hesabın var mı? giriş yap

  • insanın içini yakan haber. bebeğin öldüğüne mi yanayım, kadının 9 gün tek başına bıraktığı bebeği gelip sağ bulacağını düşünüyor olmasına ve beslemeye kalkmasına mı yanayım, bu bariz şekilde akli dengeden yoksun insanın güzel yurdumda öğretmen (!) olarak çocuklarla çalışıyor olmasına mı yanayım, neye yanayım?

    akli dengesinin bozuk olduğu gün gibi aşikar bence bu kızın, kendisine edilecek laf yok bence. yazık ne çevresindekiler anlamış ne ailesi. kalabalıklar içinde yalnız olmak böyle bir şey demek ki... zavallı günahsız bebek...

  • almanya'nın top yekün infial yaşamasına sebep olan ve fakat önceki entrylerde belirtildiği üzere, her nedense türk basının, dolayısıyla da türk halkının pek ilgilenmediği siyasi cinayetler.

    kronoloji şöyle :

    9 eylül 2000 : 38 yaşındaki çiçekçi enver s., 9 eylül 2000 gününün öğleden sonrasında nürnberg'de, tatile giden bir arkadaşının yerine dağıtım yaptığı araçta ölü bulundu.

    13 haziran 2001 : yine nürnberg'de gündüzleri siemens fabrikasında işçi olan, akşamları terzilik yapan 49 yaşındaki abdurrahim ö. kafasına sıkılan iki kurşunla öldürüldü. komşuları, öğleden sonra maktülün evinden tartışma sesleri geldiğini, ardından evden iki doğu avrupalı görünüşlü erkeğin çıktığını söylediler.

    28 haziran 2001 : hamburg'da manavlık yapan 31 yaşındaki süleyman t.'nin cesedi, kafasındaki üç kurşunla babası tarafından kendi dükkanlarında bulundu.

    29 ağustos 2001 : münihte manavlık yapan habil k. kafasına sıkılan iki kurşunla kendi dükkanında ölü bulundu. tanıklar ifadelerinde bıyıklı ve yabancı görünüşlü bir adamın siyah bir araca binip kaçtığını belirttiler. söz konusu adamın izi bulunamadı.

    25 şubat 2004 : 25 yaşındaki yunus t., henüz bir kaç ay önce taşındığı doğu almanya'daki rostock kentinde, ilk kez gittiği bir dönercide öldürüldü. yunus t.'nin bir başkasıyla karıştırılarak kurban seçildiği düşünülüyor.

    9 haziran 2005 : nürnberg'de döner büfesi işleten 50 yaşındaki ismail t., kendi dükkanında öldürüldü. yakın bir inşaattaki görgü tanıkları, iki kişinin bisikletlerini dükkanın önüne bırakıp içeri hızla girip çıktıklarını ve sırtçantasına bir nesneyi soktuklarını gördüklerini belirttiler. söz konusu iki kişi asla bulunamadı.

    15 haziran 2005 : 41 yaşındaki yunan theodorus b., münih'te öldürüldü. kurban daha bir kaç ay önce anahtarcı dükkanı açmıştı.

    4 nisan 2006 : 39 yaşındaki mehmet k., dortmund'daki işlek bir caddede bulunan gazete bayiisinde öldürüldü.

    6 nisan 2006 : 21 yaşındaki halit y., bir internet kafede kafasına sıkılan 2 kurşunla öldürüldü. polis kayıtlarına göre kafede halit y. haricinde en az 3 müşteri daha bulunmaktaydı.

  • muhendis yeni bisikletiyle fizikci arkadasinin yanina gider.
    fizikci: bu bisikleti nerden buldun?
    muhendis: dun bir parkta oturuyordum, bir kiz geldi yanima bu bisikletle. bisikletten inip ustunde ne varsa cikardi, karsimda cirilciplak durup, "istedigini al" dedi. ben de bisikleti alip ayrildim.
    fizikci: dogru secim yapmissin, elbiseleri sana uymayabilirdi.

  • başlık: beyin göcünde araya kaynadim amk simdi nasadayim

    entry: lise terk halimle beyin göçü yapan tayfaya katıldım. nasa'da büyük bir ekrandan giriyom sözlüğe.
    müdür geliyor, uzayı açıyorum.

  • 3 kuruşluk adama 5 kuruşluk değer verilmesinin sonucudur.
    göklere çıkardınız ibneyi.
    çiğköftesi leş gibiydi, kendisi de öyleymiş demek ki

  • episode ii
    a: oğlum canım çok o çikolatalı tatlıdan istedi al akşam gelirken..
    m: canın saolsun annem ismi ne ama hangisi?
    a: hani o içinde kurabiye gibi şeylerden varya
    m: ismi anam ismi??
    a: profifiterol amaan söyleyemiyorum ondan işte
    m: profiterol o anne söyle bakalım
    a: profififerol işte her ne haltsa..
    m: profit de anne..
    a: profit..
    m: hah şimdi erol de anne
    a: erol..
    m: şimdi anne düşünki erolun lakabı profit..çağır bakalım erolu.
    a: profit erol
    m: bravo anne bi daha çağır erolu.
    a: profit erol
    m: hangi tatlıdan istiyorsun anne?
    a: profit erol..
    m: tmm anam akşama alırım sana..

  • az önce firin tepsisini ciplak eliyle aldigi gibi masaya getirmesiyle ortaya cikan yanmaz yakilmaz durum. ben tuttum elim yandi. kendisine cok imali bakislar attim anlamamazliktan geldi. beyaz saclariyla birlikte parcalar birlesti. simdi balkonda ejderha bekliyorum..

  • kelime başına ücret mi alıyorlar nedir.. mesela:

    “ya rab! şu anda şu mekanda şu yerde şu mübarek camide seni anmak, seni zikr etmek için toplandık, bir araya geldik, evlerimizden işlerimizden ayrıldık, çocuklarımızdan ayrıldık, buraya geldik, huzurunda hazır nazır olduk, dua ediyoruz, sana el açıyoruz ya rab! ellerimizi şuna buna değil, sana kaldırıyoruz, sana yalvarıyoruz, içimizi sana döküyor ve senin için deşarj oluyoruz.”

    özet: “şimdi buradayız ve dua ediyoruz.”

    bir başka örnek: “demek ki neymiş efenim, maddi imkanı el veren, yeterince parası olan, ekonomik durumu iyi olan kimseler için hacca gitmek artık bir vecibedir, bir görevdir, boynunun borcudur ve bu borç ancak ve ancak bizzat ve bilfiil hacca giderek ödenir, yerine getirilmiş olur. eğer bu kişi, bu tuzu kuru şahıs hacca gitmezse (şimdi hepsini ters çevir) bu vecibeyi ifa etmemiş, görevini savsaklamış, boynunun borcunu ödememiş ve dolayısıyla ne yapmış olur, yapması gereken bir şeyi yapmamış olur (kişi hacdan geldi bu arada cümle bitene kadar).”

    özet: zenginsen hacca gitmen şart.

    biri buna dur diyecek mi, yoksa “dur yapma, etme eyleme” şeklinde eş anlamlı kelimeler mi kullanmamız gerekiyor?

    lâhika edit ilave ek: 500 yıl öncesinden gelen giri özetini de buraya koyalım:

    koyup tesbih-i mercânı* seni kim dinler ey vaiz
    mufassal kıssa başlarsın, garîb efsane söylersin
    bâkî

    ayrıca: bu ortak duygumuzun desteklerinizle gündeme gelmesinden mutlu mesut ve bahtiyar oldum. allah cümlenize sağlık, sıhhat ve afiyet (3in1) versin, bakın benim cümleme verdi bile!