hesabın var mı? giriş yap

  • 2016 avrupa şampiyonasına katılma primi oyuncu başına 150.000 euro , 500.000 euro yapılmasına rağmen bunu beğenmeyen, 650.000 euroya fit olan vatansever tok gözlü türkiye a milli takımının futbolcuları. kupayı kazanan portekiz oyuncularının 275.000 euro prim aldıkları düşünüldüğünde fedakarlıkları göz yaşartmaktadır.

  • bir deney yapılmış: aynı yaşlarda, aynı kiloda aynı şartlarda iki kuzu kafese konmuş. yan kafese ise bir kurt. kurdu kuzulardan yalnızca biri görebilmekteymiş. aylar sonra kurdu gören kuzunun zayıfladığı gözlenmiş. kurt kuzuya bir şey yapmıyor olmasına rağmen kuzu yaşadığı korku ve beslenme yetersizliği nedeni ile ölmüş. kurdu görmeyen diğer kuzu ise sağlıkla yaşamaya devam etmiş. bu deneyi yapan ibn-i sina’nın amacı zihinsel durumumuzun, duygular ve tutumlar üzerinde etkilerini araştırmakmış. aslında güvende olmasına rağmen kuzuyu öldüren korkuyu büyütmesi imiş. belli ki varsayımlar ve olma ihtimali ile büyüttüğümüz korkularımız ölümcül olabiliyor.

  • patates kafalı, şafak sezer suratlı embesil piçine toplum içinde nasıl davranılacağını öğretemeyen alt tabaka hıyarların, konu her gündeme geldiğinde "çocuğunuz olunca anlarsınız" diye çemkirdiği durum.

    hayır efendim, sizin aynı kalitesiz gen havuzunu paylaştığınız varoş/sonradan görme çevrenizde herkesin çocuğu öyle diye bu soytarılığın normal karşılanmasını beklemeyin. düzgün insanların çocukları sizinkiler gibi olmaz, haliyle çocukları da olsa sizin gibileri anlamayacaklar.

  • şimdi coder'a anlatır gibi anlatmak gerekirse; korsan yazılım dediğiniz mevzu, bizzat büyük yazılımcılar tarafından desteklenmese de, maksimum şiddetle savaşılmayan bir mevzudur. olmak zorundadır da. çünkü bir yazılımın piyasaya hakimiyeti, onun korsan yaygınlığı oranında mümkündür.

    yarın microsoft, çıkıp korsan office kullanımını, bütün dünyada oldukça komik yüzdelere düşürebilir mi? elbette. çok da zor değil. ama bunu neden yapsın? korsanı bitirseler ve dünyanın sadece yarısı lisanslı office kullanır hale gelse, ertesi yıl dünyanın bu yarısı da office kullanmayı bırakır. çünkü yazılım dediğiniz şey, sadece sizi ilgilendiren bir konu değil. dosya paylaştığınızda, karşınızdaki insanda/kurumda bu dosyanın desteklenmeyeceğini bırak bilmeyi, şüpheye düştüğünüzde, o yazılımı kullanmazsınız.

    aynı şey adobe için de geçerli, diğerleri için de.

    o yüzden kasmayın fazla kendinizi, korsan yazılım, bizzat büyük yazılım firmaları tarafından alenen olmasa da, göz yumulan bir konudur. yazılım firmalarının buna samimi olarak bir itirazı yoktur. ticari akıl bunu gerektirir.

    dolayısıyla korsan yazılım, yazılım firmalarının çok daha büyük paralar kazanmasına sebep olan bir yan üründür.

  • zamanında formspring diye bir uygulama vardı. muhatabına soru sorup cevap almak içindi. o zamanlar kendisine yöneltilen bir soruya cevabını notlarımın arasına almışım. notlarımı düzenlerken denk geldim. bu ülkeye dair karşılaştığım en güzel tanımlamalardan biridir. tarih 16.08.2012

    "benden daha cok calisan bir avrupali nasil oluyor da benden daha mutlu oluyor
    bunu anlayamiyorum. son blog yazinizdan sonra kara kara dusunuyorum disarida
    yemek keyifimiz bile yok adam gibi yemekler pahali, birde hayati yasayamiyoruz
    neden sizce?"

    "çünkü bizim gibi kültürler genellikle iyi hayat yaşamak istemiyoruz. bunun yerine etrafımızdakilerin hayatlarına bakıp hayıflanıyor ya da böbürleniyoruz.

    güzel hayat yaşayanları içten içe ayıplıyor, bununla mutluluk duyanları gösteriş yapmakla suçluyoruz. hep beraber mutlu olmak yerine mutsuzluğu paylaşmak istiyoruz.

    her mutlu olan, her başarılı olanın bizim mutluluğumuzdan, başarımızdan, zenginliğimizden pay çaldığını sanıyoruz. oysa bunlar sonsuz kaynaklar. hep beraber mutlu olabilir, düzgün bir vasadı paylaşabilir ve başarılı olabiliriz.

    avrupalı bir türk'ten fazla çalışmıyor. hatta pek çok konuda daha az çalışıyor ama hayatının merkezi kendisi olduğundan bundan taviz vermiyor.

    türkiye'de ise çok az kişinin hayatının merkezi kendisi.

    herkesin bir takımı, partisi, siyasi görüşü, mahallesi, memleketi, bilmemnesi var ve kendine ayıracak hiçbir vakti yok. hobisi bile hep kitlesel şeylere bağlı. bireyselliği de cezalandırıyoruz. "memleket bilmemne olmuş sen bunlarla mı uğraşıyorsun?" gibi cümleler hep bize has.

    sokakta yürürken herkesin birbirine baktığını görürsünüz. bu bir tesadüf değil. bu dünyanın doğu ülkelerinde artar, batı'da azalır. birçok batı ülkesinde insanların birbirine bakması saldırgan bir davranış olarak kabul edilir. bu küçük ama bu mantığın içinde çok önemli bir ayrıntı.

    bütün bunlar bileşik kaplar teorisi gibi birbirine etki ediyor.

    hepimiz bir bireyiz. bunu fark etmeye başladıkça yavaş yavaş her şey değişecek."

  • keskin tat ve kokulu, kuvvetli kahve. topraksı ve baharatsı lezzetlerin karışımını bünyesinde barındırır. herkesin damağına hitap etmeyecek kadar nevi şahsına münhasır çekirdektir.

  • --- ercu ve behzo spoiler ---

    ercument cozer ve behzat c'yi "kesin ayni soyadina sahipler bunlar kesin!!!!1!!" diyerek kardes yapan sevgili romalilar, unutmayalim ki behzat'in soyadinin ne oldugunu sadece izleyiciler olarak biz bilmiyoruz, ama soyadin sahibi olan behzat biliyor. eger ercument'le soyadi ayni olsaydi bunun bi pesine duserdi nooluyo la falan derdi.

    --- ercu ve behzo spoiler ---

  • şehirler arası bir otobüste biri kız* biri erkek* iki velet birbiriyle son derece ciddi bir muhabbet içerisindedir:

    e: kaç yaşındasın sen?
    k: 6. sen?
    e: 5.
    k: inanamıyorum!!! bu ne tesadüf! o benim eski yaşım!