hesabın var mı? giriş yap

  • kabus gibiydiler.

    meltem cumbul ne? oyuncu. meltem cumbul ne? sunucu. meltem cumbul ne? şarkıcı. meltem cumbul ne? kültür elçisi. meltem cumbul ne? bir on parmağında on marifet.
    ülke olarak kollektif basiretsizliğimizin ve yetenekli insan çıkarmadaki kuraklığımızın sembolüydü maşallah.

    güzel desen? tam değil. çok çirkin de diyemezsin.
    ne tam yetenekli, ne de tamamen yeteneksiz.
    ne sahnede harikalar yaratıyor, ne de tamamaen rezil oluyor.

    bir garip sıkışmışlık, tarifi zor bir anlamsızlık vardı kadında. "ülkecek modern oluyoruz abi, evropa standartlarında sanatçı çıkarıyoruz!" hezeyanlarının iç karartıcı bir yan-ürünüydü besbelli. allahtan geçti gitti bu yıllar da, rahata erdik...

    dikkat ederseniz meltem cumbul'un yerini kimse doldurmadı (dolduramadı demiyorum)
    bunun nedeni ise kuşkusuz, doldurulmasına ihtiyacımız olmayan bir boşlukta durmasıydı.

  • benim de akşamları bostancı sahilinde karşılaştığım durum. eve girmeden yarım saat yürüyüş yapalım dediğimiz yollar işgal altında. tamam tutsunlar, balık tutmalarına bir şey demiyoruz ama baksınlar arkalarından insan mı geçiyor ne oluyor.

    geçen akşam bir kadının suratına sırığını vurdu adamın biri, iğneyi misinayı zaten göremiyoruz.

    aslında (bostancı sahili için konuşuyorum) yürüyüş yolu değil de taşların üzerinden tutsalar bu kadar sorun yaşamayacağız. ama tabi bankları işgal etmek ya da sandalyelerini düz betona koymak daha çok işlerine geldiğinden olacak, yürüyüş yapan insanların yolunu gasp etmek, millete iğneyle, sırıkla zarar vermek daha çok hoşlarına gidiyor herhalde.

    polisi arasak bir yaptırımı olur mu acaba? belki beyaz masaya danışılabilir, bu konuda çalışmak lazım..

  • tarikat problemlerini,başka bir tarikata sorarak konuşmak.lan bunlar istanbul sözleşmesinde hepsi tek ağızdı.şimdi ise saniyesinde satış.

  • sundugu yarismadaki ilk zamanlarinda hanimefendi goruntusuyle hafiften bbg esintileri yasatirken, sundugu formati cozmesi sonucu simdilerde podyuma cikan kizlara attigi ''eee kevase bugun kimin altindasin'' temali bakisiyla ve tavriyla yarilarak izledigim sunucu.

  • sözlükte seviyenin ne kadar düstügünü de bize gösteren genç. çinin resmi dili olan mandarini bilmediği gibi mandalin diye dil ögrenmiş amk diyen mi ararsın, pakistan ve afganistanda(pastho) konusulan dili, ibraniceyi(hebrew) bilmeyip adam kıcından dil uydurmuş diye dalga geçen, konustugu dilleri önemsiz kimsenin bilmediği abuk subuk diller zannedenler mi ararsın hepsi var amk. hayır madem bilmiyosun şuraya yazmadan önce aç o dilin başlıgını ne olduguna bak

  • "progressive rock" müziğinin iki ana damarı olan yes ile genesis'ten ikincisine daha yakın duran; flütün varlığıyla kaçınılmaz olarak jethro tull etkileri taşıyan; kanımca, ilginç bir biçimde, yer yer al di meola'nın ilk dönem albümlerini de çağrıştıran; anadolu'nun tınıları ile tartımlarını müziklerine son derece iyi bir biçimde yedirmiş (sözcüğe yükleyebileceğiniz en iyi anlamıyla) seçmeci* ama aynı zamanda seçkin bir topluluk...

    *

    ekleme : önceki yazılardan birinde asia minor'ün son albümü olduğu belirtilen "landscape pictures in rock" yeni bir albüm değil, topluluğun ilk çalışması "crossing the line"ın 1988 yılında ikinci kez basılırken batı alman plak şirketinin kullanmayı yeğlediği yeni adıdır.

  • - oğlum bi kapat onu teyzenleri arıycam.
    - mp3 indiriyorum, 4 hafta 3 gün 19 saat sonra arasan olmaz mı anne?

  • kırmızı bültenle aranan azılı bir e-kitap düşmanı olmama rağmen benim bile kulağımı tırmalayan bir ifade.

    e-kitap gün itibari ile zorunluluk/ihtiyaçtan ziyade tercih/seçenek durumunda. çünkü matbaalar halen cayır cayır kitap basıyor. e-kitap kullanıcılarının sandığı gibi basılı kitap demode olmuş değil.

    ancak korkum o ki, show ana haber'de günün son hüzünlü haberi diye ağlak bir müzik eşliğinde, "kitap basan son matbaalardan birindeyiz" haberinin yapılacağı günler gelecektir. ancak bu, yine e-kitap kullanıcılarının öngördüğü kadar yakın bir gelecekte de olmayacaktır.

    şundan da eminim; kitapların üç otuz paraya satıldığı şu günlerde kitapla uzak mesafe ilişkisi yaşayanlar,
    e-kitabın seçenek olmaktan çıkıp ihtiyaç olduğu günlerde dünyanın parasını vererek basılı kitap alacak ve hiç okumadığı o kitaplarla ben marjinalim ayağı ile karı kız peşinde koşacak. işimiz gücümüz şekil çünkü.