hesabın var mı? giriş yap

  • iklim şartları ve yeryüzü şekilleri yüzünden en değişken ve sınırlarda karakterde insanları barındıran bölgedir. ayrıca bölge insanları yaşadıkları coğrafyanın verdiği ilhamla acaip içli ve garip bir farkındalıkla büyümektedirler. dikkatli bakınca doğu karadenizde büyümüş çocukla istanbulda büyümüş karadeniz kökenli çocuk arasında dağlar kadar fark vardır. genetik falan değil bu direk çevrenin ağır mistik yapısı ve yalnız konuşlanmış evlerdeki yaşam biçiminden kaynaklanır.

    çocuk daha emeklerken dev gibi çamlar, korkunç uçurumlar görür. 3-5 yaşında gürültüsünden hayvanların ürktüğü dereler, dibi görünmeyen göller görür. biraz daha büyüdüğünde doğayla mücadele etmeye başının çaresine bakmaya başlar. doğa serttir, bir okula gitmek dimdik patikalarda sisli orman içlerinde kilometrelerce yürümek demektir. yaylada-evet o gördüğünüz güneşli pırıl pırıl fotolar için bazan 20 gün bekleniyor- tir tir titreyerek o dağ senin bu yayla benim yitik koyun arar. çayır yüklü hurda bir kamyonun kasasında yerden 4 metre yukarda o korkunç yayla yollarında yol alır. daha 15 yaşında mecbur kalırsa günde 50 -evet elli- kilometre yürüyebilecek kapasiteye gelir. 10 derece havada eriyen kar sularının oluşturduğu derede yaptığı gölde çırılçıplak yıkanır. çoğu memleketlerinde kaldıkları takdirde ırgatlıktan başka iş yapamaz. tarlalarda çamur toprak içinde kazma sallayarak ömür tüketir. gördüğünüz bütün tarlalar fındık ve çay bahçeleri zamanınında ormanken bu adamlar tarafından kazınmıştır. ağaçlar tek tek sökülmüş arazi derin derin kazılmış sonra fındık yada çay dikilmiştir. tarlalar için yüzlerce metre yukarıya sepetlerle toprak taşınmıştır. sonra yağmurda tarla kaymış aynı toprak yine taşınmıştır. o gördüğünüz köy ve yayla evlerinin malzemesi kah at sırtında kah kendi sırtlarında o tepelere taşınmıştır. bu adamlar için imkansız diye birşey yoktur. gidin o dağ köylerine aklınıza ne esiyorsa -yapılabilirmisin? diye sorun ilk tepki doğal bir -hee! olacaktır. 2 kamyon taşı 2 km yukarıya tek tek taşıyan adam ömrünüzde göreceğiniz en inatçı ve dayanıklı adamdır. kadınlar sırtlarında 40 kilo yükle kilometrelerce yol alabilir. anadoluda 1 km 1 kmdir ama karadenizde 1 km bambaşka birşeydir. olabildiğince yükseğe tırmanırlar, dere içinde yaşayamazlar.
    öyle sert öyle ateş gibidirler ki konuşurlarken şimdi çekip vuracak dersiniz. köylerine yaklaşan kalaşnikoflu teröristleri duyunca bayram edip silah namına ne bulursalar yüklenip çoluk çocuk ortalığa düşmüşlerdir. o zamana kadar köylüleri avlamaya alışkın avcılar bu sefer av olmuşlardır. hayatlarında kalaşnikofun üzerine kuş tüfeğiyle giden delilerle bir daha karşılaşamayacaklardır. aynı adamlar domuza çakıyla, 10 kişiye elde bir sopayla, kocaman ormana bir kazmayla korkmadan saldırır.
    modern dünyaya adım atıp uyum sağlayabilenler büyük işler başarırlar. bir büyükşehir çocuğunda çokdan körelmiş duyular, yetenekler onlarda delicesine bilenmiştir. iyi yada kötü aşağılık yada şerefli yapılamamış işler yaparlar. altına imza atmadıkları hiçbir yasaya uymazlar, ama imzalarsalar düşünmeden uğruna ölürler. ne diyorlarsa onu demek istiyorlardır.
    karadenizde yaşamadan bu insanları anlamak mümkün değildir. yaşamak demek trabzona gidip otelde pineklemekle, tur otobüsleriyle kültür gezisi yapmakla, sümelaya birde uzungöle falan uğramakla olmaz. yüksek bir köye ardındanda yaylaya gidip senelerce oralarda yaşayan biri için hiçbirşey eskisi gibi olamaz. o kayada bile yükselebilmiş ladinlerin dibinde dolaşmadıktan, kayaların arasında fırtınanın savuşmasını beklemeden, dağ göllerinin kapkara derinliğine korkuyla bakmadan, bembeyaz akan, gürültüsünden sesinizi duymadığınız derelerde yıkanmadan o bölgenin garip insanlarını anlamak mümkün değildir. o çocuklardan bazıları daha 10 yaşında ortalama bir büyükşehir şairinin derinliğine varmıştır.

  • (bkz: scheme)
    nasıl okunduğunu çıkaramayanlar için geliyor: "skim."
    dersi veren hoca için karizmatiktir sadece, öğrencilerin karizması ise yerlerde...

    - abi skimi alıyomuşsun bu dönem?
    + maalesef...

    veya...

    hoca: arkadaşlar bu dönem boyunca skimde beraber olacağız.
    öğrenciler: !'^+%&/()=?_
    hoca: merak etmeyin, skimi kavradığınız vakit, diğer derslerde de sıkıntı çekmezsiniz, ama bilgisayar mühendsiliğinde başarının temeli skimi yalayıp yutmaktır.
    öğrenciler: !!''^^++%%&&//(())==??__

  • eski mezunlardan bir arkadaş, fakülteye dair ilginç olaylardan bahsediyor. şimdilerde asistan olan bir hocanın, dersten geçiş hikayesi...

    bunlar 9 kişi devamdan kalıyorlar. hoca çağırıyor odasına. diyor işte, gençler niye gelmediniz, niye kaldınız? anlatın sebebini, inanırsam geçiricem.

    öğrenci 1: babam felç geçirdi
    öğrenci 2: iflas ettik
    ö.3: sevgilim terk etti
    ö.4: babaannem sakatlandı
    ö.5: evimiz yıkıldı
    ö.6: tüp patladı
    ö.7: sel oldu
    ö.8: bıçaklandım

    türevi felaket senaryoları...

    hoca: sen niye gelmedin?
    bizim asistan: hocam geç yatıyorum, uyanamıyorum.
    hoca: niye geç yatıyorsun, bir yerde mi çalışıyorsun?
    asistan: yok. takılıyorum öyle

    hoca: seni geçirdim. diğer sekiz, siz kaldınız.

  • bir yavru geyik doğduğunda doğum kokusunu alan yırtıcılar oraya yöneliyor. izlediğim bi belgeselde anne geyik doğum yaptı hemen yalamaya başladı koku gitsin diye. ama bir çakal kokuyu duyup gelmişti bile. yavru geyiğin kasları daha kasılı, zar zor yürüyebiliyor, koşamaz. anne geyik yavrusundan uzaklaşıyor ve topallama numarasıyla yaralı ve kaçan bir geyikmiş gibi yapıyor. bunu gören çakal ona mı saldırsam buna mı diye düşünürken minik geyik otların arkasında saklanıyor ve eğer rüzgar da onun lehineyse çakal izini kaybediyor, anne de kaçıyor. çakal eli boş dönüyor ve yavru geyik ilk hayatta kalma sınavını atlatıp annesine gidiyor.
    ya sen alt tarafı bi geyiksin. topallayım da dikkatini dağıtayım diyecek kadar zeki olabilir misin? oluyormuşsun demek ki.

  • 404 not found'daki 404'ün hiçbir anlamı olmaması. şu zamana kadar o 404'ün ne olabileceğini hiç merak etmemiştim bile, az önce yandaki başlıklarda 404 not found'daki 404'ün anlamı adlı başlığı görene kadar. onu görünce düşündüm ve cidden nedir bu 404 dedim.
    meğer http durum kodlarında sayılarla birbirinden ayrılmış kodlarda cidden rastgele olan bir şeymiş.

    ne demek istiyorum; http durum kodları 1xx ile 5xx arasında numaralandırılmış, 1xx - informational (bilgi) , 2xx - success (başarı) , 3xx - redirection (yönlendirme) , 4xx client error (tarayıcı hatası) ve 5xx - server error (sunucu hatası).

    gelelim 4xx client error listesine;

    400 - bad request
    401 - unauthorized
    402 - payment required
    403 - forbidden
    404 - not found
    405 - method not allowed
    406 - not acceptable
    407 - proxy authentication required
    408 - request timeout
    409 - conflict
    410 - gone
    411 - length required
    412 - precondition failed
    413 - request entity too large
    414 - request-urı too long
    415 - unsupported media type
    416 - requested range not satisfiable
    417 - expectation failed
    418 - ı'm a teapot (rfc 2324)
    419 - authentication timeout (not in rfc 2616)
    420 - method failure (spring framework)
    421 - enhance your calm (twitter)
    422 - unprocessable entity (webdav; rfc 4918)
    423 - locked (webdav; rfc 4918)
    424 - failed dependency (webdav; rfc 4918)
    426 - upgrade required
    428 - precondition required (rfc 6585)
    429 - too many requests (rfc 6585)
    431 - request header fields too large (rfc 6585)
    440 - login timeout (microsoft)
    444 - no response (nginx)
    449 - retry with (microsoft)
    450 - blocked by windows parental controls (microsoft)
    451 - unavailable for legal reasons (ınternet draft) *
    451 - redirect (microsoft)
    494 - request header too large (nginx)
    495 - cert error (nginx)
    496 - no cert (nginx)
    497 - http to https (nginx)
    498 - token expired/invalid (esri)
    499 - client closed request (nginx)
    499 - token required (esri)

    *404 için özel anlam ararken 451 için özel anlam buldum. unavailable for legal reasons yani yasal sebeplerden dolayı ulaşılamaz. devletin sansürlediği, blokladığı siteler için kullanılan bu yasak adını ray bradbury'nin 1953 yılında yazdığı kitapların yasadışı olarak kabul gördüğü fahrenheit 451 adlı distopik romanından alıyormuş. - bence 404'ten çok günün bilgisi bu oldu.

    -400'lülerin bazılarında neden bazı sayıların olmadığını bilmiyorum, misal 426-428 diye giderken 427'nin olmaması. belki de vardır ama buradaki listede yer almıyordur.

    -son olarak sırf 400'leri yazmamın sebebi sayıların rastgele olmaları, özel bir anlamı olmamaları. 451 hariç tabii, bununla resmen aydınlandım.

    diğerlerini de görmek isteyenler tabii ki bilgi kaynağımız olan wikipedia'dan durum incelemesi yapabilirler.

    -hani 404'ü çoğunuz biliyorsunuzdur da itiraf edin 451 ile bir aydınlanma yaşadınız. lüzumsuz bir bilgi belki ama yine de aydınlatıyor bence.

  • önce şu aşağıdaki linkteki fotoğrafa bakalım. dünyadaki bütün suları çekersek dünya nasıl görünür diye merak edenler için görünüm bu şekilde:

    http://water.usgs.gov/…water-volume-fresh-large.jpg

    en yüksek dağ 9 km'ye yakın, okyanustaki en derin yer ise 10 km'nin biraz üzerinde.
    yüzeydeki bu yükseklik ve derinliğe rağmen sular tamamen çekilse bile dünya hala pürüzsüz bir küre olarak görünecektir.
    dünyanın çapı 12.000 km olduğundan 9-10 km'lik pürüzlerin algılanması çok zor. bu 12 metre çapındaki bir küre üzerindeki 1 cm'lik kabartıları görmeye çalışmak gibi.

    fotoğraftaki abd üzerinde görünen büyük mavi küre dünyadaki tüm suyu bir araya topladığımız zaman nasıl görüneceği hakkında. evet okyanusların tamamı dahil dünyadaki su bu kadar!

    çapı 1375 km olan bu mavi küre tüm suları temsil etmektedir: okyanuslar, kutuplardaki ve dağlardaki buzullar, göller, ırmaklar, atmosferdeki su buharı, bulutlar ve hatta canlılardaki sular. dünyanın büyüklüğü ile karşılaştırıldığında aslında çok da fazla suyumuz yok.

    bu mavi kürenin sağında daha küçük bir mavi kürecik görünüyor. çapı 273 km olan bu küre dünya üzerindeki tüm tatlı suları temsil etmektedir: yeraltı suları, göller, ırmaklar vs.
    bu tatlı suların %99'u erişilemez derinlikte yeraltı suları olduğundan bu küçük mavi küreciğin ancak %1'ini kullanma imkanına sahibiz. küçük mavi kürenin hemen altındaki en küçük mavi noktacık bu %1'i göstermektedir. çapı 56.2 km'dir).
    işte o miniminnacık mavi küre kadar su ile yaşıyoruz bu dünyada.

  • 29 ekim 1933'de cumhuriyetin 10.yıl kutlamaları için bir çok ülkeden davetli çağrılır. sovyetler birliği iki bakan gönderir. bu arada sergey yutkeviç de törene davet edilmiştir. yutkeviç, tıpkı diğer ülkelerden gelen meslektaşları gibi etkinlikleri ve konuşmaları filme alacaktır.

    yutkeviç hazırlık yapmak için sabah erkenden törenin yapılacağı hipodroma gider. diğer meslektaşları gibi kamerasını hazırlayıp konuşmaların yapılacağı kürsüye kablo çekerken utanır. rus kameramanın utancının sebebi kablosudur. diğer kameramanların kabloları serçe parmağı kalınlığındayken yutkeviç'in kablosu neredeyse insan bileği kadardır.

    binlerce kişi hipodromdaki yerini aldığında atatürk ve davetlilerin gelmesini beklemektedir. atatürk, hipodroma bir otomobille girer. topluluğu, herkesi selamlar, kürsüye çıkar ve konuşmaya başlar. bu sırada yutkeviç kamerasını çalıştırıp kayda başladığında o esnada çevresindeki meslektaşları feryat figan koparır. atatürk'ü hipodroma getiren otomobil kamera kablolarının üstünden geçmiş, hepsini kopartmıştır. ortada bilek kalıblığında bir tane sağlam kablo vardır. o da yutkeviç'in kablosudur.

    işte biz o tek sağlam kablo sayesinde günümüze kadar ulaşan tek kayıtla cumhuriyetin 10.yıl töreni ve atatürk'ün 10.yıl konuşmasını hala izleriz.

    10. yıl nutku

    edit/kaynak: nebil özgentürk - türkiye'nin hatıra defteri belgeseli

  • "güzel kadınlar her şeyi çok kolay elde ediyo yeaa, güzel kadınsan tamam abi bu ülkede" diye sözlükte bilumum başlık altında ağlayan erkekler, videodaki kadın güzel bir kadın olduğu için "dershanelerde sürünme, gel evimin baş köşesine otur" minvalli iç geçiriyor, bir diğeri "ofiste iş yapmadan takılsa gene maaş ödenir" diye tespit yapıyor. e ama hakikaten, eğer bu durum gerçekten "kolaylık" sağlıyorsa bunu sağlayan sizlersiniz? sizin dışınızda, görünmez bir el falan düzenlemiyor canlarım bunu?

    zaten boşuna dememişler, kişi kendinden bilir işi. o yüzden gördüğünüz bütün güzel kadınlara "kesin güzelliğiyle geldi bi yerlere" gözüyle bakıyorsunuz, çünkü size bıraksalar "getirirsiniz".

  • --- spoiler ---

    yarı atletli, yarı bütün müstehcen organları ortada...

    --- spoiler ---

    bu nasıl tanımlama olm hanginiz dal daşşak geziyor lan amfide?

    yarım atlet nasıl oluyor, böyle göbeği açık bırakan cins mi?

  • sadece son bir haftada olanlar:

    1) bir meclis uyesinin uyeligi anayasaya aykiri sekilde dusuruldu. anayasaya aykiri oldugu bilindigi icin (bkz: enis berberoglu karari) usule aykiri olarak yangindan mal kacirilir gibi meclis baskani tarafindan kursude okundu.

    2) 6 milyon oy almis bir parti hakkinda 6 senedir toplanan dosyalar bu hafta kapatma davasi dosyasina donusturuldu.

    3) istanbul belediye baskani 2 gun boyunca 4 ayri noktada sozlu saldiriya ugradi, hedef gosterildi.

    4) istanbul sozlesmesi kaldirildi. bu sozlesmeyi ilk imzalayan ve hazirlanmasinda en buyuk emegi olan ulke turkiye idi.

    5) 200 baz puan faiz artisiyla dunyada en fazla faiz veren 7. ulke olundu. kongo gibi afrika ulkelerinin de ustune cikildi.

    6) goreve baslayali henuz 4 ay olmus merkez bankasi baskani gorevden alindi. yerine bir yeni safak yazari atandi.

    7) korona virus tedbirlerinin gevsetilmesi neticesinde vaka sayisi gunluk 20.000 kisiyi asti.

    8) danistay secilmis belediye baskanlarinin belediye sirketlerine yonetici atamasi kuralini kaldirdi.

    9) gezi parki da aynen galata kulesi gibi belediyenin sorumluluk sahasindan cikartilip merkezi idare tasarrufuna birakildi.

    ınanilmaz degil mi? degil.

    tanim: duzelmeye baslamadan once cok daha fazla dusecek ulke. bunun sorumlusu da nasil 2010 referandumunda "yetmez ama evet" tayfasi olduysa, gunumuzde de "devlet ayri hukumet ayri sevinin lan yerli milli otomobile" tayfasidir. akillarini baslarina almazlarsa da o gunun kibir abidesi ahmet altan'in odediginden cok daha agjr bedeller odeyeceklerdir.