hesabın var mı? giriş yap

  • bence bu fıkrayı anlatarak bitirmeli:

    büyük köpek maması fabrikatörü, şirketinin bütün müdürlerini, fabrikasının bütün şeflerini, amerika’nın tüm eyaletlerine dağılmış satış temsilcilerini, reklam, halkla ilişkiler görevlilerini toplamış.

    kürsüye çıkmış..

    “bu ülkenin en büyük köpek maması fabrikası kimin” diye bağırmış..

    yüzlerce kişi bağırarak cevap vermişler: “bizim..”

    patron yine sormuş: “besin değeri en yüksek köpek mamasını kim üretiyor?”
    “biz” diye haykırmış kalabalık.

    “en çarpıcı, en göze batan paketi, kutuyu kim yapıyor?.”

    “biz” diye haykırmış kalabalık.

    “en büyük reklam kampanyasını kim yapıyor” diye bağırmış patron..

    “biz” diye yanıt gelmiş yine hep bir ağızdan..”

    en büyük süpermarketten en ücra köydeki bakkala en iyi dağıtımı kim yapıyor?” diye bağırmış patron..

    “biz” diye haykırmış salon.. “o zaman” diye gürlemiş patron..

    “o zaman niye satamıyoruz bu mamaları?!..” salondaki ölüm sessizliğini arka sıralardan gelen cılız bir ses bozmuş..

    “lanet olası köpekler yemiyorlar ki!

  • var olduğuna inandığım bir durum. bugüne kadar iletişim halinde bulunduğum düşük zekalıların hemen hemen hepsinin ses ve gürültüye dayanma eşiği çok yüksekti. bu tipler; yüksek sesle film izler, insan içinde bağırarak telefonla konuşur, arabalarından sikko rap şarkılarını topluma dinletirler. her türlü rahatsız edici gürültüyü zevk alarak yaparlar.

    toplum içinde kendi zevki için gürültü yapan birisini görürseniz onun akıllı olma ihtimali yoktur. iq'su maksimum 90'dır.

    edit: erlik dün twitter'da şu tespiti yapmış. başlığı açtıktan sonra haberim oldu. aklın yolu bir ne diyeyim. ayrıca ben erlik değilim, bu konuda mesaj atmayın lütfen.

  • bu uygulama denizi temizlemek ya da kökten bir çözüm bulmak için yapılmıyor. şu anda özellikle deniz tabanının dışarısıyla bağlantısı kesildiği için doğal olarak oksijen miktarı da ciddi oranda azalmış durumda. bu yüzden deniz dibine oksijen verilerek canlıların ayakta kalabilmeleri sağlanıyor. bakan da almış eline bir cihaz denize indiriyor -ki senin neyine? o da ayrı mesele.
    keşke burada boş boş yazmak yerine, bu tür uygulamaların nerelerde ne için yapıldığını teknik olarak açıklayacak ve ne derece işe yarayabileceğini tartışacak insanlar olsa.

  • -eğer limonlu ya da sade kek yapıyorsanız mutlaka nişasta kullanın. mesela tarifinizde 3 su bardağı un varsa bunun 2 bardağını un, 1 bardağını nişasta olarak koyun. nişasta keke ekstra güzel bir doku kazandırıyor.
    -çikolatalı ya da kakaolu kek yapıyorsanız içi hafif nemli bir kek elde etmeniz önemli. bunun için denemelerime göre keke su katmak etkili bir yöntem oluyor. likit malzemelerinizi 1 çay bardağı su, 1 çay bardağı yağ, 1 çay bardağı süt şeklinde uygularsanız daha iyi bir sonuç almanız muhtemel.
    -havuçlu cevizli kek yaparken mutlaka havuçların suyunu sıkın ve un miktarını doğru ayarlayın. yine denemelerime göre toplamda 1 su bardağı likit malzeme kullandıysanız 2.5 su bardağı un yeterli oluyor. ama havuçlarınız çok suluysa 1-2 yemek kaşığı daha un ekleyebilirsiniz.
    -ıslak kek yaparken püf nokta ise kesinlikle az un kullanmak. ne kadar az un kullanırsanız kekiniz sosunu döktüğünüzde o kadar ıslak olur. bu kek tipi için de 1.5 su bardağı un ideal oluyor bence.
    -malzemelerin oda ısısında olması, yumurta ile şekerin güzelce çırpılması, toz malzemelerin elenerek eklenmesi, ilk yarım saat fırın kapağını açmamak, fırını önceden ısıtmak, 170 derecede pişirmek gibi hepimizin bildiği püf noktaları da ekleyip entrymi sonlandırarak kek yemeye gidiyorum.

  • a memur teyze shouts: "munir oztasli! munir oztasli!"
    you approach memur teyze.
    memur teyze says: "welcome munir. you might wonder how i know your name. well, i know many things about you. your past and even your future. i have your name in my list. list of people who want to cancel their elektrik tesisati."
    [continue] or [leave]: [continue]
    memur teyze says: "in order to do that, i'll need three things from you. a signed dilekce from dungeons of noter, signed by the noter himself. a receipt from hell's bank which you need to pay with your soul, and last, one of sacred scrolls of elektrik faturasi. bring them to me and i will cancel the curse of elektrik tesisati"
    [accept] [decline] [attack]: [attack]
    memur teyze shouts, "how you dare! guards! guards!"
    memur teyze casts aura of serpents of ak parti kadrola$masi on herself.
    you miss memur teyze with your sumsuk.
    memur teyze is protected by untouchable devlet memuru position.
    you miss memur teyze with your sumsuk.
    memur teyze drains 12hp from you with her sonic blast of mahalle karisi scream.
    you miss memur teyze with your sumsuk.
    a policeman arrives and shouts "noluyor lan burda?"
    you head to exit to the south.
    your exit is blocked by a policeman.
    a policeman says "nereye karde$im dur hele"
    memur teyze arrives.
    memur teyze drains 4hp from you by pulling your hair.
    a policeman hits you with his haydar for 40hp.
    memur teyze summons god's wrath and spits on you, draining 4hp.
    you are dead.
    [load game] [quit] ?

  • insanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir, sözüyle -tespitiyle- haftalardır kendimi berbat sefil sıkıntılı hissettiğimin nedenini özetlemiştir.

  • bazen kime ait olduğu belli olmayan isimlerdir.

    durum diye bi kayıt yapmışım zamanında aradım durum ne abi dedim çıktı geliyor dedi. dürümcüymüş..

  • yıllar sonra,
    moda'da, ikimizin de yanında çocuklarımız var...
    beraber dondurma yediğimiz dondurmacının önünde sen o çok sevdiğin tutti frutti, çilek ve çikolatalı dondurmanı sipariş veriyorsun... 6-7 yaşlarındaki oğlun benim kafada, çikolata karamel ve fıstık istiyor... kızım da tutti frutti nin ismini sevmiş olmalı ki "babacıım ben de o teyzenin dondurmasından istiyorum" diyor...
    sen "o teyze" sıfatı ile gülümseyerek dönüyorsun seni minik parmağı ile gösteren kız çocuğuna, kızın olsun isterdin, hatırlarım... ve gözgöze geliyoruz... elindeki dondurma oğlunun ayakkabısına düşüyor... gülümsüyorum, gülümsüyorsun...
    sana bir gülümsemede "nasılsın ? mutlu musun ? beni arıyor musun ? hatırlıyor musun ?" diye soruyorum sen ise bir gülümseme ile bana "iyiyim, mutluyum, ya sen ? seni unutmadım ama neye yarar ki? " diyorsun... kızıma sesleniyorum, ikiniz birden dönüp bakıyorsunuz...
    elinden tutup yürüyorum, ah evet, o gün de arkamı dönüp yürürken ağlamamaya çalışıyordum...
    belki başka bir hayatta.....
    .......