hesabın var mı? giriş yap

  • ortam ve şartların negatif yönde olması bile kendisinde şirin olma merakını gidermemiştir. azimli kız. aferin ona. beş, pekiyi.

  • bundan 4-5 gün önce gece ankara'ya ayaz indi. gerçi bu ara havalar limonata gibi ama ayazlıydı o akşam işte.
    otoparkta arabama doğru giderken bi miyavlama duydum.
    adeta hayvancık miyavlamıyor, hüngür hüngür ağlıyor.
    eğildim arabanın altına, el kadar.
    yalvardım gelsin diye gelmedi. ama yeri göğü inletiyor öksürükleri.
    gittim bagajdan ıslak mama aldım. ıslak mamanın o iri taneleri bile büyük geliyor böceğe.
    pes ettim, yarın yakalarım dedim, mamasını verip gittim.
    ertesi gün sesimi duyar duymaz yine ağlamaya başladı.
    bu sefer ona strafordan kedi evi getirdim, bari üşümesin diye. mamasını da koydum ama hayvan zayıflıktan ölüyor. yaşaması imkansız. yakalamam lazım.
    3. gün beni gördü. yanıma geldi. resmen kucaklamam için yanıma sokuldu. tuttum ensesinden, koydum kutuya. veterinerde şimdi. o minik ciğerlerini üşütmüş, öksürmekten ölüyor. serum bağlandı, antibiyotikleri yapıldı. vitamin destekleri, iç-dış parazit derken daha iyi oldu. tartıldı az önce. tam 1 kilo 70 gram olmuş! sırtının kemikleri hala ele batıyor ama olsun. küçük çaplı bi göbek bile yapmış oğluşum.
    kucağıma aldığımda insan gibi iki koluyla sıkı sıkı sarıldı bana. çevredekiler de inanamadılar.
    sonra veteriner, kucağımdan almak için elini uzattı. o minik patisiyle veterinerin elini kibarca itip daha çok sokuldu bana.
    öylece durduk. ben başını okşadım, o gırladı.
    adını richard parker koydum. aynı ona benziyor çünkü.
    söz verdim, çok güzel bi hayatı olacak diye.
    çok güzel bi hayatı olacak oğlumun.
    "kedi nankördür" deyip, o minik kulağının ucunu makasla kesen, günlerdir soğuktan ve öksürmekten hüngür hüngür ağladığı halde görmezden gelen insanoğluna inat, bana daha çok sokulmak için veterinerin elini kibarca iten canım oğlum çok güzel bi hayat sürecek.

    ha bu arada, eğer bulmasaydım en fazla iki güne ölüyomuş oğlum.
    ama şimdi senelerce yaşayacak. senelerce!

    richard parker'dan edit var: çok mesaj geldi. bir sürü iyi kalpli, güzel insan iyi dileklerini ilettiler oğluşumla bana. fotoğraf isteyenlerden, dua edenlere bir sürü abisi, ablası var oğlumun. o yüzden paylaşmak istedim. oğlumun kanlı ishali ve serum tedavisi bitti. sadece antibiyotik tedavisi için veterinerde ama çarşamba günü alıyorum yanıma. görmeye gittiğimde yine sıkı sıkı sarıldı bana. görenler insan gibi sarılmasına inanamayıp bir sürü fotoğraf çektiler. kucağıma gelir gelmez mutluluktan dizel motor gibi gırlıyor ve yuvasına gelmeyi bekliyor. iyi dileklerini paylaşan tüm iyi insanlara ikimizden büyük saygı ve sevgi var.

    buyrun size richard parker!
    http://m.imgur.com/zmdoxyz
    bakmayın normal gözüktüğüne. bol tüylü ama içi boş. kemikleri dışarı fırlamıştı.
    bu da cumartesi günkü hali
    bu da son hali: http://www.eksibition.org/show.php?id=78414&t=user

    hepinizin ellerinden öper.

    ayı avcısının son hali için: https://hizliresim.com/sxst4b

    edit: oğlumuzu kaybettik. dünyanın en sevimli zorbasını kaybettik. komşuya gidip televizyon izleyen, evin diğer kedisini yavaş yavaş balkondan ittiren, uykusundan uyanıp diğer kediyi dövüp geri uykuya dalan parker'ımızı, nunu'muzu kaybettik. çok üzgünüz. kalbimden bir parça koptu sanki.

  • ünlü ''güldürü ustası'' atalay demirci'nin bir isteği.

    aman dikkat et sevgili atalay, gülerken sandalyeden düşmesin. kafalar aynı çalışıyor sonuçta, bütün esprilerini anında algılar.

  • olum siz bu tahammülsüzlükle bu hayatı nasıl yaşıyorsunuz? böyle basit şekilde muhattap olabileceğiniz sorulara karşın bu denli abartı tepkilerinizin sebebi ne? bunlar nasıl kafalar ağa? hayatsızlar tam kadro amk.

  • her aidiyetsiz için ilacı bir yerlerde olan ama nerede olduğunu bilemediğimiz bir hastalıktır. bu sebeptendir ki aidiyetsizler ilacını arar dururlar. üç aylık telefondan sıkılmak, uykusuz, yalnız kötü bir filme gitmek, kitaplara hapsolmak semptomlarını taşır. kitapçı nezarethanedir, kitabı alırsan evin cezaevi olur, hapis bileti kitaplar… kendi kendimi tedavi edeyim dersin. hayata dayanabilmek için evlenmek, unutmak için çocuk sahibi olmak, cenderelerini sıkıştırmakla sonuçlanır çabaların. konser, internet, tiyatro yalnızlıkları.... kafede tek yalnız sensin! cesur olan sensin, acile kaldırıldın yalnızlıktan. kalabalıklar içindeki yalnızlar, benim burada ne işim var diyen aidiyetsizler, bulutların üzerinden insanları izleyip aradığını bulamayan, aradığının ne olduğunu bilmeyen ve asla bilmeyecek, durmadan bir arayış hezeyanı yaşayan kronik tatminsizler.... ne istemediğinden emin ama ne istediğini asla bilemeyerek boşlukta, arafta yaşanan hayatlara merhaba!

  • ali ismail korkmaz'ı da bunun gibiler öldürdü işte. jurnalci, hükümetten daha çok hükümetçi, gözü gönlü kör esnaflardır. yarın öbür gün de taksim esnafı gibi çok ağlayacaksınız ama biz unutmayacağız!