hesabın var mı? giriş yap

  • dün akşam fenerbahçeyi 3-2 yendiğimiz maçtan sonra pederimi aradım. telefonda kutlaşalım diye. sonunda şeytanın bacağını kırdık bıbıcığım dedim. ne bacak kırması, hamuğa goyduk bıraktık dedi kısık sesiyle. mario dedim. gomez dedi. siyah dedim. beyaz dedi. nartallo dedim. mrklea dedi. kısa süren bir seansla kemoterapi uyguladık birbirimize. sonra kapattık telefonları. oturduğum yerde 3-5 saniye sessiz bir şekilde dururken mutfaktan hanım bağırdı ;

    - yalnız iyi koyduk haa.

  • artık kılıçtan keskin bir çizgi olmuştur. kendisini üst tarafa atanlar şanslı. altta kalanlar batmaya devam edecek. orta sınıf artık yok. kendisini üste atanlar ve alta düşenler var. uçan balona binmiş gibi üste çıkanlar yavaş yavaş yükseliyor. alta düşenler bataklıkta batmaya başlıyor. örnek mi? mesela 10 sene önce iki aile dostumuz vardı. aşağı yukarı aynı standartlarda idiler. bunlardan ikisi de devlette çalışan mühendisti. orta sınıfın tam ortasında eşit haldeydiler.

    birinin yurtdışı görevleri oldu. yükselmeleri oldu. deli para kazandı. evi arabayı değiştirdi. hayat standardı uçtu gitti. oğlu ve kızına iki iyi şirkette iş buldu. onların işe girmesiyle eve giren para bir anda 7 bin lira arttı. oğlana krediyle de olsa gelecek vadeden bir bölgeden bir ev aldı evlenir diye. evlenmese de evin değeri her gün artıyor. en kötü 3 sene içinde aldığının baya üstüne satar. 10 yılda giyimden yediği yemeğe kadar her harcaması level atladı.

    diğeri memur gibi gitti geldi. maaş aynı kaldı. yurtdışı görevi olmadı. arada farklı illere gitti. pek fazla da yükselemedi. şanssızlık tek oğlu da doğru düzgün iş tutturamadı sağda solda asgari
    ücretten hallice maaşla çalışıyor. 10 yılda bir kez araba değiştirdi o da aynı arabanın yeni kasası. 10 yıl önce nasıllarsa yine öyleler. alım gücü düştü. yedikleri, gezdikleri azaldı belli bir şekilde görüyoruz.

    yukarıdakilerden ikisi de hala orta sınıf. ama biri balon takmış gibi üst sınıfa doğru çıkıyor diğeri bataklıkta alta doğru gidiyor. orta sınıf ortadan ikiye bölündü. batanlar ve çıkanlar. çıkanlar için pek çok sebep sayılabilir. miras kalmıştır, aldığı araziye inşaat girmiştir, piyangodan para çıkmıştır vs vs. ama düşenlerin en temel sebebi düşen alım gücüdür. açık ve net.

  • üst edit: başlık sanırım işe yaradı başta trakyalı olmak üzere birçok troll geçtiğimiz dakikalarda uçuruldu. polat alemdar bir gecede 6 babayı temizliyor tarzı etki yarattık.*

    sözlüğü normal seyrinde okumanın imkansız hale geldiği, troll (ak) hesaplar tarafından tüm gündemin cumhuriyet ve atatürk düşmanlığı içeren başlıklarla donatıldığı, uçurulan hesapların yan hesaplarıyla gelip sözlüğü esaret altına aldığı, başlıkları engelle fonksiyonunun çalışmamaya devam ettiği, moderasyonun uyuduğu rezil bir hal. bir de troll başlığa elinde tuzlukla koşup fav kasma peşindeki dangalaklar var başlıkları gündemde tutan onlara hiç girmiyorum.

    16 temmuz 2022 sözlüğün utanç günü olarak tarihte yerini alsın.

  • "...bi de uçlarına taramalı tüfek takarız kimse bize saldıramaz...cuv cuv cuv!" diye devam eden umut sarıkaya karikatürü.

  • tuzlasporlu futbolcunun ayağına basıp, bir de tükürmüş sonra da umreye gidip instagramda fotoğraf paylaşmıştır. adam ülkedeki müslümanlığı bir hafta içinde özetledi. helal olsun.

  • 20 yıl kadar önceydi. internet falan yok, bizim dünyadan haberimiz yok. amerika'da iyi koşullarda yaşayan işi nedeni ile dünya'yı gezen bir arkadaşımız vardı. bir gün bir sohbette türkiye'de sitelerin olmamasının çok güzel bir şey olduğundan falan bahsetti. anlamadık biz ne demek istediğini.

    şöyle açıkladı, toplumda fakirlik arttıkça site yaşamı çoğalıyor. sen insanlar seni görmesin, görüp de kıskanmasın, kıskanıp da sana zarar vermesin diye yüksek duvarların arkasına saklanmak kendini diğerlerinden soyutlamak zorunda kalıyorsun. o parayı son derece legal ya da illegal bir şekilde kazanmış olabilirsin. bu önemli değil önemli olan birileri açlık sınırındayken senin yaşamının onlara batma ihtimali. hindistan, güney afrika gibi örnekler verdi yanlış hatırlamıyorsam. sonra gelişmiş ülkelerden örnekler verdi. ne kadar az site olduğunu insanların cadde binalarında yaşadığını anlattı. bu yüzden de türkiye'nin gelişmiş ülkelere benzediğini bunun da daha kaliteli bir yaşam olduğunu anlattı.

    biz tabi o zaman henüz burnumuzun ucunu görmemiştik. geldiğimiz noktada dedikleri çok daha anlamlı geliyor. her gün yükselen siteler ülkedeki gelirler arasındaki uçurumun göstergelerinden biri aslında. sen ekmeğini hakkınla da kazansan, yoksulluğun artması onlarla arana duvar örmek zorunda bırakıyor.

    ne kadar yoksulluk o kadar duvar.

  • "sevgilinin olması."

    yani şöyle ki; şu an kız arkadaşınla dışarı çıkıp eğlenelim desen, ortalama bir mekana oturdun birkaç bira fındık fıstık 450 lira.

    kalktın oradan hadi karnımızı doyuralım dedin. gittin yine ortalama bir mekanda bir şeyler yedin, en az 150 lira da ona koy etti 600 lira.

    bak daha ulaşım gideri benzin ıvır zıvır yazmadım bile. bu yüzden gönül işlerini bıraktım, bim'den aldığım makarnayı yerken ahaber izliyorum.