hesabın var mı? giriş yap

  • fransızcası "grande bretagne" olan ingiltere'den 7. yüzyılda kaçan keltlerin fransa'da yerleştikleri bölgeye verilen addır.

    bölgede konuşulan dil olan brötonca, keltçe ile aynı köklere sahiptir. bu nedenlerle brötonlar fransanın öteki bölgelerinden bir çok yönden farklıdır. bir brötonla karşılaşıldığında ve milliyeti sorulduğunda size "fransızım" yerine "brötonum" demeyi tercih edecektir.

    bröton müziği fransada icra edilen müzik türleri içinde ayrı bir kategoriye sahiptir, çok farklıdır, ayrı, güzel bir lezzet taşımaktadır. manau buradan çıkan güzide gruplardan sadece bir tanesidir.

    denizcilik bu gölgenin önemli aktivitelerindendir. ara sıra bizde de moda olan lacivert-beyaz enine çizgili sweat shirt ve kazaklar bu bölgedeki denizcilerin giyimlerinden ilham alınarak piyasaya sürülmektedir.

  • gereksiz bir paylaşım olduğu gerçeğini kabul etsem de oğlunun pipisindeki 1gr deri gittiği için davul zurnayla kutlama yapan bir toplum için bir sosyal medya paylaşımının çok da mesele olmasına gerek olmadığını düşünüyorum.

    edit: olmuş.

  • arkadaşlarımızın başa çıkamadığını fark ettiğim ırkçılık.

    ırkçılığın yanından geçen bir olayda, "you are racist", "ı am going to call cops, you can not act like a racist" gibi cümleler kuracaksın bağırarak, hatta üstüne bir de etrafına dönerek "do you see that? she is racist!" diyerek tepki verdiğinde nasıl içlerine sıçacaklarını şaşırıyorlar. bunun şakasından bile içlerine sıçıyor bir çoğu.

    haftada 2-3 kere gittiğim restoranda sipariş verirken istediğim yemeğin bugün menüde olmadığını söylediler, o güne kadar belki 50 kere sipariş verdiğim çocuğa "hey man thats such a racism" dedim şakasına, gülerek falan hatta. çocuk kendinden geçti, "no sir you totally got me wrong blabla..." diyerek kendisini açıklamaya çalıştı.

    yani, diyeceğim o ki, ırkçılık sen kendini ezdirirsen başarılı oluyor. biraz parla, donlarına sıçıyorlar. işini kaybedeceğini, olayın mahkemeye taşınabileceğini bi hissetsin, cebinden öder geçirirdi seni o bavulunla gerekirse.

  • kotun ve taytın altına ne giydiğiniz pek önemli değil. tayt varsa o kadar aşağılara bakan olmuyor kızlar.

  • arkadaşlar merhaba, öncelikle bu başlığı açma konusunda çok tereddüt ettim fakat bazı yazar arkadaşların da desteğiyle açmaya karar verdim çünkü böyle bir durumla karşınıza çıkmak istemezdim ama mecbur kaldım.

    2016 şubat ayında geçirdiğim trafik kazası sonucu omuriliğim zedelendiği için felç kaldım. hayatıma bu şekilde devam etmeye çalışırken 2019 ocak ayında lösemiyle tanıştım. bulunduğum ilin üniversite hastanesinde 5 ay kemoterapi aldım ve son çare olarak kemik iliği nakli olmam gerekti. şanslıydım çünkü akraba dışı %100 uyumlu bir donörüm varmış. nakil süreci için araştırma hastanesindeki doktorum tarafından kemik iliği nakli ünitesi olan istanbul bahçelievler memorial hastanesine yönlendirildim. organ ve doku nakillerinde özel hastane dahi olsa sürecin belli bir kısmı sgk tarafından karşılanıyor. benim 90 günlük ücretsiz tedavi hakkım vardı ve nakilden taburculuğa kadar 30 gün hastanede yattım. önce haftada 2 gün daha sonra iki haftada bir olmak üzere kontrole çağrıldım. ücretsiz nakil paketi bitene kadar kontroller de ücretsizdi fakat ücretsiz süreç bitince halen devam etmekte olan (uzun bir süre daha devam edecek) kontrollerim için ödeme yapmak zorundayım. doktorum artık ayda bir defa çağırıyor ancak tahlil ücretleri artık bizi sıkıntıya sokmaya başladı, ben de konuyla ilgili olarak kaymakamlıkla görüştüm ve yardım kampanyası başlatmam için izin verdiler.

    kontroller için net bir fiyat veremiyorum çünkü 3 ay farklı farklı ücret çıktı. bazen ekstra bi kaç tahlil daha isteyebiliyor doktor hele ki işin içine genetik testler girince fiyat daha da kabarıyor. 1 yıllık yapılacak kontroller için ortalama 15-20 bin civarı fiyat söyledik, onlar engel durumumu da katarak üst limiti daha yüksek tuttular ama benim için kontrollerimin karşılanması yeterli. bana bu konuda destek olabilirseniz, en azından başlığı gündemde tutarak bana destek olabilecek kişilere ulaşmamı sağlayabilirseniz çok mutlu olurum.

    *kampanya amacına fazlasıyla ulaştığı için resmi evraklar ve iban kaldırılmıştır.*

    bilgilendirme: arkadaşlar öncelikle herkese çok çok teşekkür ederim. dün geceden beri gelen yorumlar ve mesajlar o kadar mutlu etti ki beni anlatamam. maddi sıkıntı çektiği halde destek olan insanlar oldu. o kadar çok şey söylemek istiyorum ki.
    az önce arkadaşım bankaya gidip hesabı kontrol etti ve kampanya amacına fazlasıyla ulaşmış o yüzden üst limit hiç önemli değil ve ben ibanı şu anda kaldırıyorum çünkü ihtiyacımdan fazlasını alırsam herkese ayıp olur. her şey için teşekkür ederim.

  • durumu çok net anlatan fıkralardır.

    18 yaşındaki kız, annesine iki aydır adet görmediğini söyler. annesi, çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuçlar kızın hamile olduğunu gösterir. anne çıldırmıstır, bağırır çağırır ve bunu yapan hangi domuz,bilmek istiyorum der. kız telefon açar ve yarım saat içinde bir ferrari evin önünde durur, içinden hafif kırlaşmıs saçları ve çok pahalı bir elbisenin içinde manyak yakışıklı bir adam iner ve kapıdan içeri girer. anne baba ve kızla beraber otururlar.

    adam; kızınız durumu anlattı, kişisel durumumdan dolayı kızınızla evlenemem, ancak tüm sorumluluğu alıyorum der. eğer bir kız çocugu doğarsa annesine; bir ev, bir yazlık villa ve 1 milyon dolarlık bir banka hesabı, eğer bir erkek çocuk olursa; birkaç fabrika ve bir milyon dolarlık bir hesap, eğer ikiz doğarsa her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim, der. ancak düşük olursa....

    o zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve ne olacak o zaman tekrar s......sin evladım der.

  • milletin kafası güzelken oraya bir baskın olsa direnecek kimsenin kalmayacağını, cemaatçi tayfaya malzeme çıkacağını, direnişin isminin lekeleneceğini düşünemeyen insanların aksine bunun ihtimalini düşünerek böyle bir şey yapmıştır çarşı. adamlar her yerde tek başına mı savunma yapacak amk. az biraz mantık başka bir şey değil.

  • bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı yaşam ile ilgili uzaktan eğitim yoluyla verilen bir seminerde öğrencinin, peygamber efendimiz gün içinde 2 saat uyurmuş demesi üzerine rehber öğretmenin 'günün koşulları gereği olduğunu, günümüzde çocukların 22.00-08.00 saatleri arasında uyku düzenini sağlaması gerektiği' şeklinde cevaplaması üzerine durumu babasına (imam hatip lisesi müdürü) iletmesi ve babasının da 'çocuğun peygamber sevgisi ve dini hassasiyetleri üzerinden travma yaşaması' şeklinde şikayeti üzerinden milli eğitim'in başlattığı soruşturma.

    (bkz: https://www.cumhuriyet.com.tr/…a-baslatildi-1828507) haberin metni bu şekilde.

    eğer ki durum burada anlatıldığı gibiyse gerçekten ülkenin içinde bulunduğu durumun gittikçe çok daha vahim bir yere doğru gittiğinin resmidir. demek ki bilimsel konuşmak suç. söyleyin de bilelim.