hesabın var mı? giriş yap

  • bir süredir kahvemi kendim kavuruyorum. üç farklı yöntem denedim.

    1) air popper; mısır patlatmak için üretilmiş, mısırı sıcak hava ile patlatan cihaz.

    normalde bu cihazların sadece mısır patlatmak için kullanılması gerekiyor. zaten cihaz üreticileri de bunu özellikle vurguluyor. ancak air popper ile kahve kavurmak en az mısır patlatmak kadar güvenli. cihazın başında durmak ve kavrulma işlemine arada müdahale etmek gerekiyor.

    kahve kavurmak için kullanılacak air popper'ın dip noktasında sıcak havayı kahve çekirdeklerine iletecek deliklerin açılı tasarlanmış olması çok önemli, ki ısıya maruz kalan çekirdekler hareket etsin, aynı noktada sabit kalmasın. böylelikle denk kavrulmuş kahve edersiniz. 20-30 saniyede bir tahta kaşıkla çekirdekler karıştırılırsa süper olur.

    günümüzde üretilen air popper'lar düşük watt'la çalıştıklarından kahve çekirdeklerinin gereken ısıya ulaşamadığını, bu sebeple çekirdeklerdeki şekerin tam olarak karamelleşemediğini, dolayısıyla 1200 watt'tan az güçle çalışan cihazlarda yüksek verim alınamadığını söyleyebiliriz.

    bu yöntemle tek seferde 100 gram kahve çekirdeğini cihazın gücüne ve ürettiği ısıya bağlı olarak yaklaşık 7 dakikada kavurabilirsiniz.

    https://streamable.com/u8up

    2) tavada kavurmak.

    yeşil kahve çekirdekleri tavaya konur ve tahta kaşıkla karıştırılır. bu yöntemle kahve kavurmak yaklaşık 20 dakika kadar sürebilmekte.

    kahve çekirdekleri yaklaşık 200c ısıya ulaştığında mısır patlamasını andıran sesler duymaya başlarsınız. first crack (1c) denilen bu aşamada çekirdekteki şeker karamelleşir. kısa bir süre sonra first crack sona erer, bir kaç dakika sonra da second crack (2c) başlar. kahve çekirdeğinin cinsine göre 1c ile 2c arasında süre olmayabilir ya da bu süre çok kısa olabilir. 1c sırasında kavurma işlemini bitirirseniz light, 1c bittikten sonra medium, 2c sırasında ise dark roast elde edersiniz vs.

    kahve çekirdeklerini tavada kavurduğunuzda kavurma işleminin hangi aşamada olduğunu görsel ve işitsel olarak kolayca tespit edebilirsiniz. air popper'da ise cihazın çıkardığı gürültü ve kısıtlı görüş ile kavurma işleminin hangi noktada olduğunu tam olarak saptayamayabilirsiniz.

    vakit ve emek isteyen bu yöntemle air popper'a kıyasla daha fazla kahve çekirdeğini tek seferde kavurabilirsiniz.

    https://streamable.com/6omn

    3) kavurma makinesi.

    bu makinelerin ev için olanları air popper gibi sıcak havayla kahveyi kavuran freshroaster sr500 benzeri cihazlar, ya da behmor 1600 plus gibi drum mekanizmasını kullanan cihazlardan oluşuyor.

    drum mekanizması, kahve çekirdeklerini metal silindir içerisine yerleştirip silindiri kavurma sırasında döndürerek çekirdeklerin olabildiğince denk kavrulmasına olanak sağlıyor. bildiğim kadarıyla ticari kahve kavurma makinaları bu yöntemi kullanıyor.

    behmor 1600+ gibi ev için üretilen ve fırına benzeyen bu cihazlarla 1c ve 2c'yi tespit edebilir, çekirdeklerdeki renk değişimlerini gözlemleyebilir ve tek seferde yarım kilo kadar kahveyi kavurabilirsiniz.

    air popper ve tava yönteminin aksine, bu tip cihazlar kullanıcıya farklı ısı profilleri sunar. böylelikle her kavurma işlemini aynı sürede, aynı ısıyla gerçekleştirerek tutarlı kahve elde edebilirsiniz. örneğin, hawaii, sumatra gibi ada kahvelerini düşük ısı profiliyle, yüksek rakımlı bölgelerde üretilen sert çekirdekli kahveleri ise yüksek ısı profiliyle kavurabilirsiniz.

    https://streamable.com/tqri

    ***

    - çoğu kahve çekirdeği için, içtiğimiz kahveye lezzet katan tatları en çok orta kavrulmuşta (medium roast) hissederiz.
    - dark roast otomatik olarak sert kahve demek değildir sanılanın aksine.
    - kavrulmamış yeşil kahve çok kuru bir ortamda tutulmuyorsa 1 yıl tazeliğini (içerisindeki nemi) koruyabilir.
    - taze kavrulmuş kahve 48 saat dinlendirilmelidir. bu sürede çekirdekler yüksek oranda karbondioksit gazı salacakları için, tek yönlü çalışan (havayı sadece içeriden dışarıya veren) kaplarda tutulmalıdır.
    - kahve kavrulduktan 1 ay sonra tazeliğini kaybetmeye başlar. lezzet kaybeder, bayatlar.
    - içmek istediğimiz kahveyi nasıl demleyeceksek ona göre çekirdekleri öğütmek gerekir. örneğin bir etiyopya kahvesini french press yöntemiyle demleyip içmek istiyorsak coarse/kaba, pour over yöntemiyle içmek istiyorsak medium/orta, aeropress istiyorsak ince ögütmeliyiz.
    - herkesin damak zevki farklı. şu sıralar favorim olan kenya'nın nyeri bölgesinden çıkmış kahvelerin lezzetini en çok pour over yöntemiyle demlediğimde alıyorum. bu yöntemi diğerlerinden ayıran, demlenen kahveyi ince ve tahta bir çubukla karıştırarak (ben chop stick kullanıyorum), daha çok lezzetin çözünüp (bkz: extraction) sıcak suyla karışmasını sağlayabilmeniz.

  • zamanında iki kardeş miras yüzünden birbirine düşmüşler ve anlaşamayınca da oranın kadısının yanına gitmişler. kadı demiş ki ''biriniz bölsün diğeriniz seçsin.''

    adil olmak bu kadar kolay aslında ama sen onu bizim millete anlat.

  • ben olsam %60 isterim. çünkü arsa benim keyif benim. risk almayı da sevmem. beğenmeyen müteahhit başka arsalara yönelebilir.

  • kimse yazmamis, tarihi hakkinda biraz bilgi vereyim istedim. yapan ne yaptigini bilsin, yapmayan da aslinda isin ne oldugunu, neye neden/ne dendigini ogrensin diye.

    50'li yillarda amerika'da alexander shulgin (aka sasha) adi verilen bir bilim adami, 16 yasinda harvard'dan (kimya veya biyoloji dallarindan birinde, net hatirlayamiyorum) burs kazaniyor. bir süre sonra kendi calismalarina odaklanmak icin okulu birakiyor- tam bir klasik zeki adam tribi yani. bu calismalar ise genellikle saykadelik psikoloji üzerine. her seyi, bütün kimyasal reaksiyonlardan teorik islere kadar her seyi kendi laboratuarinda yapiyor ve bu sekilde bir sürü saykadelik ilac cesidi üretmeye basliyor. yamulmuyorsam karisinin beyanina göre yilda 200 farkli cesit demisti bir ropörtajda. bunlari da kendi ve karisi üzerinde deniyor ama halka dagitima gecmiyor bunlar.

    sasha fazlasiyle zeki birisi ve bu ilaclarin insan beyni (brain degil tabi bundan kasit, mind) üzerindeki etkilerini cok ilginc buluyor. 1976 yilina kadar hem kendi individual calismalarina hem de dow adi verilen bir firmada calismalarina devam ediyor -hatta bir süre de ordu icin calisarak karsi ülkelerin askerlerinin üzerinde savas sirasinda halüsünasyon/fiziksel kontrolsüzlük gibi semptomlar olusturan ilaclar da kesfediyor.

    1976 yilinda ise, ilk olarak 1910’lu yillarda kabaca bulunmus olan mdma, kendisine, ögrencilerinden biri tarafindan üzerinde calismasi icin öneriliyor. mdma üzerinde calismalari sonuc veriyor ve zamaninda tam dogru olarak kesfedilememis olan mdma, kendisi tarafindan yeniden kesfediliyor, farkli bir formül farkli bir yöntemle. ılk mdma tecrübesini ise sasha su sekilde anlatiyor (ingilizce):

    ''ıt was a new type of action. ı found myself able to remain completely clear, completely lucid, ı had excellent recall. ı had none of the cloudiness of recall that sometimes does come with some of the delusional drugs. none of that was there at all. ı found myself being able to think honestly. that's a strange term because you think of honesty as interaction between two people. but to be able to be honest with yourself and think, 'why did ı do that? well, ı'll tell you, ı did that because of such and such', was fantastic. ıt was an honest answer in an area where we're so used to denial or to disavowing, or to just hiding our feelings. ı felt myself come open. ı found it extremely exhilarating because ı'd discovered a completely magical place. as it began dropping - after about an hour and a half the effects very quickly went away - ı found myself thinking that ı'd been in a remarkable place which ı would probably visit again. but first, ı wanted to find out more about what happens to mdma in me and what happens to me as a consequence of the interaction. ı had to study that before ı could go much further with it. ''

    bir belgeselde izledigim özetiyle diyor ki: ‘kendimi kafa olarak cok temiz hissettim ve tamamen dürüst olabiliyordum. birisi bana bir sey sordugunda normalde yalan söyledigim konularin aksine kendimi yanlislarimla kabul edebilip bunlari cok daha kolay dillendirebiliyordum, bu da bana ikili iliskilerimde inanilmaz bir dürüstlük, temizlik ve ilerleme kaydetmeme yardim ediyordu’. kendisi saykodelik ilaclarin en cok empati kismina önem veren, o kismindan etkilenen bir kisi idi. ve empatiyi bu seviyelere getirip insanin kendisini tanimasina yardimci oluyor olmasi onun icin en önemli etkenlerdi. sasha’nin esi ise mdma’i aldigi zaman kitabini yazmaktan cok keyif aldigindan, kendisine düsünce temizligi sagladigini söylüyor.

    ardindan mdma bu etkileri sebebiyle psikoterapide kullanmaya baslaniyor ve etkileri 83% oraninda pozitif oluyor. eski zamanlardan kalma videolar var bu konuda internette. mdma alan cok sorunlu bir ciftin etki altindaki videolari ve iletisimleri gercekten ilgi cekici.

    bir süre sadece psikolog muayenehanelerinde kullanilan bu ilac bir noktada tabi ki disariya sicriyor. halka. yavas yavas insanlar gece kulüplerinde, danslarda, festivallerde bu ilaci kullanmaya basliyor ve cok seviyorlar. sokak adi ecstasy tabi, icine katilan baska seyler ile beraber saf mdma olmaktan cikiyor. bu kullanim artisi devleti rahatsiz ediyor, bunun sebebi ise ‘insanlarin bu kadar yüksek bir sekilde bu kadar cok eglenmesinin tehlikeli olabilecegi’, ancak ironiktir ki terapide kullanilirken kimseyi rahatsiz etmiyordu bu ilac, yani aslinda bu noktada saykadelik ilaclara (veya spesifik olarak mdma/ecstasy’ye) olan karsi görüsün neden ciktigini ve neden bu kadar sertlestigini anlamak cok mümkün degil. kendini eglendirmekten keyif alan insanlarin eglencesinden rahatsiz olan devlet büyükleri sorunun basi oluyor. ki o noktada mdma’in kanitlanmis yan etkileri yok bile.

    neyse bunlarin üzerinden bir süre geciyor, bu süre boyunca da insanlar cilginca egleniyorlar, her sey cok güzel. ama sonunda tabi ki ecstasy’nin yasaklanmasi ciddi olarak konusulmaya baslaniyor. buna tepki olarak ise insanlar amerikada bir festivalde toplanip hep beraber ex almaya karar veriyorlar. burda söyle ufak bir komplikasyon oluyor; bu festivaldeki haplar, oradaki kisilerin bilgisi dahilinde olmadan, icermesi gerekenden 5 kat fazla madde iceriyor ve alan kisilerin cogu icin bu miktar haliyle cok fazla. gecenin sonu cok fazla sayida kisi icin hastanede ates nöbetleriyle geciyor ve hayat kayiplari da yasaniyor. ecstasy tamamen yasaklaniyor. bu noktadan sonra alttan gelen nesil icin ise drug denilen sey bir tabu oluyor, zira halka kötülemesi/negatif empozesi o kadar iyi yapiliyor ki, distopyalarda bebeklere elektrik vererek egitme sisteminden cok farkli olmuyor bu durumun. polislerin bakis acisindan ise sadece bir yükselme hirsi oluyor uyusturucular. kimse bunun ne oldugunu arastirmiyor ve sadece bunu engelleyip devlet adamlarinin/üstlerinin gözlerine girmek derdine giriyorlar. bu da bize sasha’nin basta hedefledigi seyin ne kadar uzagina geldigini gösteriyor konunun.

    sasha calismalarini paylasmaktan hic cekinmeyen bir kisi, kendisine sorulan sorulara acik acik uzun uzun cevap vermesi de ecstasy’nin yayilmasinda önemli bir etken. kendisi, aksine, calismalarini paylasmak ve buldugu bu seyden dünyanin mahrem kalmamasini istiyor. bunun icin ise, pihkal adi altinda bir kitapta bütün arastirmalarini, calismalarini, deneylerini ve sonuclarini en ince ayrintisina kadar yayimlamak istiyor. yayimevinden reddediliyor, esiyle beraber kendileri basiyorlar.

    sasha’ya, o zamana kadar calismalari bilimsel amacli ve ilerlemeye yönelik olduklari icin müdahele etmeyen dea, pihkal sebebiyle müdahele ediyor ve kendisinin lisansi alinarak calismalari sonlandiriliyor. 3 adet incelemeye ragmen pihkal’de herhangi aykiri bir sey bulamiyorlar. ancak bu kitap bircok baskin mekaninda cookbook olarak kullanilirken bulunuyor.

    sasha 2014 yilinda, 88 yasinda ölüyor.

    bu günlerde ise mdma eski savas veteranlari üzerinde psikoterapide deneniyor. afganistan’da ırak’ta savasta travmaya maruz kalmis askerler üzerinde yine 80%‘in üzerinde bir basari sagliyor, saglamakta. yillardir ailesiyle iletisim kuramayan, geceleri halüsinasyon ve rüyalardan uyuyamayan kisilerin travmalarini ve halüsinasyonlarini bitirmekten, iletisimsizlikten bitme seviyesine gelmis evliliklerini kurtarmaya kadar gidiyor mdma’in basarilari. bunun disinda artik mdma üzerinde calismak legal. institülerde,üniversitelerde calismalar yapilabiliyor, ve artik bir ilac olarak receteyle yazilabilecek noktaya 2021 yili icerisinde gelmesi bekleniyor.

  • pkknın nasıl büyüdüğünün özeti olan bir görüntü. doksanlarda bu tip olaylar çok yaşandı. bu çocuk ömrü boyunca polisten nefret edecek, korkacak, ülkesini sevmeyecek.

    edit: adının bahoz olmasından dolayı yapılanı normalleştiren, "güneydoğuda askere ve polise bisey olmasında geri kalanı çok da önemli değil" diyen atarlı milliyetçi yazarlar hemen damlamış. bu arkadaşlar o çocuğun yerinde olsaydı veya güneydoğu'da büyüseydi muhtemelen pkklı terörist olacaklardı. bakın arkadaşlar abartmıyorum pkklı terörist değil de milliyetçi olmalarının tek sebebi doğdukları yerdir.

    edit2: neymiş efendim çocuklar polis aracına taş atmış. o zaman filistin’de taş atan çocuklara silah doğrultan israil askerini de destekliyorsun demekki. kafa yapını değiştir kardeşim. benim için çocukların dini, dili, ırkı yoktur. çocuk her yerde çocuktur. filistin’deki de, nusaybin’deki de.

  • 45 gün nedir arkadaş!
    kendisi yatırım yapıp para kazanacak diye esnafa zulüm.
    tüketici olarak bilmediğimiz detayların bazılarını gösteren başlık.

  • allah'tan darbe başarısız oldu diye düşündüren hükümetimiz icraatı.

    düşünsenize darbe başarılı olsaydı sürekli ohal olacaktı;
    darbecilere alkış tutmayan herkes vatan haini damgası yiyecekti,
    gazeteciler ve muhalif milletvekilleri hapse atılacaktı,
    temel iletişim araçları engellenecekti,
    döviz kurları coşacaktı,
    halkın can güvenliği olmayacaktı, her an herkes kimvurduya gidebilecekti,
    ekonomi duracaktı, işsizlik alıp başını gidecekti,
    ülkenin dünya çapındaki itibarı yerlerde sürünecekti.

    o yüzden, çok şükür darbe girişimi tankların önüne yatan, uçaklara sapanla taş filan atan yüce halkımız tarafından engellendi de ülkece rahat bir nefes aldık. hamdüsenalar olsun.

    debe editi: (bkz: minik eymen'e yardım ediyoruz kampanyası)
    ikinci debe editi: (bkz: aybastida kopek zehirleme rezaleti)