hesabın var mı? giriş yap

  • insan kaynakları olarak, insanları işe almak için değil, çalışıyormuş gibi yapmak için ilan veriyoruz.
    kimseye de döndüğümüz falan yok.

    pek sır olmadı ama, konuyu anladınız.

    edit: ne pis milletmişiz arkadaş.
    taksici ve emlakçıların günahını almışız.

    ben reddit’e gidiyorum, bakim başka ne başlık var.

  • ünlüye tapma sendromu (cws).
    ünlü birinin kişisel, profesyonel hayatının detayları ile aşırı obsesif bir bağımlılık kurmayı içeren bozukluk. özellikle instagram, twitter gibi sosyal medya araçları ile ünlülerin kişisel hayatına ister istemez dahil olunuyor, ve aşırıya kaçılırsa takıntı derecesine kadar ilerleyebiliyor bu minik stalklar. psikolojide adı yeni konulmuş denilebilir, ve aşağıdaki gibi kategorilere bile ayrılmış.

    simple obsessional
    love obsessional
    erotomanic
    entertainment-social
    ıntense-personal
    borderline-pathologica

    tabi her şey ünlülerle ilgili değil bu bozukluğu sahip kişiler düşük özgüven, toplumdan kendini ayrıştırma, hayal kurmaya yatkınlıkla, hatta daha ileri versiyonları şizofreni ile ilişkilendirilmiş.
    bu sendromu, yunan tanrılarının yerine konulacak boşluğun, önce politik liderlerle sonra ünlülerle dolduğundan dolayı oluştuğu ile ilgili görüşler de var, özellikle medyanın katkılarıyla oluşan "karizmatik lider"lerin biz garibanlarda yarattığı etki de benzer bir durum. aynı şekilde kendi jenerasyonum için 90'lar ünlülerinin bu derece bir hayranlık duygusu oluşturulacak şekilde pazarlandığı görüşündeyim. şu an z jenerasyonu kimlere hayran olmakla meşgul bilmiyorum, bts ve benzeri koreli gruplar olabilir, kime hayransanız hemen o hayranlığı yere indirin ve bir an önce özgüveninizi geliştirmeye bakın derim.

  • hakedene daha çok maaş verilip bu tür saçmalıkların düşünülmediği bir düzenle kolaylıkla çözülebilecek ikilem. böyle saçma sapan konuşup sonra da liyakatsizlikten bahsediyorsunuz.

  • dün geceki maçtan sonra mikrofonlara: "boateng sol ayağımla vuracağımı düşündüğü için o tarafı kapattı, ben de diğer tarafa doğru gittim." demiş, büyük ayıp etmiştir.

    bizde ölenin arkasından konuşulmaz.

  • neden bu kadar eleştiriliyor anlamadım.
    babam 18, annem 17 yaşında imiş evlendiklerinde.
    erken evlenmenin en güzel kısmının çocuk sahibi olmak olduğunu düşünüyorum erkenden. evet geri kafalı deyin ne derseniz deyin ama düşünüyorum şimdi.

    bizi tanımayanlar hiçbir zaman inanmıyorlar baba oğul olduğumuza. bir de ben sakal bırakıyorum, iyice yaşıt gibi duruyoruz.
    mahallede halı saha maçı yaptığımızda defansa da dikiyoruz babamı. yani ben oğlumla halı saha maçı yapmayı çok çok isterim. hangimiz istemeyiz?

    evet çok sıkıntılı günler de yaşadık ben çocukken. yani düşünün ben ilkokula başladığımda babam 25 yaşında falandı!
    lâkin bunların yaş ile ilgili olduğunu sanmıyorum!

    sevgi ve saygı!

    babam, annemin başında yıllarca ağladı hastalık yılları geçene dek. görüyordum.
    şimdi de arada bir tartışıyorlar tabii. ama ne bileyim çocuk kavgası gibi geliyor lan bana*

    " valla çekeceğim kulaklarınızı! " diyorum hatta.

    yani hayata bu kadar negatif bakmayın arkadaşlar. bu hayatta iyi örnekler de var.

    bir evde olması gereken ilk şey huzurdur. gerisi hikâye.

    dipçe: kırıcı bir mesaj aldım! yumuşatarak söylemem gerekirse " evlenmişler de ne olmuş? neden okumamışlar! "

    arkadaşlar, buradan nasıl görülüyor bilmiyorum ama herkesin şartları aynı değil. önceden de değildi. babam, babasının yani dedemin cenazesine gidememiş bir insan askerde iken. bu yüzden içinde iki acı vardır:

    baba hasreti ve okuyamamak!

    yoksulluktan okuyamamış köy yerinde ne annem ne babam. fakat bu adam sırf bana yeni önlük alabilmek için hamallık yapmış bir adam. o yüzden laf ettirmem.
    okuyamadılar belki fakat beni öğretmen yapan ikisidir. siz dilediğiniz kadar bu hayattan nefret edin ve etrafınıza da bu nefreti kusun. bu hayatta iyi şeyler her daim olacaktır.
    ikisine de minnettarım.

  • o ne amk, böyle karakterler wordde yok kendisini tebrik ediyorum.

    mikrofonu at fontunu sat diyorum kendisine.

  • yalnız bu iş doktor'un sorunu değil iş verenin sorunu... yani satış temsilcisi istifa etti diye sipariş iptal olmaz... öğretmen gitti diye çocuğunuzu okuldan atmazlar... doktor gitti diye niye ameliyat iptal olsun..

    sana sağlık güvencesini veren o doktor değil... göbek bağı ile devlet hastanesinde bağlı değil. daha iyi maaş veren yere gitme hakkı da var.