hesabın var mı? giriş yap

  • sosyal medyada türklerin kültürel, siyasi ve coğrafi olarak avrupa ile herhangi bir bağı olmadığını körü körüne savunanların sık kullandığı bir cümle. 'turkey is not europe' şeklinde hatalı yazılmasının sebebi yüksek ihtimal, bu cümlenin çoğunlukla ingilizce gramer bilgisi belli bir düzey altında olan kişiler tarafından kullanılmasıdır. zaten böylesine saçma bir ifadenin anca bu tip kişilerden çıkması normal. ben ise, bu ifadeye karşı çıkarak, günümüzde her ne kadar mevcut hükümet tarafından avrupa ile aramız açılmaya çalışılsa da türkiye'nin avrupalı bir devlet olduğunu savunuyorum.

    türkiye, esasında osmanlı, 1856 paris antlaşması ile birlikte bizzat avrupalılar tarafından 'avrupalı devlet' olarak tanınmıştır. bunun osmanlı'nın batıya ayak uydurmaya çalıştığı zaman diliminde kararlaştırılması da elbette sürpriz değildir. burada elbette sadece buna dayanarak türkiye'nin avrupalı bir devlet olduğunu iddia edemeyiz ancak ben yine de bunu bir argüman olarak belirtmiş olayım.

    türkiye bugün her ne kadar ab üyesi olmasa da (resmi olarak ab'ye aday ülke olduğunu es geçmeyelim), ab'yi ab yapan birçok önemli siyasi, kültürel ve hukuksal anlaşma ve oluşuma taraftır. burada bence özelikle iki tanesine (kısaca (ileri okumalar için mevzuata veya diğer çeşitli kaynaklara bakabilirsiniz)) değinmek istiyorum. bunlardan ilki, avrupa gümrük birliği anlaşmasıdır. bu anlaşma, ab ülkeleri arasında, ülkelerin ticari mallarını herhangi bir gümrük sınırlaması olmaksızın birlik içinde dilediği yerde ticari faaliyetlerine konu edebilmelerini sağlanmasına yarıyordu. türkiye de bu anlaşmaya 1995 yılında dahil olmuştur. türkiye, bu anlaşmanın ab üyesi olmayan tek taraf ülkesidir. önemli olduğunu düşündüğüm bir diğeri ise avrupa konseyi'dir. konsey 1949'da, belçika, birleşik krallık, danimarka, fransa, hollanda, irlanda, isveç, italya, lüksemburg ve norveç tarafından kurulmuştur. türkiye ise 1950 yılında, birçok diğer avrupa ülkesinden ve hatta almanya'dan (batı almanya) bile önce bu konsey'in bir tarafı haline gelmiştir. o zamandan bu yana konsey faaliyettedir ve kendisine bağlı avrupa insan hakları mahkemesi (türkiye doğal olarak buna da taraftır) gibi organlar ile oldukça etkindir.

    sonuç olarak, ab ve türkiye böylesine iç içe geçmiş haldeyken türkiye'nin avrupalı bir devlet olmadığını ima etmek en hafif tabirle cahillik ve düşmanlıktan kaynaklanabilir. türkler köken olarak avrupalı olmasa da, devletler düzeyinde avrupalıdır.

    edit: imla

  • evrildiğim kadın. bebekliğinde işitip ümit etmesini sağlayacak masalları el yazımla biriktiriyorum bir defterde. siz hiç yayınevlerinin son dönemde bastığı kapitalizm methiyesi ya da çocukları silikleştirme amacı güden masal kitaplarına göz gezdirdiniz mi? rafıma koyduğum kitapların hangisini, ne zaman önereceğimi de iyi biliyorum. fantastik seriler benim için olduğu gibi onun için de kıymetli olsun istiyorum. bazı yazarlarla tanısın edebiyatı da, güzel insan olmayı da istiyorum. dünya sevimsizleştirilmiş bir yer çünkü.

    ben bunu yalnızca kendi çocuğumu düşünerek yapmıyorum, tanıştığım diğer çocuklara da hediye ediyorum o güzel masalları ve hikayeleri. sonra, yeni annelerle ninni arşivimi paylaşıyorum. hep düşündüğüm şeyi düşünüyorum hala, sevgi ve ninninin eksik olduğu bir dünya burası, çocuklar her dilde söylenen o güzelim ninnilerle büyütülselerdi huzurlu bir yer de olabilirdi.

    çocuğumun hiçbir şeyine karışacak değilim, kardeşimin de tepesinde bitmiyorum kararları konusunda. çok iyi bir ilişkim var şimdi onunla. öneri veriyorum, açık ve net bir küçük, ayrıca yaşıtlarına göre hala o tatlı çocuk masumiyetini taşıyor. çocuk yetiştirmek böyle bir şey çünkü. ben merak edeceğim şeyleri didikleyip bulan bir anneden öğrendim okuma yazmayı, sonra yine onun sunduğu kitaplarla sevmeyi, ama bunca kötülüğe rağmen dünyanın güzel bir yer olabileceğini de elbette, bu yöntemle öğrendim.

    sözün özü; geleceğin güzel annesinin yolu yanlış değildir, yalnız dünya bu kadar naif yaklaşmak için fazla hüzünlü dönüyor.

  • sivilce ve akne problemi modern bir endişe gibi gelse de tarih boyunca bu problemi yaşayanlar için önemli bir kozmetik kusur olmuştur. bugün modern ilaç ve kremlerle, lazer tedavileri ile bu sorunları aştığımız gibi her devirde ve kültürde benzer amaçlarla bulunmuş farklı tedavi yöntemleri vardı. bu yöntemlerden bazıları bugün dönüp baktığınızda birkaç sivilce ile yaşamaktan çok daha büyük bir problemmiş gibi gözükmektedir.

    antik yunan doktor theodosius, gökyüzünde kayan bir yıldız görüldüğü anda yüzü nemli bir bezle silmenin sivilceyi yok edeceğini yazmıştır. ancak kayan yıldız yöntemi haricinde ölü denizden toplanan tuzlar, akne ve sivilcenin neden olduğu yağlanmayı gidermek için ilgili bölgeye sürmek ve kurutmak için de kullanılmıştır.

    antik mısırlılar ve mezapotamyalılar gibi, antik yunanda da kükürt içeren karışımlar da sivilce tedavisi için kullanılmıştır. kükürt çok kötü kokan bir çözüm olsa da ciltteki yağı emer, cildin ph dengesini düzenler, tıkanmış gözenekleri açar ve bakterileri yok eder. bu yüzden de aşırı olduğu kadar da etkili bir çözümdü. bugün bazı modern cilt bakım ürünleri (cildiyecilerin eczacılara yaptırdığı kremler) kükürt içermektedir.

    çin'de şeftali çiçekleri sivilceye sebep olan iblisleri kovmak için kullanılırken, fas'ta toz haline getirilen azurit, bakır içeren karbonat karışımları gibi daha sorgulanabilir yöntemler kullanılmıştır.

    antik mısır ise kozmetik konularında başarıları ile tanınır. hem kleopatra hem de nefertiti cilt bakımlarının rutin bir parçası olarak aloe vera kullanmıştır. genç kral tut (tutankamon)'un doktorları ergenlik dönemindeki cilt problemleri için balı önermişlerdir. hem aloe vera hem de balın akne tedavisindeki etkileri kanıtlanmıştır. kral tut için temiz bir cilt o kadar önemlidir ki öldüğünde bal kavanozları da kendisiyle beraber gömülmüştür.

    roma imparatorluğu, mısır'ı ele geçirdikten sonra nil nehri kıyısında yaşayan, hem saygı duydukları hem de avladıkları timsahlar konusunda takıntılı hale gelmişlerdir. timsah derisinden miğfer ve zırh yapıp, timsah eti tükettiler. aynı zamanda akne tedavisi için timsah etini cypress yağı ile karıştırıp kullanmışlardır.

    bununla birlikte en iğrenç cilt bakım teknikleri 16. ve 17. yüzyılda avrupa'da kullanılmıştır. elizabeth devri ingilteresi'nde insanlar hemen hemen her şey için kurşun ve cıva kullanmışlardır. buna cilt bakımı da dahildir ve bu uğurda pek çok ölüme ve beyin hasarına sebep olmuşlardır. gülü seven dikenine katlanır demek için bile aşırı bir sonuçla güzel ölmüşlerdir...

    17. yüzyıldan kalma "the encyclopedia of folk medicine" (tıbbi halk ansiklopedisi) adlı kitap ise sivilce ve akne tedavisi için idrar kullanımını önermektedir. kitaba göre, sivilce ve akneden kurtulmak için günün ilk idrarını beyaz bir beze toplayıp bu bez ile sorunlu bölgeyi silmek, hatta bebeklerin çişle ıslanmış bezlerini kullanmak etkilidir.

    kaynak: history daily

  • böyle saçma bir açıklama olabilir mi? açıklamaya bakın:

    ''bu sene 10 filmde sadece 3 filmde kadın izleyebildik. bu özellikle jürinin yarıdan fazlası kadın olan bir ekip için üzüntü verici oldu. umarım seneye 10 da 7 kadın filmi olur demek istiyorum.'' link

    bu kadar çelişkili ve mantıksız bir açıklama görmedim. eşitlikten dem vurup kadın jürinin kadınlara kayırma yapmasını bekleyip ve eşitlikten bahsedip seneye 5-5 e değil de 10 ödülün 7'si kadına gider demenin neresinde cinsiyet eşitliği var? artık usandık şu saçma sapan gereksiz cinsiyet duyarlarından oldu cinsiyet eşitliği olsun diye biz erkekler ezilelim altınız da ne kaldı eşitlikten yana o halde? resmen orada ödül alan 7 erkek oyuncunun emeklerini yok saymış. onlar kayrılarak bu ödülü aldı haketmedi demeye getiriyor. ne söylediğinin farkında değil artık bazı kadınlar. çok boktan bir popülizm var bu kadın konusunda amaç kadın erkek eşitliği değil amaç bu konudan ekmek çıkarmak. çoğu kimse kendisinin de ne dediğinin farkında değil.

  • yüreğimi en çok yakan diyalogu;

    snape: madem ölmek umrunda değil, neden bunu draco'nun yapmasına izin vermiyorsun?
    dumbledore: o çocuğun ruhu henüz o kadar zedelenmiş değil, benim yüzümden paramparça olmasını istemem.
    snape: ya benim ruhum dumbledore? ya benimki?

  • ekrem'in cezası 2 yıl 7 ay
    bu cezayla adaylığı değil kolay
    devam etsin yapmaya metro, tramvay
    bana ne lan olurum aday

    maden suyunun hası tabii ki kızılay
    beypazarı'nın sodası bile yapay
    mansur'un aklında üç tane hilal ay
    bana ne lan olurum aday

    ince'den kurtulmuştum geçen kurultay
    gel bakalım deyince çıkmıştı olay
    zaten uğraşıyor hala newton, faraday
    bana ne lan olurum aday

    artık her gece rüyamda saray
    yakındır altılı masadan onay
    bana ne olacağım işte aday
    ama seçilemezsem ben de ülke de nanay