hesabın var mı? giriş yap

  • kediler ölür, kadınlar gider, günler aylar geçer ama her ikisinin de saçları kıyafetlerinizden, eşyalarınızdan, evinizden, sağdan soldan çıkmaya devam eder.

  • fantastik romanlara yıllarını vermiş biri olarak rowling'in tolkien ile kıyaslanması kesinlikle hakaret filan değildir. tolkien'in romanları müthiş zengindir, diller, alt kültürler, ırklar, coğrafyalar, destanlar, şiirler... rowling'in romanları ise farklı bir çeşitlilik içerir. büyüler, eşyalar, mekanlar, isimler, karakterler.... ayrıca rowling'in dili daha basit olduğu için çok daha akıcıdır. son kertede tolkien'in eserleri ciddi anlamda ağır bassa da, rowling'in eserlerinin yaşattığı coşkun mutluluk duygusu da yabana atılamaz. bu nedenle iki yazarı da birbirleri üzerinden küçümsemek çocukça bir sidik yarışından başka bir şey değil. ikisi de iyi ki varlar.

  • dans yoluyla izleyiciye bir şeyler anlatan kültürel bir olgunun işaretleri olan dans sahneleri. ki ne anlama geldiğini bilmeyenler için, bütün olup bitenler kimi zaman çok tatlı ve de komik, neşeli hareketler dizisi olarak da algılanabilmekte. mistik.

    ''hint dansının en önemli simgesi şüphesiz ki dans eden tanrı shiva (bkz: nataraja) ‘dır.

    shiva'dan biraz bahsetmek gerekirse, hinduizmin üç büyük tanrısından biridir. ‘’yok edici’’ olarak anılır. inanışa göre shiva dans etmektedir ve iki ayağı birden yere bastığında evren yok olacaktır. bu nedenle tasvirlerinde genelde tek ayağı havadadır.

    tanrı shiva’nın tasvirlerinde, başının üstünde duran ay duyguların kontrolünün simgesidir. boynu etrafında sarılı yılan shiva’nın yaşamın hayat veren güçleri üzerindeki kontrolünün ispatıdır. şeytan üzerinde kalmış ayağı ise egoyu alt etmeyi sembolize etmektedir.

    geleneksel hint dansının figürleri shiva’nın dansından gelir. temel olarak dokuz ''rasa''ya yani ''duygu''ya dayanır:

    1. hasya (mutluluk)
    2. krodha (öfke)
    3. bhibasta (nefret)
    4. bhaya (korku)
    5. shoka (acı)
    6. viram (cesaret)
    7. karuna (merhamet)
    8. adbhuta (merak)
    9. shanta (huzur).

    her rasanın kendine ait mudraları yani ''el figürleri'' vardır. en ünlü figürlerden biri partnere dakikada 300 defa göz kırpma figürüdür. bu konuda dikkat çekici bir mesele de bu hareket uzman gözetiminde çalışılmazsa görme bozukluğuna yol açabilirmiş!

    hint dansları minimum 1500 kişilik gruplar halinde yapılır. danslar, bharatanatyam'ı oluşturan natyakriyanın üç farklı türünde uygulanır:

    1. nritta: beden, kol ve bacakların hareketlerine dayanan sade ve basit dans.
    2. nritya: sembolik vücut duruşları ve el hareketlerinin yüz anlatımıyla desteklenmesiyle yapılan dans.
    3.natya: tiyatral öğelere sahip, kelime kullanımını da içeren dans.

    işte güzel bir performans

    kaynak

    hindistan'da klasik dansın merkezi tapınaklar olmuştur. danslar devadasisadı verilen kadın dansçılar tarafından tapınaklarda yapılır. ‘’devadasi’’ kelime anlamı olarak tanrının kadın hizmetkarı anlamına gelir. bu kadınların görevi tanrıları, özellikle dans tanrısı shiva’yı eğlendirmek için dans etmek, şarkı söylemek ve çalgı çalmaktır. bu gelenek hala hindistan’ın belli bölgelerinde devam etmektedir.

    hindistan’da en sık rastlanan klasik dans stilleri ise:

    bharatanatyam
    kathakali mohiniyattom
    kathak kuchipudi'dir.

    klasik danslar dışında halk dansları da vardır. bu danslar yeni bir mevsimin gelmesi, düğünler, festivaller, doğumlar gibi halk için önemli sayılan günlerde yapılır ve klasik danslara göre daha basit ve neşeli danslardır. bunların yanında her kabileye ait ayrı danslar da vardır.

    aslında hint danslarında yapılan her hareketin içten içe duygularla örülü özel bir anlamı vardır ve tapınma, coşku, sevinç, üzüntü, mutluluk, kızgınlık gibi duyguların dışa vurumu işlevini üstlenir bu danslar. tüm bu bilgilerin ışığında hint filmlerinde insanların bizde bıraktığı izlenimin aksine filmi bir kenara bırakıp umarsızca dans etmeye başlamadığını, dans ederken de bize bir şeyler anlatmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. yani bir anlamda 15’i resmi olmak üzere 650 dili ve 1600 lehçeyi bünyesinde barındıran hint kültürünün 900 milyonluk nüfusunun ortak dili dansları olmuştur da denilebilir.

    kısaca özetlemek gerekirse '' biz olayı biraz yanlış anlamışız...'':)

    kaynak: http://burasiheryer.blogspot.com.tr/…t-danslar.html

    iki yıl sonra gelen edit: fotoğraflar eklendi ancak kaynak olarak faydalandığım link kaldırılmış. maalesef.

  • türkiye'nin son yıllara kadar iyi kötü oturmuş bir aşı politikası vardı, hala da var bir şekilde. bu ülke önlenebilir birçok hastalığı aşı ile bitirmiş, bir çoğunun da etkisini ya da vaka sayısını azaltmıştı. hatta bazı hastalıkların vaka sayısı 0 olduğu için aşı takviminden bile çıkarıldı.

    sonra bir gün türkiye'ye, aşı politikası ve takibi olmayan komşusu suriye'den mülteci akını yaşandı. bu kontrolsüz girişler yüzünden, ülke on yıllar önce bitirdiği ve yıllardır vaka görmediği hastalıkları tekrar görmeye başladı, bazı hastalıkların görülme sıklığı olağanüstü oranlarda arttı.

    aşı yaptırmamayı savunan zihniyet ve hareketlere bu açıdan bakmak daha sağlıklı olacaktır. çünkü aşı yapmak ile yapmamak arasındaki fark türkiye ile suriye gibidir aslında biraz. laiklik gibi, değerini kaybedince anlarsınız.

  • oryantallik konusunda kimin dansözlere taş çıkaracağı hakkında herkesin bir intibası olduğunu düşünüyorum.

    ahmet'ciğim, senin dönme hareketin enerjiye çevrilebilseydi, tek başına ülkenin enerji ihtiyacını karşılayabilirdin.

  • her durağın tünel füniküler durakları gibi olması, iniş ile binişin farklı kapılardan yapılması ve bir kapı kapanmadan diğerinin açılmamasıdır. çünkü türkiye'de insanları bu davranışa ikna edemezsiniz. ancak mecburi yaptırımla mümkündür ki o da teknik olarak zorlayıcı. dolayısıyla bu da "böyle gelmiş, böyle gider." diyerek umutsuzca kabulleneceğimiz durumlardan biri olarak kalır.

  • nükleer enerjiden vuralım dediler, adamın üniversite tezi ‘nükleer enerji’ konulu çıktı, bu da olmadı hdjdjdhdhd gülmekten çıldırıyorum