hesabın var mı? giriş yap

  • mal tribün liderleri nedeniyle maç boyu "bizim için antep'e de koy" diye bağırdığımız maç. he amk herkese koyduyduk bi antep kaldıydı.

  • hazır soyulmuşundan bir dilim bulup meraktan yemiştim. yemesi cidden lezzetli, o dönem kronik sinüzitim şov yaptığından kokusunu da almamıştım. sonra tuvalette çıktı acısı. burnum bile isyan etti. günümün büyük bir kısmını kendimden iğrenmekle geçirmiştim. ki o ter kokusu duşa girip de kurtuluncak cinsten değil. tadı güzeldir ama, bu gün bulsam bir hafta evden çıkamıycağımı bildiğim halde zevkle yerim. buna ramen önüme durian ve mangosteen(tabi bir kilo kadar olursa süper olur) konsa terciğim mangosteen'den yana olur. yani neymiş, yer yüzünün en güzel meyvesi değilmiş.

    edit: imla.

  • sakatlandı sanıyorsun, 30 sn şarj olup kaldığı yerden devam ediyor. john connor'ı korumaya mı geldin mübarek?

  • bir tane var arkadaşımız. 35 yaşında yedek sağ bek. ve yıllardır yedek sağ bek. ama ısrarla her antremana gidiyor.. halı saha maçlarımızda da " ben top oynuyorum", "antremanım var" diyerek kendini sakınıyor, " ben bugün ilerde oynayayım" diyor. ertesi gün maçı varmış..

    bir gün hele " çok hırsladım, amatör kumede oynadığım gibi oynayacağım" demişti... o gün yedek soyundurduk. amatörde öyle oynuyor çünkü..

  • rüyamda kaleciliğini üstlenerek uefa avrupa ligi'nde yarı finale çıktığımız takım. hatta italyan ve alman takımlarını eledik. takımları hatırlamıyorum çünkü birinde enrico chiesa, diğerinde carsten janckler filan oynuyordu, bildiğin 2000'de kalmış rüyanın oyuncu veritabanı.

    neyse, almanlarla oynadığımız maçta 1-0 öne geçtik. doğru dürüst top gelmedi bana. sonra kornerden demba ba seken topu tamamlayıp 2-0 öne geçirdi. rahat bir maç çıkardım.

    bu arada galatasaray taraftarıyım. hikayeyi ilginç kılan nokta bu sanırım.

  • burak yilmaz has been playing in galatasaray for 3 years and doing great job in the team. he is the hero of the team. many times, he saved his team most of the games by scoring in impossible position. he is also one of the favourite team-mate of sneijder. sneijer says always " playing with burak is a great opportunity for me to improve my scoring skills. this guy has unlimited power, he is everywhere on the pitch during 90minutes.his ball control is unbelievable. " we, galatasaray fans, are so luckly to have a scorer like him. ıf he goes to uk, it will be a big lose for galatasaray.

    (bkz: beyler caktirmiyoruz)

  • üretilme teknikleri, kullanılan malzemeler, fermantasyon işlemleri biraları ayrıştıran başlıca unsurlardandır.

    ingiliz türevi biralara bakacak olursak:

    ale: meyvemsi aromalar barındıran ingiliz birasıdır. rengine ve sertliğine göre kendi içerisinde birçok alt grup barındırır. american pale ale, brown ale, indian pale ale, mild, old ale bunlardan bazılarıdır.

    american pale ale: abd'de apa olarak da geçmektedir. karamel etkisi ile daha kırmızı bir renge bürünmüştür. amerikan şerbetçiotu kullanan üreticilerin denemeleri sayesinde gelişmiştir.

    brown ale: alkol düzeyi daha düşük olmakla birlikte, kahve tonlarında renklere sahiplerdir. alkol dereceleri %3-5 arasında değişmektedir.

    indian pale ale: uzun süre ingiliz yönetiminde kalan hindistandan çıkan bira türüdür. bütün dünyada, özellikle abd'de çok tercih edilmektedir. ipa olarak da geçen indian pale ale, %5'den fazla alkol barındırmakta ve daha koyu bir görünüme sahiptir. diğer ale çeşitlerine göre daha çok şerbetçiotu barındırmaktadır.

    mild: şerbetçiotu oranı daha azdır. alkol oranı genellikle %3-4 arasındadır. 15. yy'dan beri üretilmekte olup günümüzde etkinliği azalmıştır. genellikle brown ale ile karıştırılmaktadır.

    old ale: üretildikten sonra dinlendirilen ve %4-12 oranında alkol barındıran kuvvetli biralardır. filtreleme işlemi pek yapılmadığından tortu barındırırlar. içinde kuru üzüm aroması mevcut olmakla birlikte, karanlık ortamda muhafaza edilmelidir.

  • fransız bir gazetecinin yazdığı, 3 ay önceki bir yazının hemen hemen hepsinin çevirisi. bir yabancının bu kadar detaylı ve anlaşılır şekilde türk ekonomisini izahetmesi takdir edilesiyken türk basınındaki bilgisizlik ve umursamazlık gerçekten inanılmaz.

    link
    .........

    türk ekonomisi duvara tosluyor... ve bu bizim için iyi değil

    "türk ekonomisi görüldüğü kadarıyla çok iyi. 2017'nin üçüncü çeyreğinde gsyih neredeyse erdoğan'ın hapse attığı muhalif kadar arttı: 11.1% oranında bir yükseliş geçen senenin aynı dönemine nazaran! elbette, kebapların ülkesi her çeyrek aynı inanılmaz performansı göstermiyor. ancak geçen sene büyüme 7% etrafında döndü, çin'den, hindistan'dan ve diğer tüm ejderhalardan daha fazla!

    ilk bakışta ekonomi çok iyi, fakat daha yakından bakıldığında, bambaşka bir yüz ortaya çıkıyor. zayıf, dengesiz, enflasyonun, işsizliğin, yolsuzluğun zehirlediği, açıkça konuşmak gerekirse dibi boylamakta olan bir ekonominin yüzü. sağlıklı olduğu konusundaki resmi söyleme rağmen, halk da ciddi kuşkular duymaya başladı. geçen aralıkta yapılan bir ankete göre, yıllardan beri ilk defadır ekonomi 80 milyon türk'ü en fazla rahatsız eden problemlerin başına yerleşti terörizmin önünde. finansçılar de endişeli. hepsi bu seneden itibaren eğilimin tersine döneceğini tahmin ediyor. ve üretim sistemi üzerindeki tehditler o kadar kaygı verici gözüküyor ki çoğu gelecek bir olası çöküşü bile dillendirmeye başladı.

    en korkunç tehdit lanetli bir çift: enflasyon ve liranın değer kaybı. osmanlılar bunu iyi biliyor. 2001'de ülkeleri hiperenflasyon tarafından ters yüz edilmişti ve yeni bir lira yaratmak gerekmişti. bugün lira yine değer kaybediyor ve sadece 20 kuruş euro ediyor. sonrası dünden belliydi: bu müthiş değer kaybı mekanikman ithal ürünlerin fiyatını arttırarak enflasyon hayaletini canlandırdı. 2004-2016 arasında fiyatların artışı 10%'un altında tutulabilmişti. ancak geçen sene çitler çöktu ve etiketler 12%'ye dayandı, bu da alım gücünü düşürdü.

    çok geç olmadan tek çözüm faiz oranlarını arttırarak parasal politikanın iplerini sıkılaştırmak. ancak devlet başkanı bunun olmaması için merkez bankasına baskı yapıyor zira ekonomik aktiviteyi kırmasından korkuyor. aslında onu anlayabiliriz: türk ekonomisinin muhteşem gelişimi borçlanmalara o kadar bağlı ki kredi musluğunun birazcık kısılması büyük bir felaketin gerçekleşmesine yol açabilir. dış borç 2012'de gsyih'in 39%'undan 2017'de 58%'ine geçti, gelecek sene 170 milyar dolar kredi ödenmesi gerekiyor ki bu devasa bir rakam.

    ancak asıl şirketler kötü durumda. darbe girişiminin ardından borçlanmaları ekonomiyi hareketlendirmek için ankara tarafından desteklendi. hükümet çoğunlukla kobilere yarayan 60 milyar euro krediye garanti verdi. devletin kendisi de sıfır vadeli krediler tahsis etti. bu kadarı artık fazla oluyordu. ekonomist emre develi'ye göre "çoğu şirket dolar olarak kredi aldı ancak gelirlerini türk lirası olarak tahsil ettikleri için ve liranın değeri durmadan düştüğünden geri ödemekte zorlanıyorlar, bu da neticede bankaları tehdit ediyor. ayrıca aynı bankalar emlak kredilerini de veriyor." burada bankasal bir krizin tohumlarını görüyoruz ankara'yı 16 sene evvel paralize eden cinsten.

    türk ekonomisinin ikinci büyük zayıflığı büyük ölçüde emlak balonu üzerinde oturması. istanbul'da büro ya da konut kuleleri mantar gibi çoğaldı ve gösteriş projeleri katlanarak artıyor: yeni havalimanı, kanal istanbul ve son olarak avrasya tüneli. yalnız bu göz alıcı projelerin arkasında alarm sinyalleri çoğalıyor. iflas sayısı 2017'de 37% arttı, hatta inşaat sektöründe 120%. reel rakamlarla, yani enflasyonu düştükten sonra, konut fiyatları büyükşehirlerde düşmeye başlamış bile. sadece tüccar bağdat cadddesinde yaklaşık yüz inşaat durmuş halde.

    paralel olarak riskler birikiyor. başarısız darbe girişiminden beri 60000 kişi tutuklandı, 150000 kişi işten atıldı ya da açığa alındı. nefes alınamaz hale gelmiş bu atmosferde beyin göçü hızlanıyor. 60'lı yıllarda alt sınıf toplu halde almanya'ya yerleşiyordu. bu sefer liberal entelektüeller ve mülk sahipleri göç etmeye uğraşıyor.

    politik baskı haricinde birçok faktör yabancı yatırımı uzaklaştırıyor. avrupa ve özellikle almanya'yla ilişkilerin kötüleşmesi, bundestag ermeni soykırımını 2016'da tanıdığından beri, alman vatandaş ve gazetecilerin türkiye'de keyfi tutuklanmalarına yol açtı. ancak angela merkel'in ülkesi hem türk ihracatının birinci adresi, hem de en önemli turist kaynağı. alman turistler artık deniz sahillerine küsler, ve erdoğan putin ile barıştığından beri rus tatilciler onların biraz yerlerini doldursa da, bu büyük bir boşluk bırakıyor. almanya ve ab ile yaşanan bu soğukluk çok zarar verici zira avrupa ekonomisi en mühim ve birinci ihracatçı sektör olan tekstil için vazgeçilmez, ayrıca otomotiv ve ev aletleri için de bu geçerli. avrupa'da satılan her 3 televizyon biri türkiye'de üretilmekte.

    yerli ekonomi üzerindeki son tehdit abd'den geliyor. bankacı mehmet hakan atilla abd'nin iran ambargosunu delmekten suçlu bulundu. bu dava erdoğan için ciddi bir probleme dönüşebilir. amerikan savcılar devlet başkanı, ailesi ve bakanlarını işaret etmekten çekinmeyen bir iranlı ve türk işadamı kullanıyorlar. davadaki itiraflar rejimi sarsabilir ve türk bankaların alacağı ceza birkaç milyar doları bulabilir. bir volkan üstünde dans ediyor ankara'nın satrabı ve onunla birlikte tüm ülkenin ekonomisi.

    türk ekonomisi batacak olursa, bu fransızlar için de kötü bir gelişme olur. zira öncelikle rakının diyarı fransa'nın -ab ve isviçre dışında- beşinci büyük ekonomik partneri. fransız ihracatçılar özellikle araba ve uçak teslim ediyorlar. 2017'de satışları küçülse de ekonomik ilişkiler önemini koruyor.

    fransa eski osmanlı imparatorluğunda mühim bir yatırımcı. 100000 kişi istihdam eden yaklaşık 400 şirket orada bulunuyor ve aralarında borsa devleri de var (renault ve peugeot'nun bursa'da birer fabrikası bulunmakta). gsyih'in daralması bu şirketleri doğrudan etkiler. enflasyon, liranın sert düşüşü ve jeopolitik risklerden zaten etkilenen fransız bankalar zor durumda kalabilir. türk ekonomi bankası aracılığıyla bulunan bnp paribas aktifinin değerini 172 milyon euro düşürdü. ingiliz hsbc ise geçen sene birçok şubesini kapatmıştı.

    lakin asıl mülteci sorununda ekonominin gidişatı kötü sonuçlar doğurabilir. paris, berlin ve diğer tüm avrupa başkentleri için, birinci öncelik ankara'nın ırak, suriye veya afganistan'dan gelen mülteci dalgalarını kontrol etmeye devam etmesi. erdoğan'un ciddi kozları var zira suriyelilerin çoğu ülkesinden geçiyor. 2016'da ab ile anlaşmadan önce 1 milyon kadarının balkanlara girmesine izin verdi, çoğu almanya'ya geldi.

    şimdilik ankara'nın diktatörü 3 milyar euro karşılığında göç dalgasını kontrol altında tutmayı kabul etti. ancak zorluklar yaşandığında sözünü geri alabilir veya avrupa'dan daha fazla para isteyebilir. ekonomisi iyiye giden fransa için bu son derece kötü bir vaziyet olur."

  • düşünsene, michael phelps olimpiyat altın madalyası alıyor ve "bu madalyayı joe biden'a hediye ediyorum" diyor. düşünemedin di mi?! düşünemezsin, zira bu orta çağ kafası ancak bizim gibi 3. dünya ülkelerinde var. yalakalık, şovenizm, eziklik vs.

    gece gündüz, ailenden, sevdiklerinden feragat ederek, sevdiğin yemeklerden kısarak, birçok şeyden ödün vererek, amiyane tabirle eşşek gibi yıllarca çalışarak olimpiyat madalyası alıyorsun ve bunu saçma sapan birisine(rte olması önemli değil x ya da y) hediye ediyorsun. yazık çok yazık.

  • pazartesi diziler tekrar başlar, sonra eğlence mekanları açılır, sonra geliri deprem zedelere bağışlanmak üzere konserler yapılır.

    ligin adı şehit hatay-maraş-adıyaman olur, sonra futbol maçlarının geliri deprem zedelere bağışlanır.

    1-2 aya tüm enkazlar kaldırılır. seçim mitingleriyle yeni binaların parkların açılışı yapılır.

    depremin suçlusu yine muhalefet ilan edilir.

    bu afet için futbol ailesinin yardımları, desteği ve gücü çok ön plana çıktı. futbol sadece futbol değildir görmüş olduk. ama bugün bunu konuşmanın zamanı değil bence.

    her şeyin normale dönmesi ve iyileşmek için hayatın rutinleri bir şekilde başlamalı ama bence enkaz altında tek bir beden kalmadıktan sonra ancak…

  • yani sen diyorsun ki "beşiktaş'ın çıkıp kaybettiği maçları, galatasaray ve fenerbahçe'nin kazandığı maçları iptal edelim. böylece rakiplerimizin hakederek kazandığı altı puanı silelim. bu durum bizim fazla deplasman maçı oynamamızdan daha az haksızlık." çok muazzam bir akıl yürütme.

  • 9 kişi kalması gereken maçı 11 kişi tamamlıyor.

    her hafta olduğu gibi uydurma bir penaltı kazanıyor.

    ve bu açıklamayı yapabiliyor. pes:) gerçekten pes:))