hesabın var mı? giriş yap

  • derinin epidermis tabakasının altında bulunan dermis tabakasındaki mürekkep yapısının lazerle kırılıp, daha küçük parçalara bölünmesiyle yapılan işlem.

    tanımı yaptığımıza göre daha detaylı anlatıma geçebiliriz:

    dövme yaptırdığınız zaman dövme makinesinde bulunan çoklu iğneler derinin dermis tabakasına mürekkep bırakır. mürekkep bırakıldığında o bölgede mürekkep dağılır ve çoklu olarak, küçüklü büyüklü mürekkep parçacıkları kalır. dövme yaparken kullanılan açık renk mürekkepler genelde ağır metaller içerir ve derinize işlendiği anda bağışıklık sisteminiz bu mürekkebin yabancı bir madde olduğunu anlar. akyuvarlar pigmenti ortadan kaldırmak için gelir ama akyuvarlar çok küçük hücreler olduğundan ve mürekkebin büyük kısımları akyuvarlara kıyasla epey büyük olduğundan bu ortadan kaldırma işlemi epey zorlaşır. yeni yapılmış bir dövmeye baktığınızda oldukça keskin ve canlı gözükür ama 20 senelik bir dövmeye baktığınızda, eğer dövmenin üzerinden geçilmemişse, solmuş olur. bunun sebebi akyuvarların yavaş yavaş mürekkebi yemesi ve lenf bezleriniz aracılığıyla karaciğerinize taşıyor olması(kısacası 20 yıllık bir dövmenin solmasının sebebi vücudun yavaş yavaş o dövmeyi sindiriyor olması). işte lazerle dövme sildirme işlemi de özünde bu prosesi hızlandırmaya yönelik bir işlem. lazerin yüksek ısısı sayesinde mürekkep parçacıkları küçültülüyor ve akyuvarlar tarafından daha kolayca yutulabiliyor. sonrasında karaciğerinize taşınan metal içerikli mürekkebi dışkı olarak atıyorsunuz. yani tam anlamıyla dövmenizi sıçıyorsunuz dostlar. dolayısıyla dövme kitsch'dir. (bkz: #24725721)

    ha bir de, kardeşim bu lazer falan bilim-kurgik* şeyler diye anlamıyoruz ama, nasıl parçalıyor lan mürekkebi diye merak ediyor olabilirsiniz. şöyle ki, mürekkebe normal ışık tuttuğunuzda ışık bir taraftan değiyor ve ısısı öbür tarafa doğru yayılıyor ve sıcaklığı artan mürekkep hacim kazanıyor. gel gelelim, lazer gibi acayip yüksek sıcaklığa ulaşabilen bir aletle, mürekkep partikülünün bir tarafından ısıtmaya başladığınızda, ısı daha öbür tarafa yayılmaya fırsat bulamadan, lazeri tuttuğunuz kısım hacim kazanıyor ve diğer kısım yetişemediği için parçacık ortadan ikiye ayrılıyor. sonra da yukarıdaki olay oluyor işte.

    not: gece yarısı girdiğim bu entriyi gündüz tekrar girdiledim. önceki girdide akyuvar yerine alyuvar yazmıştım, hegel kim lan nickli yazar sağolsun düzeltmişti. hatta makrofaj diye düzeltmemi söyledi ama yapmadım, suçluyum.

  • bir gezginin, 10. yüzyılda yaşamış dede ve ninelerimizin günümüz türk halkından daha çağdaş ve insancıl yaşadığını gösteren notlarıdır.

  • mesele de'lerin da'ların yanlış yazılması değil, bu yanlışın "ne var bunda cnm yha"cılar tarafından savunulması. bunu hala anlamadınız mı?

  • başlık: bim e girdim bir kaç abur cubur

    entry: aldım, fişe bir baktım banko iddaa kuponu gibi. en yükseği 1.95 çerezza, o da handikaplı galiba amk

  • sadece türkiye'de, türk doktorlar ve sağlık çalışanları tarafından kutlanan, türkiye'den başka yerde olmayan bayram...

    esasen, tıp bayramı milli bir bayramdır.

    14 mart tıbbiye-i şahane mektebi'nin kuruluş yıldönümüdür 14 mart. ama 14 mart'ın "tıp bayramı" olarak kutlanışının sebebi başkadır.
    https://i.ibb.co/jlcsfr4/t-bbiye.jpg

    1919'un mart ayında, istanbul'da, mekteb-i tıbbiye-i şahane, ingiliz birlikleri tarafından işgal edildiğinde, işgalcilere karşı ayaklanmak ve okulu kurtarmak için çareler arayan tıp öğrencileri; okulun kuruluş yıl dönümü olan 14 mart'ı topluca kutlamaya karar verirler.
    https://i.ibb.co/pfg53zs/t-p.jpg

    tıbbiye 3. sınıf talebesi olan hikmet bey (bkz: tıbbiyeli hikmet) önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük bir türk bayrağı asarlar, işgal kuvvetleri bu duruma müdahale etseler de durduramamışlar ve bu olayın yıl dönümü olan 14 mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına resmen çıkışının yıl dönümü olarak tarihteki yerini almıştır.
    https://i.ibb.co/skxjcd6/t-bbiye2.jpg

    cumhuriyetin kuruluşundan sonra 14 mart tarihi her yıl tıp bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır.
    hikmet bey, tıp öğrencilerinin temsilcisi olarak katıldığı sivas kongresi’ndeki konuşması ile tanınır.

    7 eylül 1919’da yapılan ikinci celsede verilen önergede hikmet beyin de imzası vardır.
    kongrenin 9 eylül 1919 gecesi, mandacılık tartışmasında bu konuyla ilgili olarak atatürk’e hitaben yaptığı konuşmada;
    “paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. farz-ı mahal (örnek olarak), manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, mustafa kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz” demiştir.
    https://i.ibb.co/6g3yjwx/sivas.jpg

    duyduğu coşku ve heyecanla söylenmiş bu sözler, kongre salonunda büyük etki yaratmıştır.

    bu konuşmayı mustafa kemal şu sözleriyle değerlendirmiştir:
    “arkadaşlar, gençliğe bakın; türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin!
    gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır,’" diyerek hikmet bey’e dönmüş ve "evlat; müsterih ol. gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal, ya ölüm!"

    mustafa kemal, sivas kongresi'nde hikmet beyi alnından öperek; daima ilerici ve devrimci fikirlere alemdarlık etmiş olan tıbbiye’nin mümessili olan genç" olarak tanıtması, türk hekimleri için bir övünç kaynağı kabul edilmektedir...

    not: tıbbiyeli hikmet'in sivas kongresinde manda ve himayeyi reddettiği tarihi konuşma, mustafa kemal'in bilgisi dahilinde yapılmıştır, zira kongrede manda talep eden pek çok temsilci bulunmaktaydı, mustafa kemal bunun önüne geçmek için tıbbiyeli hikmet'in bu konuşmasını karakol cemiyeti'ne organize ettirmiştir.

    bu coğrafya millet olarak bir bütün olduğumuz için "vatan" haline gelmiştir.
    vatan olmamız; askeri ile, komutanı ile, mebusu ile, kadını ile, yaşlısı ile, çocuğu, öğretmeni, doktoru, hemşiresi, köylüsü, kentlisi ile toplumun her kesiminin emeği ile gerçekleşmiştir. o günleri anmadan, o günleri anlamadan bugünlerin kıymetini bilemeyiz.

    ek; milli mücadele'nin tıbbiyeli kahramanları;
    https://i.ibb.co/p5qhpmz/1552565437800.jpg

    ek-2; tıbbiyeli hikmet'in doğum yeri olan savaştepe'deki anıtı balıkesir tabipler odası tarafından yaptırılmıştır.
    https://i.ibb.co/8jyvzjk/hikmet.jpg

    not: bugün tıp bayramı ve türk tebabeti kritik bir döneme denk geldi ne yazık ki, bu tıp bayramı vesilesi ile bugün corona virüsü ile yapılan mücadelede cansiperane çalışan doktorlarımızı ve tüm sağlık personelimizi yürekten kutlar, teşekkürü borç bilirim. iyi ki varsınız.
    bu verdiğiniz mücadele ve emek, türk milleti tarafından asla unutulmayacaktır.
    corona virüsü ile yapılan mücadele adeta bir milli mücadeledir.

    size güveniyor ve gurur duyuyoruz...

    tekrar bayramınız kutlu olsun.

    edit: gyvenimas2 nickli yazar arkadaşımızın yaptığı bilgilendirmeye göre dünyada 1 temmuz tıp günü olarak kutlanmaktaymış.
    ama sonuçta bayram olarak sadece ülkemizde kutlanıyor. tıpkı gençlik ve spor bayramı ve çocuk bayramı gibi. bu da güzel ülkemizin dünyanın geri kalanından farkı işte. çünkü biz atatürk gibi bir lidere sahibiz, onlar değil...

  • hasan'a "100 defa anlatıyoruz hala kural hatası yapıyosun" deyip oynadığı ilk oyunda kural hatasından elenen bozok online mı?