyununu oyna sen” deyip çocuğu rahatlatıyor kocaman bir öpücükle işine gidiyor. baba geliyor çocuğu bırakıyor çocuk ağlarsa, ayrılmak istemezse “çok değiştin sen beren!” diye bir tartışmanın içine giriyor. sanıyor ki bunu dersem çocuk kendisiyle yüzleşip hatalarını anlayacak ve benden özür dileyecek. babalar çok saf, çocuk dilinden zerrece anlamıyorlar.

    ben de onlardan biriyim, daha bu sabah iki saat konuşarak ikna ettiğim çocuk yine yuvanın önünde benden ayrılmak istemedi, benim verdiğim cevap ise “bunu seninle daha önce konuşmuştuk” oldu. çocuk gözyaşlarını silip “haklısın baba, bir an kendimi kaybettim kusura bakma” dedi… yani dese tam olacaktı ama ben annemi isterim diye tutturdu. tam annesinin iş hayatında yaşadığı zorluklardan bahsedecektim ki öğretmeni imdadımıza yetişti ve gel bak bugün tiyatro yapıcaz diyerek sabiyi kurtardı.

    oysa çalışma hayatında yaşadığımız zorluklar 4 yaşındaki evladımın çok ilgisini çekebilirdi!