hesabın var mı? giriş yap

  • tahammülsüzlükle alakası olmayan tweet. videodaki çocukların hiçbir aklı selim eğitimle uzaktan yakından alakası yok. çocukların hepsi öyle olmayacak belki ama içlerinde illa karakteri zayıf olanlar çekilen her yöne gidecektir.

  • bildiğiniz gibi bir haftadır ferit şahenk'e ve sahibi olduğu şirketlere karşı yürütülen bir boykot var. garanti bankası'nı boykot etmek isteyenler kredi kartlarını, mevduat hesaplarını iptal ediyor. nusr-et'i protesto etmek isteyenler ise lokantanın karşısında mangal yapıp insanlara ücretsiz et dağıtıyor.
    benim çözümüm boykottan öte lokantayı direk batırmaya, iflasa sürüklemeye yönelik olacak. planımı açıklıyorum.

    öncelikle ferit şahenk'in sesini taklit edebilecek bir arkadaşa lokantayı aratıp "bülent hanım'dan kesinlikle hesap almayın arkadaşlar" dedirteceğiz.
    ardından bülent ersoy'u arayıp nusr-et'e yemeğe davet edeceğiz. ilk iki ziyaretten ağır hasarla çıkacak lokanta, bülent hanım'ın üçüncü ziyaretine dayanamayacak ve kesinlikle iflas edecektir.

    lütfen paylaşalım.

  • canli maymun beyni restorantlarda soyle yenilir:
    once belirteyim; bu is icin yavru maymunlar kullanilir. maymun yuruyen servantin altindaki bir kafeste kapalidir fakat servant giyotinlerin altindaki kafa skistirma mekanizmasi gibi ikiye ayrilir ve ortasindaki bir delige boynu sikistirilir.sadece kafasi disarda kalir. kafasi sikismis halde servise sunuldugu icin cilgina donmus olan maymunlar minik kafeste hep ayni hareketi yaparlar: panik halinde fir fir donerler. o yuzden donerek gelen bir maymun kafasiyla karsilasirsiniz. garson masadaki en genc bayana metalden bir cekic verir ve kafasini kirmasini soyler. zengin genc bayan once igrenir, sonra cekici alir ve hayvanin kafasina korkarak vurur. korkarak vurdugu icin hayvan olmez, ciyak ciyak bagirarak resmen insan gibi aglamaya baslar. kucuk hanim "iyyyk!" yapar ve cekici birakir. yavru maymunun kafasindan kan sizmaya baslamistir. duydugu korku inanilmazdir. bu sirada masadaki kalin enseli adamlar kizin haline guluyorlardir. kiz da guluyordur zaten. kalin enselilerden biri cekici alir ve maymunun kafasina iki kere hizlica vurur. hayvan kendini parcalarcasina cirpinir ve ölür. eglence sona ermistir. garson cekici alir ve tornavidaya benzer, fransiz servisinde bulunmayan bir aletle hayvanin kafasini acar. yumurta kadar bir beyin cikar yavru hayvandan. her tabaga minik birer lokma servis edilir. kucuk hanim igrenerek agzina atar. kalin enseli adamlar da kizarmis tost ekmegi ve biriki halka sogan ile hala canli olan beyni mideye indirirler. evet bunun olusunu bogazim dugumlenerek izledim. hatirladikca insanligimdan utanirim. o masada olsaydim o cekicle hepsini cerkez tavugu gibi yapardim.

  • bu adam kimdir biliyor musunuz ?

    -- yeşil yanar yanmaz kornayı çalandır,

    -- gazetecileri evinden aldırmakla tehdit edendir,

    -- kırmızı ışıkta karşı şeride geçip en öne gelen kendini akıllı sanandır,

    -- düğünlerde, asker kutlamalarında havaya kurşun sıkandır,

    -- eşinin doğumu için hastane kapatandır,

    -- insanın suratına dik dik bakıp "ne bakıyon lan yarraam" diyendir bu adam.

    magandalığın tanımını yap deseler, "git fenerbahçe kalesine bak, orada esmer, kıllı, çam yarması gibi bir adam var, onu izle" derim. bunun gibi insanların (sadece volkan demiyorum, emre, melo gibi adamların) değil futbolda, dünyada yeri olmaması gerekirken bilginin, mütevazılığın, eğitimin değil paranın, makamın saygı gördüğü toplumda kendisinin bu kadar yükselmesi normaldir. yıllarca yabancı kuralının ekmeğini yiyen türk futbolcular, ne kendilerini ne takımlarını üst seviyeye çıkarmak adına bir şey yapmıyorlar. takıma çalıştıran insan geldi mi, nasıl yapsak da postalasak şunu diye düşünen tipler. bu kararlar yüzünden ortam emre, volkan gibi psikolojisi bozuk tiplere kaldı.

    adettendir : böyle adamların futboldan men edilmesini düşünen fenerbahçeliyim.

  • istanbulun bir yakasından bir yakasına geçilmesi son derece önem teşkil eden bir durum vardır. karşıya iskele son vapuruyla gidilicek ve karşıdaki tren'e binilip memlekete gidilicektir. kazara kacırırsak vapur'u aynı zamanda treni, istanbul bankları beni beklemektedir uyumak için. koşu başlamıştır, son 400 e girilince hız artmıştır.. uzaktan vapur görülmüştür, hafif ayrıktır. yeni kalkmıştır denilip hız yükseltilir, iskeleden içeri girilir, bileti mileti sittir edip turnikenin üzerinden atlanılır herkesin şaşkın bakışlarının altında. kapı acılır koşulur koşulurrrr ve karsıda yarım metre ayrılmış yeni kalkmış vapura carl lewis misali uzun atlama yapılır ve haliyle yere yapışılır yüzünde mutlu ve son dakika golu atıp sakatlanan gururlu futbolcu gülümsemesi vardır. lakin herkes size gülmektedir, onlara derdinizi anlatırsınız ama gülme daha da artar ve beni yıkan, şebek yapan o cümle gelir

    yolcunun biri : biz daha henüz iskeleye yeni yaklaşıyorduk.!!

  • benim gibi bir yetenek düşmanına bile resim çizdirmeyi başarabilmiş yöntemdir. kulağına yeteneğini fısıldar ve içindeki kızıl canavarı uyandırır.

    'resim yapmayı öğrenin' diye başlar,
    'yapamaz mısınız?
    yapabilirsiniz! üstelik şimdi resim yapmak üzeresiniz. ' diye devam eder ve 'tab'ooolum bakma sen o kadar sığır bi adam da değilsin esasında lan' mesajını işler. sen 'valla mı nasıl lan harbi mi' iç sesiyle okumaya devam edersin.
    conni gordon'un ressam olabileceğinizi anında kanıtlama yönteminin kullanılması başlangıç için uygun bir yoldur. (iddialı)

    aşağıdaki conni gordon egzersizini uygulayın. göreceksiniz ki sadece dağların biçimini değiştirerek, ufkun yüksekliğini değiştirerek, ağacın dallarının ve yapraklarının sayısını, biçimini değiştirerek veya resimdeki başka öğeleri değiştirerek, başka başka birçok görünüm elde edilebilir.

    başlamadan önce, birkaç dakikanızı vererek, gökyüzü, tepeler, bir ağaç ve bir de gölden oluşan basit bir manzara çizin.
    aynı manzarayı çizmek için kullanacağınız conni gordon yöntemi şu basamaklardan oluşur:

    birinci basamak - anahatlar:

    https://i.hizliresim.com/oydkxq.jpg
    (şu resmi bir köşeye açın ve yönergeleri uygulayın)

    büyükçe bir dikdörtgen kutu çizin; merkezine bir nokta koyun. nokta ile kutunun alt kenarı arasındaki uzaklığın yarısından yatay bir çizgi çekin. sonra, bu çizgi ile merkezdeki nokta arasına inişli çıkışlı bir çizgi çekerek değişik yüksekliklerde bir tepeler dizisi yerleştirin.

    ikinci basamak - destek:

    https://i.hizliresim.com/qp2jmk.jpg

    çizginin üstünde kalan beyaz alan gökyüzü alanı olarak destek sağlayabilir. tepe yamaçlarını kalemi çok bastırmadan çizgilerle doldurarak gölgelendirin ve kalemi daha çok bastırarak su yüzeyini gösteren çizgiler oluşturun; ama göl alanının tümünü bu çizgilerle doldurmayın.

    üçüncü basamak - biçim

    https://i.hizliresim.com/6ynq3v.jpg

    göl kıyısı boyunca uzanan tepelerin eteklerine değişik boylarda gelişigüzel sazlıklar çiziktirin. kutunun tepesinden alt kenarına kadar uzanan 's' biçiminde bir ağaç gövdesi çizip içini doldurun. gövdeye daha kısa, 'y' biçiminde dallar ekleyin.

    dördüncü basamak - ayrıntılar:

    https://i.hizliresim.com/rodxm7.jpg

    ağacın ana dalları arasına kabaca çizilmiş, yaprak biçimlerinden oluşan başka başka büyüklükte, koyu, kıvrık yaprak kümeleri yerleştirin ve bunları yeni dallar çizerek ana dallara bağlayın. yeri, eğimli çayır ve yaban otu alanlarıyla kaplayın.
    nasıl, kolay değil miymiş!

    kaynak: tony buzan - aklın gücü(head first)

    not: valla oluyor. kendi çalışmalarımı bilahare aktaracağım.

    edit: aktaramadım.

    (bkz: https://youtu.be/qmklnnfy_x0)

  • bi de böyle bir klişe var.
    en son dün gece alper kırşan, avanak kuzenler için söyledi bunu.
    '' biz çekerken çok eğlendik, izleyicilerin de eğleniceğini düşünüyoruz''

    yani her yeni filmde çekenler çok eğleniyor anasını satim. o değil, çekenler eğlendiği için, izleyicinin de eğlenmesi şart oluyor.

    arkadaşım 31 çekerken de eğleniyorsun oysa. senin 31'inin beni eğlendirmesi mi lazım şimdi.

    ayrıca başlık karakter sınırından böyle. ayrıca böyle daha fesat olduğundan hoşuma gitti.
    yazarken çok eğlendim, şukela verin o zaman, ne duruyosuuz.

  • evli insanlara sorarsanız hiç biri "ilk 5 sene evleneceğimiz hiç aklıma gelmezdi" demez. "daha ikinci hafta evleneceğimizi anlamıştım" der.
    yani o biten 6 senelik ilişki 5 yıl 11 ay önce çoktan bitmişti ama gençler farkında değillerdi. böyle şeyler deneyimle öğreniliyor çünkü kendimizi herkesten farklı sanıyoruz. farklı deneyimlerimiz olacak sanıyoruz.

    ayrıca başarısızlık değildir bir ilişkinin bitmesi. güzel günler yanına kar kalır.

  • iyi günler diyerek sınıftan çıkan bir centilmenin kavgasıdır.

    en kötü kavganız bu olsun gençler.