hesabın var mı? giriş yap

  • ilay (5) ile günün değerlendirilmesi` :reported speech`

    romica: saçlarını görenler ne dedi?
    ilay: ayyy ne güzel saçlar bunlar, kim ördü tek tek?
    romica: sen ne dedin?
    ilay: teşekkür ederim, annem yaptı...
    romica: onlar ne dedi?
    ilay: annen çok güzel yapmış, aferin ona!
    romica: sen ne dedin?
    ilay: teşekkür ederim...
    romica: onlar ne dedi?
    ilay: ben teşekkür ederim...
    romica: ooo sallıyorsun sen valla, oyalıyorsun beni, muhabbet etmeye çalışıyorum kızım...
    ilay: neden?
    romica: çünkü sen benim en yakın arkadaşımsın...
    ilay: puha, amma saçmaladın! ben senin arkadaşın değilim, çocuğunum...
    romica: hem çocuğumsun hem de arkadaşımsın...
    ilay: nasıl?
    romica: birlikte konuşuyoruz, şaka yapıyoruz, gülüyoruz, oyun oynuyoruz, şarkı söylüyoruz... bir sürü şey paylaşıyoruz, arkadaşız işte...
    ilay: çok komiksin...
    romica: allah allah komik değilim ya, doğru söylüyorum, arkadaşız işte, en yakın arkadaşım sensin hatta!
    ilay: valla mı?
    romica: valla! dizine yatayım mı? saçımı okşa biraz...
    ilay: yat bakalım küçük anne! biliyorsun bazen beni kızdırıyorsun ama yine de severim seni...
    romica: benden duyduklarını tekrar ediyorsuuunn...
    ilay: arkadaşlar her şeyi paylaşır... türkçeyi de!

  • olması gerekenin yarısından daha düşük porsiyonlara, olması gerekenin iki katı fiyat çekerek batmış firma. bir edirneli olarak beter olsunlar diyorum.

    ayrıca ciğercide laz böreğinin işi ne amk.

  • bazen yaklaşık 10 metredir

    evet sadece 10 metre lan. rahmetli dedem katetmişti.

    kendisinin son yılları işkence gibi geçmişti. dolu hastalığı vardı. son 1-2 yılında yerinden kalkamadı neredeyse, konuşamadı bile. demans yüzünden bizi hatırlayamadı bazen, halüsinasyonlar gördü.

    o yataktan kalkamadığı son zamanlarında gerçek anlamda can yoldaşı olan babaannem de dizinden ameliyat olmak zorunda kalmıştı o da 4-5 gün kalkamayacaktı yerinden. çocukları, torunları hep beraber doluştuk tabi evlerine, yanlarına. bir kısmımız dedemin yanında salonda, bir kısmımız babaannemizin yanında yan odadaydık.

    babaannemin ameliyatı yeni olduğu için acısı oldukça fazlaydı ve ister istemez sesi yükseliyordu arada acıdan. sonra bu sesler baya yükselince merak edip dedemin yanından ayrıldık babaanneme bakmak için. aradan az bir zaman geçti. arkadan dedemin sesi geldi;

    "bakamıyo mu bunlar sana? ben geldim boşver sen bunları artık."

    2 kişi koluna girmeden yerinden kalkamayan, yürüyemeyen, tek kelimeyi 2 dakikada söyleyebilen o adam eline bastonunu alıp 10 metre uzaktaki odaya hayat arkadaşının, can yoldaşının acısına ortak olmaya gelmişti. belki ölünceye kadar bir 10 metre daha yürümemiştir o günden sonra.

    kimse uçakla, arabayla gidilen binlerce kilometrelik yollardan bahsetmesin bir sevgi için gidilen en uzun mesafe 10 metredir benim için o günden sonra.

  • cahit sıtkı tarancı'nın şiirinden çok yeditepe istanbul'un yusuf'unu getirir akla;

    "35 yaşındayım. daha hiçbir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. ama kenarındayım, o kesin"

    çoğu yaşa musallat olan cümledir esasen. ancak kaç ortalı ki hayatlarımız?