hesabın var mı? giriş yap

  • gecen gun metrodan ciktiktan sonra gordum. bi' kiz, bi' oglan. sarmas dolas olmuslar. elleri de kenetli. baslari arasindan nefes gececek mesafe yok. saclari birbirine karismis, gozleri birbirine dolanmis. ara ara durup, birbirlerine bakiyorlar. caktirmadan ben de onlara.. ara ara durup, birbirlerini opuyorlar. sanki, bi' guc onlari ele gecirmis gibi, zamandan, hayattan, karanliktan ayri bir dunyada gibi. oyle keyifle izledim ki, gorulmeye degerdi, degerdim.
    o an geldi aklima. ask sahip oldugunuz bir sey degildir, ask size, bize, o kiza, o oglana sahip olan bir seydir. sahip cikan bir seydir ask. bir sure istila eder, bazen talan da eder, hatta virân eder...

    ceker gider ask...

  • lidl,aldi yada edeka hangisinden alışveriş yaparsanız yapın aradaki fark oranı yaklaşı aynıdır bu iki yıllık süre zarfında. tabi fiyatların yıllar boyunca aynı kalması makroekonomi açısında çok ta iyi değildir aslında. bunun sıkıntısı japonya çok çekti hatta japon merkez bankası hükümete enflasyon yaratmaları konusunda ''baskı'' bile yaptı. ama gel gelelim bizim ülkede ki gibi resmi enflasyon bile 20 lerdeyken yaşam bu kadar zorlaşmışken , insanlar ortada devlet ararken , alman devleti çıkar %5-%6 enflasyonla ilgili rasyonel adımlar atarlar. sen almanları düşünme güzel kardeşim sen önce otur şapkanını önüne koy dolar 18 tl iken 12-13 tl ye domates alıyordun şimdi dolar 11 tl lere düştü ama senin yediğin domates yine 12-13 tl.
    endaksi?

  • hoca ne yaptın.

    filmi bugün ikinci defa izledim ve çok daha iyi hazmettim. uzunca bir süre, 1001 çeşit okuması yapılabilecek bir başyapıt olduğuna ikna oldum.

    ilk izlediğimde kaçırdığım, ikincisinde yakaladığım bir an var ki; bir an ayağa kalkıp saygı duruşuna geçmek istedim.

    --- spoiler ---

    kitapçıda taşralı yazar ve sinan hararetli bir şekilde edebiyat tartışırken, dışarıda sağanak yağmur başlaması ve genç bir kızın kitapçıya girmesi...

    insanlar kitapçıyı ancak yağmurdan kaçarken sığınmak için girilebilecek bir yer olarak görürken, iki taşra yazarının boşu boşuna kendilerini paralamaları...

    --- spoiler ---

    hoca ne yaptın.

  • bu sabah devam eden anlamsiz olay. saat sabahin koru ve imam efendi hutbeyi ayni ezan gibi tum mahalleye dinletiyor. 7 aylik kizimin uykusunun icine etti. kiz deli gibi agliyor. polise mi sikayet edeyim bekciye mi gideyim yoksa sen napiyosun haci diye camiye mi gideyim? ya ben hutbeyi dinlemek istesem zaten bayram namazina giderim. kimi nereye sikayet edecegiz bu ne dusuncesizliktir ya saat sabahin koru ya.

    namazi disarida kilanlar icin sesi disari veriyor diyenler olacaktir. kapasitesi yetmiyorsa fazla adam almayin arkadasim kimsenin colugu cocugu sabahin altisinda uyandirmaya hakki yok.

    edit: lokasyon istanbul kucukyali emek cami

    edit: sampiyonluk kutlamalarini, muzik sesini, eglenceyi ornek verenler olmus. sabah 06:00dan bahsediyoruz. ortamda cit sesi dahi yokken bas bas hutbe okumanin savunulacak hicbir nedeni olamaz. ayrica siyasal islamin bayrak salladigi bu gunlerde bunun toplum icinde yasamakla uzaktan yakindan alakasi yok bu bildigin islami showdur. tipki olur olmadik seylere sela okunmasi gibi.

  • hangi akla hizmetse dolduruşa ve gaza gelinip koroya girilir. üstüne üstük bu gazla solo söyleme yüzsüzlüğü gösterilir. lakin işler tıkırındadır. koroda sağlam bir popülarite yaratmıştır bu zibidi. koro hocasının gazı ile başka bir şarkı daha söylemek için mikrofon ele alınır, gurur ve huşu ile şarkı söylenir;

    çemberimde gül oya
    gülmedim doya doya
    dertlere karıyorum,
    günleri saya saya
    al bunu alamaz mısın

    içimdeki taraftarı susturamıyoum arkadaş..

  • (travesti evi)

    - hayirli ramazanlar abic.. ablaci.. ee $ey adettendir bahsis isticektim ben.
    - ayhahaha sende tokmak da vardir di mi $imdi ahuahau. necla kiz gel tokmakci geldi.
    - euzubillah...

  • alışkanlıklar sizin otomatik olarak yani hiçbir çaba sarf etmeden yaptığınız şeylerdir, herkes için bir alışkanlık olarak uyuyup uyanmak gösterilebilir. alışkanlıkların gücü ve atomik alışkanlıklar kitaplarından yola çıkarsak iyi alışkanlıklar kazanılabileceği gibi kötü alışkanlıklar değiştirilebilir. alışkanlıkların temel bileşenleri şunlardır:

    iyi alışkanlıkları görünür ve cazip kılın, kolaylaştırın, tatmin edici kılın: yanınızda kitap taşıyorsanız veya uyumadan önce yatağın yanında duruyorsa kitap okursunuz. spor malzemeleri evinizde gözünüzün önündeyse veya gittiğiniz spor salonu yakındaysa spor yaparsınız. cazip kılmak ise kişinin nasıl bir insan olmak istediğiyle alakalıdır. müzik aleti öğrenmeye çalışıyorum yerine ben müzisyenim, spor yapmaya çalışıyorum yerine ben sporcuyum diyip karakterinizin bir parçası haline getirmek gerekiyor.

    kötü alışkanlıkları görünmez ve itici kılın, zorlaştırın, tatmin edici olmaktan çıkarın: alışveriş merkezine gidip fast food yiyorsanız gitmezseniz yemezsiniz, yemeksepetinden çok sipariş veriyorsanız programı silerseniz sipariş vermezsiniz. sürekli harcama yapıyorsanız kredi kartınızı internet alışverişine kapatırsanız harcamanız azalır vs. kötü alışkanlıkları itici kılmak adına bu alışkanlıkların size verdiği zararları düzenli aralıklarla yazabilirsiniz.

    uygulama
    iyi alışkanlıklar geliştirmek ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak zor bir süreç ama bunu kolaylaştıran bir takım teknikler de mevcut.

    alışkanlık istifleme: kötü alışkanlıkları ekarte etmek adına alışkanlıklar arasında bir öncelik sonralık zinciri bir nevi ritüel oluşturmaktır. örneğin sabah uyanınca cep telefonunda sosyal medyaya girip vakit kaybediyorsanız uyandıktan sonra bir bardak su içeceğim, bir bardak su içtikten sonra evdeki bütün perdeleri açacağım bütün perdeleri açtıktan sonra 5 dk meditasyon yapacağım diyebilirsiniz. yani cep telefonunu işe gidene kadar hiç açmayıp işe giderken cebinize atıp gitmek için bir sabah ritüeli oluşturabilirsiniz.

    ortam tasarımı: ortamınızı alışkanlıklarınıza uygun hale getirip hayatınızın mimarı olabilirsiniz. bunun için çevreyi alışkanlığa özgülemek gerekir. mutfakta yalnızca yemek yiyin, yatakta yalnızca uyuyun, kitap okuduğunuz koltukta yalnızca kitap okuyun. hatta bunları mümkünse aynı veya yakın saatlerde yapmak alışkanlık kazanımı konusunda gerçekten etkili olacaktır.

    gruplandırma: birbiriyle uyumlu alışkanlıklarınızı gruplandırırsanız yapması kolaylaşır. örneğin uyandıktan sonra dişlerinizi fırçalamak, giyinmek, parfüm sıkmak, deodarant kullanmak genel tabiriyle hazırlanmak birbiriyle uyumludur. bu şekilde mevcut alışkanlıklarınızı yazarak gruplandırıp zamandan tasarruf yapılabilir. yeni alışkanlıklar da bu gruplar içine dahil edilip yapması kolaylaştırılabilir.

    aradan çıkarmak: sevdiğiniz bir işle sevmediğiniz bir işi aynı anda yapabilirsiniz. bunu sürekli uygulamak elbette dopamini dengesizleştirebiliyor. örneğin sevdiğiniz müzikleri dinlerken işinizi yapabilirsiniz. film-dizi seyrederken evde spor yapabilirsiniz. böylelikle normalinize dahil ettiğiniz alışkanlık bir süreden sonra kazanım olacaktır.

    zamana bölmek: alışkanlıklarınızı edinirken hangi saatlerde neyi daha iyi yaptığınızı gözlemleyin. genel olarak uyandıktan sonra ilk 8 saat yeni alışkanlıklar kazanmak ve zor işlerinizi yapmak için idealdir. ikinci 8 saat halihazırda edindiğiniz alışkanlıklarınızı sürdürmek ve çok zahmet istemeyen-sizi rahatlatan işler için idealdir.

    21 gün kuralı: 21 gün boyunca 6 yeni alışkanlık yapmayı deneyin. sonrasında bunları yapmayı kasıtlı olarak bırakın. bu 6 alışkanlığı otomatikleştirdiğinizi gördüğünüzde yeni alışkanlıklar kazanmak adına 21 günlük yeni programlara başlayabilirsiniz.

  • şimdi, edmund hillary bu yeryüzünün görüp görebileceği egosundan sıyrılmış en insanüstü varlıktır. şerpa tenzing norgay ile everest zirvesini yapıp ölümsüzlüğe adım attığında bile bu durşundan bir mm bile geri adım atmamıştır.

    öncelikle bilmeyenler için söyleyeyim, şerpa dediğimiz adamlar himalaya bölgesinin yerli halkı. nepalli bunlar, dağa tırmanmaya gelen gruplara hem rehberlik yaparlar hem de yüklerini taşırlar, bu sayede geçimlerini sağlarlar. işte tenzing norgay da bunlardan birisi. bu insanlar doğrudan ekpedisyon grubunun üyesi değildir ve çoğunlukla da dağları fethedenler arasında adları anılmaz.

    işte hillary son tırmanışa tenzing norgay ile birlikte çıkmıştır... ve zirveye önce hillary değil tenzing varmıştır... istese "tenzing, koçum sen biraz kenarda dur... önce ben ayak basayım" demesi işten bile değildi... bu dünyadaki ademoğullarının %99'u böyle yapardı. şerpalar bazı grupların -özellikle de almanların- çok kötü davranışlarına maruz kaldıklarından yakınırlar... okuduğum bir yazıda tanınmış bir şerpa bir zirveye neredeyse 10 kere ekpedisyona katıldığını ama hiç zirve yapmasına izin verilmediğinden yakınıyordu. " dostum senin işin bu değil, sana rehberlik için para verdik, işin buraya kadar" diyerek zirveye metreler kala durmak zorunda olduğunu yzıyorsu. sonunda şerpalar toplanıp kendileri bir ekspedisyon yapmışlar da zirveye öyle ayak basmış...

    everest'e ise önce tenzing ayak bastı, hillary onun fotoğrafını çekti. [ http://www.nealmueller.com/?attachment_id=726]. sonra hillary çıktı... hillary'nin fotoğrafı mı? yok ki...tenzing onu fotoğraflamak istedi...
    "afterwards, tenzing offered to take hillary’s photograph but he declined, as norgay recalls: ‘ı motioned that ı would now take his picture. but for some reason he shook his head; he did not want it’."

    nedendir bilinmez... hillary zirvede tek bir fotoğraf bile çektirmedi... efsanevi fotoğrafta tenzing vardı...

    sonra ne mi oldu? hillary "sir" ünvanı aldı. tenzing ünlü oldu ve rahat bir hayat sürdü. hillary ve tenzing ömürleri boyunca çok sıkı dostlar oldular. hillary defalarca nepal'e gitti. onlarca okul ve hastane açılmasına ön ayak oldu. fahri nepal vatandaşı yapıldı...

    ikisi de cennette şimdi bu güzel insanların. toprakları bol olsun...

  • --- spoiler ---
    + buradaki beyefendiyi ısırdı.
    - niye ısırdı? ne yaptı da ısırdı?
    --- spoiler ---

    başıboş köpeklerden daha tehlikeli olan bir şey varsa o da bu kafa. soruya bak soruya. nasıl bir cevap versek tatmin olursun sayın oksijen israfı?