hesabın var mı? giriş yap

  • düşünün ki, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimisiniz. otuz yıldır inşa ettiğiniz ‘kusursuz’ bir aile hayatınız var. eşiniz ve iki çocuğunuzla sevgi dolu, örnek bir ailesiniz.

    bir gün tesadüfen çektiğiniz bir ilmek çorap söküğü gibi ilerliyor ve eşinizin 5 yıldır başka bir kadınla evli olduğunu, hatta ondan çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. bu da yetmezmiş gibi kızınızın yurtdışında tıp okuduğun zannediyorsunuz ve aslında o hayalleri uğruna bambaşka bir yerde… oğlunuzun ise iyi bir şirkette kariyer zannetseniz de o birtakım pis işlere bulaşıp büyük bir meblağ parayı kripto parada batırıyor. siz ise olayların daha sadece bir kısmını öğrendiniz.

    ne yapardınız?

    aldatılan, kandırılan, yalanın küçüğü büyüğü olmaz diyen, tüm bunlarla mücadele etmek için türlü türlü uğraşlar veren kaç kişiyiz?

    hepimizin hayatından gerçek kesitler bulacağı “aldatmak” bu akşam ve her perşembe 20.00’de atv’de.

  • çevresi tarafından "çok tuhafsın" denilerek dışlanan insandır. bir keresinde rüyada olduğumu anlayınca, kendimi 5. kattan atıp atıp tekrar uçarak yukarı çıkıyordum. "ehe ehe çok zevkli lan" deyip baya bir coşmuştum.

    bir de rüyada silahla tehdit edilme sahnem vardı. tam trol işiydi. adam silahı doğrultunca "uyanıcam olum birazdan" gibi bir tepki vermiştim. adamın boş bakışları hala aklımda.

    benim gibisine de yaramıyor böyle şeyler.

    (bkz: kendi rüyasını trolleyen insan)

  • son girişimde cevaplarda kaydırma yaptığım için ismail ağa cemaatine düştüğüm sınav.

  • o değil de, bu underground rap'teki "mücadeleye devam" kafasındaki mücadele nedir? mesela killa hakan ne için mücadele vermektedir? çeşitli hakların kazanılması mı? daha iyi yaşam koşulları mı? birileri bunu ezmek istiyor da o mu izin vermiyor? asgari ücretle yaşam mücadelesini mi kastediyor? o da anlaşılmıyor. neyin mücadelesini verdikleri, neye sinirli oldukları anlaşılmayan bir underground çöpü daha. neye delirdiniz belli değil. demet akalın daha anlaşılır. en azından ibrahim kutluay mevzusuna çok bozulmuştu, belliydi kime laf soktuğu. bunların neyi patiledikleri de anlaşılmıyor.

  • otomobil lastikleri daha doğrusu kara yolu taşıtları için lastikler, sizin hayata tutunmanızı sağlayan temel öğelerin başında gelir.
    ortalama ağırlığı 1200 kg olan, büyük çoğunluğu metal, diğer kalan kısmı ise plastik, fiber vs gibi diğer malzemelerden oluşan orta halli bir otomobilde bu muazzam kütlenin yer küre ile bağlantısını ve kontrolünü sağlayan en önemli eleman lastiklerdir. her ne kadar diskler, fren, balata, hidrolik gibi diğer öğelerin varlığını inkar etmesek de şu noktada kütleyi taşıyan ana etmenden söz edeceğim.
    lastikler genel olarak yazlık ve kışlık lastik olarak iki ana kategoriye ayrılırlar. her ne kadar 4 mevsimlik lastik, her mevsimin lastiği, karda da gider çölde de mantalitesinde lastikler piyasada bulunsa da itibar etmemeniz ısrarla önerilir.
    öncelikle lastik tercihinde bulunurken piyasadaki lastik markalarının üretildiği ülkelerin genel iklim şartları ile ülkemiz iklim şartlarını kıyaslayınız. çünkü herkes doğal olarak kendine göre üretir, sonra dünyaya ihraç eder. mantık basit.
    her lastik markasının kendine özgü belli başlı karakteristik özellikleri bulunmaktadır. michelin lastikler yumuşaklığı ile bridgestone lastikler dişlerinin aşınmaması özellikleri ile dikkat çekerler.
    aracınıza lastik alırken en çok dikkat etmeniz gereken nokta; ihtiyaçlarınıza hitap etmesi durumudur. sürekli belirli bir güzergahta tin tin gidip gelen bir durumdaysanız çok aşırı kaliteli bir lastik almak mantıklı bir tercih değildir. öte yandan işiniz gereği şehir içi şehir dışı sürekli gezmek durumunda kalıyorsanız kaliteden vazgeçmemeniz gerekir. lastik bayisine gittiğinizde mümkün mertebe üretim tarihi en yeni olan yani en taze lastiği isteyiniz. bu elzemdir. ilgili lastikçi her ne kadar 5 ile 10 arası bir rakam geveleyip raf ömrü zırvalıkları sıralarsa sıralasın asla bu kuraldan ödün vermiyoruz. taze lastik uzun ömür demektir. ikinci aşamada ise aracınızın üreticisinin önerisi olan ebatlarda lastik almayı muhakkak tercih ediniz. minik bir ebat farkı bile size sürüş kalitesinde ciddi değişiklikler olarak geri dönebilmektedir. lastiği satın aldınız ve aracınıza taktırıyorsunuz. bu noktada çelik sibop taktırmak uzunca bir süre lastik havalarında sibop kaynaklı sorunlardan kurtulmanız anlamına gelir. belki ilk maliyet sizi korkutabilir ama kesinlikle uzun vadede değecek bir tercihtir. aracınızın lastiklerini mümkünse son teknoloji bir rot balans cihazı olan bir yerde taktırın. çünkü tüm ayarları mükemmel yapılmış bir araçta lastiklerin aşınması da aynı şekilde düzgün olacaktır. lastiklerinizin; tercihen haftada bir kere, mümkün mertebe soğukken yani çok yol yapmamışken havalarını ölçün. yol performansı, lastik aşınması, güvenlik gibi pek çok konuda önem taşır. doğru lastik basıncı aracınızın yakıt depo kapağında ve kullanım kılavuzunda yer alır. ülkemiz lastikçilerinde hava ölçtürmekten ziyade pakkens marka lastik hava ölçüm aparatı alarak bu işi benzinliklerde bizzat kendiniz takip etmeniz önerilir. doğru hava düzgün yol tutuşu demektir. bir de lastiklerinize hava yerine nitrojen bastırmak çoğunlukla uzun yol yapan araçlar için önem arz eder. geldik en önemli konuya. lastik ömrü nedir? lastik ömrü kimilerine göre 40000 km veya 5 yıl, kimilerine göre diş derinliği bitene kadar, kimilerine göre 50000-60000km olarak belirlenebilir. ancak burda en önemli etmen siz, aracınız, yaptığınız total yol ve lastiğin alındığı tarihtir. alındığı tarihten itibaren kontak kapatmadan gezen bir otomobil için 4 yıl lastik ömrü komik olacaktır. bunu belirleyecek olan yukarıda yazılan faktörlerdir. 4 yıl ve 40000-50000 km baremini dolduran otomobiller için en önemli faktörlerden birisi diş derinliğidir. diş derinliği yasal sınırın altına düşmüşse muhakkak değiştirmelisiniz. diş derinliği güzelse bu lastikleri mümkünse trafiğe kapalı bir alanda ani fren yaparak test etmeniz önerilir. ani frende her zamanki alıştığınız yola yapışma efektini hissetmeniz mühimdir. bunda bir zayıflama görüyorsanız lastik değişim zamanı gelmiştir. benzer şekilde gün ışığında lastiklerinizi çok yakından inceleyerek yüzeyinde ve yanaklarında mikrokılcal çatlaklar görmeniz gerekir. bu mikro çatlaklar artık lastik hamurunun bayatlamaya başladığını ve eski performansını veremeyeceğine dalalet eder. öte yandan diş derinliği çok iyi, mikro çatlakları olan, üretim tarihinden itibaren 5 yıl geçmiş bir lastik takımı; uygun şartlarda kullanım ömrünü doldurmasına rağmen ülkemiz şartlarında kullanılabilirlik kriterleri hala uygun lastik olabilmektedir. lastik bayatlamasında gördüğüm bir önemli husus ise taze lastiklerin simsiyah olan renginin bayatlama esnasında gitgide boz-gri bir renk almasıdır. bu da sizler için bir nevi indikatör olabilir. bayat lastiklerde rastlanan en önemli sorun özellikle yağışlı ve ıslak zeminlerde kauçuk hammadde bayatlaması nedeniyle kızaklama durumudur. işten eve gelgit yapan bir kişi iseniz ve maddi durumunuz elveriyorsa, lastik değişim aralığı(diş derinliği yasal sınırın üstünde olmak kaydıyla) 5 yıl-50000/60000 km olarak tarafımca tecrübe edilmiştir. bu rakamların üzerine çıkacağınız her değer lastiğin dolayısıyla otomobil ve sizin yola, hayata tutunmanızı engeller. maddi durumlar nedeniyle çıkma lastik alan arkadaşları ise anlamakta hala zorlanırım. dört teker dönsün yeter modunda gitmek ölüme gitmektir. son bir hatırlatma olarak lastik tamir spreyi alın ve sürekli aracınızda bulundurun. kullanmak zorunda kaldığınızda ne büyük kolaylık olduğunu daha iyi anlayacaksınız. ilerleyen zamanlarda diğer lastik tecrübelerimi aktarmaya devam edeceğim. kazasız sürüşler dileğiyle.

  • açılın, branşı italyan mutfağı olan eğitimli, 15 yıllık şef geldi makarna konusunda kendi püf noktalarını söylemeye.

    1- makarna sosunda kullanılan yağ, mutlak suretle zeytinyağı olmalıdır.
    2- kişisel önerim, kuru chilli biber, sarımsak ve maydonoz üçlemesini zeytinyağına ilave ederek harika bir natürel makarna elde edebilirsiniz.
    3- makarna yapacaksanız, çeşitlensin de istiyorsanız aynı zamanda; ana soslar ve türeyenleri konusunda mutlaka bilgi sahibi olun.
    4- makarnada sosun rengine takılmayın,damak tadınıza hangi şarap uygunsa sosu hazırlarken makarnaya çektirmeniz lezzet patlaması yaratacaktır. aynı şarabı, makarnayı yerken de tüketebilirsiniz.
    5- makarna mutlaka al'dente (italyanca dişe dokunur sertlikte) haşlanmalı. lakin haşlarken al'dente'den bir tık geride yani daha sert almanızı tavsiye ederim, siz kalan işlemleri ayarlayana dek kendi iç sıcaklığı ile pişmeye devam edecektir çünkü.
    6- haşlama suyunu kesinlikle dökmeyin, sosunu hazırlarken kullanın. makarnanın tüm lezzeti o suyun içindedir.
    7-haşlarken kesinlikle yağ eklemeyin, suya tuz eklemeniz lezzeti artırır lakin yağ sakın ha. kaynamaya başlayan suya tuz ekleyin, hazır kaynamaya koyulan suya tuz eklemeniz suyun kaynama süresini uzatacaktır. iyi karıştırmayı tercih edin yapışmasın diye. yağ eklenen makarna sosunu üzerinde tutmaz ve sosun içerdiği yağı da kusmasına sebebiyet verir.
    8- makarna kesinlikle yıkanmaz, yine aynı sebep tadı inanılmaz zayıflar ve sos tutmamasına sebep olur. bırakın sudan çıktıktan sonra üzerindeki nişastamsı dokusu kalsın.
    9- sebzeli makarna sevenler kök sebzeleri kullanarak orta sertlikte soya sosu ile sebzelerin aromasını bir tık öne çıkarabilirler.
    10- etli makarna sevenler etleri makarnadan bir gün önce makarnaya uygun boyutta doğrayıp, veya bütün pişecekse de marinasyona alarak etin makarna içindeki tadını öne çıkarabilirler.
    11- makarnasında parmesan sevenler size bir kötü haberim var. türkiye'de ithal olarak getiren büyük firmalar dışında kolay kolay "gerçek" parmesan bulamazsınız. yediklerinizin %95'i parmesanın italyan kültüründeki kardeşi olan ve bazı farklılıkları bulunan (bkz: grana padano) peynirdir. ortalama 3 yıl olgunlaşma sürecinden geçerek dağıtıma çıkar. kişisel tavsiyem, latteria grana padano kullanmanız olacaktır. hem fiyat performans ürünü, hem de gerçek bizon sütünden yapılan parmesana yakın damakta bir tat bırakıyor. makarnanın sosunu bağlamakta ve topping dekoru olarak kullanmakta muazzam oluyor.
    12- ev tipi anam babam usulü denilen makarna sevenler, mutlaka salçanın içine kavururken bir miktar toz şeker ilave edin. şeker diğer tüm tatların patlamasını sağlar.
    13- tuz karabiber çok kullanmamaya dikkat edin soslarda. sosları ana malzemelerinin tatlarına güvenerek yapın. makarnayı yerken, öğütülmüş veya değirmende anlık çekeceğiniz deniz tuzu ve tane karabiber kullanın. sosun içine koyulan tuz ve karabiber ile yerken eklediğiniz tuz ve karabiber bambaşka oluyor farkı gerçekten hissediyorsunuz.
    14- deniz mahsulü içeren makarna sevenleri unuttum. kişisel deniz mahsulleri makarna miksim kum midyesi, karides, kalamar, ahtapot, iç midye ve levrekten oluşuyor. bunlara ahtapot mürekkebi ve kremadan oluşan bir sos yapıp, renklendirmek için kırmızı sebzeler ve yeşil tonlar için de taze otlar kullanarak olayı kendi açımdan arşa çıkarıyorum.

    ayrıca son olarak, yıllardır makarna yaparım soslarda kullandığım villa doluca beyaz şarap ucuz ve makarnaya o kadar yakışan bir şarap ki (sos yapmak için) bunu da özel tavsiye olarak eklemeden bitirmek istemedim.

    tüm makarna severleri gözlerinden öperim. diğer püf ve sorularınız için yeşilim açık arkadaşlar. afiyetler olsun.

    edit: imla hatası.

    edit2: yüzlerce mesaj aldım, hepinize güzel cümleleriniz için teşekkür ederim. farklı tatları makarnada kombinlemeyi çok sevdiğimden genelde alışılagelmişin dışında, mutfak kültüründe sign plate dediğimiz kişiye özel tariflerim var. hayatı makarna/peynir/şarap tüketerek bir de kaliteli müzik dinleyerek yaşayan tüm güzel insanlara bilgi, birikimim ve tariflerim açıktır.

  • iki adet psikopat gördüğüm olaydır.biri olayın başkahramanı azman kedimiz diğeri de köpeğin sahibidir.adamın acilen köpeği bırakıp kediyi sahiplenmesi gerekmektedir zira töreler bunu uygun görmüştür.

  • (bkz: bubi tuzagi)

    sozlukteki erkekleri fislemek icin ortaya atilmis zarf. basliga yazan tum nickleri ayiklayip geriye kalanlara kiz muamelesi yapacaklar. eski bir cevik kuvvet stratejisi.

  • öyle bir algı yaratılıyor ki bunlara göre kendisine milli takım teklif edilince kendisi "yok sağolun, milli takım şereftir ama galatasaray'ı yarı yolda bırakamam, hem şike aklayıcısı bir adamın olduğu yerde de rahatça çalışamam. zaten onlarca kameranın önünde söz verdim o adamla ilgili söyleyeceklerim var diye. onları söylemeden onunla çalışırsam insanlar bana ne der? peki çok sıkışıldıysa milli göreve el uzatmamak olmaz, camiamız izin verirse bu 4 maç için geleyim ama siz de planınızı sonraki dönem için bensiz yapın." gibi bir cevap verdi ama ünal aysal zorla milli takıma iteledi.

    konu terim olunca üç maymun'dan ikisini oynamaktan vazgeçmeyenler için tekrar yazalım şuraya. gözlerinizi, kulaklarınızı kapayın. görmeyin, duymayın ama konuşmaya devam edin siz yine.

    --- spoiler ---

    "fatih hoca bizde kalmak istediğini ama 4 maçlık bizden izin istedi. biz de tff'ye sadece 4 maçlık, hiçbir bedel istemeden çalışabileceklerini söyledik. sayın demirören bana, "ama biz böyle konuşmamıştık. ben bir daha düşüneyim" dedi. ben de konuyu kapatıp tatile çıktım. gider gitmez televizyonu açtım. karşımda imza törenini, önlerinde kontratlar, takım elbiseler... bu manzarayla karşılaştım. bu olayları en son duymak beni üzdü galatasaray başkanı olarak. lütfi arıboğan bir gün evel florya'ya gitti. fatih hocaya gelin konuşalım dedik. o an müsait olmadığını ama asistanıyla konuşabileceğimizi söyledi. ben de yönetim kuruluna bunu aynen ilettim. çıkan karar malumunuzdur."

    --- spoiler ---

    ama siz hala terim'e tapın . "o galatasaray'ı herşeyden çok sever" yalanına öyle bir sarılmışsınız ki, bunları görmezden gelmeye, yine "yuvasına dönecek imparator" diye goygoy yapmaya devam edeceksiniz. he yuvası görüyor burayı he. hazır başkan o dillere destan egosunu da "eleman" diyerek zedelemişken, bir adet hırsız ve bir adet tüpçünün ricası için camiasını satmıştır. açın şu gözlerinizi artık ta iyi okuyun olanları.

    ama kime anlatıyorsun ki. bir tayyipçiler, iki azizciler, üç te bu terimciler amk.

  • benim bildiğim mourinho denilen adam da futbol oynamadı ama dünya futbolunda çok adı geçer, ama hasan şaş san siro'da gol atmış ve dünya kupasında brezilya'ya da gol atmış. demek ki hasan şaş mourinho denilen adamdan 100 kere daha fazla futboldan anlıyor. hay allahım ya, tartışmayı okumadan konuya daldım ama insanlar her futbol oynayana böyle davranacaksa işimiz yaş, şaş değil.

    edit: mourinho'nun futbol kariyeri için wikipedia linki yollayan arkadaşlara teşekkür ediyorum. bir çok amatör oyuncunun futbol kariyeri daha doludur ve adamla yıllardır bu kadar başarısına rağmen nou camp'da "hoşgeldin tercüman" diye taşak geçerler. ama hala san siro'da golü olduğunu sanmıyorum ve brezilya milli takımına da gol atmamıştır. yani birçok arkadaşın hasan şaş'ı savunduğu argümanlara göre hasan şaş konuşurken mourinho susmalıdır. hay allahım ya bu kadar basit bir şey için bile edit girdirdiniz adama.