hesabın var mı? giriş yap

  • iş yerinin tuvaletine girdiğimde tarihi aptallıklara ve dalgınlıklara imza atan iş arkadaşıma rastladım.
    n' aber m' aber biraz lafladık. sonra bir anda farkettim ki bunda bi gariplik var. bayağı zayıflamış gibi duruyor.
    "aaa ne kadar inceymiş bunun bacakları" diye düşünmemle birlikte duruma uyandım; arkadaş ayağında bir külotlu çorap ve çizmelerle ellerini yıkıyor.
    -senin eteğin nerede? dedim.
    -haaaa o mu? yeni konak' tan aldım, dedi.
    -yok, nerede onu soruyorum, dedim
    -kemeraltının girişinde, metronun konak durağında inince, ayy sen nasıl bilmiyorsun yeni konak' ı? dedi.
    -kızımmmm donla geziyorsun, dedim.
    -aaaaaaaaa? nerede benim etek? dedi.

    sonra olay anlaşıldı. tuvalate girince kırışmasın diye eteği çıkarıp askıya asmış.
    sonra tuvaletten öylece çıkmış.
    keşke uyarmasa mıydım diye düşündüm. harika bir şirket efsanesi olacaktı. vicdan micdan muhasebesi, kıyamadım. zaten gene sifonun üzerinde unuttuğu 290 milyarlık çekle bir efsaneye imza atmıştı.

    zaten ben de 5 dakika boyunca donla gezen bi insanla diyaloğa girmişim de farketmemişim. eleştirecek de yüzüm yok.

  • obsesif bozukluk kişinin aklından geçen saçma sapan düşünceler, kompülsif bozukluk da bu düşüncelerin getirilerinden kurtulmak için akabinde yapılanlar efenim. ben yaşadım, biliyorum, o bakımdan. birkaç örnekle konuyu açıklayacağım şimdi sizlere. başlıyorum.

    ***

    ben sorunlu bir evlat idim. evliya sabırlı bir de annem vardı. hikayeledim burada fakat hala var. ama artık ben sorunlu değilim. neden? çünkü çözdüm ben olayı.

    ***

    şimdi en başlarda aklımdan şu şekil düşünceler geçiveriyordu. hakim olamıyordum kendime.
    "eğer annemi yatmadan kırk bir kere öpmezsem annem bu gece ölecek."

    yani bu derece ciddi bi şey geçiriyorsunuz aklınızdan, hem de kontrolünüz dışında geçiveriyor böyle. gidip paşa paşa öpüyordum. sonra rutine bağladım tabii. her gece yatmadan önce annem ölmesin diye gidip kırk bir kere öpüyordum annemi. çoğu kez abim dövüyordu öpücük törenini müteakiben; halbüse anlatsam anlamazdı ki, ben orada annemi kurtarıyordum sadece.

    böyle oya yapar olurdu, parmağına doladığı ipi çözerken "ay lanet evlat, deli midir manyak mıdır bıktım senden..." der, bazı bazı ağlardı. cefalı annem benim... neyse.

    bi sene filan öptüm heralde.

    muhabbet kuşu ölmesin diye her elime aldığımda üç kere göğsünden, üç kere gagasından öper, üç kere de sol kanadını açıp kapardım.

    babamı da yedi kere öpme kararı aldım sonra. de babam sinirli insandır laf aramızda. yedi mi, hayır. sonra onu öpmekten doğal koşullar sebebi ile vazgeçtim.

    hepsi için toptan güzel bir şey yapmaya karar verdim sonra sonra, her gece mutfak lambasını yedi kere açıp kaparsam ailecek kurtulacaktık. babam fark etti bunu da, her gece malum saatte gelip mutfağa oturmaya başladı. "patlatacaksın ampulü eşşolunun." diye kovaladı sonra bi gün. ben ne yaptım, alarmı kurup gece kalkıp yakıp söndürmeye başladım. böylece babamı atlatmış oluyordum.

    bunlar işin geyik tarafı tabii. her terliği sola çevirme, nefesini tutup bildiğin duaları okuma (morarabilir kişi bunu yaparken) ve gitgide bana fizyolojik olarak da zarar veren benzeri davranışlarım artınca...

    bir gün dedim ki;

    "lan eğer bir daha böyle yapmaya devam edersem, ailecek yarına çıkamayalım."

    o gün bu gündür yapmam hiç öyle. valla bu şekilde kurtuldum. tavsiye ederim.

  • insanı düşününce, hayretten hayrete koşturan bir akciğer mucizesi!

    hohlamada da püflemede de akciğere giren havanın, hohlarken ısınıyor olmasını mantık hafzala alırken, üfelerken nasıl oluyor da o hava ısınmıyor muazzam bişey!

    bu entrimle asrın tespitini bile yapmış olabilirim. tarihe not düşülsün.

    (bkz: ameliyatlı yerime çok vurmazsanız müteşekkir olurum)

  • güzel çiçeklerin, hava kararıncaya dek sokakta oynamış çocukların, annelerimizin pişirdiği akşam yemeklerinin, sevimli sokak hayvanlarının ve yazın tatlı sıcağında kalabalıklaşan sokağın kokusunu ihtiva eder yaz akşamı kokusu..

    toprağın sıcağının kokusu dahi dolar burunlarımıza. koyu yeşil yaprakların, minik minik açmış bahar dallarının salınan naif kokusu da yazın habercisidir illaki. hepimiz bir defa solusak tanırız seni yaz akşamı kokusu..

    ah yaz sen ne güzelsin, keşke hep kalsan bizle.

  • iş hayatımın başlarındayken bir çikolata markasında çalışıyordum. işim gereği ara sıra fabrika ziyaretleri yapıyordum. üretim sahasına girdiğim zamanlar da oluyordu. orada gördüğüm şeyler ve tanıdığım kimyasal malzemeler, çikolataya bakışımı oldukça değiştirdi.
    zaten neredeyse 2 yıl çikolata yiyemedim.

    öncelikle yukarıda yazdığınız çikolataların %80'i çikolata değil :)
    naçizane tavsiyem çikolatalarınızı kendiniz yapın. benden minik bir tarif:
    -4 yemek kaşığı kakao yağı
    -2 yemek kaşığı organik ham kakao tozu (markette aldığınız kakaolar yapaydır, gerçek kakao tozu o kadar ucuz olmaz)
    -3 damla vanilya esansı (iyi kalite) ya da yarım vanilya çubuğu
    -2 yemek kaşığı akçaağaç şurubu ya da bal da olur.
    -1 tutam tuz. ( kakaonun tadını ortaya çıkarmak için)

    (çikolatalarını hazırlarken isteğe göre çeşitli çiğ kuruyemiş, kuru meyve hatta fıstık ezmesi bile ekleyebilirsiniz.)
    tüm yazdığım malzemeleri, sırayla benmari usulü ile karıştırın. çikolata kalıplarına yoksa buz kalıplarına koyup, birkaç saat buzdolabında soğutun.

  • civa birikintisi yüzünden balık yemiyorum. 45 günde ağır antibiyotikler ve hormonlar ile yetiştirilen tavuklarıda yemiyorum.
    sebzeler zaten ithal ve genetiği ile oynandığı için eve bile sokmuyorum. meyvelerde bilmem ne sineğinin lavraları varmış rusya falan geri göndermiş. salam ve sucuklar hep hileli. zeytin yağlarında zeytin yok. unlu ürünler bol glutenli. tatlılar bildiğiniz glikoz şurubu.
    o yüzden elime mızrak ve ok alıp vahşi doğada serengeti de avlanıyorum. size de tavsiye ederim. yalnız ok olarak tatar yayı kullanın kısa mesafede çok etkili.

  • pardon da ne bekliyordunuz ?? insanların ciddi ciddi 18 gün boyunca kapıya kilit vuracağını mı sandınız??

    eğer şartlar eşit olsaydı insanlar da ona göre hareket ederdi. turiste serbest vatandaşa yasak, zengin otelde yazlıkta teknede fakir 2 odalı evinde insanlar çalışmaya devam ediyor.

    vazgeçin artık şu insanları linç etmekten aşısı olan bir hastalık için niye kapanıyoruz halen hele ki bütün ülkeler yavaş yavaş normalleşiyor. ondan sonra açık havada yürüyüş yapan çocuğunu gezdiren insanları linç edin aynen tek sorumlu onlar.

    edit: bunu da buraya bırakıyorum. sonra lince devam edersiniz.

    (bkz: 2 mayıs 2021 antalya'daki otel partisi)

    https://twitter.com/…tatus/1388907813020348416?s=21

  • "covid türklere bulasmiyor!"alman menşeili bir genetikci araştırma grubunun ortaya atmış olduğu bir bilimsel çalışma degildi, oytun'un insanlarin gözünün icine baka baka hic yapilmayan bir calismayi varmis gibi anlatmasiydi.

    oytun insanlarin hayatlariyla oynadi. tedx konusmasi itiraflarla dolu. covid-19'da insanlarin hayatlariyla oynadi. kanitlar her yerde ve hala elini kolunu sallaya sallaya disarida gezebiliyor.

    oytun sadece bir sarlatan, bir firsatci degildir. bir sucludur. adalet sisteminin calismamasi suclarinin kanitlanmadigi anlamine gelmez.

  • abd adalet bakanlığı'nın bir web sitesi, cinsel suçlarla ilgili hüküm giymiş saldırganların yerleşim verilerini kamuya açık bir şekilde listeliyor. portalın adı "dru sjodin ulusal seks suçluları kamu sicili". bence bu çok önemli bir hizmet! neden mi? neden olduğunu minnesota'da 2003 yılında kaçırılıp tecavüz edilen ve daha sonra da öldürülen güzeller güzeli bir genç kız olan dru sjodin'in hikayesini anlatarak açıklayalım.

    dru katrina sjodin 26 eylül 1981'de minneapolis, minnesota'da doğdu. 2000 yılı baharında pequot lakes lisesi'nden (minnesota) mezun oldu ve son yılında lisenin mezunlar günü kraliçesi seçildi. çok artistik ve bir görenin bir daha baktığı sempatik ve güzel bir kızdı. basketbol, voleybol ve golf oynamayı severdi. hayat doluydu.

    dru, lise eğitiminin ardından lisans eğitimi için kuzey dakota üniversitesi'ne gitmeyi seçti. bir yandan eğitimine devam edip diğer yandan da üniversitenin havacılık programında staj yaptı. havacılık programında staj yapmanın bir etkisi olarak seyahat etmekten keyif almaya başladı. program kapsamında 2004 baharı için planlanan avustralya gezisini dört gözle bekliyordu.

    dru en son 22 kasım 2003 akşamı işten ayrılırken görüldü. iş çıkışı arabasına doğru ilerlerken erkek arkadaşıyla bir telefon görüşmesi yaptı fakat görüşme yarıda kesildi. ve bir daha kendisinden haber alınamadı. erkek arkadaşı dru'nun kesilen telefon görüşmesinden dolayı şüphelenmişse de , dru'nun ikinci işi olan bir gece kulübündeki gece işine de gelmemesi sebebiyle daha fazla beklemedi, olayı polise intikal ettirdi. dru sjodin kaybolmuştu.

    polis dedektifleri 1 hafta boyunca iz sürdüler ve olayla ilgili 50 yaşındaki, 3.seviye seks saldırganı olarak kayıtlı bir kişi olan alfonso rodriguez jr. isimli eski bir tecavüz hükümlüsünü tutukladılar.

    bu aşamadan sonra da alfonso rodriguez jr.'nin profilini incelemek gerekiyor;

    alfonso rodriguez jr. ilk cinsel saldırısını 21 yaşında iken kendisini evine bırakmasını rica eden bir kadına bıçak zoru ile tecavüz etmeye kalkışarak yaptı. rodriguez, tecavüz, ağırlaştırılmış saldırı ve bir kadını kaçırma suçlarından 23 yıl hapis yattıktan sonra 1 mayıs 2003'te hapishaneden serbest bırakıldı. tecavüzden defalarca hüküm giymişti. kadınlara karşı tekrarlanan cinsel saldırıları içeren uzun bir sabıka kaydı vardı. serbest bırakıldığında siciline "3. seviye seks saldırganı" ibaresi düşüldü. bu ibare, onun yeniden suç işleme olasılığının yüksek olduğu anlamına geliyordu.

    rodriguez'in tutuklanmasından beş ay sonra, 17 nisan 2004 tarihinde talihsiz dru sjodin'in cesedi minnesota-crookston'un hemen dışında bir vadide bulundu. kış boyunca yağan yoğun karlar erimeye başlamış ve bu sayede ceset ortaya çıkmıştı. ceset bulunduğunda kısmen çıplak ve yüzü aşağıya bakar şekildeydi. elleri arkasından bağlıydı ve dövülmüş, bıçaklanmış, cinsel saldırıya uğramıştı. boynunda beş buçuk santimlik bir kesik de dahil olmak üzere çeşitli yaralar almıştı. aynı zamanda boynuna bir ip bağlıydı ve ipin altında kafasına bir poşet yerleştirildiğini düşündüren bir alışveriş çantası kalıntıları bulundu.

    bu olayda kaçırma, tecavüz, işkence ne ararsan vardı. dru katrina sjodin'in acı hikayesi eyalet sınırlarını aşmış ve ulusal bir hal almıştı. bu sebeple alfonso rodriguez jr.'ın yargılanması eyalet mahkemesi yerine federal mahkemede yapılmıştı. ayrıca ölüm cezası kuzey dakota ve minnesota yasalarına göre izin verilmeyen bir ceza şekliydi. bu yüzden dava kuzey dakota'da bir yüzyılda gerçekleşen ilk ölüm cezası davası olarak anıldı. rodriguez ölüm cezasına çarptırıldı.

    olayın kamuoyunda büyük yankı uyandırması, akabinde o dönemin abd başkanı olan george w. bush hükümetini harekete geçirdi.
    kamuoyunda dru yasası olarak anılacak olan bir yasa ile "dru sjodin ulusal seks suçluları kamu sicili" oluşturuldu. bu veritabanında ülkede, bağlı olduğunuz eyalette, o eyaletteki şehrinizde ve hatta semtinizde ve sokağınızda ikamet eden bir cinsel saldırı hükümlüsü varsa, onunla ilgili bilgilere portala erişim sağlayıp, portalın arama yeteneklerini kullanarak ulaşabiliyorsunuz. sadece posta kodunuzu bile arama kutucuğuna girmeniz yeterli oluyor ve mahallenizde ikamet eden bir cinsel taciz veya tevacüz suçlusu ya da bir pedofili varsa bilgiler ekranınıza düşüyor.

    bu bilgilere bakmak ürkütücü olsa bile en azından çevrenizde ne ölçüde potansiyel bir tehlike var? sorusuna bir ufak yanıt alabiliyorsunuz. belki de artık eşinizi iş çıkışında almaya ya da çocuğunuza okul çıkışı eşlik ederek öncül bir önlem oluşturmaya karar vereceksiniz. bu hizmet size en azından çevrenizdeki potansiyel cinsel saldırganlar ile ilgili bir fikir verebiliyor. işte bu açıdan bu hizmeti çok önemli buluyorum.

    ülkemizde de birçok tecavüz vakasında, cürmün saldırganın işlediği ilk suç olmadığını, daha önce de pedofili, taciz, tecavüz, fiili livata ve bunlarla bağlantılı olarak cinayet gibi suçlara karışıp hapis yattığını ve çıkıp tekrar aynı minvalde suç işleyip başkalarını da kurban ettiğini duyup üzülüyoruz. bir nevi kaza geliyorum diyor. suçlu, ya cezasını çekip çıkıyor ya da seçim dönemi vaatlerinden biri olan aflarla kendisini dışarıda buluyor. ceza verdiğimiz ama ıslah edemediğimiz sapık ruhlu bir cani, dışarı çıktığında, serbest hayatın rahatlığıyla sapkın ruhunun esaretine kapılıp o suçu tekrar işliyor.

    bindiği dolmuşun şöförünün tecavüz girişimine direndiği için vahşice öldürülen özgecan'ın ölümünün ardından 5000'den fazla kadın cinayete kurban gitmişken, bizim de "dru sjodin cinsel suçlular kamu kaydı" benzeri bir tecavüzcü-sapık veri tabanını kişinin adres bölgesini içerecek şekilde oluşturarak kamuya açmamız çok geç kalınmış bir uygulamadır ve bir an önce hayata geçirilmelidir.

    kaynakça:
    abd adalet bakanlığı - dru sjodin ulusal seks suçluları halka açık web sitesi
    dru's voice facebook sayfası
    dru sjodin cinayet davası