hesabın var mı? giriş yap

  • calisilan sirkette verilen 2 gunluk egitimde, egitmenin katilimcilarla tanismasi sirasinda;

    egitmen : evet mahmut bey, sizden baslayalim, bu egitimden ne bekliyorsunuz?
    mahmut : bir an once bitmesini.

    (bkz: true story)

  • lise. okulda üniforma rengi dışında (siyah ya da beyaz) başka renkli kazak, hırka, sweatshirt vs. giymek yasaktır. sınıfın tiki kızlarından biri o zamanlar moda olan yavruağzı gap sweat'iyle dersi takip etmektedir. tahtaya kilitlenmiş harıl harıl ders anlatan matematik hocası soruyu çözmeyi bitirip arkasına döndüğünde arkadaşı farkeder:

    -kızım o üstündekini çıghar bak.
    -hocam zil çalsın çıkarırım.
    -niye? müziksiz çıkaramıyon mu?

    sınıf iptal...

  • arda turan, rıdvan dilmen, hidayet türkoğlu ve sedat peker'in fakir olduğunu anladığımız harika bir genelleme. teşekkürler fasulye.

  • tespit gibi tespittir. var mı kardeşim yasalarda böyle bir zorunluluk? yok.. ee neden algı kasmaya çalışıyorsun?

    adam, üniversite yönetiminin kararı, herkes kamerayla girmek zorunda diyor. öğrenciler ise kopya çekemeyecekleri için ipe un sermeye çalışıyor.

    biri de çıkıp ukala ukala "girmeyelim o zaman hocam" deyince hoca da durur mu? yapıştırmış işte cevabı..

  • insan gözüyle görünmeyecek anların fotoğrafını çekmeyi başaran fotoğraf sanatçısı, elektirik mühendisi. mavi arka plan önünde 30 kalibrelik bir merminin elmanın ortasını delerek çıktığı anı fotoğraflayarak imkansızı başarmıştır. üstelik bunu 1964 yılında, o günkü teknolojisiyle başarmıştır. profesör olduğu massachusetts institute of technology (massachusetts teknoloji enstitüsü) bir sunum için çekmiştir bu fotoğrafı. sunumunun başlığı ise "how to make applesauce" yani "elma püresi nasıl yapılır". başka çalışmaları da olmasına rağmen bu fotoğraf ile anılmasının nedenini "hayal gücünüzü ele geçiriyor. görür görmez ne olduğunu anlıyorsunuz." olarak açıklamıştır.

    how to make applesauce?

    1964 yılında saniyede 853,44 metre/saniye hızla ilerleyen bir mermi çekirdeğini yakalayacak enstantane hızına sahip bir fotoğraf makinesi yoktu.

    edgerton, günümüzde kullanılan elektronik flaşların atası olan stroboskopik * flaşları kullanarak karanlık bir odada hareket halindeki bir mermiyi fotoğraflayabilmiştir. çektiği fotoğrafta, mikrosaniyenin 1/3'i kadar süren bir anı yakalamıştır.

    uzmanlar, flaşı üretmekten çok, deklanşöre basma zamanını tutturmanın zorluğunu vurgulamışlardır. insan refleksleri, bir merminin manuel yolla fotoğrafını çekmek için çok yavaş kalmaktadır. edgerton, bunu sağlamak için, sesli bir komutla deklanşöre basılmasını sağlamış ve tetikleyici komut sesi olarak, merminin sesini kullanmıştır. kadrajın dışına koyduğu mikrofon, silah ateşliğinde, merminin ortaya çıkardığı ses dalgasını yakalayarak, deklanşörü tetikleyecek bir mekanizmaya iletmiştir.

    edgerton, sonraki çalışmalarında muzların, balonların ve iskambil kağıtlarının içinden geçen mermi çekirdeklerini görüntülemiştir.

    kısa ve parlak bir flaş ortaya çıkartmak için metalik yakıtlar ve oksidan maddeleri birleştirerek piroteknik flaşları kullanılırken, edgerton, daha hızlı yanıp sönen ve kontrolü daha kolay bir flaş üretmiştir. massachusetts teknoloji enstitüsü'nde 1920'lerde yüksek voltaja maruz kaldığında elektriğin, iki elektrot arasında bir saniyeden daha kısa bir süreliğine sıçramasına neden olacak xenon gazıyla dolu bir flaş tüpü geliştirmiştir.

    edgerton, xenon yerine hava kullanan bir mikroflaş da geliştirmiştir. geliştirdiği rapatronic camera sayesinde ikinci dünya savaşı sırasında yapılan nükleer bomba testlerini fotoğraflamayı başarmıştır. rapatonic kamera 10 nanosaniye kadar kısa bir pozlama süresiyle hareketsiz bir görüntü kaydedebilen bir kameradır. süt damlasının tacı, süt damlası, mermi üç balonu delerken, mermi oyun kartını yırtarken, boby jones golf sopası ile, antik silah ateşlenirken, durma zamanı, servis gibi pek çok fotoğraf çalışması vardır.

    bugün edgerton'ın çektiği fotoğraflar washington'da bulunan smithsonian amerikan sanat müzesi'nde sergilenmektedir.fotoğrafları sanat müzesinde sergilense de, edgerton "beni sanatçı sanmayın. ben bir mühendisim. ben sadece hakikatlerin peşindeyim" demiştir.

    1992 yılında, edgerton'u onurlandırmak üzere, massachusetts teknoloji enstitüsü'nde, edgerton merkezi kurulmuştur. merkezin direktörü j. kim vandiver, edgerton'un çalışmalarını halen ders olarak verdiklerini ve öğrencilerin fotoğraflayacak tuhaf şeyler bularak, kendi mermi çekirdeği fotoğraflarını çekmelerini istediklerini, yeni neslin elmaları sıkıcı bulduğunu, ruj ve renkli tebeşirler gibi objelerin daha çok ilgi çektiğini beyan etmiştir.

    1988 yılında abd başkanı tarafından yeni ve önemli teknolojinin geliştirilmesine önemli katkılarda bulunan amerikalı mucitlere verilen onur ödülü olan abd ulusal teknoloji ve yenilik ödülünü,

    1981 yılında spie* altın madalya ödülünü almıştır. bu ödül spie'nin en yüksek onurudur ve fotonik ve optik mühendisliği ile ilgili enstrümantal bilimler alanındaki en yüksek ödüllerden biri olarak kabul edilir.

    1973 yılında mühendislik alanında abd ulusal bilim ödülünü,
    1941 yılında franklin enstitüsü tarafından verilen bilim ve mühendislik dalında verilen howard n. potts ödülünü almıştır.

    süt damlasının tacı;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-57001.l.jpg

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-36002.l.jpg

    süt damlası;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-35013.l.jpg

    mermi üç balonu delerken;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-59001.l.jpg

    mermi oyun kartını yırtarken;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-64003.l.jpg

    boby jones golf sopası ile;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-38024.l.jpg

    antik silah ateşlenirken;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-36004.l.jpg

    durma zamanı;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-52001.l.jpg

    servis;

    https://webmuseum.mit.edu/…iamed/hee-nc-49012.l.jpg

    kaynak : https://www.cnn.com/…n-bullet-apple-snap/index.html

  • şehirler arası otobüste telefon konuşmasından anlaşıldığı kadarıyla adam kayın validesini kaybetmiştir. sağı solu arar kefendi cenaze işlemleriydi selaydı falan hazırlıklar yapılır. sonra telefon çalar.

    x: efendim bacanak
    y: ...
    x: evet
    y: ....
    x: nasıl ölmemiş
    y: ......
    x: geri mi canlanmış
    y: ....
    x: ee napacaz ya selayı falan verdirdik kayıncı da kefen almaya gitti.
    y: ....
    x: geri ölme ihtimali var mı
    y: ....
    x: iyi napalım yarına kadar ölmezse durumu millete açıklarız artık. doktor hatası diye.