hesabın var mı? giriş yap

  • lisede 3 sene boyunca lakabı öküz olan arkadaşa, 4. senenin başında okula tayinle gelen hocanın, daha ilk derste "sen niye gülüyorsun, öküz müsün sen" diye bağırmasıdır.

  • microsoft word'te hazırlanan bir belgenin kaydetmeden çıkılsa dahi çok çok kolay bir şekilde ulaşılabilir olduğu. vay efendim iki saattir uğraşıyodum bütün emeğim gitti, yok müdüre yetiştirmem lazımdı şimdi yalan söylüyorum sanıcak, yok efendim sabaha kadar uğraştım şimdi ödevi yetiştiremiycem derdi aslında yokmuş lan. olum yıl 2013 artık bunlar kalmamış lan. o abidik hal ve hareketler geçmişte kalmış lan. bak şimdi şöyle oluyo;

    yazdın yazdın kaydetmeden çıktın. geri getirmek için yapılacak şey, aynı belgeye girmek, sol taraftaki dosya menüsünden bilgi ekranına tıklayıp, ekranda beliren sürümleri yönet simgesinin yanındaki "kaydetmeden kapattığımda" şeklinde beliren dosyanıza tıklamak. ahan da ekran görüntüsü;

    http://s12.postimg.org/…/kaydetmeden_ka_att_mda.jpg

    laaps diye getiriveriyo valla. sonra farklı kaydet diyip aynen devam ediyosun. bilmiyorum genel olarak bilinen bişiy miydi ama valla ben bulunca hemen paylaşayım didim. kullanın bunu.

    edit: office 2010 ve sonrası için geçerlidir.

  • köpeğimiz asla tut getir oyununu öğrenemedi. attığımız şeyi yakalıyor ama bize getirmiyor. tam tersine alıp kaçıyor bizim onu kovalamamızı istiyor. "getir!" diyorsun getirmiyor. "gel!" diyorsun attığın topu bırakıp geliyor. biz de "herhalde aptal biraz ondan" diye düşünüyorduk.

    aptal olduğunu düşünmemizin bir diğer sebebi de topunu sürekli tv sehpasının altına kaçırması. sürekli salonda tv sehpasının orada oynuyor ve illa ki bir noktada top sehpanın altına kaçıyor. sonra başlıyor ağlamaya. biz de mecburen her seferinde işimizi bırakıp gidip topu çıkarıp ona geri veriyoruz. ama üzülüyoruz tabi bir yandan "ne kadar aptal köpeğimiz var şunun sehpa altına kaçacağını öğrenemedi" diye.

    bugün fark ettim ki köpek bizle tut getir oynuyo lan. o topu atıyo biz getiriyoruz. bunu da bir tek top sehpa altına kaçtığında yaptığımızdan bilerek hep orada oynuyor. biraz oynar gibi yapıp topu ittiriveriyo sehpa altına. sonra iki üç ağlama sonrası biz getiriyoruz. resmen bizim ona öğretemediğimiz şeyi o bize öğretti. sadece tut getir de öğretmedi bir şey nasıl öğretilir konusunda iyi de bir ders verdi şerefsiz köpek.

    şimdi kendimi baya aptal hissediyorum. adi köpek.

  • boş kağıt vererek 100 almak...
    evet, yanlış duymadınız.
    ahmet cemal'in "basında yaratıcı yazarlık" dersinin sınavında başıma gelmiş, tüm akademik yaşamımda beni en çok etkileyen olaydır.
    yoklama almayan bu hocamızın dersine her hafta 08.30'da gitmiş, not tutmuş ve konuşmuştum.
    sınav başladığında gelip kulağıma eğilerek "sizin yazmanıza gerek yok. ne yazabileceğinizi biliyorum." diyerek kağıdımı alıp, sınavdan yollamıştır.
    her zaman saygı ve sevgi ile anacağım efsane bir entelektüeldir ahmet cemal.
    şimdi bile gözlerim doldu.

  • sağ şeritte 40'la giden kamyonlara takılmamak için sık sık sollama yapması halinde kendisinden 50 km/h daha hızlı orta şerit sürücülerinin getireceği tehlikelere takılmayı uygun görmeyen sürücüdür.

    sollarsın olur biter, kendi halindeki sürücülere neden salça oluyorsun? böyle bulaşık tipler yüzünden yola çıkasım gelmiyor sevdiğimin memleketinde.

    siftah editi: teşekkürler.
    -nefret söyleminin demokratik temsili demokrasinin dibini dinamitlemeye denk olduğu için, nefret söylemi içeren entrylere dikkat edilmesi ve yazarların yönetimce uyarılmasının, gerekirse uzaklaştırılmalarının önünde ne engel olduğunu merak ediyorum.

  • atatürk'ün yerine geçmeye çalışan adam, artık iyice belli etti bunu.
    atatürk'ü deli gibi kıskanıyor ve itibarsızlaştırıp yerine geçmeye çalışıyor.

    atatürk'ün adını dahi ağzına almaktan korkan, arkasından ayyaş vs. diyerek dedikodusunu yapmaktan çekinmeyen, kendisine binlerce odalı saray yaptırıp anıtkabir'e salıncak, kaydırak yaptıran tayyip...

    atatürk'ün milli mücadele yıllarında oluşturduğu milli birlik ve beraberliği darmadağın eden, ülkenin kurtuluşunda büyük rol oynayan ulus bilincini ortadan kaldıran, halkı birbirine ölümüne düşman eden tayyip...

    atatürk'ün kısa bir süre içinde ülkeyi ortadoğu batağından çıkarıp getirdiği modern, muasır medeniyet seviyesinden alıp hızla dibe çeken, yobazlaştıran, yetmezmiş gibi bir de ortalama bir avrupa ülkesi kadar ne idüğü belirsiz arap'ı ülkeye dolduran tayyip...

    atatürk'ün kalkınma adına attığı tüm adımları, kurduğu fabrikaları, milli tesisleri, savaşarak geri kazandığı toprakları, başta araplar olmak üzere yabancılara bir bir, karış karış satan tayyip...

    atatürk'ün işgalcilere karşı yıllarca direnişi ve savaşı sırasında sonuna kadar hak ederek kazandığı başkomutanlık rütbesinin üstüne hiç utanmadan ve sıkılmadan konmaya çalışan, yalakalarına kendine bu şekilde hitap ettirten tayyip...

    atatürk'ün savaştığı zihniyeti ülkeye baş tacı yapan, yıllarca birlikte kardeş kardeş güçlenen, sonra bu kendi elleriyle beslediklerinin giriştiği çakma darbeden paçayı kurtardıktan sonra bunları ya işten attıran, ya da hapse attıran, ama kendisi sadece bir "kandırıldık" ile işten sıyrıldığını zanneden delikanlı tayyip...

    atatürk'ün önderliğinde ülkenin kurtuluşunu simgeleyen, gururumuz olan milli bayramların kutlamalarını yasaklatan, ama kıytırık bir darbe girişiminden paçayı zorla kurtarmasını milli bayram ilan eden tayyip...

    atatürk'ün vefatının yıldönümlerinde hastalanıp ortalarda görünmeyen, ülkenin kurucusu hakkında tek kelime dahi etmekten kaçınırken, arap kabile reisi öldü diye ulusal yas ilan eden tayyip...

    atatürk vefat ettikten sonra, halkın kendisine olan sevgisinin tecellisi olan okullara, cadde ve sokaklara verilen isimleri kaldırtıp yerine, daha görevi devam ederken, üniversiteye, okullara, cadde ve sokaklara, hatta stadyumlara dahi kendi ismini verdirmekten zerre kadar arlanmayan, yakında paraya da kendi resmini bastıracağından zerre kadar şüphe duymadığım tayyip...

    atatürk'ün yerine geçeceksin, öyle mi?

    atatürk'ü, sen ne kadar uğraşsan da, itibarsızlaştırmaya çalışsan da, bu halk unutmayacak, ama sen öldüğün gün, bugün sana taptığını zannettiğin, aslında sadece paraya ve güce tapan yandaşların seni hemen unutacak.

    senden değil atatürk, o'nun tırnağı dahi olmaz. bırak bu işleri artık.

  • sabah filtre kahvemi yudumlarken aklıma takılan fikir.

    düşünsene eskinin kralının sarayındaki en büyük konfor olsa olsa çevresindeki hizmetkarlar ve homini gırtlak istediği zaman yemek yiyebilmesiyken, sen sıcacık doğalgazlı evinde oturuyorsun elinde telefon mıç mıç istediğin her bilgiye ulaşıyorsun, yemek için milyon tane seçeneğin var, bir elin yağda bir elin balda.

    şimdi sorarım, modern insan olarak sen mi kralsın eskinin kralı mı kral?

    kahvemde bitti sıcacık bir duş alayım bari.

  • 12 şubat 1969 doğumlu amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senarist

    aronofsky, harvard üniversitesi'nde film ve sosyal antropoloji ve amerikan film enstitüsü'nde yönetmenlik okudu.

    ulusal öğrenci akademisi ödülü finalisti olan son sınıf tez filmi supermarket sweep'i tamamladıktan sonra bu film ile birkaç film ödülü kazandı.

    1997'de film ve tv yapım şirketi protozoa pictures'ı kurdu. ilk uzun metrajlı filmi sürrealist psikolojik gerilim pi (film)(1998), 60.000 dolara çekildi ve 3 milyon doların üzerinde hasılat elde etti; aronofsky sundance film festivali'nde yönetmenlik ödülü ve en iyi ilk senaryo dalında ındependent spirit ödülü kazandı. görsel

    aronofsky'nin devamı niteliğindeki psikolojik drama requiem for a dream (2000), iyi eleştiriler aldı ve ellen burstyn'in performansıyla akademi ödülü'ne aday gösterildi. görsel

    ikinci dünya savaşı korku filmi below'u (2002) yazdıktan sonra, aronofsky üçüncü filmi romantik fantastik bilimkurgu draması the fountain'ın (2006) yapımına başladı. görsel

    film kötü eleştiriler aldı ve gişede düşük hasılat yaptı ancak o zamandan beri hatrı sayılır bir kült seyirci kitlesi kazandı.

    dördüncü filmi, spor draması the wrestler (2008), büyük beğeni topladı ve filmin iki yıldızı mickey rourke ve marisa tomei akademi ödülü adaylığı aldı. görsel

    aronofsky'nin bir sonraki filmi, psikolojik korku filmi black swan (2010), en iyi film ve en iyi yönetmen de dahil olmak üzere beş akademi ödülü adaylığı ve natalie portman'ın en iyi kadın oyuncu ödülü ile beraber pek çok eleştirel beğeni ve birçok övgü aldı. görsel

    altıncı uzun metrajlı filmi, eski ahit'den ilham alan destansı noah (2014), eleştirmenlerden ve izleyicilerden karışık tepkiler almasına rağmen gişede 1 numaraya yükselen ilk filmi oldu. görsel
    noah/@justin mcleod

    yedinci ve sekizinci filmleri mother! (2017) ve the whale (2022), yayınlandıktan sonra tartışmalara yol açtı ve hem eleştirmenleri hem de izleyicileri kutuplaştırdı.
    görsel
    (bkz: the whale/@justin mcleod)

    aronofsky'nin ilk iki filmi pi ve requiem for a dream düşük bütçeliydi ve hip hop montajları olarak da bilinen son derece kısa çekimlerin montajlarını kullanıyordu.

    ortalama 100 dakikalık bir filmde 600 ila 700 arası kesim bulunurken, requiem for a dream'de 2.000'den fazla kesim/cut yer alır. teknik bu filmde bölünmüş ekran, son derece sıkı yakın çekimlerle/closeup birlikte yaygın olarak kullanılır.

    snorricam adı verilen bir kamerayı bir oyuncuya bağlayan bir aparatla çekilenler de dahil olmak üzere uzun izleme çekimleri ve hızlandırılmış fotoğrafçılık da aronofsky filmlerinde öne çıkan stilistik araçlardır. görsel

    aronofsky, filmlerinde genellikle bir izolasyon hissi yaratmak için aşırı yakın planlar ve aşırı geniş planlar arasında gidip gelir.

    clint mansell'in müziği genellikle filmlerin önemli bir unsurudur.

    aronofsky, 2001 yazında ingiliz aktris rachel weisz ile ilişkiye başladı ve 2005'te nişanlandılar.

    oğulları 31 mayıs 2006'da new york'ta doğdu. görsel

    kasım 2010'da weisz ve aronofsky aylardır ayrı olduklarını ancak new york'ta oğullarını birlikte büyütmeye devam ettiklerini açıkladılar.

    2016 yılının eylül ayında, mother! filminin çekimleri sırasında tanıştığı aktris jennifer lawrence ile çıkmaya başladı. ikili kasım 2017'de ayrıldı.

    nisan 2011'de aronofsky, 68. venedik uluslararası film festivali'nin jüri başkanı olarak açıklandı.

    2014 yılında manevi inançları hakkında "kesinlikle inandığımı düşünüyorum. inandığım şeyin ne olduğunu the fountain'de anlattım" demiş.

    kasım 2014'te aronofsky, şubat 2015 için 65. berlin uluslararası film festivali'nin jüri başkanı olarak açıklandı.

    aronofsky, çevre aktivizmiyle tanınır. başta nuh ve mother! olmak üzere birçok filmi çevreyle ilgili benzetmeler olarak okunabilir.

    2014'te sierra club'dan michael brune ve leonardo dicaprio ile alberta tar sands'e gitti. görsel

    2015'te brune, keri russell ve birkaç gazi grubunun liderleriyle birlikte alaska'nın arktik ulusal yaban hayatı sığınağı'na gitti.

    2014'te amerika birleşik devletleri humane society'den humane filmmaker ödülü'nü aldı.

    2015'te, paris'te cop21'de diplomatları iklim değişikliğine karşı harekete geçmeye teşvik eden halka açık bir sanat enstalasyonu olan the standing march'ta sanatçı jr ile işbirliği yaptı.

    sierra club foundation ve the school for field studies'in yönetim kurulu üyesidir.

    kaynak; dvd ve blu-ray içeriklerindeki söyleşiler/yapım notları ve the hollywood reporter haberleri.