hesabın var mı? giriş yap

  • düşünün ki, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimisiniz. otuz yıldır inşa ettiğiniz ‘kusursuz’ bir aile hayatınız var. eşiniz ve iki çocuğunuzla sevgi dolu, örnek bir ailesiniz.

    bir gün tesadüfen çektiğiniz bir ilmek çorap söküğü gibi ilerliyor ve eşinizin 5 yıldır başka bir kadınla evli olduğunu, hatta ondan çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. bu da yetmezmiş gibi kızınızın yurtdışında tıp okuduğun zannediyorsunuz ve aslında o hayalleri uğruna bambaşka bir yerde… oğlunuzun ise iyi bir şirkette kariyer zannetseniz de o birtakım pis işlere bulaşıp büyük bir meblağ parayı kripto parada batırıyor. siz ise olayların daha sadece bir kısmını öğrendiniz.

    ne yapardınız?

    aldatılan, kandırılan, yalanın küçüğü büyüğü olmaz diyen, tüm bunlarla mücadele etmek için türlü türlü uğraşlar veren kaç kişiyiz?

    hepimizin hayatından gerçek kesitler bulacağı “aldatmak” bu akşam ve her perşembe 20.00’de atv’de.

  • türkçe adıyla ''gece cadıları''
    sovyet hava kuvvetleri 588. gece bombardıman alayına bağlı, sadece kadınlardan oluşan hava bombardıman alaylarında biri.
    alay binbaşı yevdokia bershanskaya ve albay marina raskova tarafından kurulmuş ve yönetilmiştir.
    alay bombacı uçak olarak polikorpov po-2uçaklarını kullanır. bu uçakların en yüksek hızı 152km/s dir. bu hızda normal bir avcı uçağı stal olarak düşebilir ki alayın en büyük avantajı budur.bu alay gece saldırılarında düşmanın yol, geçit ve üs gibi stratejik öneme sahip alanların vurulmasında kullanılır ve pilotlarının hiçbiri paraşüt taşımaz. kurulduğu tarih 1942'den 1945'e kadar olan sürede toplam 23 bin sorti yapmış olan alaya 261 personel hizmet vermiş bunlardan 32 kişi muharebe, kaza ve hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir.
    alay sovyetler birliğinde propaganda amacı olarak kullanılmış ve ün kazanmıştır. savaş bittikten sonra alay dağıtılmıştır.

  • "aslında içimde hep kapanmak vardi, ahmet buna vesile oldu, çok şükür" diyen kızdır. en son sarıyer'de kahvaltı yaptılar. kız makyajı bozulduğu için ruj sürmeye tuvalete gitti. çünkü kırmızı rujunu ahmet'in dudaklarında görmek hoşuna gidiyordu.
    sonra eski refah partililerden olan ahmet'in babası tayyipçi olan kızın ailesini tasvip etmedi. "sana bildiğimiz aileden münasip birini buluruz" dedi.
    kız 2 hafta sonra başını açtı.
    bir ruh hastası ilişki de böylece sona erdi.

  • bugün (dün yani artık) ilk avukatlık ücretimi almamla sonuçlanan diyalog türü.
    (aldığım maaş ayrı. o iş kanunu'na dair bi hadise. neyse, farkı anladın sen.)

    büyükçekmece adliyesi, 15.05.2009. saat 12 olmak üzere. hakim çıkmadan ona bi yetişmeye çalışıyoum. bu arada koridorda...

    - afedersiniz, avukat mısınız?
    - evet buyrun?
    - ya benim bi dilekçe yazmam lazım yardımcı olur musunuz?
    - tamam olurum ama acelem var, 5 dk bekle yardım edicem...

    (hakimle konuşulur, kalem'le konuşulur, iş halledilir, yardım isteyen vatandaşa dönülür)

    - ben kefaletle serbest kaldım ama sonra beraat ettim, şimdi o kefaleti geri almak istiyorum, dilekçe yaz dediler ama nasıl yazılır bilmiyorum.

    elinde beraat kararı da vardır, kelime kelime yazdırılır dilekçe. çünkü çocuk gerçekten bilmiyor, tamamen alakasız olayla.
    ne yapması gerektiği anlatılır filan. git hakimden imza al, imza aldıktan sonra git bi de fotokopisini çektir sende dursun vs vs vs...

    - çok teşekkür ederim, allah razı olsun, çok sağol vs vs vs
    - ya yok bişey büyütülecek, önemli değil, sen sağol.
    - açlığın var mı?
    - yok, teşekkür ederim.
    - sana borçlu kaldım ya, yemek ye istersen ben öderim, allah razı olsun.
    - borç yok, allah senden razı olsun.

    ayrılınır, yemeğe çıkılır, yemekten gelinir. bizimki hala adliyede. selamlaştık. 5 dakika geçmeden geldi bu, elinde iki tane yarım litrelik su.

    - birini sana aldım, bari bunu al, ferahlarsın iyi gelir. teşekkür niyetine.
    - ben teşekkür ederim. iyi düşünmüşsün.

    böylelikle, ilk ücretimi de almış oldum yarım litre su olarak.

    babama anlattım bunu, o zemzem suyu gibi şimdi dedi. öyle vallahi.
    damla damla içicem onu, sevdiklerimle paylaşa paylaşa.
    çok mu duygusalım acaba?

  • yani ne var bunda eleştirilecek birşey göremiyorum adam merak etmiş denemiş, şaşırmış.. bence de garip bir olay bir türk hayatında kaç kere -48 derece görür? sanki bunu yazan şahıs sibirya’da uzun dönem askerlik yaptıda çok biliyor..adamı cahil gibi göstererek ne geçiyor elinize helal olsun dediğim abimizdir. gelip burda bilmiş ayağına yatan adamlardan daha delikanlı bi abi

  • üç arkadaşım bozcaada'da, ıssız sandıkları bir koyda denemişler bunu. tabi sonrasında tepelerde bir izdiham, insan seli, kalabalık falan derken kızlar üstlerini giyene kadar adanın o tarafı 28 cm daha denize gömülmüş.

  • geçen sene arabamı satacağım zaman "ulan ilana 1200 kişi bakmış bir kişi bile aramaz mı" demiştim. o aramayan ibneleri buldum. herkese selam.

  • düşük kültür seviyesi ürünü bir video. insan hakları diye bir şey olmasa videodaki elemanlar ya antik roma'daki gibi köle olurdu veya bilimsel deneylerde kobay.

  • geçenlerde deutsche bank 2019'da özellikle borsalar açısından en büyük riskin algoritmalar olduğunu belirtmişti. link algoritmaların bilinenin aksine fiyatlardan çok işlem hacmine göre programlılar ve dün gece olduğu gibi yüksek hacim> algoritmik işlem> daha yüksek hacim> daha büyük algoritmik işlem... döngüsüne girebiliyorlar; biz bugün benzer bir durumu türk lirasında yaşadık.

    dün gece apple çöktükten japon piyasası kapalı iken tl satışları gelmeye başlayınca(riskli varlıkları sat; altın, abd tahvili, japon yeni al) türk lirasında oluşan yetersiz likidite nispeten yüksek hacmin algoritmalar tarafından devamlı beslenmesi sonucunda dünkü fiyatlama oluştu. uzun süredir dış piyasalarda likiditeyi düşük tutmanın faydasını görüyorduk ama bu defa bunun dezavantajını yaşadık.

    gece yaşadığımız sıkıntının benzerinin 2019'da borsalarda yaşanmasından korkuluyor.

  • sırma saçlı kel şov peşinde dolanmayıp görevini yapıyor olsa haber daha buraya düşmeden emniyete alınacak kişinin çağrısıdır. ülkenin dingo'nun ahırına döndüğünü kanıtlar.

    ayrıca hep söylerim bu kargo şirketlerinin veritabanları kişiler için güvenlik açığıdır. çalışanlar zaten bilinçsiz. birinin yayınlamasına gerek yok isteyince söylecek hale gelmişler.
    [entry'nin bundan sonraki kısmı mesajla gelen haklı talepler üzerine silinmiştir.]

    özetle bu veritabanı işine bir çare bulunması lazım. adres kodu tanımlayıp sadece dağıtıma çıkan elemana mı verirler adresi, barkod sistemine mi geçerler bilmem.

    her şubede 5 kişi çalıştığını ve her firmadan kargo aldığınızı düşünün:
    yurtiçi kargo 900 şube, aras kargo 900 şube, 800 şube, 800 şube toplamda 17.000 kişi size kargo gönderilen adresleri, telefon numaralarınızı görebiliyor demektir...

    yurtiçi kargo'nun şu açıklaması yalandır. sık sık kargo gönderenler ne dediğimi biliyorlar. sadece alıcı ismi sorup "falanca adres mi?" diye teyit ettiklerine şahit olmuşsunuzdur...