hesabın var mı? giriş yap

  • turabi: kaybeden adam tebrik edilir mi? edilmez.

    hilmicem: aynen. geçmiş olsun denir.

    turabi: geçmiş olsun da denmez.

    hilmicem: evet geçmiş olsun da denmez.

    hilmicem'in yancılıkta çığır açtığı program.

  • konuşacak konu kalmayınca cepteki iddaa kuponunu iki parmak arasına sıkıştırıp elin tersiyle masaya, kızın önüne fırlatmak suretiyle "aha bak tek maçtan yattı dün akşam" demek de bunlara örnektir.

  • yeni işe baslayanlara sorumluluk verilmekten hiç çekinilmeyen bir iş ortamıdır. staj yaptığım dönemde ilk gün manager a "mr. soyadı" diye hitap etmiştim de, öyle olmuyor bu işler falan demişti. 1 hafta sonra ceo yla falan tanıştım hep ismiyle falan hitap ediliyor tabi o zamanlar garip gelmişti.
    sorumluluktan bahsediyorduk. miktarı bende kalsın yüksek meblağlı projelere daha stajyarken beni tek sorumlu yaptılar ki, ben kendime o sorumluluğu vermem. yani vermezdim o zaman öyle düşünüyordum.
    yaş farkı gerçekten hiç önemli değil. bu da en onemli farklardan biri olsa gerek. 40 yıldır sektörde olanlar var, onlardan daha tecrübesizmişim, gençmişim konuşurken veyahut ortak çalışırken hiç bir ima görmedim. öyle olunca da insanın özgüveni doğal olarak artıyor.
    şöylede bir olay yaşamışlığım var:
    8 ay önce falandı bir hata yapmışım ki dillere destan. suçu atacak kimse bile yok . strese bindim tabi. managerım senin hatan değil, şirketin yeterince düzenli olmamasının hatası falan dedi.
    valla reyizsin diyecektim de reyiz in ingilizcesi o an aklıma gelmedi.
    adamın dibisin dicektim , bottom of a men. o da saçma olacaktı ondan da vazgeçtim.
    1hafta sonra bi büyük rakı aldım verirken de dedim ki sen delikanlı adamsın peynir kes, kavun doğra yanında bundan iç lion milk.

  • çok istiyorsa kendine entegre etsin.

    bizim entegre olmuş daha önemli sıkıntılarımız var.
    yüksek vergiler, ahlak sorunu, yolsuzluk, rüşvet, vb.

  • karıyla-kocanın, kadınla-sevgilisinin, dişiyle-erkeğin arasına girmeyeceksin arkadaş. onlar barışır boku sana bulaşır (tabi bu hikayede barışma gibi bir durum söz konusu değil ama ana fikri anladınız işte...)

  • bu adamı oynatmak yerine bir masör koyun takıma. melo ve sneijder'e oyun durdukça masaj yapsın . takımın performansı 2 katına cıkar .

  • başlık: ronaldinho bjk ile anlaşmış beyler beylerrr

    entry: şimdi trt sporda altyazı geçti..bi daha beni rahatsız etmeyin demiş ronaldinho... bjklilerde tamam demiş. anlaşmışlar

  • bildiğimiz haliyle müziğin bütün sınırlarını altüst eden john cage’in halen tartışılan yapıtı “4:33” birçok kere yanlış bir ifadeyle “dört dakika otuzüç saniye süren sessizlik olarak” tanımlanmıştır. oysa cage’in yaptığı tam anlamıyla felsefesi olan “heryerde herşey müziktir”i bu kompozisyonunda uygulamak olmuştur.

    1952 yılının 29 ağustos’unda new york woodstuck’ta salonu dolduran herkes deneysel müziğin öncülerinden david tudor’u pianosunun başında, deneysel kompozitör john milton cage’in bir yapıtının ilk icrasında dinleyeceklerinin bilinciyle bazı alışılmadık sesler duymayı bekliyordu. durum bundan biraz daha ileri gitti ve üç hareket dışında kasıtlı olarak üretilen bir ses olmaksızın; tamamen çevrenin ve dinleyen topluluğunun çıkardığı seslerden oluşan, pianistin hiçbir nota çalmadığı ve süresini elektronik bir kronometreyle ölçtüğü bir performans sergilendi. kimileri bu ileri deneyin bbc’de hem konser salonunda seyirci önünde hem de televizyon ve radyoda canlı olarak yayınlanması üzerine orijinal performanstan yıllar sonra, 2004 yılının ocak ayında da aynı ikilikte yorumlar yaptı ve suçlamalarda bulundu. avrupa’nın yerleşik müzik tanımı ve buna bağlı kurumsallaşmış müzik yorumunu -belki de kıta avrupa’sının alışkın olmadığı 50’li yılların yenilikçi amerikan faydacı felsefesiyle- yeniden yapılandıran cage 4:33’ün ilk performansı sırasında da şarlatanlıkla suçlanmıştı.

    bu yapıtın, zaman sınırlandırması nedeniyle koruma altına alınarak yeniden yorumlanamayacak kadar özgün olduğu yorumunu yapanların haklı olduğu konu, david tudor’un hiçbir nota çalmaması nedeniyle başka bir sanatçının buna yorum katmasının (müzikal açıdan) olanaksız olduğu ve yavaş ya da hızlı çalınmasını engelleyen 4 dakika 33 saniye’lik süreninse boş bir çerçeve içindeki kanvasta hiçbirşey çizili olmayan bir tablo gibi her performansta ayrı bir eser ortaya koyulduğu sonucu gibi kaynağını sanatın yaratıldığı süreçle olan ilişkisinden alır.
    4:33’te performans pianistin pianonun başına oturması, tuşları kapatan kapağı kaldırması, zamanı kronometreyle tutarak yeniden tuşları kapatması vs. şeklinde düşünülürse cage’in ortaya koyduğu asıl süreç olan çevresel sesle birlikte kasıtlı olarak üretilmeyen ve hayatın her anında var olan fondaki sesi ön plana alan yaklaşım gözardı edilmiş olur. bbc gibi bir yayın kuruluşunun bu eseri senfoni orkestrası eşliğinde konser salonunda canlı seyirci önünde sergilemiş olması ve aynı zamanda radyo ve televizyondan da canlı yayınlaması dinleyen her bireyin kendi alıcıları ve yorumlama gücüyle bu cage tarafından belirlenen uzunluktaki süreyi farklı deneyimlemesine ve doğal olarak farklı yorumlamasına olanak sağlar. eser müzik elemanlarını içerse de aslen tamamen içsel, kişisel ve düşlemsel bir deneyimdir. buna karşın 2002 yılında kompozitör mike batt’in albümüne sessiz bir parça koyup -biraz da cage’i aşağılayan tavırla- parçanın yazımında cage’in katkısı olduğunu yazması üzerine hayır kurumlarına mahkeme kararıyla ödemek zorunda kaldığı milyon dolarlık telif hakkı bu kişisel deneyimin bireysellikten öte olduğunu öne sürer.

    kontrolü dışındaki belirleyici etkenlerin oluşturduğu karışık yapının düzenini kullanarak da müzik yazan john cage, jim rosenberg’in yazdığı mesolist adında bir program yardımıyla i ching sayılarını kullanarak hangi notaların hangi uzunlukta çalınacağını belirlediği parçalar bestelemiştir. tamamen rastlantısal olarak belirlenen notalar, aralıkları ve çalınma uzunlukları yeni bir alt ritim oluşturarak tanımlanan ritmik yapıların ötesinde, belirlenme süreciyle fark yaratan eserler oluşturur. harvard üniversitesi’ndeki tam sessiz odada bile ses duyduğunu ve bu duyduğu sesin tiz kısmını sinir sisteminin, bas kısmınıysa dolaşım sisteminin oluşturduğunu iddia eden cage’e göre ses her an heryerde var ve bir süre sonra da sadece elektronik aygıtlarla bilinen yapıların ötesinde müzik oluşturuluyor olacak. bunu destekleyen 12 radyo performansı da tam anlamıyla performansın sergilendiği anda radyoların bulunduğu alanda aldıkları yayın dalgalarında ne olduğuna göre belirlendiği için sadece –yine boş tablo çerçevesi örneğine dönüşle- radyoları kontrol eden kişilerin hangi aralıklarla ne kadar kanal değiştireceği ve sesi ne kadar açıp kapatacağını belirleyen bir kılavuzdan ibarettir. eserin sergilendiği zaman aralığı eserin içeriğini belirleyeceği gibi her seferinde değişecek asla iki kez üstüste aynı eser (canlı olarak) çalınamayacaktır. bu, doğaçlamadan çok farklı olarak sanatçının performansının değişkenliği yerine (radyo bir müzik aleti olmadığı için) kullanılan aletle bağlantılı olduğu için “zaman” eseri icra eden sanatçı için tek belirleyici unsur haline gelir.

    yaptığı müzikten çok müziğe yaklaşımıyla tanınan cage’in bu yaratım ve uygulama süreçlerini anlatan kısa sözleri, uzun yazıları ve felsefeye olan düşkünlüğüyle birlikte uzak doğu mistisizmine duyduğu ilgiden kaynaklanan tarzıyla 1992 yılında ölene kadar sınırlarla eğitilen ve sınırların yaşamak için gerekliden öte zorunlu olduğu bu dünyada anlayış ve kurumsallık alanına büyük darbeler indirdi. şiir olarak kabul edilen mezostikleri aslında bu deneysel müzik çalışmalarının üretim aşamasında geçtiği süreci ve icra aşamasında yaşanan ‘o an’ı anlatan betimlemeleridir. bu anlayışla, herhangi bir eser yaratıldığı veya uygulandığı/algılandığı an açısından değerlendirilip benzeri çıkarımlara varabilmek için yeterli ortamı sağlar. bir adım ilerisi de cage’in 4:33’ün ikinci versiyonu için düşündüğü sözlerle “sadece piano değil bütün enstrümanlar için 0’00’’ adıyla ilk düşüncenin tamemen yeni söylemi olabilir.”

  • --- spoiler ---
    adnan ziyagil: ne yapacağımı bilmiyorum, bu yaşıma geldim ama ne yapacağımı bilmiyorum

    ben söyliim adnan, beyaz gömlek içine koyu renk fanila giyme yeter.

    --- spoiler ---

  • başlık: kız arkadaşım sikimi film izler gibi izliyor

    @1 bi köşeye oturuyor öyle izliyor

    @2 kisa film seviyo demek kiz

    sonraki 12 sayfa @2 ye helal gardaşımlar bravolar tebrikler methiyeler....