hesabın var mı? giriş yap

  • amerikalıdır. 4 yaşındaki kız çocuğunu taciz ederken yakaladığı 47 yaşındaki adamı döverek öldürmüştür. bölge halkı “çocuklarımızı korumak için biz de aynısını yapardık, öldürülen kişi hakettiğini buldu” diyerek tacizciyi öldüren babayı desteklemiş.

    politik doğrucu olamayacağım, bir baba olarak aynısını yapardım diye düşünüyorum. ama türkiye'de daha çok tecavüzcülerin arkasında durulduğu için, kravat takan tecavüzcüye indirim uygulandığı için, 14 yaşındaki çocuğun rızası vardı diye peşkeş çekilmesine razı olunabildiği için bunlar bize uzak geliyor.

  • eskiden ms'dim. hayatıma giren, ancak ilginç şekilde hayatımdan çıkan hastalık. bu cümleyi kurabilen kaç kişi var bilmiyorum ancak benim için durum bu. 4 yıl önce ms tanısı almıştım, 3 senedir iğne tedavisi görüyordum. bu tedaviler sırasında anafilaktik şoklar geçirdim, cildimde yaralar açıldı. zaman içinde kendimi daha kötü hissetmeye başladım, ms'in ilerlediğini düşündüm. oysa...

    ankara üniversitesi biyoloji bölümünde doktora yapmaktayım. danışman hocam prof. dr çetin ile keneler üzerinde yaptığım araştırmalar sonucunda türkiye'de çok az olduğu düşünülen lyme hastalığının aslında çok yaygın olduğunu ancak yetersiz labaratuvar imkanları ve doktorların bu hastalığı göz ardı etmesi nedeniyle lyme hastalarına yanlış teşhis konduğunu gördüm. daha da ilginci lyme hastalığı beyindeki lezyonlar dahil olmak üzere ms hastalığını birebir taklit edebilen tuhaf bir hastalıktı. kenelerden bulaşıyordu, ancak ms benzeri görüntüyü bulaştıktan 20-30 yıl sonra gösterebiliyordu. acaba bende de lyme olabilir mi düşüncesi ile bu hastalığı dah aayrıntılı şekilde araştırmaya başladım ve nihayetinde test yaptırmaya karar verdim. 5 yaşımdayken yapışan kenenin 30 yaşımdayken bana bu sıkıntıları yaşatacağına inanmak zordu. ancak test yaptırdım ve sonuç pozitif çıktı. ms hastası değildim, lyme hastasıydım. 25 sene önce yapışan kene yüzünden senelerdir yanlış tedavi görüyordum. hatta bu tedaviler nedeniyle ölümden dönüyordum.

    yakın zamanda hastanede antibiyotik tedavisine başlanacak. bir kaç ay içerisinde sağlığıma tamamen kavuşacakmışım. daha da ilginci çevremdeki diğer ms hastalarını da bu testi yönlendirdiğimde, tek lyme hastasının ben olmadığımı gördüm. şu anda ms hastaları yoğun şekilde lyme testi yaptırıyor ve ciddi bir kısmı benim gibi tedavi olabilecekleri bir hastalığa sahip olduklarını öğreniyor.

    kim derdi ki akademik araştırmaların sonucunda ömür boyu taşıyacağımı düşündüğüm bir hastalıktan kurtulacağım. kim derdi ki kendimi kurtarmakla kalmayacağım, bir çok insanın kaderinin değişmesine ön ayak olacağım. sağduyulu doktorlar verdiğim bilgilerin ardından tüm türkiye'deki ms hastalarının lyme testi yaptırması gerektiğini söylemeye başladılar.

    dahası bu lyme denilen hastalık sadece ms'i değil, romatizmayı, fibromialjiyi, als'yi, lupus'u, kalp hastalıklarını taklit edebiliyor. eğer hatırladığınız bir kene geçmişi varsa ve bu hastalıklardan birine sahipseniz mutlaka test yaptırın. kene geçmişiniz yoksa bile (başka bulaşma yolları da var) eğer bu hastalıklardan birine sahip olmanıza rağmen sıradışı semptomlarınız ya da içinizde bir şüphe varsa mutlaka bu testi yaptırın.

    yapılması gereken test kronik aşama için western blot (borrelia burgdorferi) testidir. elisa testinde sonuç alınamamaktadır.

    doktorlar bu araştırmalarımın sonuçları uyarınca hastalarını yönlendirmeye başladılar, ancak siz de, geç kalmamak adına bu testi yaptırıp sonucu ile önce kendinize sonra doktorunuza sürpriz yapabilirsiniz.

    dipnot : bu bilgiler önümüzdeki günlerde çeşitli medya kuruluşlarında ve bazı bilimsel dergilerde yer alacaktır.

    sonnot : test yaptırıp pozitiflik yakalanırsa, çay ve yemek ikramları kabulümdür.

  • kaçmasınlar. dün mesleklerinden attıkları adamlar kaçmadılar yattılar. dün sırtına basarak torpille ezip geçtikleri adamlar kaçmadılar ülkede didindiler. ölmeseler iyiydi ama allahın sopası yok derler

    edit : imla. (teşekkürler @kafirimam)

  • birkaç ay önce r4bia diye dalga geçiyorduk, simdi r4bia olsa “dolar dip yaparken sesi cikmayan eksici” derler bizle dalga geçerler.

    griz mriz yoh, ehonomi çoh eyi.

  • bülent arınç'ın, twitter'da erişim yasağı varken nasıl tweet atabildiğini açıklayan müthiş tespiti.

    "biz faydalı işler için yazıyoruz. mesela 'ben bu sabah akhisar'a gidiyorum' dedim sadece. çalışmalarımı anlatıyorum. nasıl ulaştı, erişime nasıl açıktı bilmiyorum o sırada, düşmüş. düşünce de beni sağdan soldan aradılar, 'herkes tweet atamıyor, siz nasıl atıyorsunuz' diye. özel bir çabamız olmadı. allah kapıları açıyor demek ki iyi niyet olursa twitter bile açılır' dedi." http://www.haberturk.com/…tan-ilginc-twitter-yorumu

    boşu boşuna o kadar dns kasmışız arkadaşlar, her şey bir iyi niyete bakıyormuş. şimdi ayarımızı yedik, mahcup mahcup oturuyoruz.

  • kesinlikle hayvanları sevip sevmemekle ilgisi olmayan fobik durumdur. tanıdığım bir kişi var köpeklere, tavşanlara vs. karşı bir tepkisi olmamasına rağmen bir kediyle karşı karşıya kaldığı zaman şuurunu kaybediyor. tam anlamıyla ifade etmek gerekirse "kedi korkusu" olarak adlandırabileceğimiz hadisedir.

  • hevesli arkadaşın hevesini kursağından aşağı indirmek için yapılmış tavsiyelerdir.

    ilk önce sakın ama sakın markaya bakma güzel kardeşim. akustik gitarda aynı markanın aynı modelinin aynı yıl üretilmişleri bile farklı tınlar unutma. ayrıca dünyadaki bütün akustik gitarlar tektir bir başkası onun sesini vermeyecektir. bu yüzden denemeden alınmaz. mümkünse dükkandaki bütün gitarları deneyin. bakmaya gelmediğinizi ciddi alıcı olduğunuzu söyleyin ilgilensinler.

    ilk önce elektro akustik mi akustik mi olduğuna karar verin. sahneye çıkmıyorsanız elektro akustik almayın. iki katı para verirsiniz. düz akustik alırken kalbur üstü bir şey oluyorsa elektro akustikte vasat bir şey olur. ayrıca albümlerde dinlediğiniz bütün akustik gitarlar mikrofonlanmıştır, çok azı elektro akustiktir unutmayın. sahneye çıkmıyorsanız yani hem ritm hem solo calmıyorsanız cut-away kesik kasa almayın, seste ciddi kayıp yaratır. jumbo kasa gür sesli olur iyi tınlar ama çalması da taşıması da zor olabilir, tabi tercih meselesi çok gezenler drednought kasa tercih etsin.

    kararımızı verdikten sonra geldik asıl mevzuya, alacağınız gitar kontraplak olmasın all solid olsun 200 dolara all solid gitarlar var, bunun altında zaten gitar almayın o parayı gidin tatilde yiyin bari bir işe yarasın. maun kapalı ve baslı bir ton verir, supruce tizlidir takamine g serileri bu malzemedir çok iyi olanları var ama bakmak lazım. maple tizli ve midlidir, bas dengesi iyi olan bulmak lazım. ama ağaç da çok önemli değildir güzel tınlıyorsa sorun yoktur.

    kasanın boyutunu ve sesin gürlüğünü bas tiz dengesini sevdiyseniz bir sonraki aşamaya geçilebilir. bu arada tel konusu da çok önemli o ayrı bir başlığın konusu ama yeni teli çıngır çıngırdır rezil gitarı bile vezir eder, eskidikçe tizler kaybolur gevreklik gider ve baslar da boğuklaşır midli kapalı bir ton ortaya çıkar, güzelim gitarı harcıyabilirsiniz bir bilenle gitmek en iyisidir. neyse tek başınızasınız ve başımın çaresine bakabilirim diyorsunuz sorun yok.

    sonra sap incelemesi başlar ki gitarda kaliteyi ve papeli belirleyen saptır. teller yakın olmalı, satıcılar ayar yapınca iner der ama inanmayın inmez, inse de cızlar, adam sanki bilmiyor mu eline bir alyan alıp sapı indirmeyi. bu işlem en çok 5dksını alır, ve primat soylu her birey bu işlemi yapabilir. teker teker her telde her perdeye basın tellerde cızlama var mı, cızlama varsa bırakın o gitarı yere sakince.

    bare basın rahat mı tel gerilimi nasıl bir bakın bakalım. sonra sap kalınlığı, sap kalın olursa iyi sustain iyi bir titreşim ve tok baslı bir gitar demektir. ama rahatsız çalım. ince sap az sustain daha tiz bir ton ve rahat çalım, ben olsam akustik gitarda çok ince sapları tercih etmezdim, ince saplı iyi markaların iyi gitarları var ama onlar çok pahalı bebeğim. neyse elinize alın bakalım.

    klavye ağacı da çok önemlidir. gülağacının iyisi var kötüsü var, denemek lazım. ama bir de abanoz vardır ki aman aman çok serttir bu sayede sap atmaz ömürlük gitarlardır. tonlar tizli ve midli olur, çok iyi entonasyon tutar bu yüzden bol harmoniklidir. çok iyidir çok, ama papeli de ona göredir. neyse siz iyi bir gülağacı arayın. tip mip ıvır zıvır bunlar hikaye ama segul müdür nedir bir headstocklu gitar var ki dünyanın en iyi sesini veren gitarı olsa alıp kullanmam o derece.

    şöyle bir anekdotla bitireyim benim gitarım takamine g321 takaminenin 193 euroluk bir modeli. alt serilerinden bir tanesi, zamanında bütün dükkanlardaki bütün fiyat aralığındaki gitarları deneyip almıştım, ve çok sevmiştim, bir süre önce değiştireyim dedim ve yine dolaşmaya başladım lag gitarlara baktım 1400tllik olanı benim gitarın yanına yaklaşamaz, alt serileri hep clız ve tiz sesli çünkü sapları çok ince, he benim gitardan rahat mı rahat orası ayrı.

    lagları beğenmedim geçiniz, fenderler eh idare eder ama yok be gülüm geçiniz. epiphone aman yanına yaklaşmayın gerçekten çok vasat. yamaha alt modeller rezil üst modellerde de yine denemek lazım. sonra 3000 tlik taylor baktım ağzım açık kaldı çünkü rezildi. sonra 700 tllik bir cort baktım cirlop gibiydi hatta satıcının ağzı açık kaldı. ama diğer cortlar da sallantıdaydı. sonra segul denedik yok tutmadık. sonra bir prs denedim ki aman aman, prs se angulus custom, harika bir şeydi. resmen kendine ait bir tınısı vardı. ama abanoz klavyeli. onun standardına baktık corttan çok daha kötüydü. ama custom olanı dehşet bir şey, tabi ki fiyat 1500 papel benim 500 liralık gitardan 3 kat daha iyi mi diye sorarsanız hayır sadece daha iyi.

    mükemmel bir gitar değil. 10000 tllik gibsonları denedik ki alamayacağımı söylediğim halde dene olsun dedi ki helal olsun. onları da denedim, çok güzel gitarlar ama mükemmel değiller prsden daha iyi değiller mesela. kısacası benim takamineden daha iyi gitar bulamadan geldim. eve gelip af diledim takadan onu aldatmayı düşündüğüm için.

    bir ilave de şu e kardeşim mükemmel gitar ne diyebilirsiniz. satıcıda görmediğim bir arkadaşımdan alıp denediğim (bir arkadaş ekolü) martin d45 santur gibi gitardı. ayrı bir müzik aletiydi, nirvanaydı tabi 8000 papelcik. tl ile 16000 civarı ama peşin 15000e bırakırlar sanırsam.

    hadi kolay gelsin.

    edit: takamine gd 321'i değişirdim, yine takamine aldım gd 50. çok ama çok güzel bir gitar, ses kapağı all solid spruce, yani kontrplak değil, gerçek ağaç, ki bu bölüm sesin oluşumuna en fazla katkı sağlayan bölüm. yanları ve arka kapağı lamine gül ağacı, her ne kadar lamine olsa da takamine bu işi iyi biliyor, ucuz bir lamine malzeme gelmesin aklınıza. sapı çok rahat, sap kalınlığı çok ideal ayarlanmış, yani sonuç olarak gümbür gümbür gevrek bir gitar. ayrıca çok hafif, bunu da belirtmeliyim.

    bu gitarı alırken de bütün gitarcıları dolaştım, deneyebildiğim her gitarı denedim. bu belki de en sevdiğim gitar oldu ve alabileceğim fiyat seviyesinde olması mucizeydi. 10.000 tllik gitar da denedim, 500tllik de ve yine gördüm ki akustik gitar isi hiç belli olmuyor, 2000tlye 10.000liği dövecek gitarlar vardı.bazı lamine kasalar masif ağaç kasalardan daha iyi tınlıyordu. ama bazı masif kasalar vardı ki, cidden tam anlamıyla gitardı. bir de şunu farkettim, diğer markaların gitarları arasında ciddi kalite farkı olabiliyor ama takamine standardı iyi tutturmuş, aynı serideki gitarlar arasında atla deve fark yok.özellikle internetten sipariş edecekler bunu göz önünde bulundurabilir.