şükela:  tümü | bugün
  • fethullah gülen'in başörtüsü yorumu.

    http://www.ihlsozluk.com/…php?q=başörtüsü füruattır
  • azıcık kuranı kurcalamış herkesin bildiği şey.
    millet birbirini yesin,
    sonra biri çıksın füruattı desin.
    müritler de ilk defa duymuş gibi şaşsın dursun.
  • "madem hiç şart değildi bu başörtüsü, o zaman bizi niye yediniz, niye kandırdınız? bıraksaydınız o zaman hepimiz nazlı ilıcak gibi olsaydık, derdiniz neydi?"
    --nihal bengisu karada a.k.a vasıfsız türbanlı
  • bunu bilmek veya söylemek için din alimi olmaya gerek yok.

    islam'ın ve imanın şartları bellidir. müslüman olmak için imanın şartlarına inanmanız, islam'ı layıkıyla yaşamak için ise islam'ın şartlarını yerine getirmeniz yeterlidir.

    başörtüsü yahut dini anlamda tesettür, bu şartların içinde yer almadığı gibi, varlığına delil, kur'an üzerinden ciddi tartışmalar ve yorumlar sonucu ancak getirilebilir. çünkü, tesettüre islam'da bugün verilen önemi bilmeyen biri kur'an'dan asla ve asla böyle bir emir çıkaramaz.

    yine de var olduğunu düşünseniz dahi, tesettürün kur'an'da "üzerinde pek durulmayan" bir uygulama olduğu gerçeğini reddetmek de mümkün olamaz.

    zaten islam'ın ve imanın şartları arasında yer almayan bir giyim şeklini, "olmazsa olmaz" bir uygulama olarak göstermek ve islam'da kadını tesettür üzerinden tanımlama yoluna gitmek ciddi bir akıl tutulmasının işaretidir...
  • her samimi müslüman ata dininden çıkıp reel bir din algısına ulaştığında,dinin bir kaç genel sartdan oluşmadığını ; diğer semavi ya da öğreti biçiminde kabul edilen dinlerde olduğu gibi ,bu şartların bir çerçeve olduğunu algılamalıdır kanımca. islam kelime anlamıyla doğru orantılı bir manada insan üzerine yoğunlaşmış bir dindir.
    psikoloji açısından insan destekli ve özgürlükçüdür. sosyolojik açıdan azami ve asgari genel hatlar belirlenmiş içerik içtimai kararlara bırakılmıştır. baş örtüsü de böyle olagelmiştir. "yakaların üzerine" tabiri yaygın anlamda başın üzerinden yakalara doğru algılanmış fakat bölgesel farklılıklar kazanmıştır. baş örtüsü zaman zaman arap emperyalizminden ve batıdan oldukça etkilenmiş ve yeni kimliklere kavuşmuştur. son zamanlarda malesef kapitalizmin ve etkili partinin güncesinde yer almaktadır.
    bu kaçınılmaz bir durumdur. çünkü bunun tam tersi durumlarda olmuş başka bir parti baş örtülü olmayı yobazlıkla eşleştirmiştir. ve çok sıkıntılı kullanılabilir bir mevzu haline getirilmiştir. burada yapılması gereken başörtüsünün füruat olup olmamasından çok konuya insani haklar doğrultusunda bakmaya çalışmak ve din olgusunu genel algıların üzerine çıkarıp düşünebilmektir. düşünmeye sevk etmeyen hiç bir bilgi insani dedikodudan öteye geçiremez. bizden öncekilerin de konuştuğu bu 30 senelik bahsi yeni bir bakışla algılamaya başlamamızın vakti gelmiştir. baş örtüsü şahsi bir tercihtir dini yasam içresinde.fakat yalan söylememek,emaneti sahibine teslim etmek,komsu(müslüman -gayri müslim) hakkini gözetmek,temiz olmak ,yeşile zarar vermemek ,kendinden zayıf canlı cansız her şeye hürmet etmek,isi ehline vermek,zamanını iyi değerlendirmek, ilimle uğraşmak vs vs islamın şartlarıdır . kapitalizmde can çekişen diğer değerlerimiz gibi tek tip yaratmaya yönelik her uygulamaya da bu bağlamda savaş açmalıyız.
  • 28 şubat dönemlerinde fettullah gülen'in 'başörtüsü teferruattır' sözünün tekrar gündeme gelmiş halidir.

    o dönemlerde deniliyo ki, kimin eşinin başı kapalıysa onu askere ya da askeriyeye almıcaz, dışlıcaz falan. bunun üzerine fethullah gülen de diyo ki, ulan hiç adamımız kalmıcak meydan onlara kalmış olcak. direk yapıştırıyo, 'başörtüsü teferruattır'.
  • 28 şubat sürecinde başörtüsü taktığı için okullardan atılan kızlarla ilgili fethullah gülenin yapmış olduğu çıkıştı. ve bu çıkış tüm islami çevrelerle cemaat arasında bir kırılmaya sebebiyet verdi ayrıca 28 şubat sürecindeki genel tavrıyla de cemaat bütün islami kesimi bir şekilde karşısına aldı.

    şimdi; kadrolaşma, dersane tartışlamaları sürecinde tüm islami basın yayın ve çevrelerin tamamen cemaate karşı bir tavır içerisinde pozisyon almış olmaları cemaati "ne oldu da biz bu noktaya geldik" diye düşündürtmüş olmalı ki yıllar öncesi kırılmaya neden olan tartışmaya şimdilerde tekrardan izahat getirmeye çalışıyorlar. ancak sadece başörtüsü değil bir çok mesele var cemaat in bu noktaya gelmesinde.... uluslararası sularda bir gemimize yapılan israil saldırısı ile ilgili demeci benim diğer akılma gelen kırılma noktalarından biri...

    (bkz: cemaatin yalnız kalması)