hesabın var mı? giriş yap

  • düşünün ki, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimisiniz. otuz yıldır inşa ettiğiniz ‘kusursuz’ bir aile hayatınız var. eşiniz ve iki çocuğunuzla sevgi dolu, örnek bir ailesiniz.

    bir gün tesadüfen çektiğiniz bir ilmek çorap söküğü gibi ilerliyor ve eşinizin 5 yıldır başka bir kadınla evli olduğunu, hatta ondan çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. bu da yetmezmiş gibi kızınızın yurtdışında tıp okuduğun zannediyorsunuz ve aslında o hayalleri uğruna bambaşka bir yerde… oğlunuzun ise iyi bir şirkette kariyer zannetseniz de o birtakım pis işlere bulaşıp büyük bir meblağ parayı kripto parada batırıyor. siz ise olayların daha sadece bir kısmını öğrendiniz.

    ne yapardınız?

    aldatılan, kandırılan, yalanın küçüğü büyüğü olmaz diyen, tüm bunlarla mücadele etmek için türlü türlü uğraşlar veren kaç kişiyiz?

    hepimizin hayatından gerçek kesitler bulacağı “aldatmak” bu akşam ve her perşembe 20.00’de atv’de.

  • gururumuz mete'nin başarısıdır. istanbul okçuluk kulübü çıkışlıdır.
    okçular vakfı ile hiçbir ilgisi olmaması ayrı bir sevinç kaynağıdır. şimdiden başarısını üstüne çekeceklere önbilgidir.

    tebrikler!

  • denediğim ve enteresan bir sonuç aldığım eylem.

    akşam trafiğinde şehir içi yolda beni arkadan takip eden bir araç uzunları yaktığı için neredeyse 20 dakika boyunca yansımadan dolayı hiçbir şey göremez hale gelmiştim. sağa çekip geçmesini bekledim. geçtikten hemen sonra arkasına takılıp bu defa da uzunları ben yaktım. 1 dakika bile geçmeden pencereden el kol hareketi çekmeye başlamıştı.

    coğrafyamıza özel olan "ben yaparım ama sen yapamazsın" düşüncesinin en güzel örneklerinden biriydi bu.

  • yeni tanıştığı güven patlaması yaşayan yarışmacıya "sen" diye hitap eden acun ılıcalı'nın, yarışmacıya "yeni tanışılan birine 'siz' diye hitap edilir, sana bunu öğretememişler galiba. bir davranış bozukluğu var sende." diye ayar vermeye çalıştığı program. al birini vur ötekine. yarışmacı kovulmayı haketti, orası ayrı.

    ah keşke biz de acun ılıcalı'yı kovabilsek bu şekilde.

  • 1951 yılında fulham'da doğmuştur. yoksul bir ailenin kızıdır. annesi ve babası sağır, işaret diliyle anlaşmaktaymış. 15 yaşında okulu bırakmış, ilk işi sekreter stajyerliği, bu işten ayda 5 pound kazanıyormuş. 19 yaşında paul mccartney ve mick jagger gibi ünlü isimlerin de müşterisi olduğu bir mağazada çalışmaya başlamış. roger taylor ve freddie mercury'nin eski kıyafetler ve freddie'nin sanat çalışmalarını sattığı bir stand varmış yakınlarda. mary bir rock konserinde brian may ile tanışmış ve çıkmaya başlamış. grubun adının kararlaştırılacağı tartışmalara brian, mary'yi de getirmiş. freddie grubun adının queen olmasını isterken, brian may built your own boat isminde ısrarcıymış. mary de brianın ismini beğenmiş, ancak sonuç olarak isim queen olmuş. böyle işler yürürken freddie, mary'ye ilgi duymaya başlamış ve brian'a kimdir nedir bu kız diye sürekli sormaya başlamış. daha sonra freddie 6 ay boyunca mary'nin çalıştığı mağazaya uğramaya başlamış. freddie 24ncü yaş gününde sonunda mary'ye arkadaşlık teklif etmiş. paraları olmadığı için genç insanların yaptığı sıradan işler yaparak vakit geçirmişler. freddie'nin devam ettiği sanat okulundaki çalışmalarından mary çok etkilenmiş, ondaki yıldız potansiyelini görmüş, bu çevrede ona bir yer olmadığını düşünmüş. ancak freddie ona gitmemesini söylemiş efendim, böylece mary bununla devam etmeye ve bir parçası olmaya karar vermiş. 6 sene sonra olaylar cereyan etmiş, çift ayrılmış. freddie de kendi evinin yakınında büyük bir ev almış mary'ye. mary'yi kendine yakın tutabilmek için ona iş de ayarlamış şirketin sekreteri olarak. ayrıca mary turnelere de freddie ile birlikte gitmiştir.freddie, mary'nin iki oğlunun vaftiz babasıdır.
    freddie'nin ölümünden sonra mary "ölümsüz aşkını kaybettiğini, hastalıkta sağlıkta fakirlikte zenginlikte her zaman bir arada olduklarını bu yüzden onunla evli gibi olduğunu" söylemiş.
    mary, 1998 yılında kimseye haber vermeden long island'da nick isimli bir iş adamı ile evlenmiş çocuklarının ve kendisinin hayatında bir düzen olması için.

    kendi çapımda bu kadar çevirdim. ingilizce versiyonu ve resimleri ile:
    http://www.youtube.com/watch?v=hjet8lbwqhw

    ayrıca freddie söyleşilerinde sahip olduğu tek gerçek arkadaşının mary austin olduğunu defalarca söylemiştir ayrıldıktan sonra. freddie mary'den sonraki diğer sevgilileriyle mary ile kurduğu dostluğu kuramadığını belirtmiştir. bu diğer sevgililer de mary'nin hayatını freddie'ye adamasının fevkalade fedakar bir davranış olduğunu, böyle bir şeyi göze almadıklarını söylemiştir. diğer ünlü vokalistlerin aşkları kadar çalkantılı, olaylı, basında yer etmemiş bir aşktır, biraz daha samimidir gibi gelir bana özellikle daha sonra dönüştüğü uzun süreli dostluk ile..

  • doğunun nelson'u olarak anılan büyük japon amirali (1848 - 1934). port arthur ve tsushima savaşlarında aldığı muhteşem zaferlerle tanınır.

    kagoshima'da doğdu. babası shimazu evine bağlı bir samuray idi. ilk deniz savaşı shogun tokugawa'nın güçleriyle imparatora bağlı bir filo arasında meydana gelen ve japon tarihinde modern gemiler arasındaki ilk deniz savaşı olan awa muharebesidir. bu muharebeye togo yandan çarklı ahşap bir buharlı savaş gemisi olan kasuga'da subay olarak katılmıştır. tokugawa savaşları sırasında togo aynı gemide miyako ve hakodate muharebelerine de tanık oldu.

    bu savaştan sonra togo bir değişim programı ile ingiltere'ye gönderildi ve 1871-1878 arasında burada kaldı. hms worchester gemisinde eğitim gördü ve sınıfını ikinci olarak bitirdi. 1875'te ingiliz eğitim gemisi hampshire ile dünyanın çevresini dolaştı. cambridge'de matematik öğretimi gördü, daha sonra kraliyet donanma akademisine ve kraliyet donanma kolejine devam etti. bu arada imparatorluk donanması tarafından ingiltere'ye sipariş edilen üç gemiden biri olan fuso'nun inşasını izledi. 22 mayıs 1878'de togo teğmen rütbesi alarak adı geçen üç gemiden biri olan hiei ile japonya'ya geri döndü.

    1884-85'teki fransa-çin savaşında amiral courbet komutasındaki fransız filosunun ve 1. dünya savaşında fransız kuvvetleri genel komutanlığını yapacak olan general joffre komutasındaki kara savaşlarını izledi.

    çin-japon savaşına naniwa kruvazörünün komutanı olarak katılan togo çin adına çalışan bir ingiliz nakliye gemisini batırmasıyla bir anda ün kazandı. neredeyse diplomatik bir olaya yol açan bu hareketin kısa sürede uluslararası anlaşmalara aykırılığı bulunmayan bir durum olduğu ortaya çıktı ve ingiliz mahkemelerince de kabul edildi. uluslararası anlaşmalar ve sınırlamalarla ilgili bilgisi togo'yu öne çıkardı. togo naniwa ile yalu muharebesine de katıldı ve bu savaşın sonunda amiralliğe terfi ettirildi.

    bu dönemde togo'nun kariyeri pek parlak değildir. sasebo donanma kolejinin komutanlığı ve filo komutanlığı görevinde bulunmuştur.

    1903'te togo donanma bakanı yamamoto gonnohyoe tarafından donanma komutanlığına getirilmiştir. kısa bir süre sonra rus-japon savaşının başlamasıyla bu seçimin haklılığı ortaya çıkmış, togo port arthur'da rus pasifik filosunu, tsushima muharebesinde ise ünlü gemisi mikasa ile rus baltık filosunu yok ederek rusların belini kırmış, rus donanmasında isyanların çoğalmasına neden olmuştur.

    togo bu dönemden sonra deniz kuvvetleri komutanlığı yapmış, 1913'te büyük amiral rütbesine yükseltilmiş, 1914'ten 1924'e kadar veliaht hirohito'nun eğitiminde rol almıştır. bu dönemde londra anlaşmasına karşı çıkışı dikkat çekicidir.

    togo 1934'te 87 yaşında ölmüştür. cenazesine ingiltere, amerika, italya, hollanda, fransa, çin donanmalarından gemiler ve delegasyonlar katılmıştır. ölümünden sonra tokyo'da adına bir tapınak inşa edilmiştir. togo'ya burada bir shinto kami (tanrı-yüce varlık) olarak tapınılır.

  • eğer netflix, amazon prime tarzı bi platform olacaksa acunun ayağına sıktığını gösterir. survivor, masterchef, uc adam vs izleyenlerin sosyo-ekonomik durumlari ortada. turkiyede amazon, netflix’e para veren tayfa beyaz yakali diye tabir ettigimiz guruh ki acun ve programlarindan pek haz ettiklerini zannetmiyorum. eger basarili olursa bu da benim vizyonsuzlugum olsun.

  • sınava öylesine giren birini geçmek için gerekli eforu sarf etmemiş birisinin hak ettiği sonuç.

    edit: sınava öylesine giren *herkesi* geçmek için gerekli eforu sarf etmemiş birisinin hak ettiği sonuç. bundan şikayet eden kişiler okuduklarını anlayabilseler türkçede birkaç net daha yapıp birkaç bin kişiyi geçebilirler aslında. hem sağa sola hakaret edip sinirlerini yıpratmamış olurlar.

    aylar sonra edit: başlık başa kalmış.

  • sigaraya zam üstüne zam yaptıklarında sesimi çıkartmadım; çünkü sigara kullanmıyordum.

    alkolün vergi oranlarını tavana çıkardıklarında bir şey söylemedim; çünkü içki içmiyordum.

    hacıyağı ve gülsuyunu fahiş fiyata satmaya başladıklarında sesini çıkaracak kimse kalmamıştı...