hesabın var mı? giriş yap

  • geçen denk geldim. tanıdığın çocuğu oldu. adını mavi mira koymuşlar. bastım kahkahayı. (bkz: mavri mira)

    ikinci çocuğun adını pontus rum mu koyacaksınız diye sordum. küstüler. konuşmuyoruz şimdi. çok skimdeydi gerçi. mavi mira ne lan. zararlı cemiyet ismi koydunuz, okula başlayınca tarih dersinde geçilecek taşak hiç mi aklınıza gelmedi.

  • kızlar, aferin size.

    söyledikleriniz doğru olabilir, yanlış olabilir. gösterdiğiniz duruş ümitlendirdi beni.

    bir müslüman olarak ben de bu din tacirlerinden bıktım usandım.

    “müslüman mıyız”, “domuz eti tüketiyor muyuz” bilmem ne. terbiyesiz herif.

    senin tebliğine kaldık sanki. tebliğ ediyormuş. çeneni kapatıp, defolup gidersen müslüman sayısında yeterli artış olacaktır, merak etme sen, işine bak.

    aferin kızlar.

  • aslında heves kırmak mı desem, yoksa kötü hissetirmeye çalışmak mı desem bilemedim ama buraya da uygun galiba.

    bu tip insanları ayırt etmek çok basittir. diyelim yeni bir şey aldınız. örneğin bir televizyon olsun aldığınız şey.

    bu eleman bu televizyonu gördüğünde ilk soracağı şey fiyatıdır. "kaça aldın?"

    siz de "x liraya aldım" dersiniz elbette. sonrasında gelişen diyalog şaşmaz:

    (d: dalyarak, s: siz)

    d: abi pahalı almışsın. bilmem ne spotçusunda yarı fiyatına. hem bunlar eski model, daha yenilerini senin aldığın fiyattan daha ucuza satıyorlar.
    s: olsun aldık bi kere. hem spotçuda garanti olmaz, o açıdan kafam rahat.
    d: ya keşke haber verseydin. 4k alırdık o paraya yemin ederim. bir de ses sistemi alırdık. üstüne de para kalırdı bak.
    s: neyse çok şey yapma ya. ben memnunum.
    d: bikbikbiksiksiksik ama şöyle ama böyle. en çok beni dinleyeceksiniz :(

    yahu be dalyarak, alan almış, satan satmış. neyin peşindesin anlamıyorum ki. adam yeni bir şey mi almış? bak söylemen gereken tek şey var: "hayırlı olsun". bitti. bu kadar amk.

    illallah ettim. yeter.

  • fazla sabır göstermek. başta o insanın kendine uygun olmadığını anlasa da karşı tarafın ısrarı ve değişecegim yakarışına inanıp sabırla beklemeleri.

    evet sonunda akıllanıyoruz. ama her kadın hayatında böyle bir insan ile bir iki senesini harcıyor.

  • fırsat kollayandır.

    ulan yeniköy şubesine gidip dekontu verip çıktım. başka sevgili bulmuş. pes.

  • ne zaman düşünsem tüylerim diken diken..

    geçen hafta dolan otuz beş yıldan beri otuz beş kuruşla ev geçindiriyorlar. üç çocuk büyütmüşler, okutup adam etmişler. üç çocuklarına da aynı sevgi ile bakmışlar hep, gözlerinde hala o sevgi. hani olmaz da, göstermek istemeseler bile ele verecekler kendilerini, naif bir sevgi sızıyor gözlerinden. işe gitmek için evden çıkarken, arkamdan usulca aralanan perdenin arkasındaki annemin gözünde görüyorum, her sabah.

    nasıl başladığı değil nasıl yaşandığı önemli; onca yıl nasıl büyüdüğü, bizi büyüttüğü. onlar dolu dolu da yaşamışlar, damdan düşer gibi de. tepeden tırnağa sevdalılar, sevda nedir biliyorlar çünkü.

    çünkü yaşamışlar, yaşıyorlar bu hayatı. tüpsüz kalmışlar, vesikayla ekmek almışlar, kuru üzümle çay içmişler herkes gibi. kaç ihtilal kaç kriz görmüşler. ve hala, sabahın yedisinden gecenin körüne kadar haberlerde gördükleri "dünyaya" üzülüyorlar. yirmi dokuz yıldır onları sabır ve umut ederken gördükçe tüylerim diken diken oluyor benim.

    keyif almasını da bilmişler. uğrak lokantası’nda kızarmış yarım piliç ve haydari ile içmişler rakıyı, tam cam kenarındaki masada hem de. bizim gibi rakının yanına pırasa getiren, fasıl diye taverna müziği çalan, damsız girilemeyen yerlere, olmadığı gibi görünen insanların arasındaki masada birkaç arkadaş mahkum kalmamışlar. en son ne zaman sinemaya gitmişler hatırlamıyorlar, dilleri dönmüyor hatırlayınca da zaten filmin adını. o akşam televizyonda ne varsa, bir bardak da çay yanına, en seyredilir eser oluyor o akşam.

    bu sevgiyi anlamak istiyorsanız, görmeniz lazım. birbirine güzel söz söylemez, çarçur etmezler iltifatlarını. sevgilim, bir tanem bunlar sahte laflar, yer yok onların lugatında. her gün milyonlarcası gırla giden gerçek sevgi sözleriniz gerçek kıymetini biliyorlar.

    yıllarca işten gelirken kesik ankara soğuğunda yüzü kızaran emekli memur babam gibi yüzüm, aşk hakkında düşünürken, utancımdan. hayat bana daha ne öğretebilir? onlarla karşılaştırınca, hokkabazın ağzındaki yalancı alev gibi yabancıyım aşka. oysa onlar, birbirlerine sarılıp kenetlenmişler. ve kalbime bıçak sokar gibi kirpikleri bana, bize doğru dönmüş soruyorlar:

    "ya siz?"

  • 300.000 tanesi kız olsa, 150.000 tanesi güzel olsa, 75.000 tanesi benim yaş aralığıma hitap etse, 37.500 tanesi bana yüz verse, 18.750 tanesini ben beğensem..

    süper haber!

  • metroda o kadar insanın ortasında bıçakla bir kadına saldırabilecek cesareti kendinde bulabilen bir kişinin mutlaka daha önce de vukuatları vardır.

    sorun şurada: böyle potansiyel katilleri cezalandırmayan ve aramızda dolaştıranlar o koltuklarında neden oturuyor?

    bu arada kadına da helal olsun, hiç korkmadı.

  • bilhassa lisan güçlükleri halinde iletişimin hayati önem taşıyabildiği havacılık , denizcilik , askeri kullanımı yanında gündelik yaşamda kullanıldığında , iletişimin kalite ve doğruluğunu arttırmak amacıyla , uluslararası platformda kabul görmüş kod sistemi .

    açık lisan ve kod kullanımında , bu kodların telafuzunda bazı heceleri burada belirtemediğim şekilde vurgulanarak söylendiğinde , telsiz yayını gibi kesinti ve parazitlerle uğrayabilen iletişimde bile ; hazır bazı kalıpların kısaltmaları kullanılırken ifadede bazı kayıplar olsada , anlatımın büyük ölçüde anlaşılabilir olacağı bir kod sistemidir .
    türkiyede dahil çoğu ülkelerin kendi alfabelerine ait kendi kod sistemi mevcuttur , türkiyede deniz ve hava sektörleri standart olan ingilizce sistemi kullansada ; asker ayrı , polis ayrı ve herkes kendi kafasına göre kodlama geliştirdiğinden türkçe kod sisteminde ufak çaplı bir kaos mevcuttur .

    alfabetik sıralama ; a. alfa , b. bravo , c. charlie , d. delta , e. echo , f. foxtrot , g. golf , h. hotel , i. india , j. juliet , k. kilo , l. lima , m. mike , n. november , o. oscar , p. papa , q. quebec , r. romeo , s. sierra , t. tango , u. uniform , v. victor , w. whiskey , x.x-ray , y. yankee , z. zulu
    sayılar 0. nadazero , 1. unaone , 2. bissotwo , 3. terrathree , 4. kartefour , 5. pantafive , 6. soxisix , 7. setteseven , 8. oktoeight , 9. novenine ve nokta stop

  • gaziantep'te oturdukları site içerisinde köpeklerin saldırısına uğrayan asiye'nin babasını, kapıcılık yaptığı sitede işten kovmuşlar.

    köpeklerin sahibi aynı zamanda patronu olduğu için oturduğu evden de taşınacaklarmış.

    bakın işte bu kahpeliktir. köpeklerine eğitim vermeyeceksin, o vahşi hayvanların yüzünden masum bir çocuk ölümle burun buruna gelecek, yüzü gözü parçalanacak; bunun sorumluluğunu kabul edeceğine kızın babasını işten kovuyorsun. senin yüzünden taşınmak zorunda oluyorlar.

    bu köpeklerin sahibi her kimse onun amk. gücünüz garibanı ezmeye, onların canına ve malına tecavüz etmeye yarıyor ancak. sizin gibi karaktersiz ne kadar godoman şerefsiz varsa amk. o köpeklerin tarafından parça parça edilirsin tez zamanda.

    umarım asiye bu kötü olayı atlatır, babası ise yeniden güzel bir işe girer.

    haber.