hesabın var mı? giriş yap

  • düşünün ki, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimisiniz. otuz yıldır inşa ettiğiniz ‘kusursuz’ bir aile hayatınız var. eşiniz ve iki çocuğunuzla sevgi dolu, örnek bir ailesiniz.

    bir gün tesadüfen çektiğiniz bir ilmek çorap söküğü gibi ilerliyor ve eşinizin 5 yıldır başka bir kadınla evli olduğunu, hatta ondan çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. bu da yetmezmiş gibi kızınızın yurtdışında tıp okuduğun zannediyorsunuz ve aslında o hayalleri uğruna bambaşka bir yerde… oğlunuzun ise iyi bir şirkette kariyer zannetseniz de o birtakım pis işlere bulaşıp büyük bir meblağ parayı kripto parada batırıyor. siz ise olayların daha sadece bir kısmını öğrendiniz.

    ne yapardınız?

    aldatılan, kandırılan, yalanın küçüğü büyüğü olmaz diyen, tüm bunlarla mücadele etmek için türlü türlü uğraşlar veren kaç kişiyiz?

    hepimizin hayatından gerçek kesitler bulacağı “aldatmak” bu akşam ve her perşembe 20.00’de atv’de.

  • üniversitede tarih dersini alirken hoca*min tamamen mantikla acikladigi hata.

    soyle demisti,
    "ataturk'un basarili -basarilidan kastim bugune kadar hic bozulmadan- ve basarili olamamis -doneminde etkili olmasina ragmen gunumuzde etkisini yitirmekte olan- devrimleri vardir. basarili olmus devrimlerine bakarsaniz, yasakladigi seylerin yerine alternatifini sundugunu gorursunuz. basarili olamadiklarina bakarsaniz, yerine bir alternatif koymadigini gorursunuz. gunumuzde onu anlayamamis veya anlamak istemeyen kimselerce de bu devrimler somurulmus, her insanin dogasinda bulunan yasagin cekici gelmesi duygusundan yararlanilmis boylece hem bu devrimler dejenere olmus, hem de toplumumuzda ataturk dusmanligi ortaya cikmistir.

    harf devrimi:
    okudugu yazdigina benzemeyen, ogrenmesi zor, halki cehalete iten arapcayi gazetelerden, kitaplardan vesair yayimlardan kaldirtmis, bu yayimlari yasaklamistir.
    boylece, ogrenmesi cok kolay, modern ve batinin alfabelerine cok benzeyen yeni turk alfabesini getirmistir. bu surec her ne kadar sancili olsa da alfabenin kolay ogrenilmesi sayesinde cok gecmeden butun yurda yayilmis, halk okumaya baslamistir. o zamanlar anlatirlar, bu devrimden once okuma yazma bilmek buyuk meziyetti diye.
    bu devrime karsi olarak, ataturk kimsenin kuran ogrenmesini istemiyor, arapca harfleri de bu yuzden yasakladi diye ortaya cikanlar olmasina ragmen, arapca asla tekrar eski popularitesini kazanamadi. yillarca kuran kursuna giden ogrenciler bile en fazla 'eh iste' denebilecek kadar okuma becerisi kazaniyorlar, yazma becerisi zaten sifir duzeyde. halki kuran'dan uzaklastirdi diyenlerin aksine, halki bilinclerdirmistir bu devrimiyle ataturk.

    hilafet gibi amacindan sapmis bir kurumu kaldirmis, yerine halkin dini ihtiyaclarini karsilayacak devlete bagli diyanet isleri baskanligini acmistir.
    her ne kadar bazi insanlar dini liderligi oldurdu, bu ataturk tam bir din dusmani deseler de, diyanet isleri baskanligi'nin kuran'a ters bildirimler, aciklamalar yapmadigi anlasildiktan sonra, bu kurum, belki hilafetten daha cok guvenilir bir kurum oldu.

    carsafi kaldirarak modern giysileri tanitti. yine bazi kotu niyetli insanlar bunun baska bir din dusmanligi oldugunu ileri surseler de, avret yerlerini orten modern giysiler uretildikce, bu argumanlar da curumus oldu. gunumuzde, musluman kadinlarin %99'una carsaf giydirmeye kalksaniz size karsi cikarlar artik.

    saltanatin yerine meclis geldi, bunu tartismaya bile gerek yok.

    takvim, saat ve olculerde degisiklik 10 numara oldu. bugun amerika'daki bizim eski sisteme benzer imperial system hala amerika'nin halkini aptallastiran en buyuk etkenlerden birisi olarak geciyor.

    medreseler yerine universiteler acildi. ikisi arasindaki egitim farkini tartismaya yine luzum gormuyorum.

    bunun gibi sayilabilecek tonla basarili devrimlerinin yaninda, yerine bir alternatif koymadigi devrimleri vardir ki, bugunku ataturk dusmanliginin belki de yegane sebeplerinden birisidir.

    mesela, tekke ve zaviyelerin kapatilmasi. neden mi? cunku bizim insanimizda, dinen saygi duyacagi, hemen ulasabilecek olacagi insanlara ve duzenli olarak bu insanlarla yapilacak sohbetlere ihtiyac var.

    saniyorum yasadigi cevreden dolayi ya da baska bir sebepten oturu bu gercegi gorememistir ataturk. tekke ve zaviyeler kapatilmis olmasina ragmen cemaat olusumlari durmamistir. hala sagda solda dini ihtiyaclarini gidermek, bu duygularini kuvvetlendirmek icin evlere, turbelere, garip yerlere giden insanlar var. dogrudur, ihtiyactir. ancak bu ihtiyac ataturk tarafindan farkedilememis ve gunumuzde devletin en ust kademelerine kadar yansimis cemaatcilik olusumlarini tetiklemistir.

    ataturk bunun yerine, devlet kontrolunde kurumlar cikarsaydi ya da bunun yerini birebir tutacak baska seyler koymus olsaydi, inanin bana su anda cok farkli bir turkiye'de yasiyor olacaktik. bu acik, gunden gune, gunden gune buyuyerek turkiye'nin adeta kanseri haline gelmistir. osmanli'nin en buyuk cokus sebelerinden birisi olan dini duygulari somurme devam etmektedir. insanlar 0 denetim altinda dinen yapilan birkac dogru referanstan yola cikarak, motive edilen bircok yanlisi hic elestirmeden yapmaktadirlar. cunku onlara biat kulturu emredilir. elestiri yetenekleri oldurulur. cok soru soran hos gorulmez. karsidaki insan senin benim gibi bir insan degil, her dedigine uyulmasi gereken yari-tanridir bir nevi, tipki osmanlinin son donemlerinde insanlara vatan hainligine kadar (amerikan mandasi dinen en iyi cozumdur vs) ogut verenler gibi.

    bu argumani sundugunuzdaysa sizinle ici tamamen bos bir tartismaya girerler. sorarsiniz, kuran'i kac kere okudun? kac kere anladin ya da turkcesinden okudun? kac kere tefsir okudun? bunlarin cevabini veremez. ama size cok guzel falanca evde duydugu, ogrendigi, adeta beynine islenmis seyleri anlatirlar. referansi o evlerdir. kuran degildir, hadisler degildir. ilkten iddia eder, ama hangi sure, hangi hadis dersin de cevap alamazsin.

    gunumuzde -sozum ona aydin- cahiller yetisiyor. bunlar cesitli alanlarda cok basarili olmalarina ragmen, yanlis beslenmis dini duygulariyla adeta ataturk'e nefret kusuyorlar. iclerindeki sebebini bile bilmedikleri bir intikam duygusuyla memleketi iki paralik hale getiriyorlar. bir noktaya kadar bu sekilde yukselen insanlarin, zaten hic sahip olmadiklari, hic bilemedikleri dinlerinden cok ceplerine taptiklarini goruyorsunuz."

  • ne kadar inovatif oldukları, tek bir modeli inceleyerek yargılandığında büyük hataya düşmenizi sağlayacak otomobil üreticisi.

    elon musk'un hayatını biraz araştıran, konuşmalarını izleyen biri sahibi olduğu bu şirketin sadece para kazanmak amaçlı kurulmuş, niş bir pazara hitap eden, zengin oyuncağı üreten bir şirket olmak amaçlı kurulmayacağını kolaylıkla görebilir.

    bir kere tesla motors dediğiniz şirket bütün patentlerini halka açmıştır. araştırmalar hızlansın, bir an önce şu fosil yakıt belasından kurtulalım diye. oldukça paragöz di mi?

    inovatif "olmamalarına" rağmen dünyadaki en yüksek menzile sahip araç yine bu şirket tarafından üretilmektedir. en yakın rakibinin yaklaşık 3 katı menziliyle... ayrıca dünyadaki tek 4 tekerden çekişli elektrikli araç. (norveçte bu yüzden oldukça popüler)

    asıl amaçlarının bu "niş" pazar araçları vasıtasıyla gelen para, bilinirlik ve bilgi birikim ile, çok daha ucuz modeller üretebilmek olduklarını, hatta bunun için dünyanın en büyük pil fabrikasının temellerini attıklarını, bu üretim tesisi sayesinde pil maliyetini aşağı çekmeye çalıştıklarını da hatırlatalım. ama sadece 5 milyar dolar yatırım yapmışlar, cimri herifler.

    grafen sayesinde hem pil, hem güneş hücreleri, hem rüzgar türbinlerinde yaşanan gelişmeler, elon musk'un vizyonuyla tamamen örtüşmektedir.
    - şimdiden 300 mil üzerinde 1500 ve üstü tekrar şarj edilebilen li-s piller ortaya çıkmıştır.
    - grafen üretim maliyeti azaldıkça pil alanında ön görülen 100 kat hızlı şarj olan piller çok uzak değil... 36 saat yerine 22 dakika diyebiliriz basit olarak.
    - bu maddenin güneş hücrelerinin teoride verimliliğini %60'lara çıkarması bekleniyor

    son olarak ilginçtir elon musk'un sahibi olduğu diğer firma, amerikanın en büyük güneş enerjisi sağlayıcısı. * işte bunlar hep tesadüf.

    hakkaten devrim bunların neyine, sadece şov yapıyorlar.

    not: toyota ve honda temiz enerji devriminin önemli parçaları olacak şirketlerdir, ona lafım yok. ama kalkıp tesla motors'a justin bieber muamelesi yaparsanız çarpılırsınız.

    edit:

    - iş bu entry'de diğer otomobil firmaları küçümsenmemiştir. tesla'nın küçümsenmesi eleştirilmiştir.
    - grafen teknolojisi yarın devreye girecek denmemiştir ama önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde tesla motors'un lehinde gelişmeler olacağı vurgusu yapılmak istenmiştir.
    - bu şirketin amacı para kazanmak değil denmemiştir. "sadece para kazanmak değil" denmiştir.
    - bilimsel makale aramaya üşenildiği için "çöplük" sitelerden linkler verilmiştir ama bu konuların yalan olduğunu gösteren bir durum değildir. benden daha az tembel insanlar isterlerse ilgili makaleleri bulmakta serbesttirler.

    arrivederci

  • beni gül gül öldüren efsane dizi.

    zekai: günaydın düz liselim demin tayançla konuştum da yarın çıkışta tayançın arabasıyla karşıya mı ne gidiyomuşsunuz doğru mu?

    pırıl: evet eski mecmualardan bulduk onları alacağız.

    zekai: binme tayançın arabasına nereye gideceksen ben bırakırım taksiyle.

    pırıl: zekai sen deli misin burdan karşıya taksi ne kadar yazar biliyo musun?

    zek: peki burdan karşıya tayanç sana ne kadar yazar biliyo musun valla yanında kunter de yok gece tarifesi açar limitsiz sığır.

  • türkiye'de uzun süredir alkoldeki vergilerin saçma olduğunu biliyor ve konuşuyorduk.

    bir şeye gereğinden fazla vergi basarsan ürünün satışını azaltır toplam vergi gelirini de düşürürsün.

    bu yüzden alkole her zaman sigaradan daha fazla zam gelir.

    çünkü bunların derdi alkolü toptan yasaklamak. insanların yaşam şekillerine karışmakta bir sakınca görmeyen bir zihniyete sahipler.

    bunlar bilinen şeyler gerçi.

    peki niye bu kadar basıyorlar? vites niye bu kadar arttı? neler oluyor?

    aslında akp iktidarı boyunca ilk kez, altını çiziyorum ilk kez muhalefet gündem konusunda akp'yi kıskaca aldı.

    akp anlatacak hikaye bulamıyor. gündemi muhalefet kontrol ediyor.

    muhalefetin 128 milyar dolar konusundaki ısrarcı tavrı akp'yi zor bir duruma soktu. amirallerde bekledikleri mağduriyeti elde edemediler.

    muhalefet amiralleri savunsun diye amirallere zulmettiler, seri katil gibi davranıyorlar adamlara içeride.

    ama muhalefet çıkıp savunmuyor.

    akp istiyor ki muhalefetin damarına basayım, onlar da çıkıp şunu bunu savunsun, o savundukları alanlarda onlara goller atayım,

    muhalefet ezber bozuyor, savunmuyor.

    bu içki yasaklarını da ben aynı gerekçeye bağlıyorum.

    akp istiyor ki chp çıksın bu alkol yasaklarını eleştirsin. muhafazakar seçmen gözünde chp'ye

    " ramazanda içki içmek için feryat figan ediyorlar, görüyorsunuz bunların bizim kültürümüzle, dinimizle, örfümüzle geleneğimizle hiçbir alakası yok, bunlara mı oy vereceksiniz?! "

    demek istiyorlar.

    amiral oltasını ne kılıçdaroğlu ne akşener yutmadı, ve hatta akşener gole bile çevirdi.

    sabredin.

    anketler düştükçe kuduracaklar, daha çok damarımıza basacaklar.

    bunca yıl sabrettik biraz daha sabredin.

    gidiyorlar, gittiklerini biliyolar, gittiklerinde sabahlara kadar içeceğiz, bir süre göz yumun. rakibinizin hamlesini görün ve tuzağına düşmeyin.

    bu hareketler size zulüm değil, gidici bir iktidarın çırpınışları. yemeyin bu oltayı.

  • üzerine vazife olanı yapmıştır.

    ne desin adam, izleyin o da lazım mı desin?
    yani şimdi kendimizi kandırmayalım gençlikte hepimiz izledik mi desin?
    izlemiyorum diyene inanmam hepiniz izliyorsunuz mu desin?
    izlemesek daha iyi de işte izliyoruz abi mi desin, ne desin?

  • tam olarak bu reklamdaki hayatı, temizliği ve saflığı özlediğim için oyum muharrem ince beyefendiye gidecektir.