hesabın var mı? giriş yap

  • adamın birinin, hiç bir baltaya sap olamamış ebleh bi oğlu varmış. adam da zengin ya, oğluna paso iş kuruyormuş, oğlan da paso batırıyormuş işleri. adamcağız "bir defa daha şansımızı deneyelim bakalım" demiş, entegre et tesis kurmuş oğlu için. neyse fizibileteler hazırlanmış, fabrika, tesis, allah ne verdiyse kurulmuş, baba da oğlunu bir makinanın başına getirip anlatmaya başlamış:

    "bak oğlum, bu makinanın bu tarafından ineği sokuyorsun, öbür taraftan sosis olarak çıkıyor. anladın dimi çocuum?!"

    çocuk da ebleh ebleh sırıtıp:

    "ehuaa! çok iyi yaa! peki babaa, burdan sosisi sokarsak öbür taraftan inek olarak çıkar mı?"

    adamcağız derin bir iç geçirmiş ve cevap vermiş:

    "hayır evladım. maalesef o teknoloji yalnızca ananda var..."

  • kayserili'nin eşi ölmüş,
    gazeteye gitmiş, en ucuzundan standart bir ilan vermek istemiş.

    önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış:

    "ayşe'yi kaybettim.üzgünüm."

    ilan görevlisi ilanı görünce uyarmış,

    "isterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz,üç kelime daha hakkınız var"

    kayserili "aynı paraya mı?" demiş.
    görevli "evet aynı paraya" diyince ;

    kayserili üç kelime daha eklemiş:

    "satılık toyota var !"

  • kuzen şamil'in her fırsatta üzerinde çeşitli deneyler yaptığı oyuncak bir köpeği vardır. (önce sıcak suyun içinde bekletip sonra buzlukta dondurmak gibi)

    zavallı köpeği bu kez sıkı sıkıya sargılara sarılmış bir şekilde bulan annesi şamil'e sorar;

    - oğlum ne bu köpeğin hali, yine naptın zavallıya?
    - anne bu eskiden ömerdi, şimdi de ezel yaptım ben onu.
    - !?!

  • ertelendikçe artan , arttıkça ertelenen kısır döngüye ramak kalmışken duşa sokan strestir.
    lakin duşa girdikten sonra enteresan bir şekilde anlamsızlaşır ,bu muydu dedirtir.
    kendini duştan çıkınca üşüme stresine bırakır.

  • başlık: yılmaz özdil gibi yazıyoruz gelin bakalım

    1.

    bugün evden çıktım...

    *

    benzin azalmış, benzin alayım dedim...

    *

    baktım, benzinci de yok memlekette...

    *

    neyse, yarım saat kadar aradım ve buldum bir tane...

    *

    yerleştirdim arabayı...

    *

    dedim: 4 litre süper...

    *

    adam yarım saatte doldurdu, memleketimin insanı işte sabah sabah böyle oluyor...

    *

    olm bu entry nerelere gidiyor toparlayamıyorum bak...

    *

    neyse, kolunu uzattı arabanın içine...

    *

    "16 lira!" dedi...

    *

    "oha, yine mi zam" diyemeden...

    *

    "zam geldi" dedi.

    *

    neyse, işte iktidarı bugün de eleştirdim...

    *

    haydi dağılın.

    17.

    türk kovboy atına binmiş

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    dıgıdık

    *

    atından inmiş.

  • bunu hatırladığını iddia eden kişi ağır yalancıdır.

    yemeyin oğlum bizi. insan böyle bir şeyi nasıl hatırlayabilir ki? ne yani "aa bu benim şimdiye kadar dinlediğim ilk yabancı müzik. bunu ömrümün sonuna kadar unutmayacağım!" mı dediniz kendinize?

    helal olsun vallaha.

  • birini dışarda bi yere davet ettiğinde hesabı daveti yapan öder. eğer davet ettiği şahıs tek gelmemiş ise diğer hesapları da daveti yapan kişi öder. malesef böyle :(

  • para nedir, kısaca tarihi nasıldır? önemi ve işlevi nedir, türleri nelerdir ve nasıl ölçülür? bu sorulara cevap vermek için aşağıdaki yazıyı derledim.

    öncelikle çok kısa bir deney ile başlayalım. davranışsal iktisatçı dan ariely, öğrencilere tanesi 1 cent'den starbuck şekeri satmaya çalışır. öğrencilerin her biri ortalama 4 şeker alır. daha sonra ariely, şekerin fiyatını sıfıra indirip, dağıtmaya başlar. ancak bu sefer hiçbir röğrenci 1 taneden daha fazla şeker almaz. kısaca; bu ufak sosyal deney ile paranın önemine dair bir takım çıkarımlarda bulunabilirsiniz. bir şeyi bedava vermek yerine, birinden para isterseniz o kişideki dinamiği ortaya çıkarırsınız.

    para ekonomilerinin belki de en temel öğesidir. çünkü en basitinden para olmasaydı sürekli takas yapma yoluna gitmek zorunda kalırdınız. para sayesinde değiş tokuş gibi zorlu ve karmaşık bir olaya girmeden istediğinizi elde etme şansına sahip olursunuz.

    eğer hiperenflasyon varsa o ülke paraya olan inancını kaybeder. buna çarpıcı bir örnek de 1980'lerin sonunda sovyetler dağılırken, para yerine sigaranın takas birimi olarak kullanılmıştır. ancak takas ile ekonomiyi sürdürmek hak vereceksiniz ki çok zor bir olaydır. bunun sebebini de daha aşağıdaki paragraflardan okuyabilirsiniz.

    "para, hem de savaşın hem de aşkın tendonudur." ingiliz rahip ve tarihçi thomas fuller'e ait olan bu söz aslında parayı güzel bir şekilde özetler. şimdi gelelim kısaca tarihine:

    paranın kısaca tarihsel gelişimi aşağıdaki gibidir:

    1. iö 10000'ler afrika'da takas yapıldığına dair bulgular
    2. iö 3000 mezopotamya'da şekel denilen ağırlık birimi değiş tokuşu
    3. iö 600 lidya'da ilk gümüş ve altın para buluntuları
    4. 800'ler çinde kağıt paranın icadı
    5. 1816 altın standardı, paranın değerinin altına sabitlenmesi

    kağıt banknot fikrinin avrupa'ya gelmesi ise 1000 sene sonra, 1661 'de isveç'in stockholms banko'su ile olmuştur.

    paranın işlevleri nelerdir?

    para aslında üç temel fonksiyona hizmet eder. tanımı gereği bir bir değişim aracıdır. aynı zamanda, bir hesap birimi ve bir değer deposu olarak hizmet eder.

    değişim aracı olarak para:

    piyasalardaki mal ve hizmet alışverişi, insan hayatının en evrensel faaliyetleri arasındadır. bu değişimleri kolaylaştırmak için, insanlar bir değişim aracı olarak parayı seçmişlerdir.

    varlığını göz önünde bulundurarak bir takas ortamını gözümüzde canlandırabiliriz. takas ekonomisinde öncelikle potansiyel alıcılar, satıcıların kabul edeceği şeyleri bulmalıdır. bir alıcı, iki tavuk için bir çift ayakkabı ticareti yapacak bir satıcı bulabilir. bir başka satıcı bahçe hortumu karşılığında bir saç kesim hizmeti almak isteyebilir. takas ekonomisinde bir bakkalı ziyaret ettiğinizi varsayalım. aynı zamanda bakkalın tümünü almak istediğinizi de varsayalım. bunun için bakkalın karşılığında kabul edebileceği bir kamyon dolusu eşya yüklemeniz gerekir. bu çok belirsiz bir ilişki olurdu ki ek olarak markete gittiğinizde, bakkalın ticaret yapmayı kabul edebileceği şeyleri de bilmiyordunuz. gerçekten de, takas ekonomisindeki maliyet ve karmaşıklık çok fazladır.

    bir hesap birimi olarak para:

    örneğin amerika birleşik devletleri'ndeki bir kişiye bir şey için ne ödeme yaptığını sorun ve bu kişi dolar cinsinden bir ölçüyle yanıt verecektir: “bu radyo için 75 dolar ödedim” veya “bu pizzaya 15 dolar ödedim.” ya da “bu radyo için beş tane pizza verdim.” ancak fiyatları iki nedenden dolayı 3. cümledeki gibi raporlamıyoruz. birincisi, insanlar beş tane pizza ile radyocuya gidip radyo almıyor. diğeri ise bu bilginin çok kullanışlı olmamasıdır. insanlar, pizza terimlerindeki değerleri anlamayabilir, bu yüzden ne demek istediğimizi bilemeyebilirler. bunun yerine, paranın değerlerini rapor ederiz. para, bir şeylerin değerini ölçmenin tutarlı bir aracı olan bir hesap birimi olarak hizmet eder.

    bir değer deposu olarak para:

    paranın üçüncü işlevi, bir değer deposu olmasıdır. yani zaman içinde değeri olan bir öğe olarak hizmet etmektir. bir yıl önce kazayla ceket cebinde bıraktığınız 20 tl'liyi düşünün. bulduğunuzda sevinirsiniz. bunun nedeni hala değeri olduğunu biliyor olmanızdır. değer, o küçük kağıt parçasında “saklanmıştır”.

    para, elbette, değeri depolayan tek şey değildir. evler, ofis binaları, arsalar, sanat eserleri ve diğer birçok mal, servet ve değeri depolamanın bir aracı olarak hizmet eder. para, kolayca değiştirilebilen bu diğer değer depolarından farklıdır. bir değişim aracı olarak rolü, onu uygun bir değer deposu haline getirir.

    para, bir değer deposu olarak hareket ettiği için, gelecekteki ödemeler için bir standart olarak kullanılabilir. örneğin, borç para aldığınızda, genellikle borcunun ödenmesi için gelecekteki ödemenin yapılmasını taahhüt eden bir sözleşme imzalarsınız. bu ödemeler para kullanılarak yapılacaktır, çünkü para bir değer deposu olarak hareket eder.

    ancak para, risksiz bir değer deposu değildir. enflasyon kavramını, enflasyonun paranın değerini azalttığını biliyoruz. çok kısaca enflasyon ürün ve hizmetlerde yaşanan artıştır. diğer yandan paranın değeri de gittikçe azalıyordur. enflasyon nasıl oluşur, enflasyon ölçüleri( tüfe, üfe vs.) nelerdir gibi sorular başka bir yazının konusu. yani, hızlı enflasyon dönemlerinde insanlar parayı bir değer deposu olarak kullanmak istemeyebilirler ve bunun yerine altın gibi metalara dönüştürebilirler.

    para türleri genel olarak 2'ye ayrılır:

    1. emtia parası: gerçek para olmasa da para karşılığı vardır: altın, gümüş, bakır, sigara, pirinç

    2. yasal para: hükemetlerin değersiz maden ve kağıt parçalarına belli bir değer yüklemesidir. ingilizcesi olan fiat gelimesi, latincede "bırak olsun" anlamı taşır. modern-gelişmiş ülkelerde bu sistem kullanılır. yasal paraların istikrarı, insanların ülkenin yasal sistemine inancı ve ekonomik istikrarı ile yakından ilişkilidir.

    para nasıl ölçülür?

    bir ekonominin sağlığını taspit etmek için ekonomide akan para miktarını hesaplamak büyük önem taşır. merkez bankaları parayı farklı şekillerde ölçer. bunlardan en popüleri, amerikan merkez bankasının "m1" adını verdiği yöntemdir. bankaların dışında dolaşımda olan para ile insanların bankalarda vadesiz hesaplarında bulunan parayı ölçer. başka bir deyişle, m1 insanların erişimindeki paranın miktarını belirler. daha geniş kapsamlı para ölçüleri de vardır: "m2", vadeli hesaplar gibi daha az erişilebilen, yani daha az likit varlıkları; "m3", uzun vadeli tasarruf ve para piyasası fonu gibi paranın yerine geçen finansal araçları ölçer. m3 isimlendirmesini ilgiltere "m4" olarak kullanır. nedeni bilinmez.

    para sadece bir değişim aracı değildir. dolaşımdaki para stoğu ve banka hesaplarındaki paradan daha fazlasıdır. bir düşünce yapısıdır. cebimizdeki banknot ve madeni paranın değeri aslında üstünde yazandan çok daha azdır. işte bu yüzden para güvenle desteklenmelidir. değerini korumak için enflasyon gibi risklerden mümkün ölçüde arındırılmalıdır. kısacası para bir güven akçesidir.

    para ile ilgili şu sözle bitirmekte fayda var:

    "paranın tüm kötülüklerin kökeni olduğunu düşünüyorsun. peki, paranm kökeninin ne olduğunu hiç düşündün mü?" -- ayn rand

    kaynaklar: https://open.lib.umn.edu/…apter/24-1-what-is-money/
    gerçekten bilmeniz gereken 50 ekonomi fikri, edmund conway, domingo yayınevi

  • üniversite son sınıftayım, mezuniyete 5 ay kalmış. ameliyat gününü stajlara denk gelmesin diye dönem arasına aldım, hem dedim arkadaşlarım gelir refakatçi olur, hem de ikinci dönem daha sağlıklı olurum.

    neyse geldi ameliyat günü, gittim hastaneye, yatış yapılacak, yaptırdım neyse, refakatçi olmasını söylediğim arkadaşa mesaj attım nerdesin ben yatış yaptırdım diye, ya kusura bakma kanka ben onu unutmuşum dedi. bi' şey diyemedim tabi zaten az sonra da hasta bakıcı ameliyata gidiyoruz dedi, kimse yok mu yanınızda dedi, dedim gelmediler.

    anesteziye girdik, doktor sohbet ediyor hangi fakültedensin falan, dedim dişteyim, oo bizden o zaman sana başka bi şey yapalım uçuralım seni dedi, 3 saat sonunda odada uyandım, hemşire geldi, kimse yok mu dedi, yine aklıma geldi, yok dedim, doktor geldi, kimse yok mu dedi, yok dedim.

    sonra beni vip odaya aldılar, bölüm başkanı yanındaki vizit heyetiyle geldi, sohbet ettiler, 30 dk boyunca benimle ilgilendiler, herhalde diğer doktor hocalarına söylemiş.

    ondan sonra zaten kendi kendime yetmeyi öğrendim. kimseye minnet eylemeden yaşadım.

  • tramvayda cebinde bok taşıyan ve köpeğe komplo kurmak için maşalık yapan bir kişinin vatandaşlık numarasının olması.

  • bence gelmiş geçmiş siyasiler arasında psikolojisi en sağlam olan kemal kılıçdaroğludur. yemediği dayak, görmediği saygısızlık, işitmediği hakaret kalmadı. onun suçu olmayan şeyler bile bu adamın üzerine yüklendi. kişiye bağlı bir siyasi görüşüm olmamasına ve hatta mevcut siyasilerin hiçbirinden hoşlanmamama rağmen sırf bu sağlamlığı için bile takdir ediyorum. muharrem ince çakma tayyip erdoğan'dır.

  • ben yazları arabama çocuk kitapları stoklarım. ışıklarda su satan veya para isteyen çocuklara veririm. ışığın yanmasına uzun süre varsa hepsini gösteririm, içlerinden seçerler vs.

    bir gün bir ışıkta bir oğlan çocuğuna sherlock holmes vermişim. aradan birkaç hafta geçti. başka bir ışıkta baktım yine aynı çocuk. abla sen o dedektif kitabını veren abla değil misin dedi, evet benim dedim. abla kitap çok güzeldi, başka var mı diye sordu. ben de yanımda yok ama alırım dedim. aldım, arabaya koydum ama çocuğu tekrar göremedim maalesef.

    bir keresinde de bir çocuğa verdim bir kitap. eve geldim. bizim semtteydi zaten. bi yarım saat sonra arkadaşım aradı, ışıklardaki çocuğa kitabı sen mi verdin, direğin dibine oturmuş okuyor diye.

    10 kitap veriyorsam, 2'si okuyor kesin. diğerleri atabilir ya da satabilirler. 2 kişiye hayal kurdurup, gelecekleriyle ilgili bir şeyler düşündürebildiysem yeterli.

    debe editi: herkese güzel düşünceleri için çok teşekkür ederim.

    organ nakli hayat kurtarır. organlarınız bağışlayın. karaciğer ve böbrek için canlı verici bile olabilirsiniz. korkmayın. hayat kurtarın.