hesabın var mı? giriş yap

  • herif utanmadan bir de kızın babasının yanına gelip ölür mü falan diye soruyormuş. ben anlamıyorum arkadaş, bu elemanlar neden ülkemize geliyor? ülkelerinde hayati tehlikeleri var desek, neden sadece erkekler geliyor? kadınların hayati tehlikesi yoksa demek ki erkeklerin de yok?

    (bkz: afganistan'dan sadece genç erkek sığınmacı gelmesi)

    edit: saldırıya uğrayan kardeşimiz, şu arkadaşımızın teyzesinin kızıymış. durum ile ilgili güncellemeleri şu entry'de paylaşıyor.
    (bkz: #125721301)

  • ben çağdaş bir ebeveynim arkadaşım! her ne kadar çocuk daha çağdaşlığımı gösterebileceğim yaşa gelmediyse de ben kendimi biliyorum. çocuğumla arkadaş olacak, onunla dertleşecek, gece gezmelerine birlikte çıkacağız bunları biliyorum, ben çağdaş bir babayım arkadaşım.

    ama ne oluyor, nasıl oluyor bilmiyorum ama benim de dahil olduğum geniş bir çağdaş baba grubu yeni doğan çocuğunun kırkı çıkana kadar (kırkı çıkmak) hurafelerin esiri oluyor ya da bir tek ben böyleyim ama genelleme yapınca kendimi daha rahat hissediyorum. aman çocuğun üstünden bir şey verme, kırkı içinde her banyo suyuna saçı güzel olsun diye tarak, el işi güzel olsun diye tığ koy, banyo suyunu elekten geçir su kırk delikten geçsin, kovaya yumurta kabuğundan kırk kere su doldur bahtı güzel olsun. bezlerini gece atma, çamaşırlarını gece dışarıda bırakma, burnunu sık burnu güzel olsun, kulağının üstüne yatır kepçe olmasın ve daha neler neler. çağdaş baba olma yolundaki ilk adımlarımda hurafelerin bayrak taşıyanı oluyorum farkında değilim.

    aynı çağdaş baba yine aynı hurafelerin izinde. resmen kayınvalidem ile hurafe yarıştırıyorum. o diyor ki “bizde çocuğun kırklık suyuna tuz konmaz, ben diyorum ki yanlış biliyorsun azıcık tuz koyup koltuk altına ayaklarına süreceksin ki ayakları, teri kokmasın. o diyor ki çocuğun göbeğini boş bir alana göm içi ferah olsun ben diyorum ki hayır üniversite bahçesine gömelim ki bir ayağı okulda olsun. kendimi tanıyamıyorum, gece kayınvalidesi ile oturup çay içerken hurafe tokuşturtan bir oldum.

    ben çağdaş bir ebeveynim arkadaşım, çocuğun kırkı içindeki banyo suyuna soğan kabuğu koyup, “duruluk, geldiği yere gitsin murdarlııık” diyecek biri değildim. biraz daha büyüsün bakalım, sanırım içimdeki çağdaşlık henüz açığa çıkmaya hazır değil.

  • 19.yüzyıla kadar çocuklar için ayrı bir giyim sektörü ve çocuk modası diye bir kavram yoktu. o dönemlerin çocukları büyüklerin giydikleri kıyafetlerin ufaltılmış kopyalarını giyer ve ortalarda ufaltılmış yetişkinler gibi minik takım elbiseler ve minik gece kıyafetleriyle gezerlerdi.

    çocuklar için özel olarak elbiselerin dizayn edilmesi fikri son yüzyılda başladı ve üretici firmaların uygun algı yönetimi uygulamalarıyla insanlara kabul ettirilerek günümüzün anne babaların en çok para harcadığı son derece karlı bir çocuk modası sektörü doğdu.

    doğru bir algı yönetimi planlamasıyla daha insanların dahan önce ihtiyaç duyduklarını bile hissetmedikleri bambaşka bir moda ihtiyacı oluşturabilirsiniz.
    örneğin istenirse hiç bir özelliği olmayan beyaz bir mendili bir kaç aylık bir algı yönetimi çalışması ve uygun tanıtım yatırımıyla yaygın bir moda haline getirmeniz mümkündür. önemli olan nerelere dokunacağınızı bilmenizdir.

    piyasa şartlarının zorlaştığı dönemlerde yeni algılar ve yeni ürünleri ortaya koyabilenler kazanacaktır. işleri hep alıştığı şekilde yapmaya çalışan ve yeniliklere kapalı kişi ve şirketlerde kaybedecektir.

    algılar duyguları ve duygular kararları etkiler.

  • aylik 1200tl belki asgari ücret için diğer insanlara zulmeden vicdansizlara azdır bile.

    3 kuruş için ekmeklerini kazandıkları ağaçları korumaya çalışan insanları döven bir gruba karşı kimsenin eyvallahı olmaması gerekir.

    o toprağın gerçek sahibi olan oradaki köylüleri yaka paça dövdüğünüze değdi mi denir şimdi. o güzelim zeytin ağaçlarının kesilmesine maşa oldunuz değdi mi? insanları ekmeklerinden ettiniz değdi mi?

    en başta "milletin amina koyanlar" sonra da bunlara alet olanlar, beter olun!

    edit: bir de utanmadan bize emeklilik ve iş garantisi verdiler demişler. a be vicdansızlar! sizin sofranıza ekmek gelecek diye neden diğer insanların ekmeğini çalanların yumruğu oluyorsunuz? kaldı ki o saldırdığınız insanlar orada doğmuşlar, orada büyümüşler, oranın gerçek toprağı olmuşlar. para için diğer insanlara bu yapılır mı?

  • (bkz: ağlama melis)

    ne kadar kötüsünüz yaw, yok bellini'nin değilmiş yok bilmemneymiş utanmasanız o resmi dedem yaptı çakmadır cehape zihniyetini kazıklamışlardır diyeceksiniz.

    eğer ki o resmi imamoğlu değil uzun adam alsaydı şimdi ne methiyeler düzüyordunuz; hatta resim bellini'nin ama yaparken da vinci ile michelangelo yardım etti o kadar değerli bu kadar değerli diye methiyeler döşüyor olurdunuz.

    allah kimseyi onursuzlukla sınamasın.