hesabın var mı? giriş yap

  • her polis devleti'nin en önemli ve en etkili sloganlarından biri. bu önemini de, kitleler üzerinde sağladığı baskıya ve korkuya borçludur. şimdi bu sloganın gücünün üç temel unsurunu inceleyelim:

    - çok haklı bir ideal durumdan yola çıkar. gerçekten bunu duyan kişi önce bir düşünür: "doğru ya, polis suçluları yakalar. o zaman, polisten kaçan veya korkan herkesin de suçlu olması gerekir". böylece sloganı fazla yargılamadan kabul eden kitleler üzerinde çok hızlı bir yayılma etkisi gösterir.

    - fakat özellikle şeffaflığın bulunmadığı veya sadece görüntüde bulunduğu düzenlerde, polisin hareketlerini denetleyecek bir üst kurum olmadığından veya varsa da kerameti kendinden menkul dinamiklere tabi bulunduğundan, slogan tersine dönüverir: "benim yaptığım her şey doğrudur, aksini iddia eden suçludur" haline geliverir.

    - üçüncüsü, slogan gerçekten de kanuna aykırı hiçbir şey yapmamış kişilerin sayısının çok az olduğunu bilenler tarafından üretilmiştir. bu yüzden, sloganı duyan herkes önce kendi vicdan muhasebesini yapacak, "benim korkacak bir şeyim var mı acaba?" diye sorduğu anda da zaten korkmaya başlamış olacaktır.

    böylece üç koldan kitleyi saran bu slogan sayesinde polis devleti, bireyler üzerindeki gücünü hem otonom hem de heteronom yönden pekiştirmiş olur...

  • başlık:fakirliğin resmini çizdim beyler gelin

    1.ama telefonum olmadığı için fotoğrafını çekemedim beyler kusura bakmayın.

    2.@1 güldüm piç şuku

  • lan 90 60 90 bişey olsa mazotunu alıp motoruna binersin de, aylık bu kadına 100 liradan fazla masraf yapan adamın aklına zorlayayım...

    kusura bakma abla, bızımla deyılsın.

  • e bunun dizisini reyting rekorları kırdıra kırdıra izlemediniz mi amk! elemanlar fakir ve tipsiz olunca tabi ahlaksız gelmiştir… ahaha.

  • bugün kendisi ile mahallemde karşılaştım. önce bir an inanamadım karşımda görünce meğer bir dizi çekiyorlarmış şimdi adını söyleyip spoiler vermeyeyim fakat yabancı bir yapım. kendisi bizi gördü selam verdi, muhabbet etti. inanılmaz mutlu oldum. yanımda oğlumu da sevdi. harika bir insan ne kadar da mütevazı diye geçirdim içimden.

    usta oyunculuğunun yanında müthiş de nezaketli biri. hakkında yanılmamışım demek. teşekkürler sevgili haluk bilginer, biz seni çok sevdik.

  • neyse herkes esprisini kasmış madem, açıklayalım.

    ingilizcede to bear ya da bearing edinme, barındırma ya da daha çok taşıma anlamında kullanılır. bearing a load yük taşımak demektir. how do you bear all this diye soran da buna nasıl katlanıyorsun diye sorar.

    pull and bear de çek ve taşı ya da daha doğrusu al ve giy demektir. kalıplarınız o denli güzel yani mesajı içerir ki yanlış değildir.

  • uzun süredir ilk buluşmamama karşın, ilk buluşmam dün gibi aklımdadır. eni boyu okulun çevresinde atılmış kıçı kırık tedirgin bir turdan ibaretti.
    sağındaydım sağ elinde bir defter vardı; ders değil tenefüstü.. solumdaydı, tedirgin sol elim ise cebimdeydi; hava sıcaktı.
    bahse konu her hafta kısalan etekli hatunla ilk ve son buluşma el tutmasız, yıllar sonra “keşke” anımsamalı geçti-gitti..
    biraz önce bir kız ve oğlan sahilde yürüyorlar. kızın elinde kitap, çocuğun eller ceplerde, arada rahat 15 cm.. ilk bulusmalari oldugu aleni..
    arada rahat 15 yıl.
    kıçı kırık turlamalar da, kızlar da, oğlanlar da, kitaplar da, cepteki eller de, mesafe de aynı. yine ders yok ve hava güzel.
    sen sen ol, al defteri elinden. çikar elini cebinden, tut elini. en fazla ne olabilir ki..?? olsa olsa karizmayı bir günlüğüne yemektir en büyük bedeli.
    keşke dersin sonra bak, benden söylemesi..