hesabın var mı? giriş yap

  • çok doğru demesidir.
    insanın da çöp olanı vardır, mesela aktroller.
    parası neyse verelim biz de bu çöpleri afganistan'a dökelim.
    afganistan'da aşık oldukları afganlar bunları sabahtan akşama kadar badelerler, tam bir win-win siçueyşın olur.

  • tam kelimeleri hatırlayamıyorum. önünden tempolu yürüyüşle geçilen bir marketin dışarı yerleştirilmiş sebze kasaları arasında alışverişe gelmiş ilkokulun ilk sınıflarında olması gereken pek efendi, büyümüş de küçülmüş bir bey. üniversite çağlarında olması gereken başka bir efendi genç de market görevlisi. aralarındaki diyalog kendi karanlığıma gömülmüş giderken yakaladı ve gülümsetti beni:

    küçük bey: biliyorsunuz, eğer yeterli olmazsa beni tekrar markete gönderecekler.

    görevli genç: o yönden haklısınız tabii ama sanırım bu kadarı yeterlidir aileniz için.

    şu nezaketin birazını hayatımıza yedirebilseydik bu diyalog belki böyle şaşırtıcı ve gülümsetici olmayacaktı. akşam akşam zamanda yolculuk yapmış gibi hissetmeyecektim.

  • bir program için 20bin lira alıyordu, gözleri doluyordu, ağlıyordu nihat hoca. bu kadar mal insanı bir arada ilk kez görüyordu bu sene de yolunu buluyordu. şeklinde hikayeler anlatacak muhteremin marifeti.

  • az önce canlı yayında izledim

    "gecelik ilişki yaşamayı sevmiyorum. şayet yaşamayı sevsem istanbul'da yani...kemküm.....kalmazdı" dedi.

    dakika 44-45

    lafın nereye gideceğini anlayan sunucu araya girdi.-

    annen da yaşasaydı o istanbul'da aynı lafı edecek miydin?

    birilerinin anası, kızı, kardeşi yaşıyor orda. dikkatli konuş.

  • yıllar sonra hatıra olarak anacağımız ilk milenyum pandemimize dair akıllarda iz bırakan olaylar silsilesi.

    1. ercüment ovalı olayı: yanına birkaç öğrenci alıp aşı yaptık diye milleti uyutması.
    2. haziran’a biter demeci: pandeminin ilk aylarında doktorların tv’ye çıkıp en gec yazın biter diye halki kandirmasi.
    3. hükümetin, beleş maske dağıtıcaz diye heryerde maske satışını yasaklayıp vatandaşı maskesiz bırakması.
    4. sağlık bakanının kameralar karşısında yutkunarak ilk vaka’yı duyurması ama aslında vaka sayısının o anlarda yüzlerce olması.
    5. hükümetin vaka sayılarını kontrollü arttirarak aciklamasi (bkz: fahrettin sabiti)
    6. tabipler birligi ve ekrem imamoglu *baskilariyla bakan’ın biz her covid'liyi vaka olarak saymıyoruz diye açıklama yapmak zorunda kalması.
    7. hükümetin vaka ve ölüm sayılarını düşük tutup halkı rehavete sevketmesi ve akabinde vaka sayilarinin coşmasi.
    8. kendi halkına dogru duzgun maske, sosyal yardım, aşı yapamazken sırf itibar için kalkıp abd, almanya, libya, filistin, kıbrıs vs’ye uçak dolusu maske, aşı, gıda yardımı yapilmasi.
    9. korona vakalarının mart ayından çok daha önce varolduğunun ortaya çıkması.
    10. çin’de zombi gibi sokakta ölen insan görüntüleriyle insanlığın korkutulması.
    11. başlarda who’nun virüslü olmayan’ın maske takmasına gerek yok diyerek vakaları coşturması.
    12. oytun erbas'in covid-19 virusunu turk halklarinin ezeli ve ebedi dostu ilan etmesi. (bkz: wuhan virüsünün türklere bulaşmıyor olması)
    13. hurafelerle pekmez, kelle paca tuketimin artmasi. (bkz: coronavirüs'e karşı dut pekmezi) (bkz: bol bol kelle paça yiyin koronavirüs'ü önler)
    14. her turlu yuruyus, eylem, toplanma yasaklanirken lebaleb kongreler duzenlenmesi. (bkz: lebaleb kongrelerin ceremesini 82 milyonun çekmesi)
    15. covid belasindan koruyan muska satisinin yapilmasi. (bkz: koronadan koruyan muska satışı)
    16. turizm calisanlarina evcil hayvan gibi. (bkz: enjoy i'm vaccinated) maskeleri taktirilmasi.
    17. yasaklar yuzunden batının almadigi ne kadar kural tanımaz arap, hintli, iranli, rus, romen, bulgar vs.. cop turist varsa ulkede cirit atmasi, ama ayni anda turk vatandaslarinin eve hapsedilmesi.
    18. gizli kumarhane, berber baskınları.
    19. serbestçe dolaşmak icin hayvan sahiplenme, torba taşıma, kan randevusu alma gibi cakalliklarin hayatımıza girmesi.
    20. marketlere akin eden vatandaşları sakinleştirmek icin sazi eline alan makarna üreticileri derneği baskaninin akıllara ziyan (bkz: türkiye'yi makarnaya boğarız) aciklamasi.
    21. içişleri bakanı suleyman soylu'nun son dakika duyurusunu yapip kaosa sebep olduğu kapatma sonrası istifa edip akabinde cark edip geri donmesi. (bkz: 12 nisan 2020 süleyman soylu'nun istifa etmesi)

    edit: cok sayida ekleme, duzeltme talebi geliyor. herkese tek tek cevap yazamiyorum:(ama elimden geldigince editliyorum.

  • uzun aradan sonra istanbul'a geldim. bugün kadıköy'den eminönü vapuruna bindim. hava güzel, deniz sakindi. martılar vapura eşlik ediyordu. birden salona bir kişi girdi. hızlı adımlarla yürüdü. salona hakim yerde durdu. tüm salonu dikkatle süzdü ve konuşmaya başladı. koltuğunun altında bir kaç paket gözüküyordu. elinde bir tanesini havaya kaldırdı. sözünün iyi anlaşılması için tekrar tekrar söyledi. salonun dikkatini topladığını anlayınca elindeki paketin özelliklerini saydı döktü...

    burhan pazarlama; yıllar öncesinde hafızama kazınmış bir kişilikti. o zamanlar kaytan bıyıkları vardı. zayıf, siyah saçlı biriydi. konuşmalarını vurgulu ve esprili yapardı. özellikle de; "dağların ardındaki çekik gözlülerin diyarından" söylemini hep hatırladım. fikrimin ince gülü (sarı mercedes) filmini çektiğimizde, vapurdaki bir pazarlamacıyı oynatmıştık. tabi o kendisini oynamıştı. hiç bir tekrar yapmadan tek çekimde almıştık yaptıklarını.

    gençliğimde ilgiyle gördüğüm, hafızamda yaşayandan farklı bir burhan pazarlama izledim bugün. yine esprileri vardı. sesi titrese de yine vurgulu konuşuyordu. ancak yıllara karşı duramayan bedeni oldukça kilo almıştı. göbeği sarkmış, saçları bembeyaz olmuştu. sanki o kadar emin değildi satacağından. gözleri yine de çakmak çakmaktı. umudu azalmış, bakışları süzgündü. belki ilgi bekliyordu eskisi gibi. müşteri ilgisizdi. bir zamanlar salona girdiğinde koşar adımlarla salonu arşınlar, yerinde duramazdı. hafızası zehir zemberekti. şimdi öyle değildi. ürününü çıkardığı boş kutuyu bıraktığı yeri bulabilmek için yolculardan yardım istemek durumunda kaldı. sonunda kutu bulundu. ancak hafızamdaki burhan pazarlama bir başka şeydi. bir yandan satış yapan, diğer yandan espri patlatan, diğer yandan da müşterilerin nabzını tutmaya çalışan...

    geçen zaman hakkında da bir çok şeyin farkında olan bu kişi bir ara, "66 yaşında olduğunu ve 57 yıldır bu işi yaptığını" söyledi. eskiden böyle bir söyleminin olmadığını hatırlıyorum. hep günü ve geleceği konuşan burhan pazarlama, şimdi "eskilerdenim ben" demek ihtiyacını hissediyor ve şimdi bunları söylüyor diye düşünüyorum. bu da başkaca bir şeydi. kendisini aşmak için bulabildiği yeni bir şey...

    başlangıçta satış çok iyi geçmedi. ilgisiz bir müşteri grubu vardı bugün. manikür takımı satıyordu. dayanamadım ve bir tane aldım. ne işime yarayacağını da bilmiyordum. burhan pazarlama ürün hakkında bir çok şey anlattı. hiç birisi umurumda değildi. ancak onun bir satış yapması gerekiyordu ve bunu başlatmak için yaptım. zaten bu usta satıcı bunu yıllar önce "sürü psikolojisi" diye açıklamıştı. arkası geldi satışların ve elindekilerin hepsini sattı. gözlerine baktım; daha bir keyifliydi...

    hiç bir eğitim ve öğretim almadan, sadece kendisine güven temelinde 57 yıldır pazarlamayı geliştirip, benim gibi bir çok kişinin hafızasında yer eden burhan pazarlama istanbul vapurlarının çok nadide bir çiçeğidir. rengi ve kokusu kendisine özgü...

  • kendi havalimanından kalkan uçağı düşman zannedip vurmuş aq salakları. ww3 olacakmış da bunlar amerikayı yenecekmiş. abd bunları sikinde oynatır.

  • yılbaşı geliyor diye kapı süsü aldık ama ödümüz kopuyor çalacaklar diye. sonradan görmelik de pek zormuş.

    evdeyken takalım giderken çıkaralım diyoruz*

    noeliniz şimdiden mübarek olsun*

  • bu kurumun 2014 yılı bütçesi 5.442.784.190 tl. benim dinle fazla bir ilişkim yok, cami kullanmıyorum, vaaz dinlemiyorum, imam nikahı vs. olayım da yok, mevlüt filan da okutmuyorum.

    peki bu kurumun bana faydası ne, sıfır. türkiye nüfusunun 75 milyon olduğundan baz alırsak;

    5.442.784.190 tl / 75 milyon kişi = 72,57 tl

    bütçesini benim ödediğim vergilerden alıyorsa ve de ben kuruma ait tesisleri ( cami, kuran kursu vb.) kullanmıyor ve imam, müezzin gibi çalışanlarıyla da hiç muhatap olmuyorsam benim payımın geri ödenmesi gerekiyor.

    bunun için nereye başvurmak gerekiyor?

  • durun sakin olun, gelecekte olacak birşey değil, çıkalı çok oldu.

    18 ekim 1963 tarihinde dallama fransızlar, herkes uzaya köpek, maymun, sinek veya insan göndermeye çalışırken elde ve evde bile zor tutulan bir kediyi uzaya gönderdi. ve bu kediye “catstronaut” adını verdiler.

    paris sokaklarında bir kedi olan félicette, aslında felix adlı başka bir kedinin yedeği idi. ancak fırlatma günü bir şekilde kaçan felix’in yerine, fransızların véronique ag1 roketi ile uzaya gönderildi. félicette dünya’dan 130 mil yukarı yörüngeye çıkıp sonra paraşüt ile sağ salim eve dönmeyi başarmıştır. zavallı kedicik!

    https://www.space.com/…51-on-this-day-in-space.html