hesabın var mı? giriş yap

  • bakkala sigara almaya gitmiştim.

    + bir kısa winston verir misin?
    - ne kadar kısa?
    + ne kadar kısa varsa...(takılıyor bozuntuya vermeyeyim dedim)
    - yok abi öyle değil, arkadaş bir yere kadar gitti. ben fiyatları bilmiyorum.

  • tütünü içip denerken, bir tık hafif içimli olanı alınız. tütünü eve getirdiğinizde çiftli bir gazete kağıdının veyahut battal boy bir çöp poşetinin üstüne yayın. tütünü yaydıktan sonra elinizle yumruları aramaya başlayın. bulduğunuz tüm yumruları çok fazla oynamadan tiftik tiftik ayırın. tütün biraz havalansın. bu havalanma süresi mevsime göre değişmekte fakat sürekli kontrol ederseniz sıkıntı yaşamazsınız. tütün ilk aldığınızda hafif nemlidir, azıcık o nemi gittiğinde ters-düz edin diğer tarafı da hafifçe kurusun. burada en önemli kısım tütünü takır takır kurutmamanız. bu tabi zamanla oturacak bir şeydir. çok kuruttuğunuz tütün zehir gibi olacak ve hem içimi zorlaşacak hem de kolay toz olacaktır. sonrasında ise; örneğin tütünü 1 kilo aldınız, 200-250 gram kadarını (göz kararı) bir buzdolabı poşetine koyun. geri kalanı ise bir saklama kabına koyun. bu kabın ağzını jelatin, alüminyum folyo vb neyiniz var ise onunla kapatın ve en son kapağını kapatın. tabakanıza tütün koyarken buz dolabı poşetine doldurduğunuzdan koyun. böylelikle tütününüz sürekli ağzını açıp kapamanızdan dolayı kurumayacak, küflenmeyecek veya nemlenmeyecektir. buzdolabı poşetine koyduğunuz tütün miktarını da siz zaman içerisinde kendiniz belirleyin. eğer 200-250 gramı bitirene kadar poşetin içindeki tütün kuruyorsa daha az tütün koyun. tütün poşetinin, kaba hesapla, 10-15 kere açılıp geri kapanması sonucu tütün kuruyup tadı sertleşecektir.

    bunun dışında plastik tütün sarma makinası kullanmayın derim ben. biz tütün içenler genellikle az sigara içebilmek için veyahut sigara çok pahalı diye tütün içiyoruz (ben de uzun zamandır sigara içiyordum fakat bu akşam eve dönüşte tütün alacağım). sarma makinası ile sarılan tütünden hiç bir zaman zevk almadım. elle sararak hazırlayın tütününüzü. hem sarması bir süreden sonra sizin için ayrı bir keyif olacak, hem de tütünün lezzetini daha iyi alacaksınız. elle sarma sigaralarda kesinlikle filtre kullanın (benim tercihimdir. fanatiklere selam olsun). tütünün içimini kolaylaştırır, sizi tıkamaz. zaten kendinizi zehirliyorsunuz bari filtreli için. aşağıda filtreli sigara sarımının bir örneğini bırakıyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=kywz6dsq5bk

    kağıtla ve filtre ile oynadığınız süre bu videonun süresini sakın geçmesin. eleman çok bile oynamış kağıt ile, bu süre sizin için maksimum süre olsun. elleriniz kolay terliyor ise kağıdın içinde tütünü yuvarlama süresini düşürün. hafif nemlenen, kırışan kağıdı sarmak zorlaşacaktır. bu videoda görünen o yuvarlama hareketini ne kadar çok yaparsanız, sigaranız o kadar biçimsiz sarılacaktır. tercihen 2-3 yuvarlamadan sonra filtreyi koyup, aynı yuvarlama hareketini filtreye yaparken kağıdı mümkün olduğu kadar gergin bir şekilde filtreye sarmanız gerekmekte. zamanla oturan bir alışkanlık, bir süreden sonra yoğun trafikte bile yapabilir hale geleceksiniz (benzetmemi mazur görün, sakın trafikte sarmayın, mutlaka tıklarsınız öndekine).

    15 yıllık tiryakisiniz diyelim (benim 17 sene olmuş) sigarayı bırakmanın en güzel yolu öyle direkt olarak kesip atmak falan değildir. şahsen sigara içmeyi çok seven ben, bırakamıyorum. sigarayı en güzel tütün ile bırakabilirsiniz. 3-4 kere bıraktım her biri 1 ay sürdü ama öncesinde tütün içerek bırakabildim. bırakamazsanız da en iyi ihtimalle sigaranın içinde yer alan yüzlerce zehirli maddeden kurtulmuş olursunuz. bir paket sigara 18 lira olmuş, o da ayrı bir zarar. ayda 550 lira sigara parası veriyoruz o da günde 1 paket içiyorsanız. benim 800-900'ü buluyordur rahat.

    tütünün kendi zararı dışında tek bir dezavantajı var (aslında mükemmel bir avantaj) her yerde çıkarıp yakamıyorsunuz. hadi şimdi 30-40 yaş aralığında insanlar bile ergenler gibi, toplumun kendini eleştireceğinden korkuyor. oysa kime ne? ben tütün içiyorum, evet fakirim ondan içiyorum? sanane?

    olmaz. her yerde çıkarıp saramazsınız tütünü. en güzel yanı da budur. sadece kendinizi rahat hissettiğinizde içersiniz. bu da günlük sigara kullanımınızı azaltır. sigarayı bırakma yolunda da bir adım daha atmış olursunuz.

  • şekil üzerinde kısa bir çalışmayla doğruluk payı olup olmadığı rahatlıkla anlaşılabilecek iddia.

    - ulan hepiniz oradaydınız be. (oldu)
    - oğlan hepiniz oradaydınız be. (olmadı)

    eş anlamlı başka kelimeler üzerinde deneyelim şimdi de:

    - sandalyeye oturma, kırık. (oldu)
    - iskemleye oturma, kırık. (oldu)

    şu saatten sonra kazık kadar adamlara eş anlamlı kelimeler üzerinde ders mi verelim lan? ayıp denen bi şey var.

  • sadece bana mı oluyor bu merak ettiğim hede.
    ne zaman berberden çıksam nereye gideceğimi, ne yapacağımı bir anlık unutuyorum.

    edit: beyler bayanlar, berberden çıkar çıkmaz yaşadığım gel git ile bu tespiti yazmıştım, ancak bakabiliyorum ekşiye.

    bir çok kere yazıldığını gördüm "şu mesajimdan sonra mesaj kutum doldu" diyenleri, ya hadi oradan toppik seni, mesaj kutusu dolmuşta ne olmuşta.. inanmazdım!
    evet bir tespit ile mesaj kutusu patlayabiliyormuş. yuh ya şimdi nasıl cevap vereceğim tüm mesajlara.

  • sözlükte bu kadar babası belli olmayan öğretmen düşmanı varken oraya 2000 lira maaş alıyorum diye yazsan bile az demezler hocam. yeterli derler. başka bir iş yap derler. derler de derler ama evet az alıyormuşsunuz demezler.

  • survivor sayesinde hiçbir şeyi öğrenemediysek şunu çok iyi öğrendiğimizi düşünüyorum:

    türk atletler gerçekten iğrenç insanlar.

  • bir türk haberciliği klişesi. her kış kar yağdığında ''beyaz kabus ülkeyi esir aldı'' tandanslı bir giriş yapılıp yurdun dört bir yanından kaza yapmış araç manzaraları gösterilir, bunu takiben yolda kalmış sinirli vatandaşlar ekrana gelir, ardından ise okulların tatil olduğu yerleşimler liste olarak verilir. ve tabii ki bu haberin olmazsa olmazı ''karın tadını ise minikler çıkarttı'' ana temalı kar topu oynayan, kızakta kayan çocuklarla ilgili kapanıştır. her kar yağdığında sanki çocuklar kar topu oynamayı veya kızakla (çoğunluk için daha ziyade poşetle) kaymayı o yıl keşfetmiş gibi bu haberler yapılır.