hesabın var mı? giriş yap

  • toru kumon(1914-1995), kumon yöntemi(metodu)nin oluşturucusu japon matematikçi ve eğitimcidir. osaka üniversitesi matematik bölümünden mezun olmuştur. 1954 yılında oğlu takeshi, ilkokul 2. sınıfa giderken matematik testinden başarısız olur. bunun üzerine ders kitabını inceleyen kumon, kitapta uygulama eksiklikleri keşfeder. takeshi için materyaller hazırlayan kumon, oğlunu ortaokula giderken diferansiyel çözebilen bir birey haline getirir. bu hikaye, kumon öğrenme metodunun başlangıcıdır.

    toru kumon'un temellerini attığı kumon yönteminden bahsedelim:

    kumon yöntemi, hayatta kendileri için bağımsız bir yol izleyebilen sağlam, yetenekli bireyleri teşvik etmeyi amaçlar. kumon eğitmenleri, öğrencilerine egzersizleri kendi başlarına yapabilmeleri için yeterli rehberlik sağlar. sonuç olarak öğrenciler; denedikleri, benlik saygısı geliştirdikleri ve kendileri için yeni zorluklar üstlenebilmeleri için her şeyi yapabileceklerini öğrenir.

    kumon yöntemi ile öğrenciler bağımsız olarak çalışır. hem yüksek düzeyde akademik yetenekler hem de bağımsız olarak öğrenme yetenekleri geliştirir. kumon'da bu yeteneği “kendi kendine öğrenme” yeteneği olarak adlandırır. sonuç olarak, kumon yöntemi ile ilerleyen çocuklar büyüdükten ve işe girdikten sonra, zorluklarla karşılaştıklarında bile çözümleri kendi başlarına düşünebilir. sonuçta, öğrencilerin kumon yöntemi yaparak kazandıkları beceriler, hedeflerine ve hayallerine ulaşmalarına yardımcı olmak için onların uzunca bir süre yanlarında olur.

    kumon yönteminin amacına ulaşmak için dayandığı alışkanlıklar ve kapasiteler şunlardır:

    - çocuk, başka kişilere bağımlı olmadan kendi kendine nasıl öğreneceğini öğrenir.
    - çalışma alışkanlığı, çocuğun öğrenme görevlerini zorlanmadan yerine getirmesini sağlar.
    - etkili öğrenme için konsantrasyonu teşvik eder.
    - çocukta, eğitimde ve hayatta karşılaşabileceği sorunlara karşı özgüven oluşturur.
    - öğrenmeyi eğlenceli hale getirerek çocuğun motivasyonunu artırır.

    kumon yönteminin hedefleri şunlardır:

    1. çocukların öğrenme potansiyellerini keşfetmek ve onlara kişiselleştirilmiş rehberlik sunmak.

    2. mümkün olduğunca çok öğrenciye kumon yöntemi ile öğrenme fırsatı vererek yayılmasının topluma büyük katkı sağlayabileceğini dikkate almak.

    3. öğrencilere daha iyi rehberlik materyalleri geliştirerek daha yetkin insanlar olmalarına yardımcı olmak ve nasıl öğrenecekleri konusunda sürekli araştırma ve düşünme süreci yoluyla yönlendirme yapmak.

    4. öğrencilerin becerilerini geliştirmek ve bu metodolojik uygulamaların gelecekte uygulanmasına katkıda bulunmak.

    5. öğretmenlerin ve programların birlikte çalıştığı olumlu bir döngünün elde edilmesini sağlamak.

    kumon yönteminin yönelim esaslarından bazıları aşağıdakiler gibidir:

    - malzemelerin kendi kendine incelenmesi: öğretmen dersleri veya sunum oturumlarını açıklamaz, materyallerin talimatlarını dikkatlice okuyarak öğrenciyi cevapları bulmaya teşvik eder, böylece kendi kendine öğrenme becerilerini ve zihniyetini geliştirebilir.

    - hataların düzeltilmesi: öğrenci görevi tamamladıktan sonra öğretmen bunları derhal nitelendirmelidir, böylece öğrenci hala konsantre olurken onları çabucak düzeltebilir(feedback).

    - günlük çalışma: yöntem öğrencilerin program başına günde yaklaşık 30 dakika çalışması için tasarlanmıştır, böylece öğretmen her çocuğun günlük yaptığı görevi özelleştirmelidir.

    - yöntemin sırasına göre çalışma: yöntem seviyelere göre sıralanır ve bu seviyelerin her biri mantıklı bir sırayı izleyen ve zorluk derecesinde artan bloklara sahiptir ve öğrenciler de buna göre çalışmalıdır.

    -günlük çalışmaların kaydı: öğretmen, günlük faaliyetlerinin kaydını ve ayrıntılı bir çalışmasını yapar. sonrasında öğrenciye kişiselleştirilmiş programı sunar.

    l. orcos, r.m. hernandez, m.j. espigares ve a. magrenan'ın beraber yazdığı bir makalede ispanya'da 2015-2016 eğitim öğretim yılında 30.849 öğrenciyle yapılan kumon yöntemi çalışmasının sonuçları paylaşılır. 230 öğretmenle gerçekleştirilen 9 aylık bir çalışma sonrası kumon yöntemi ile çalıştırılan öğrencilerin %43.2'si matematik dersinde kendi seviyelerinin ve yaşıt seviyelerinin üstüne çıkmıştır.

    sonuç olarak, matematik çalışmalarına erken başlamak öğrencinin seviyesini ve ilerlemesini artırır. kumon öğrenme yöntemi de bu erken başlama işinin en doğru yapıldığı yöntemlerden biridir belki de şu an için birincisidir.

    kaynaklar: kumon.com, en. wikipedia web siteleri ve kumon yöntemi: erken çocukluk ve ilköğretim ilk düzeylerinden matematik öğretimi ve öğrenimindeki iyileştirmedeki önemi(2019) makalesi.

  • kılıçdaroğlu'na yolsuzluğu belgelediği için 197 bin lira tazminat cezası verilen karardır..

    https://halktv.com.tr/…avasinda-karar-cikti-429429h

    ekleme: davanın hakimi, 16 temmuz 2016'da hsyk tarafından fetö üyeliği şüphesiyle açığa alınıyor, 20 temmuz'da 7 fetö'cü hakim ve savcıyla birlikte yunanistan'a kaçarken yakalanıyor. bunun üzerine tutuklanıyor. sonra her nasılsa serbest bırakılıyor, görevine iade ediliyor ve bu davaya atanıyor. bunca insan khk'lerle açığa alınıp suçsuzluğu ispatlanmasına rağmen görevine iade edilmezken, gerçek ve kullanışlı fetö'cülere yapılan muamele bu işte. olayın detaylarını linkte halk tv paylaşmış.

  • memur-sen genel başkanı ali yalçın: "suriyeliler zamanında buraya gelip çanakkale geçilmesin diye şehit oldu"

    kaynak

    suriyelilerin bundan haberi var mı ?
    abi bu nedir ya, bu ne suriyeli sevdası, suriyeli çanakkale'de savaştıysa suriye diye bir devlet niye var ?

    edit: ali efendi memurların sorunları ne oldu ? enflasyon karşısında eriyen maaşlar için devletten ne talep edeceksin sen ondan haber ver.

  • eğitim sistemi dipleri gördüğü için anne-babalar gerekirse boğazından kesip çocuklarını iyi okullara göndermeye çalışıyorlar.

    kafanı nereye çevirirsen özel okul görmenin sebebi milletin zenginliği değil, senin gibi kafaya sahiplerin ülkenin eğitim sistemini getirdiği noktadır.

  • sahnelere dönme gibi bir isteği en azından şimdilik olmayan küsellik. loose döneminin ardından genç yaşta elde ettiği beklenmedik ünün altında ezilmiş, ciddi bir depresyon atlatmış, evlenip boşanmış ve kendini kızına ve kişisel gelişimine adamıştır. o zamandan bu yana kenya'da hayır çalışmalarında bulunmuş, toronto üniversitesi'nde oyun yazarlığı dersleri almış ve hatta dedikodulara göre plak satan bir sahafta çalışmıştır. hahah düşünsenize kanada'da leonard cohen ya da celine dion plağı falan almak için bir sahafa giriyorsunuz ve karşınızda şöhretten sıkılmış bir nelly furtado size köşedeki koliyi gösterip "bunlar da yeni geldi." diyor. brooklyn carter bacımı featuring edip random güldürmek gerek bu noktada.

    the spirit indestructible ve özellikle de resmen indie the ride ile aradığını bulamadığı doğru değildir, zira aradığı tam anlamıyla bu sakin ve kaliteli yaşamdır ve müziği yalnızca hobi olarak yine yapmaktadır. köşesine çekilip yaptıklarını sayarken tam da istediğim yaşamı yaşadığını fark edip "ben ne yapıyorum?" diye kendimi sorgulamama neden olmuştur ayrıca. büyük şirketlerin dayatması olmaksızın canının istediği müziği yapmak, yeniden üniversiteye gitmek, sahafta çalışmak, afrika'ya gidip hayır işlerine soyunmak ve spora, uykuya, kitap okuyup seyahat etmeye yetecek kadar zaman ve akşamına da tok karnına huzur... bir de zamanında bedelini sahnede ağlama krizine girmek biçiminde ödemiş olsa da hayvan yüküyle parası da bankada durmakta. 40 milyon albüm satışı, tanesinden 5 dolar kazansa, faizi şusu busu... (bkz: hesaplayan adamlar)

    büyük hayranı olarak sağlığını her şeyin önüne koymasını desteklesem de arada bir yine bir ce-ee dese, sticks and stones gibi şarkılarla en azından single formatında karşımıza çıkıverse de müzik adına en saf haliyle boka maruz bırakıldığımız şu günlerde nostalji dışında da bir şeyler dinleyebilsek isterim tabii.

  • mis gibi çıkma teklifi vardı bir zamanlar. efendi gibi gelir sorarlardı, benimle çıkar mısın diye. kabul edersen sevgiliydin, etmezsen herkes yoluna bakardı. çıkma teklifi kalktı mertlik bozuldu. şimdi yeni biriyle tanışmak var. hoşlanıyor mu belli değil, seviyor mu alakası yok. sevgili desen hiç değil. flört falan diyorlar onu da anlamıyorum mesela ben. bitince anlıyorum haa bu flörtmüş diye. devir çok değişti ya. nesi vardı çıkma teklifinin ya abv.

  • bir aydınlanma halidir ve bu hal başta kısa süreli bir yıkım getirse de sonradan yerini ‘’olsun lan, ben böyle iyiyim’’ demeye bırakıyor. en azından benim hayatımda böyle tezahür etti.

    bir arkadaşımla konuşuyoruz, diyor ki ‘’hatırlıyor musun hani erdal vardı, o da seninle aynı dönem mezun oldu. işte o sonra mimarlığın üstüne antropoloji okudu şu anda meksikada’da zapatistalarla ilgili araştırma yapıyor’’ mideme bir yumruk iniyor ama hala nefes alıyorum.

    başka gün okuldan birine rastlıyorum, ne var ne yok rutininden sonra, nerde çalışıyorsun soruları başlıyor. ben nihayet mesai saatleri insani, maaşı iyi bir işe girmişim, yıllarımı nasıl beş paraya ziyan ettiğimi anlatıyorum, o ‘’evet haklısın, ben de sonunda kendime geldim ve gelecek ay kanada’da sinema okumak için yola çıkıyorum’’diyor. ben buldumcuk olmuşken o bıkmış bile. yolunu çizmiş, hedefe nişan almış. ben hala aybaşına kaç gün kaldığını hesaplıyorum. o an sırtıma bir bıçak saplandı. zar zor çektim, yaşamaya devam ettim.

    en son da bir arkadaşın amerika’da bir üniversitede ders vermeye başladığını öğrendim. benden iki yaş küçük bu adam şu an orda ben de burada onun yazdığı makaleyi okuyorum. bir an kendimden geçmişim.

    ilk şoku atlattıktan sonra, durdum düşündüm. ne ki bu şimdi? tamam, onlar özel ama ben de harika punch yaparım mesela. içen cennete gider gelir. birkaç kişiyi gülmekten işetmişliğim vardır, hep anlatırlar. ne işe elimi atsam öyle veya böyle tamamlamışımdır. belki çok sıradan şeyler bunlar, belki benim gibi milyonlar var ama huzurluyum olduğum yerde.(sanırım hala prozacların etkisindeyim) canım istese ben de giderim*ama ben burada olmayı seçtim. sıradan insanlar ordusunun yıkılmaz bir neferiyim artık. mutfakta punch yapıyorum.

  • geçen hafta: "beşiktaş 100 gol barajına yaklaşır." (evet daha ilk haftadan)

    bu hafta: "beşiktaş erken havaya giriyor. yüksek egolu oyuncuları var. quaresma, mario gomez"

    ulan geçen hafta 100 gol atar bu takım demişsin, şimdi çıkıp erken havaya giriyorlar diyorsun. geçen sene de mi vardı quaresma ile gomez? aynı şeyleri geçen yıl da dedin, aynı şeyler geçen yıl da oldu.

    sonra da çıkıp "gomez'le başlayacaksın arkadaş, geçen hafta 3 gol attı diye olmaz cenk" dedi. %100 eminim ki, mario gomez başlasaydı ve beşiktaş yine kaybetseydi bu kez de "geçen hafta 3 gol atan cenk var. sırf yabancı diye gomez ile başlamak nedir!" diyecekti.

    rastgele konuşan cahil adam.

  • -akşam namazı kaç rekat?
    -abi bilmiyorum çocuklarım var benim nolur bırakın gideyim.
    -aferim, bilinemez zaten, devam et.