hesabın var mı? giriş yap

  • azlik icinde coklugu anlatan sanatci. hic bilmedigim japon kulturunun bile nasil aslinda bana yakin oldugunu hatirlatmis usta ve zaman tanimaz sanat adami!

  • ıstanbul'a gelen borges ( nobel odullu arjantinli yazar ) burada daha yumuşak bir almanca gibi tınlayan bir dil çalındı kulağıma' demiş bulunmuştur
    helen mirren leyla umar' a verdigi roportajda turkce icin kus sesi benzetmesini kullanmistir
    amerikalilar turkcenin muzik gibi cok hos bir tinisi oldugunu ve ayni fransizca gibi agdali geldigini belirtti.
    erkekler kufurlerimizin (icinde bolca r vurgulu olanlarin) cok etkileyici oldugunu,
    bayanlar ise seni seviyorum' un tum diller icinde en melodik soylenise sahip ask ilani oldugunu ekledi.
    bir amerikali gruptan uzun sure turkce konusanlari dinlemesi istendi, uzun sureye ragmen % 89 u hic bir kelimeyi yakalayamadigini-
    o yuzden dilimizde kelime olmadigindan suphelendiklerini soylemislerdir.
    arastirmaya katilan fransiz, alman, ıngiliz, ıtalyan, filipin ve hintli grup turkcenin cok akici, ahenkli ve neredeyse nefessiz kalacak kadar hizli ve araliksiz konusuldugu konusunda hemfikir olmuslardir.

  • muhtemelen uzun adamın kravatıdır. bi ara ceketini de giymişti hatırlarsanız. onun adına üzücü bi durum.

  • batma sebebi euro bölgesinde olmasidir. yoksa turkiyeden cok daha saglam bi ülke.

    turkiye euro bolgesine girse muhtemelen 3 gün dayanamaz.

    şöyle düşün; 1500 tl maaş alan bi memur her hafta sonu çeşme beach clublerinde takilsa ne olur?? kısa sürede iflas. yunanistanin durumu budur.

    turkiye ise asgari ücretli işçi gibi ama evden dişari çikmiyor. soğan ekmek yiyor (yaşam standartlarimizi temsilen)

    bu yuzden daha direncli. saglam ekonomi gibi gorunuyoruz. halbuki hayatlarimiz leş.

    ha o zaman eurodan niye cikmiyorlar diye bi soru gelebilir. bu saatten sonra o da sancili olur. borçlar euro cunku.

    mustafa pektemekle 1.7 milyondan 4 yillik sozlesme imzalayip 2. sene sonunda seni gonderecegiz demek gibi bir sey bu. istedigin kadar gönder, o 4 yillik maaşi sana ödetirler.

    edit: yanlis anlasilmasin. euro herkesi batirir demiyorum. almanya gibi iyi bi uretiminiz ve gucunuz yoksa batarsiniz euroda. turkiyede euroya gecse iflas eder. hatta yunandan beter olur. demek istedigim bu.

  • trafik kazalarına dair fotoğraf ya da videolarda zaman zaman ayaktan çıkmış bir ayakkabı teki görürüz. bu tek ayakkabı aslında kazaya ve kazayı yapan kişi ve kişilere dair ciddi bir ipucu verir.
    bugüne kadar çok fazla trafik kazasında kurtarma faaliyetlerinde çalıştım* ve ne zaman ayaktan çıkmış bir ayakkabı gördümse o ayakkabının sahibi olan kişi ya ölmüştü ya da ağır yaralı idi.
    ve bu tip kazalardaki araçların süratleri 60-70km üstünde olduğu bilgileri vardı.
    sonrasında bunu biraz araştırınca kazada kişinin bilinci kapandığı anda o ayakkabıyı ayakta tutacak herhangi bir kontrol gücü kalmadığından, ayakkabı, kazanın meydana geliş şekline bağlı olarak ayaktan çıkabiliyormuş ve savrularak kaza mahallinden uzak yerlere dahi gidebilmesi de bundan dolayıymış.
    bir tafik kazasına müdahaleye yeni başlamışken trafik polisi bir ayakkabı teki getirip "ayakkabı çıkmış, bu adam zor yaşar" demişti. nitekim hastane yolunda ağır yaralı kurtardığımız kişi hayatını kaybetmiş haberini duymuştuk.

    bu bilgiden sonra ne zaman bir olay yerinde ayakkabı teki görsem hep içim burulur.

  • rahmetli dedem ömrü boyunca aksi bir adamdı ama öleceğine yakın bir mülayimlik, bir sakinlik, ne bileyim bir anlayışlılık falan göstermeye başlamıştı. ömrü boyunca nasıldıysa son 3-4 ayında onun tam tersi bir adam olmuştu da öldüğüne çok üzülmüştük.

  • "türk çocuğu, artık arap çölleri için kanını dökmeyecektir."

    -mustafâ kemâl atatürk (1930)

  • bahsedilen darbe eğer oy verirken masaya vuracağım darbeden ibaretse, mantıklı olan açıklamadır.

    zıbaam diye basıcam mührü.

    ha diğer türlü darbeyse garip gurup, anlamsız bir açıklamadır.

    sen zaten iç işleri bakanısın, söz konusu darbe hakkında elinde somut kanıt varsa şikayet etmek yerine darbeyi bizzat engellemek senin görevin. e öyle bir darbe yoksa niye bizi üzüyon, korkutuyon.

    tamamen taktiksel girdiğim debe entryme edit: [(benim şarkım)

  • değerli dostlar siyasi tercihinizi anlıyorum, evet rteyi göndermek istiyorsunuz fakat kılıçdaroğlu'na da vermek istemiyorsunuz, evet alternatif yol arıyorsunuz, evet kılıçdaroğlu'na da mahkum olmak istemiyorsunuz fakat kılıçdaroğlu'nun muhalif cephede kazanma olasılığı en yüksek olması sebebiyle başka adaya giden oyların kadri kıymeti malesef yok. başka adaya giden oyların şu anki denklemde temsil kabiliyeti de yok hatta yüzde 49 alarak seçimi 2. sırada bitiren bir aday olursa onun dahi hiçbir temsil kabiliyeti yok.

    çürümüş, yozlaşmış, otoriterleşmiş, sapkın bir zihniyete erişmiş bir yapıya karşı bundan rahatsızlık duyan her kesimin birbirine karşı tolerans gösterme vaktidir. elbette vaatlerin, eylemlerin, adayların tamamından memnuniyet duymak mümkün değil, elbette şikayetlerimiz var ve olacak fakat bu şikayetleri bir kez olsun erteleyerek, sineye çekerek büyük bir tehlikeden kurtulma imkanı da bizlerin elinde. bir sabaha kendini premium vatandaş olarak gören akp yandaşları olmadan uyanma imkanı var. hırsızlığı, talanı, yalanı utanmaksızın yapandan kurtulmak için, bir nefes almak için herkesin elinde bir anahtar var

    hdp, sadullah ergin, babacan, davutoğlu... herkesin kendince eleştirileri, kaygıları, kızgınlıkları var. bu kızgınlığınız lütfen bu rejimin türk milletine layık gördüğü hayatı aşmasın. öfkenizin büyüğü hangisi ise karşınıza onu alın

    gelin 1 hafta olsun bir arada durmaya çalışalım, bir hafta tolerans gösterelim. sonrasında en ağır tartışmalarla kendi içimizde problemleri çözelim. yoksa kaderlerimiz kara bahtımızdan başka bir şeye dönüşmeyecek

    edit: anladığım kadarıyla hdp ile ittifak meselesini çok kafaya takıyor seçmen. evlatlarımızın katili ile kol kola olanlarla ittifak ediyor diyorlar. fakat gözden kaçırdıkları bir nokta var. bir gecede resmi rakamlara göre 50 bin tahmini 100 bin canını kaybetti bu memleket. niye peki? afadın başına imam atamasalardı bir can daha kurulabilir miydi? rant için görmezden gelinen denetimler yapılsaydı bunlar yaşanır mıydı? illa bir şeyler yaparak yurttaşı ölümüne sebep olmak gerekmiyor, yapman gerekeni yapmayınca da canın gidiyor. dağlarda şehit olanlar bizim evlatlarımızda beton duvarların altında donarak can verenler bizim evlatlarımız değil mi ? terörle mücadele bugüne kadar 12 bin şehit vermişken, çanakkale'de 40 bine yakın muharebe şehidimiz varken bir gecede onca canın gitmesine sebep olanlara hiç mi nefretiniz yok? sitem de mi etmiyorsunuz? akp propagandasına kanmış sürükleniyorsunuz. malımızı aldıkları yetmedi canımızı da aldılar. hala bunların ekmeğine yağ sürme hevesinden vazgeçin. bu insanlar bu canlardan mesul arkadaşlar.

  • programlı olarak sığınmacıları ülkeye alıp vatandaşlık vermesidir. üzerine de din, cami şiirleriyle ülkeden bihaber gurbetçileri kafalamış oluşudur.

    hepsi budur işte...

  • 90'larda bankalar hortumlanmıştı. o zamanlar bankalar devlet garantisindeydi. özellikle çiller döneminde açılıyor, adam parayı topluyor sonra da ege'de yatlara nakitleri yükleyip topukluyordu. e mevduatları ve faizleri kim ödeyecek? tabi ki devlet, yani keriz halk. neyse ecevit iktidara geldi, bddk eliyle bu kepazelik ve hortuma son verildi. bu soygunlar nedeniyle ve abd'nin ırak işgaline hayır dediği için borsada adama operasyon çektiler. yaşlı, hasta dedikleri adam çıktı geçmişteki gibi sallamadı abd'yi. öyle atmasyondan efelenip arka odada kıç yalamıyordu. harbi harbi türkiye için onurlu duruş sergiliyordu. "ben abd askerini ülkeye sokmam" dedi. borsada operasyon yedi, burada sözde milliyetçi geçinen ticaret odası başkanları gitti millete para verdi "git eylem yap" diye. yasar kasa atan gavat sonra itiraf etti "bana 6 bin dolar verdiler ben de yaptım" dedi. ankara fatih köprüsünde servisini yakan puşta meğer sıfır otobüs alındığı ortaya çıktı. o ara medya, ticaret, siyaset, tarikat el ele verdi. ülkenin içinden geçtiler. ecevit'i iktidardan ettiler ve sonrası malum.

    akla gelen: adam seçime gidiyordu, dediler ki "efendim yüklüce fabrika, liman, arazi var. kit'ler var. var da var. satalım, deli gibi sıcak para olur salarız ortama seçimde işe yarar"

    ecevit ülkenin ve bu halkın servetini kaybedeceğimize, seçimleri kaybetmeyi yeğlerim dedi. gelen teklifleri elinin tersiyle itti.

    şimdi ise arapların açık büfesi gibi ülke olduk.

    nereden, nereye...