hesabın var mı? giriş yap

  • şu konu hakkındaki yorumları biraz daha okursam "hiçbir erkek, kadınlarla ilgili hiçbir konuya yorum yapmasın" diyenlerin argümanlarına ikna olacağım neredeyse!

    -"niye yarım saat izin vermiş, hemen bağırsaydı ya" aha bunu diyen herifin, kadın korkudan kasılıp çığlık atamadığı için tecavüz zanlısını serbest bırakan hakimden, "bağır(a)madıysa demek ki istiyormuş karı!" diye düşünenden farkı yok. çoğu kadın böyle bir durumda, önce tacizciden uzaklaşmaya çalışır, hemen "olay çıkaran kadın" olmak istemez. tacizci tekrar yanaşıyorsa önce dik dik bakar, tersler, olay çıkmadan, herkes fark etmeden bu rahatsızlığı ortadan kaldırmaya çalışır. bu size "mantıksız" gözükebilir, kusura bakmayın ama, taciz duygusal bir olaydır, en mantıklı olduğunuz an değildir. herkesin tepkileri, tercih ettiği "kurtulma" yolu farklı olabilir. hayatı boyunca kız çocuğu olduğu için baskı görmüş bir kadının, daha ilk tacizinde "aydınlanıp" o adamı afişe etme cesareti göstermesini bekleyemezsiniz. o kadının nasıl bir aileden geldiğini bilmiyorsunuz, muhtemelen çoğu, sesini hiç çıkaramayacağı ailelerden geliyor. ben sesimi çıkarmayı "o herifi ortalık yerde bir güzel rezil etmek" olarak görüyor olabilirim, ama bir başkası "sesimi çıkarırsam rezil olurum, benim kuyruk salladığımı düşünürler" diyebilir.

    - bu olay özelinde konuşursak, kendince aklına gelen ilk şeyi yapıp, elinde kanıt yaratmayı düşünmüş kız, akıllık edip telefonunu kulanmış. vay efendim neden bunu yapmış! e be yahu sen o halde olsan acaba ne düşünecektin! benim sinirden dönüp taciz edeni kendimden uzaklaştırmak için yumruk çakmışlığım da var, küfretmişliğim de var, ama zaman zaman adamın tipinden korkup (evet, korkup!) sinmişliğim de var. karşındakinin ne olduğunu bilmiyorsun ki! tek başıma başa çıkamayacağımı hissettiysem, haplanmış gibi bakışları varsa, çıkarıp bana bıçak saplayabileceği aklıma geldiyse bi anda dönüp kalabiliyorum mesela. otobüste benzer bir durumda sesini çıkardığında yumruk yedi bir kız arkadaşım bi keresinde, bir allahın kulu da kalkıp yardım etmedi, çünkü adamın tipinden tırstı herkes! yani öyle klavye başında "ses edeydi bacımıza yardım ederdiqq herhaldee!"ye benzemiyor bazen durum, biliyor musun?

    - "neden polise gitmemiş?" polis de hemen ilgilenecekti zaten değil mi? bu ülke, mahkeme kararıyla koruma isteyen kadının, hastanede öldürülebildiği, onun korumasına verilmiş polisin "yorgundum, o gün evde dinleniyordum" deyip yırttığı üke. adamlar o kızı mı sallayacak sanıyorsun?

    - haydi bir tane daha... polise gittiğinde karşısına "düzgün polis" çıkacağı ne malum, toplam teşkilatın yüzde kaçı düzgün? öyle polislere denk düşse, "yollu bence zaten bu" deyip kendi telefon numarasını veren, onun telefonunu isteyen polisler olacak! abarttığımı düşünenler, taciz şikayetiyle karakola giden kadınların bir de polisin sözlü tacizine maruz kaldığını belirttikleri ifadeleri bir okusunlar! hatta izmir'deki olayı hatırlayalım, bir kadına karakolda tecavüz etmişlerdi. kısaca, ben olsam yalnız olduğum o anda asla karakola tek başıma gitmezdim, zira bu ülkede polisler güvenilecek en son insanlar benim için. insana hiç mi hiç güven vermiyorlarsa bu bizim kabahatimiz mi? galatasaray önünde dikilenlerin yavşak sırıtışlarına bir bakın, sonra bir daha "niye polise gitmemiş yeaaa" deyin diyebiliyorsanız.

    - "niye bağırmamış?" diyenlere bir tane daha: bazı insanın mizacı çekingendir. onca insanın bir anda ona dönüp bakması fikrini kaldıramayabilir, hele de böyle bir konuyla ilgili. bunları genel manada söylüyorum, sadece bu kadın için değil, hiç beklemediğiniz kadınlar, hele de böyle konularda, çok çekingen olabilir. sebep belli, toplum denen iğrenç mekanizma tarafından çocukluğunda beri beynine zerk edilen şu fikir: "adam öyle bir şey yapmışsa senin bir kabahatn vardır!" neler olabilir kabahatler? bir kere yalnız çıkmış, "başında bir erkek yok", sonra yeterince "kapalı" değil, allah bilir belki mütebessim bir ifadesi vardı!

    bazılarınız hiçbir bok bilmeden öylesine saçma sapan konuşabilme yeteneğine sahip ki... taciz edildiğini söyleyen/yazan kadınlara "ben güzelim demeye çalışıyor" diyebilecek kadar şahsiyetsiz, akılsız heriflersiniz. evet canım, inan onu demek istiyor, zira "nefes alsın yeter" diyenlerin ülkesinde yaşamıyoruz biz! halbuki en çok tacize uğrayanlardan bazıları, sesini çıkarmaktan çekineceği, hatanın kendisinde bulunacağından korktuğu için konuşamayan baş örtülü, orta yaşa yakın teyzelerdir bu ülkede, ama sen yine "ben güzelim demeye çalışıyo yea" sığlığıyla olaya yaklaştığın sürece bu gerçekler hiçbir şey ifade etmiyor sana...

    halbuki bak, kendi kız kardeşi benzer şeyler söylediği zaman, hemen kadınların tarafına geçebiliyor çoğunuz. çoğunuz için, anca "ana-bacı" olması lazım yani! neden, çünkü ana ve bacının "saf, temiz, masum" olduğunu biliyor ve yalan söylemeyeceğine güveniyorsun, o yüzden onlar "bile" buna maruz kalıyorsa, demek ki hakikaten bu tacizciler sapık... ama öyle biri değilse bunu yaşayan, o zaman "kız kesin dikkat çekmeye çalışıyor".

    böyle düşünenler, sizin üstünüze tükürmeye tenezzül etmem. öyle paçavrasınız hepiniz.

  • dokunmadan surata attırarak uyandırma teknolojisine sahip metro otobüslerine binilse gerçekleşmeyecek durumdur.

  • bu cümleyi ancak, emekçi gariban bir amcaya kurabilirsiniz. akp'li tayfadan birini görünce, cübbenizde ilikleyecek düğme ararsınız.

  • kesinlikle çok doğru bir söylem. sadece rte ve büyük resmi gören taksicilerin bildiği hadron çarpıştırıcısı var yozgat'ın altında. ilim irfan yuvası yozgat'ı özellikle çomar yuvası gibi gösteriyorlar ki dış güçler uyanmasın. son dönemlerde bilgi sızdıysa demek amariga'ya falan yozgat'ı bitirme çalışmalarına başlamış deyyuslar.

  • kesinlikle futbol yorumculuğudur.

    arkadaşlarla kahvede okey çevirirken yaptığımız futbol muhabbetini iki lafı bir araya getiremeyen adamlar ekranda yapıp dünya kadar para kazanıyorlar.

    adaletin bu mu dünya?

  • gary moore kendini yenilemekten ve yeni müzik türlerini denemekten çekinmeyen bir müzisyendi. 90 ların başında belkide şu anki popülaritesini borçlu olduğu still got the blues albümünü tüm hard rock kariyerini geride bırakarak çıkarmıştır gary moore. bunu takip eden bir iki blues albümünden sonra şu an günümüz müziğine daha yakın bir şey yapmak istiyorum diyerek blues'a ara verebilecek kadar cesur bir müzisyendir. onu balladlarıyla tanıyan kesimle bağlantısı bu noktadan sonra kopmuştur zaten. oysaki 97 çıkışlı dark days in paradise ve hemen akabinde çıkardığı a different beat albümleri çok farklı bir müzik anlayışı içeren albümlerdir. bu iki albümden sonra gary blues'a geri döner ve alber collins ve albert king'in şarkılarını coverlamanın yanında ve bu yeni albümlerinde çok başarılı balladlara yer verir. işin ilginç noktası ise bu kadar seveni olmasın rağmen türkiye ile yolunun bir türlü kesişmemesidir. ha geldi ha gelecek derken ispanya'da bir yerlerde uykusunda hayata gözlerini yumdu bu en derin duyguların insanı...

    kendi adıma konuşursam; les paul kasa bir gitarın hayalini kurduran adam olmuştur. gary'i birazcık taklit edebilmek için klavyede tam nota aralığına iki parmağımız koymuşuzdur sırf oda öyle yapıyor diye...çekme kasetlerini start/pause yaparak kulaktan gitar sololarını çıkartmaya çalışırken kasetler benden bu kadar deyip kendisini salmıştır. ankara'da oturanlar iyi bilir internetin yaygınlaşmadığı zamanlarda gitar akorları ve tabları hayri müzikten tedarik edilirdi. ben still got the blues albümünün tablarını ve betamax gary konserini hayri müzikten edindiğimde yaşadığım coşku ve heyecanı hala hatırlarım. şarkılıarının ne türlü duygulara tercüman olduğunu ise burada anlata anlata bitiremeyiz zaten.

    son zamanlarda saf yeteneği sayesinde şöhreti yakalayan fazla müzisyen kalmadığından bunun son temsilcilerinden birisidir gary. hatta döneminin wonderkid özelliklerinin hepsini içinde barındırır. enstrümanının virtüözüdür, çok iyi bir bestecidir, birçok müzik türünü icra edecek kadar çok yönlüdür, iyi bir sahne adamıdır, ortalamanın üstü bir vokale ve en önemlisi kendine ait yani tanımadığınız bir şarkıyı duyupta bu gary moore şarkısıdır diyebileceğiniz düzeyde bir müzik uslubuna sahiptir.

    son olarak insanların müziğe adım atmalarını sağlayarak hayatlarına bir güzellik katmalarını sağlayan bu adamın yeri sırf bu yüzden cenneti hakediyordur.

    there is nothing i can do, as you leave me here to cry

  • *aklı başına oturmamış sığırın toplumdaki demografik yapıdan sosyolojik tespit yapma çalışmasını yüzüne gözüne bulaştırması sonucu mal durumuna düşmesine sebep olan başlık.

    *yazma ediminin sıçma edimiyle aynı şey olduğunu zanneden entelektüel dünyası sığ insan önermesi.

    *anasının babasının 3 kuruşluk ssk emekli maaşıyla kendisine 501 alma hayalleri kuran lumpen proleter kusmuğu

    edit:40 yaşındayım hem okurum hem yazarım

  • hasta-doktor ilişkisinin mahremiyetini çiğneyen, her hastaya roman ve dizi malzemesi diye bakan, hekimliğinin elinden alınması gereken utanmaz şey.

    p.s. hastalarının hikayelerini ifşa eden bu kadına hala muayeneye gidenlere inanamıyorum!

  • ruam atlarda kronik, katır ve eşekte akut seyreden bir hastalıktır. zoonozdur. solunum sistemi, iç organlar ve deride irinli nodül, ülser ve tek taraflı burun akıntısına sebep olur. irinli nodüller deride oluşur ve akıntı yaparlar. irinli nodül oluşumu ilerledikçe ülser meydana gelir.

    akut formun inkubasyon süresi yaklaşık 1 haftadır. kronik formun inkubasyon süresi ise çok daha uzundur.

    etkeni burkholderia mallei'dir. gram (-), aerobik, sarı renkte s tipi koloni oluşturan bir bakteridir. bu bakteri soğuk, nemli, karanlık ortamlarda birkaç ay canlı kalır.

    ahır dışında yaşayan at stres altında ve vücut direnci düşük olduğu için çok rahat hastalanır. yağışlı dönemlerde etkenin dayanıklılık özelliği arttığı için hastalık yine ortaya çıkar.

    infeksiyon kaynağı infekte atta oluşan deri ve burun akıntısıdır. bu akıntılar sulara, yemlere, meraya, tımar malzemelerine bulaşır.

    insana deri ve solunum, etçil hayvanlara sindirim, atlara ve eşeklere solunum, sindirim ve deri yoluyla bulaşır. solunum yoluyla bulaşma ahırda yaşayan hayvanlarda damlacık yoluyla öksürük sırasında bulaşır. deri yoluyla bulaşması için deride zedelenme olmalıdır. tımarda kullanılan alet derideki nodüllerden dolayı kontamine olmuşsa ve derisi tahribata uğramış hayvanda kullanılırsa bulaşma olur. insanda solunum yoluyla bulaşma hayvanlarla iç içe yaşamakla olur. etçil hayvanlarda sindirim yoluyla bulaşma ise arazide hasta bir hayvanın yenmiş olması veya kaçak kesilen etler bu etkene sahipse ve yenirse olur.

    burun ruamı: burun akıntısı, öksürük ve çene altı lenf yumrularında şişme ile dikkat çeker.
    akciğer ruamı: öksürük en önemli belirti. burun kanaması, kanlı burun akıntısı ve solunum güçlüğü görülür.
    deri ruamı: deride apseler ve nodüller görülür.

    ruam hastalığında laboratuar tanı önemlidir. hayvan deneyi, serolojik tanı ve allerjik tanı yapılır.
    hayvan deneyi: erkek kobaylara periton içi inokulasyon uygulanır. 2 hafta içinde orşit görülmesi beklenir. buna strauss reaksiyonu denir.
    serolojik tanı: komplement fiksasyon ve aglutinasyon testi yapılır. sonuç 1/500 - 1/1000 arası çıkarsa şüphelidir. >1/1000 ise pozitiftir.
    allerjik tanı: mallein testi yapılır. deri içine 0,2 ml mallein uygulanır. hassasiyet, kızarıklık, ödem ve deride kalınlaşma görülür. kalınlaşma en önemli belirtidir. derideki kalınlaşma 0-3 mm arasında ise negatif, 3-5 mm arasında ise şüpheli, 5 mm'den büyükse pozitiftir.

    ruam savaş yönetmeliğine göre ruam'ın sağaltımı yasaktır. bildirimi zorunlu ve tazminatlı bir hastalıktır. tazminat şöyle verilir:
    açık belirtilerde hayvanın o anki değerinin 2/4'ü oranında, mallein testi pozitif çıkmışsa hayvanın o anki değerinin 3/4'ü oranında tazminat verilir.

  • cevabi umrumda dahi olmayan sorudur.

    ben kadinim ve hemcinslerime birsey soylemek istiyorum: neden ama neden bir erkegin sizi sevmesini bu kadar umursayip kendiniz olmak yerine sirf o sizi sevsin diye olmadiginiz biri gibi hareket edesiniz ki? hayat bunun icin cok kisa degil mi?

    bir erkek sizi sevmezse eksik degilsiniz su hayatta, sunu bir anlayin. kendinizi sevmezseniz eksiksiniz.

    kendinizi sevin, kotu yanlarinizi elbette degistirmeye calisin ama yapmacik davranmayin. bu bir erkegi size asik etmez bence ama hayatta mutluluga sizi bir adim daha yaklastirmaz mi?