hesabın var mı? giriş yap

  • düşünün ki, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimisiniz. otuz yıldır inşa ettiğiniz ‘kusursuz’ bir aile hayatınız var. eşiniz ve iki çocuğunuzla sevgi dolu, örnek bir ailesiniz.

    bir gün tesadüfen çektiğiniz bir ilmek çorap söküğü gibi ilerliyor ve eşinizin 5 yıldır başka bir kadınla evli olduğunu, hatta ondan çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. bu da yetmezmiş gibi kızınızın yurtdışında tıp okuduğun zannediyorsunuz ve aslında o hayalleri uğruna bambaşka bir yerde… oğlunuzun ise iyi bir şirkette kariyer zannetseniz de o birtakım pis işlere bulaşıp büyük bir meblağ parayı kripto parada batırıyor. siz ise olayların daha sadece bir kısmını öğrendiniz.

    ne yapardınız?

    aldatılan, kandırılan, yalanın küçüğü büyüğü olmaz diyen, tüm bunlarla mücadele etmek için türlü türlü uğraşlar veren kaç kişiyiz?

    hepimizin hayatından gerçek kesitler bulacağı “aldatmak” bu akşam ve her perşembe 20.00’de atv’de.

  • detective pikachu'nun vizyona girmesinin şerefine bu ufak sevimli pokemon'un nasıl yaratıldığını, bilinmeyenlerini ve detaylarını paylaşayım.

    görsel ve videolar ile okumak isteyenler için: tıktık

    --- spoiler ---

    11. aslında fare değil

    pikachu, ne kadar fare olarak tanımlansa da aslında fareden esinlenilerek tasarlanmamıştır. kotaku sitesinin aktardığına göre pikachu’nun tasarımı tamamen atsuko nishida’ya aittir. o zamanlar gamefreak ile çalışan nishida, pikachu’yu sincaptan yola çıkarak tasarlamıştır. sadece görsel olarak da değili biyolojisi de sincap biyolojisine göre tasarlanmıştır. nishida, sadece en sevilen pokémon olan pikachu’nun değil, birçok pokémon’un tasarımına da el atmıştır.

    10. adı nereden geliyor?

    kimileri, pikachu’nun sesinin bir hayvandan geldiğini düşünüyor. böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. pikachu’nun sesi 2 farklı ses yansımasının birleşiminden oluşturuldu. japonya’da, elektriğin çıkardığı kıvılcım sesine “pika pika” denir. “chu” ise farenin çıkardığı sestir. ikisini birleştirin: en sevdiğiniz pokémon!

    9. pokémon’un maskotu clefairy olacaktı

    bizler pokémon’un ana maskotunun pikachu olduğunu iyi biliyoruz. dünya pikachu çılgınlığı ile yıkılıyor. öyle ki kendisine özel filmler bile yapıldı. fakat bu çılgınlığın en ilginç yanı, pikachu’nun asıl maskot olmaması. en azından böyle olmayacaktı. pokémon’un yaratıcılarının kafasındaki esas maskot clefairy idi. planları bu yöndeydi. fakat 1998’de yayınlanan pokémon yellow oyunu bu düşüncelerini değiştirmek zorunda bıraktı. yellow’un ana teması pikachu ile yola çıkıp şampiyon olmaya çalışmanızdı. oyunla beraber pikachu’nun popülaritesi öyle arttı ki, yaratıcılar maskot fikirlerini değiştirdi. bunda en büyük sebep, çocukların pikachu’nun tasarımı ve rengini daha çok beğenmesiydi. göze daha hitap eden bir tasarımı vardı.

    8. ıkue otani

    pokémon’un en meşhur pokemon’u pikachu’yu sevilen sesi “pika pika” ile tanıyoruz. insanlar kendisinin sadece görünüşünden ötürü değil, çıkardığı sesin tatlılığından ötürü de seviyorlar. işte bu tatlı ses ıkue otani’ye ait. yetişkin bir kadın olmasına rağmen çıkardığı ses ile pikachu’nun bu kadar sevilmesinin ana sebeplerinden biri bu şirin kadındır.

    7. hiç de güvenli bir pokémon değil

    pokémon’un maskotu haline gelen, herkesin bir tane edinmek istediği ve her bölümde roket takımını uzaya göndermesiyle bilinen pikachu; aslında hiç de güvenli bir pokémon değil. animeyi izleyenler hep şu soruyu sordular: pikachu gerçekten bu kadar güçlü mü? evet, o kadar güçlü. o kadar güçlü ki pikachu sadece düşmanlarına değil, çevresindekilere de zarar verebilecek kapasitede. pikachu, elektrik ürettiği anda oluşturduğu manyetik alan, çevresinde bulunan dostlarına bile zarar verebilecek kuvvette. anime, tabii ki pikachu’yu sevimli bir pokémon’a çevirmiş olsa da aslında oldukça tehlikeli ve insan biyolojisini yaralayabilecek güce sahiptir.

    6. evrim geçirmek istemedi

    animenin tamamını izleyenler arasındaysanız, pikachu’nun en zorlu mücadelelerinden biri raichu ile yaptığı mücadeledir. hatta ilk savaşı kaybetmişti. pikachu’nun bir üst versiyonu olan raichu, fazlasıyla güçlü bir pokémon’du. ash, pikachu’yu raichu olması için ikna etmeye kalkmış ama becerememişti. bunun sebebi pikachu, animedeki en onurlu pokémonlardan biriydi. evrimin gereksizliğini, galibiyet için kendisinin yetebileceğini kanıtlamak istemişti. bu onur mücadelesinde de kendini kanıtlamayı başarmıştı. evrim sadece teferruattı, güç onun içindeydi.

    5. mıknatıs sevmiyorlar

    pikachu, ne kadar güçlü bir pokémon olsa da kendisinin de zaafları var. bunlardan biri de mıknatıs. roket takımını onlarca kere yenmiş olsalar da roket takımı da bir keresinde pikachu’yu yakalamayı başarmıştı. “hoenn alone” bölümünde mıknatıs kullanarak pikachu’nun elektrik gücünü bastırmayı başaran ekip sonra ash’in diğer pokémonları sayesinde yenilmişti. pikachu kurtulmasına rağmen hastalanmıştı. bunun sebebi ise “get the show on the road” bölümünde açıklanmıştı. mıknatıslar, pikachu’nun elektrik gücünün dengesini bozup, aşırı birikmeye sebep olabiliyordu. bu da hasta olmasına hatta bu enerjinin ileride patlayabilmesine sebep oluyordu. pikachu’nun hastalığını ancak fazla gücü emerek çözmüşlerdi.

    4. pikachu diyeti

    pokémon yıllardır devam eden bir anime. ilk başladığındaki hali ile günümüz hali aynı değil. bu süreçte en çok değişenlerden biri pikachu oldu. kilo verdi dersek yalan olmaz. pikachu, animenin başlangıcında oldukça tosun bir görüntüye sahip olmasına rağmen zamanla kilo vererek istediği forma ulaşmayı başardı.

    3. ash’in pikachu’su erkek

    anime, ilk başladığında pokémonlar için bir cinsiyet belirleme gereği duymamıştı. ya da duysalar da bunu yansıtmayı pek düşünmemişlerdi. ash’in pikachu’sunun da cinsiyeti çok uzun bir süre ortaya çıkmadı. ta ki pokémon diamond and pearl yayınlanana kadar. aradaki fark şöyleydi: kuyruğu dümdüz olanlar erkek iken çıkıntı ya da içeri bir kırık olanlar dişi pikachu oluyor. “where no togepi has gone before” ve “snivy plays hard to catch” bölümlerinde pikachu’nun erkek olduğu net bir şekilde gösterildi. hatta savaş sırasında dişi bir pikachu’nun cilvesine kapılarak ne kadar erkek olduğunu bir kez daha göstermişti.

    2. ketçap seviyor

    pokémonlar genel itibariyle onlar için özel hazırlanan yemekleri yiyorlar. pokémon yemeği olarak geçen bu yemekleri animenin birçok yerinde görebiliyoruz. fakat pokémonların arada insan yemeği yediğini de gördük. pikachu da insan yemeği sevenlerden. öyle ki, pikachu’nun nedense ketçapı aşırı sevdiğini biliyoruz. bir bölümde kendini ketçapa kaptıran pikachu, şişe kırıldığında ağlamaya başlamıştı.

    1. pikachu ve meowth

    anime süresince birbiri ile sürekli karşı karşıya gelen bu iki pokémon aslında birbirinin zıttıdır. pokedex sıralamasında pikachu 25. sıradayken, meowth 52. sıradadır. biri konuşamasa da anlaşılabilirken öbürü konuşmasına rağmen ciddiye alınmaz. biri faredir, öbürü kedidir. sıralamaya bakacak olursak, tasarımı bilerek yapmış olmaları gerek.

    --- spoiler ---

  • 4 aylık bi tane var bende. konuşmayı çok kolay öğrendi. yemi dışında pek bir şey sevmiyor. biraz tarhana çorbası seviyor bir de her sabah benim çayımdan otlanıyor. sürekli oyun istiyor. şimdi bu elemanlar kafeslerine çok bağlıdırlar bilirsiniz. geçen arkadaşla konuşurken dedim ki, "ben şimdi bu şerefsizi besliyorum, oynuyorum, temizliyorum ama küçülsem de evsiz barksız kalsam kafesine sokmaz bu beni. iki lokma yem yedirmez tekme tokat dışarı atar." o da hak verdi, gıcık kaptık elemandan. allahın sopası yok demek ki dün sinüzitten geberiyordum. sağ gözümün üstünü matkapla deliyorlar sanki. ilaç falan da fayda etmiyor. kanepeye uzandım geçsin diye dua ediyorum. o sırada bu kafesinden çıktı, uçtu kafama kondu. doğrudan gelip gözümün üzerine oturdu. sıcacık karnı sağ gözümün üstüne öyle güzeldi ki. ağrım hafiflemeye başladı. bu sakin sakin hiç kımıldamadan yatarken uykuya dalmışım. uyandığımda yastıkta yanımdaydı ve başımın ağrısı tamamen geçmişti.

    akşamın o saatinde çıktım ballı yemlerden aldım adamıma. bi gün önceki sözlerimi de geri aldım.

  • polisimiz metro çıkışında gbt yapsın ancak, bu şekilde güvenliğimiz çok iyi derecede sağlanıyor sayelerinde. ama 200 metre ileride sözde cam silerek para kazanan gaspçılara hiç müdahale etmesin. şikayet ettiğinizde de orası bizim bölgemiz değil diye cevap vermeye devam etsinler.

  • --- spoiler ---

    (nükleer enerji üretimi sonrası atıklardan bahsediyor)

    - derdiniz atıklarsa afrika orada? veririz üç beş kuruşu oraya göndeririz.

    --- spoiler ---

    yani ne diyebilirim, ne dersem bu korku filmini tam olarak izah edebilir gerçekten bilmiyorum. benim kelime dağarcığımın bittiği bir nokta burası. kan donması nasıl oluyormuş bu lafın sonunda anladım...

  • evren döner. ilkel insanlar, gökyüzünün döndüğünü görebiliyorlardı. yıldızlar dönüyordu zira, yerleri değişiyordu. samanyolunu gözlemliyorlardı.

    o yüzden türkçe "evren", evrilmek kökünden gelir. "evirip çevirmek" deriz ya; dönen şey demek, döngü demek evren. aynı zamanda "büyük yılan" anlamına gelir.

    universe, latince kökenli. unus ve versus bileşenlerinden oluşuyor. versus dönen demek; universe tam anlamı, "tek döngü".

    arapça felek? dönen demek yine, kökünde palaku var. talih anlamını daha sonra kazanmış, yıldızların talihimiz üzerinde etki sahibi olduğu inancından dolayı.

    eski iskandinavlar dünyamıza "midgard", ortadünya diyorlar. cihanları, alemleri ya da dünyaları hep "gard" kökünden sözcüklerle açıklıyorlar. gard, garden sözcüğüyle akraba. ingilizce gird (bir şeyin etrafını iple çevirmek) ve farsça gerd (dönmek, çevirmek. ) ile de kuzenler. kökünde "etrafını çevirmek, çevirmek suretiyle etrafını kapatmak" anlamı var.

    evren'in büyük yılan oluşu ile, iskandinav midgard'ının etrafını jormungand isimli büyük bir yılanın çevrelemesi de apayrı ilginçlikler. (bkz: karşılaştırmalı mitoloji tolkien ne yaptı)

    o yüzden "bu devran" diye şarkılar söylüyoruz. bildiğin devir ile akraba, döngü, dönmek demek. o dönen şeyler, yıldızlar, talihimiz üzerinde etkili olduğundan -ya da böyle inanıldığından- dünyanın gidişatını anlatırken "bu devran" diyoruz. yahut "devir onların devri" derken, yine dönme anlamına gelen bir sözcük kullanıyoruz.

    "müdür" de, bir "daire"nin başında olur. bir konuya "dair" yaratılmış bir kurum, "daire"dir. o "daire"nin iplerini elinde tutan da, "müdür". tırnak içindeki sözcüklerin hepsi "devir" ile akraba; dair bir şeyin etrafında dönen demek. daire de bu dönüşün kendisi, çember. müdür de, döndüren, çeviren demek.

    eh öyleyse sami dinlerin allahı, feleğin müdürü oluyor işte.

    (bkz: ouroboros)

  • bakara suresi'nin 14. ayeti okunduğu zaman fark edilen bahsetme eylemi.

    "(bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(biz de) iman ettik" derler. (kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler."

    yorum sizin.

    düzeltme:

    takva sahibi bir arkadaşım, yaptığım yazım yanlışı konusunda uyardı. hemen düzelttim.