hesabın var mı? giriş yap

  • peki ya kızın osmanlıca dersine girerse apo'yu salarız teklifine ne cevap vereceğini düşündüğüm elemanın şahlanışı. fiyatın olduğunu kimin çıkarı için cb adayı olduğunu öğrendiğimizde görmüştük o yüzden boşa artizliğe gerek yok.

  • bir insanın acı çektiğini gördüğümüzde bizim de beynimizdeki acı merkezi aktive oluyor, buna empati diyoruz. bir grup araştırmacı farklı etnik köken ve dinden deneklere 6 el göstermiş. ele iğne batırılıyor, bunu gören deneklerin fiziksel acı bölgesi aktifleşiyor.

    sonraki bölümde ellerin üzerine etiket yapıştırıyorlar. tek kelime: müslüman, hristiyan, budist, yahudi, ateist, bilim adamı gibi. denekler aynı görüntüyü etiketle izlediklerinde kendi gruplarından olmayana empati seviyeleri düşüyor. fizyolojik olarak beyin, bizimle aynı gruptan gördüklerimizin acısıyla özdeşleştiriyor kendini, diğerleriyle özdeşleştirmiyor. din ile alakası var mı derseniz ateistler de ateistlerin ve hatta bilim adamları bilim adamlarının acısına daha çok empati duyuyor.

    dünyadaki sorunların büyük kısmının nedeni bu deneyde gizli. ırkçılık, ayrımcılık, açlık, savaş... iğrenç bir türüz ve bu bize bağlı değil. fizyolojik olarak resmen kötü yaratılmışız.

    kaynak: david eagleman, the brain.

  • öncelikle - ve +, sayıların sayı doğrusu üzerinde bulunduğu yönü belirtir. sayı doğrusunun tam orta noktası olan 0'ı baz alırsak + sayılar 0'ın sağında, - sayılar ise solunda yer alır. sayı doğrusu 2 boyutlu bir çizgiden ibaret olduğu için sağ ve sol haricinde başka bir yönü de yoktur. burada bahsettiğim sağ pozitif yönü, sol ise negatif yönü temsil etmekte.

    çarpma işlemi aslında toplama işleminin kısaltılmış şeklidir. 3 x 4 dediğimiz zaman bu 3+3+3+3 veya 4+4+4 dür. yani bir sayının kendisi ile kaç defa toplanacağını ifade eder çarpma işlemi.

    dönelim tekrar sayı doğrusuna. 3 x 4 işleminin sonucu bize sayı doğrusunda bulunduğumuz konumdan kaç birimlik mesafe alacağımızı söyler. sonucumuz + ise pozitif yöne doğru - ise negatif yöne doğru mesafe alırız.

    şimdi -3 x 4 işlemine gelelim.

    -3 yani negatif doğru 3 birim. bu işlemi 4 defa tekrarlar ise sola doğru 12 birim ilerlemişiz demektir. yani sonucumuz -12.

    -3 x -4 işlemine yani problemimizin ana kaynağına gelelim.

    - ve + lar yön belirtir demiştik. her iki sayımızda - olduğu için ilerleyeceğimiz yön şu şekilde olacaktır; negatifin negatif yönüne doğru. somutlaştıracak olursak eğer, yüzünüz batıya doğru olacak şekilde beklediğinizi düşünün. biri size diyor ki tam ters yönde 4 adım ilerle. sonuç ne olacak? doğuya doğru 4 adımlık bir mesafe almış olacaksınız.

    -3 x -4 işleminde de, 3 negatif yöne doğru bakıyor. 4 diyor ki arkadaş bende negatifim o yüzden ters yöne doğru ilerle. ve bu işlemi 4 defa tekrarladığımızda kendimizi pozitif yöne doğru 12 birimlik mesafe almış olarak buluyoruz. yani sonucumuz +12 olmuş oluyor.

  • ben ekşi sözlük kadar her boku bildiğini iddia edip hiçbir bok bilmeyen bir topluluğun bir araya geldiği başka bir mecra görmedim. her fırsatta karşı taraf aşağılanır aptal diye, bakıyorum da herkes papaz olayını afiyetle yemiş.

    olm şu an dolar kurunun, ekonominin bu halde olmasının falan papazla bir alakası yok lan? hatta papaz olayı bilerek ve isteyerek sizin gibi öküzler üzerinde konuşarak gündemde tutsun diye bu kadar büyütüldü. bu bir süreç amk süreç. nasıl ki kanuni sultan süleyman'dan vahdettin'e atlamadıysa direkt osmanlı, ekonomi de abd vatandaşı bir papaz yüzünden bu halde değil. bari siz yapmayın.

  • herkes girsin, fatih ürek girsin, ebru gündeş girsin, barzani girsin ama imamoğlu girmesin. eyvallah. bu ülkenin kanunu sadece garibana işler.
    tanım: kabataş yalanına dönecek iddia.

    edit: görüntüler yayınlandı. kabataş yalanına dönmüş iddiadır.

  • evren astsubaydı, devremdi;
    “mnkdmn pilav beyinlisi” demişti şefine, bariz adamcılık yaptığı için. sözde askeri casusluk davasında “casus” olarak yargılandı. 2002de yazılmış bir yazıyı sözde örgüte kazandırdığı iddiasıyla. 2002de yazılıp 2004de geçerliliğini yitiren yazıyı 2003de örgüte vermiş. evren 2003de lise öğrencisiydi. daha ayağına postal giymemişti.
    düğününden 2 hafta önce gözaltına alındı. 2 gün sonra çıktı , benim düğünüme geldi.
    “devrem senin de adın geçiyor”dedi.
    balayımda gözlerim hep kapıdaydı.
    6 ay sonra ahlaksız yaşam gerekçesiyle ordudan ihraç edildi. bir oğlu oldu, ellerinizden öper. deli gibi çalıştı dışarıda. eşi sımsıkı sarıldı ona. 2 sene sonra davanın fason olduğu anlaşılınca göreve iade edildi.

    cemal astsubaydı, çömezimdi, elimde büyüdü;
    “abi bi ekip var , kendilerinden olmayanı sürekli bokluyorlar” dedi bana. bu kadar sıkı çalışan , işi bir defa anlatmayla hemen kapan biri olmamıştı ekibimde. önce “ mesai sonrası çok aktif sosyal hayatı var” dediler. sonra iş yerinde uyuyor dediler. dedikleri adam gece 5ten akşam 8e kadar çalışıyordu. sonra o da casus oldu. evren bana “adın geçiyor” demişti, cemal iddianameyi verdi. 2 haftalık evliydim, avukat avukat gezmek zorunda kaldım. cemal de ihraç edildi, yine aynı bahane “ ahlaksız yaşam”
    dönmedi. küsmüştü.

    gökhan astsubaydı, devremdi;

    babadan bakımcıydı, hem de babası efsane bakımcılardandı. işini en iyi bilenlerden , kimsenin adamı olmayanlardan biriydi. yetiştirdiği adamlar hep kendisi gibi bilekli , iş ahlakı en üst seviyede adamlardı. gökhan da babası gibiydi . 1,90 boyuna aldırmaz kabirden dar yerlere dalar 8 saatlik işi 10 dakikada hallederdi. çiğlideki ekiple o da ters düştü. zaten babası da kimsenin adamı değildi , o da olmadı. 2 temmuzda gözaltına alındı , 4 temmuzda çıktı, 7 temmuzda düğünüme geldi . “sktrt bu ibnleri , gel harmandalı yakışır bize”dedi , kaldırdı kollarını. gözlerimiz nemli , omuzlarımız dik , dizlerimizi yere vura vura oynadık.
    gökhanı istanbula tayin ettiler. sosyal işlere verdiler. işini seven bi bakımcıya daha büyük ibnelik yapılamazdı. kıyıda köşede 3 sene çalıştırdılar . sonra darbe girişimi oldu . üç gün sonra düğünü olacaktı. “devrem , sokağa çıkmayın diyorlar , yolculuk yapmayayım dersen anlarım” dedi. gözaltından çıkıp yanıma gelmesi geldi gözümün önüne :) çıktım ankaradan , geldim istanbula. 17temmuzdu. omuzlar dik , dizleri yere vura vura harmandalı oynadık. yine nemliydi gözlerimiz , ama bu sefer farklı nedenden.

    gökhan hocaydı , öğretmen pilottu ;
    efsane hocalardandı. sadece pilot değil fighter yetiştiriyordu. uçağı uçurmayı bırak , bakımcının işini , arızasını vs de çok iyi bilirdi. “ gönderip pilot yap dediğiniz adamlar çöp ! bu işte bi ibnelik var “dedi . sesini çıkardı . onu da casus yaptılar. onun olmaz deyip de başkalarının pilot olur dediği adamlar 15 temmuz gecesi ankara semalarındaydı.
    yıllarca yargılandı , küsmedi . hala daha gözleri faltaşı gibi . lafını bu kadar sakınmayıp da aynı zamanda bu kadar babacan komutan görmedim dersiniz. eskiden albaylar çok sık uçmazlardı. gökhan hocayı uçaktan indiremezsiniz. herkesten çok uçar . herkesten çok mesaidedir.

    arda şefti , bendim;

    kıdemli sıra makinistiydim. 35 kişilik ekibin içinde , ufak tefek işleri paylaştırır , ekibe boş vakitlerinde birşeyler öğretmeye çalışırdım. muhabbet esnasında dallamanın biri bu ibne vaizi överken “ devletin adamı olun lan ! üç kuruşluk ağlak vaizlerin, cia casuslarının adamı olmayın “ dedim. kimse cevap vermedi .iki gün sonra üçüncü sicil amirim elinde bi listeyle geldi. sırayla o gün masada sohbet ettiğimiz adamları çağırdı. biri gökhan biri ben biri cemal . anladık ki kovana çomak sokmuşuz. ben ve benim gibi o üsten 35 kişi birilerinin kovanına çomak sokmuştu. ucundan kıyısından casusluk davasına monte edildik. geri hizmete verdiler . ben eğitim merkezindeydim. önümden rule yapan uçakların arkasından gelen egzoz kokuları gözlerimi yaşartırdı. ayrı kalsam sevgilimi özlemezdim uçakları özlediğim kadar.
    sürem dolmadan tayin edildim. ihraç edilen arkadaşlarımın haberini aldıkça , “sıra geliyor olm arda” diye kendi kendime konuştuğumu hatırlıyorum. neyse ne . bitti sonunda.

    şimdi sırada menzilcisi , süleymancısı osu busu var. hala sevmiyorum oğlum sizi. hiçbir cemaat , tarikat vs yoktur ki bir dış gücün maşası olmasın.
    devletin başında kimin olduğu önemli olmadı bizim için hiçbir zaman. biz hep türk devletinin askeriydik. hep de öyle olacağız. elimizinden geldiğince de başkasının piyonu olanları açığa çıkarıp kafalarını ezmeye devam edeceğiz.

    mustafa kemal’i de ihraç ettiler ordudan. ölüm fermanı verdi padişah. canını hiçe sayıp cepheden cepheye koştu.

    canımı boşver. verecek bir özgürlüğüm kaldı. onu da veririm ne olacak...

  • serengeti düzlüklerinde doğal ortamından sıyrılıp muhalif kamuflajı giymeye çalışan bir adet aktroll sıçmığı.
    (bkz: engelle)

  • --- spoiler ---

    cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan, eşi emine erdoğan ile iftarda bir vatandaşın evine konuk oldu.

    --- spoiler ---

    yemin ediyorum komedi gibi ülke. yahu bu adam daha dün kendisi açıklamadı mı kısıtlamaları ramazanda iftar için ziyaret yasak diye? hadi 19:00 sonrası sokağa çıkma kısıtlamasını saymıyorum bile. pr yapmak için kendi koyduğu yasağa bile uymayan bir lider.

    kaynak

  • kktc parlamentosunda açıklanacak erdoğan müjdesidir.

    olası tahminler:

    1. kktc yakınlarında doğalgaz bulundu.
    2. azerbaycan kktc'yi resmi olarak tanıyacak.

    bonus: ercan havalimanının adı ersin havalimanı olarak değiştirilecek.

    lingo

    gene mi saray amk.

    kandırdın bizi erdoğan, başlık açmaya bile değmezmiş vereceğin müjdeyi öpüyüm. her gece rüyanda saray mı görüyosun kardeşim nasıl bir çocukluk yaşadın sen.

  • 'hayat-ı millet tehlikeye düşmedikçe,harp cinayettir' mustafa kemal atatürk

    t: doğru karardır.

  • seçimden önce sınırsız yetki verilip her türlü kılıçdaroğlu'nun arkasında duruldu. başarsaydı kahraman olacaktı. başaramadı. başaramayınca bunun faturası da bir şekilde kesilmeli. bu yüzden karşı çıkması boş iş. tepkilerin önünü alamaz.

  • anime ve manga dünyasının kült örneklerinden biri olan dragon ball serisinin yaratıcı olan akira toriyama'yı kaybetmiş bulunuyoruz.

    bir anime sever olarak dragon ball serilerini izlemiş biri olarak şunları söyleyebilirim; manga ve anime denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan akira toriyama, benzersiz yaratıcılığı ve etkileyici sanat tarzıyla goku'yu çocukluğumun kahramanları arasında özel bir yere koymuştur. toriyama, 5 nisan 1955'te nagoya, japonya'da doğdu ve yarattığı eserlerle küçükten büyüğe bütün insanların, hayal güçlerini ve hayallerini unutulmaz kılmıştır.

    çocukluğumuzu renklendiren ve hayal gücümüzü zenginleştiren eserlerinden biri olan dragon ball, akira toriyama'nın adını dünya çapında duyurmasına vesile olmuştur. goku'nun masumiyeti, bulma'nın zekâsı ve vegeta'nın gelişimi gibi karakterler, çocukluğumuzun kahramanları olmuş ve bize daima daha güçlü olabileceğimizi anlatarak unutulmaz maceralar yaşatmıştır.

    toriyama'nın eşsiz sanat tarzı ile bizim duygusal dünyamıza dokunarak, her bir karakteri özel ve tanıdık kılmıştır. hepimize ilk kamehameha dalgasını attırmış ya da usta roşi'nin bulma'ya yaptığı ufak sapıklıklar ile burnumuzun bir fıskiye gibi kanayabileceğini göstermiştir. işte tüm bu anılar, akira toriyama'nın kaleminin büyülü dünyasıyla hayat bulmuştur.

    yine dr. slump eserleriyle başarısız mucit senbei norimaki ve icat ettiği çocuk robot arale'nin komik maceralarını bize tattırmıştır. akira toriyama'nın çocukluğumuza kattığı değer, sadece eğlenceli anılarla sınırlı değildir. o, bir neslin hayallerine şekil veren bir sanatçı olmuş, yarattığı eserlerle bir kültürü şekillendirmiştir. çocukluğumuz, toriyama'nın yaratıcılığı sayesinde daha renkli, daha heyecanlı ve daha unutulmaz hale gelmiştir ve beni bir anime severe dönüştürmüştür.

    bugün hâlâ goku ve bulma gibi ebedi ejderha shen-long'u çağırmak için kullanılan 7 ejderha topunu keşke ben bulsaydım dediğim anlar oluyor. onun için akira toriyama'nın eserleri çocukluğumuzun bir parçası haline gelmiştir. üzerinden ne kadar geçse de geri dönüp gülümsememize neden olmuştur. sonuç olarak manga ve anime dünyasının bu büyük ustası, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda bir çocukluk kahramanları yaratıcısıdır. unutulmaz anılar bırakan toriyama, eserleriyle bir neslin kalbinde ölümsüzleşmiştir.

    hoşça kal güzel insan.....