şükela:  tümü | bugün soru sor
  • başlığın tam hali "başörtüsü postülasının verbum dei yerine ignorantia affectata ürünü olması olacaktı.

    sorunu açımlarken epistemolojik olarak thomasçı terminoloji ve eylem kuramından faydalandım, çünkü a priori olma özelliği taşıyor.

    thomas aquinas ahlak kuralları özelinde şöyle diyor: „respondeo dicendum quod finis virtutum moralium est bonum humanum. bonum autem humanae animae est secundum rationem esse; ut patet per dionysium, ıv cap. de div. nom. unde necesse est quod fines moralium virtutum praeexistant in […] et ideo ad prudentiam non pertinet praestituere finem virtutibus moralibus, sed solum disponere de his quae sunt ad finem.“ –– summa theologica 2 ıı, qu. 47, art. 6, corp.

    tercümesi: "buna şu şekilde karşılık verilmeli: ahlaki erdemlerin ereği insana ait iyidir. fakat, dionysios'un gösterdiği gibi, insan ruhuna ait iyi 'us'a göredir; dolayısıyla da, ahlaki erdemlerin ereği halihazırda 'us'a göre' var olmalıdır".

    1. başörtüsünün 'res nulla sine ratione sufficiente' (yeterli sebep olmadan mesele olmaz) anlamında bir 'causa intelligibilis''i, yani anlaşılır bir sebebi bulunmuyor (bkz: 2), haliyle 'ignorantia negative accepta' (mümkün bilgi sınırının ötesindeki alan) kategorisine de dahil edilemiyor, bu yüzden başörtüsüyle ilgili tefsir reductio ad absurdum’dan (olmayana ergi'den) ibarettir.

    2. trichophilia fenomenini (saç ile uyarılma, saça duyulan cinsel istek) 'conditio per quam' (yeterli koşul) olarak almak kısmen yasaya uygun olsa da, ender bir fenomen olması ve tanrı'nın sadece belirli bir azınlığı esas alarak böyle bir dini emir göndermeyeceği, her erkekte böyle bir 'potentia activa principalis' (aktif erke prensibi) olmadığı, ergo evrensel bir fenomen olmadıgı için bu argüman da geçerliliğini yitirecektir.

    3. mesele, müfessirlerin tarih boyunca 'ignorantia voluntaria' ('ignorantia affectata') veya 'ignorantia involuntaria' yapıp yapmadıkları. bana göre birinci şık daha olası, yani 'ignorantia per negligentiam proveniens' ve 'ignorantia affectata'.

    edit: "islam'ı kabul ediyorsanız böyle bir emir var" diyen suser için
    (bkz: immanuel kant) „der "reine religionsglaube" allein hat "anspruch auf allgemeingültigkeit.“ — immanuel kant: der streit der facultaeten in drei abschnitten (1798;1868) tercümesi: sadece saf dini inancın genelgeçerliğe hakkı vardır.

    yineliyorum: kullandığım kavramlar a priori olma özelliği taşıyor, hristiyan teolojisinde yer bulması a priori olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

    edit 2: neroem9 adlı yazar çevirimi düzeltmiş, kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. benimkisi biraz hızlı, 'adhoc' bir çeviri olmasına rağmen çevirileri karşılaştırdığımızda anlamda ekstrem bir farklılığın göze çarpmadığını söyleyebiliriz. şunu da belirtmeliyim ki latince derslerim ve sınavlarımın üstünden çok zaman geçti ve ben o arada paslandım. o yüzden ufak tefek hatalarımı mazur görmenizi isteyebilirim.

    edit 3: (bkz: islam bilimi) (bkz: islami ilimler) (bkz: islam felsefesi) (bkz: ilm-i kelam) (bkz: islam teolojisi) ve hatta (bkz: doğal teoloji) hakkında bir malûmatı olduğunu düşünmediğim, saydığım bilim dallarının tarihselliği, yöneldiği konuları ve günümüze ulaşırken içerik anlamındaki eksponansiyel gelişimini ve de dinle olan yakın interaksiyonunu ve benim düşünce yolumu sözde apolojetik ama son derece yakışıksız ifadelerle eleştirmeye çalışan bir yazarı görmemizi saglamış başlıktır.

    dini hükmün hatalı iletimi sonucu alışılagelmiş düzene dayalı bir uygulamadan rasyonel kontekstte bahsediyorum örtünmeyle ilgili çıkarımlarda bulunurken. hükmün geçerliliğinden bahsedebilmemiz için islam dini'nin akla uygun olduğu önkabulunden yola çıkmamız gerekir, ki bunu yaptığımızda başörtüsünün akla uygun, yani rasyonel bir zeminde incelenmesini kabul etmiş olmamız gerekiyor, aksi takdirde ortada tartışabileceğimiz bir şey kalmıyor, eğer ki bu konuları sakrosankt görmüyorsak. başörtüsünün haklı olabilmesi için dayandığı yeterli bir sebep olmalı, başörtüsünü savunanlar saçın tahrik etme potansiyelinden ve bunun benzerinde birçok sebeplerden bahsederler. ben de bunun olamayacağını en başta bilimsel verilerle açıklamaya çalıştım. en nihayetinde tefsirleri karşılaştırmayı, meseleyi cahiliye döneminin paradigmalarıyla ele almayı ve de argüman geliştirmeyi ben de biliyorum ama benim yöneldiğim konu apayrı, en başta esansiyel ve eleştirel.

    bu vesileyle tekrar altını çizmem gerekirse;

    tanrı’nın kadınlar özelinde örtünmelerini istemesi rasyonel kontekstte anlaşılabilir sebeplere dayalı ve de haklı bir istek, ama nasıl bir örtünme, altını çizmemiz gereken yer burası. örtünmeyi haklı kılabilecek, rasyonel olarak bakıldığında itiraz edemeyeceğimiz yani kabul edebilmemizi sağlayan ana unsurları saymamız gerekirse, incelememizin konusu erkekler ve dürtüleri olacaktır. örtünme konusunu doğru yorumlamamız, yani doğru tefsir etmemiz gerekir. kadının avret bölgelerini örtmesi, rasyonel kontekstte değerlendirildiğinde itiraz kabul etmeyen bir hakikate işaret eder. o hakikatte erkeğin erke prensibi üzerinden o dürtüsel zaaflarına yenilebilme potansiyeline işaret eder. bu evrensel bir fenomen, yani her erkekte bir potans olarak bulunan, patolojik bir duruma dayanmadığını düşündüğümüz bilimsel, evrimsel süreçte de gözlemlenebilen bir gerçek. şimdi aynı bakış açısını başörtüsüne uyguladığımızda, ne kadar rasyonel olup olmadığı konusunda bir yargıya varmamız gerekiyor, yani rasyonel kontekstte geçerliliği konusunda sarsılmaz bir veriye ihtiyaç duyuyoruz. bunu hangi veriyle, yani hangi gerçekle yapabiliriz? bildiğim kadarıyla böyle bir bilimsel veri ve kabul yok, eğer saçtan ötürü tahrik diye nitelendireceksek, bu geçerli bir sebep olabilir ama geçerliliğini ispatlayabilmesi için insanlar üzerinde tarihsel anlamda tespit edilmiş verilere ihtiyaç duyulur. bunun evrensel bir fenomen, yani her erkekte bulunan, patolojik kaynaklı olmayan bir şey olduğunu söyleyebilir miyiz? hayır. başörtüsünü geçerli kılabilecek bir veri varsa, o da (bkz: obvious reason), yani bariz bir sebep olabilir. bunu avret bölgelerini örtme isteğinden anlayabiliriz, ama bu bariz sebep başörtüsü konusunda yok. ezcümle analoji yaparak doğruya ulaşmak gayet mümkün.

    antipatik sempatizan adlı yazar, "...çünkü saç kapamanın lokal ve değişken bir tahrik unsuru olduğu için "us" aykırılığından dem vuran kişi, cinsel organların kapatılmasına yönelik çabayı da aynı iddia ile çürütmelidir. çünkü cinsel organa bakarak hallenmeyen kabileler de vardır. demek ki bu "us"un dayandığı doğamız ile ilgili değildir. tamamen keyfî bir diklenmedir."

    sevgili yazar, bu konular hakkında iddialı şeyler yazmadan önce hangi fenomenlerin "evrensel" anlamda patolojik, hangilerinin normal/sağlıklı olarak klasifize edilip edilmediği ve bunun us'la olan bağlantısı konusunda evrimsel biyoloji çerçevesinde araştırma yapmanızı öneriyorum. şimdiden belirteyim; sonuç sizi üzecek.
  • (bkz: kürekle ağzına vurmak istenen yazarlar)
    sen dört yıl bekle, yazar olarak ilk girdiğin entaride küfür ye, olacak şey değil.
  • (bkz: okumadım)
  • dei verbum: tanrı sözü
    ignorantia affectata: cehalet etkisi
    yorum yapmak isteyenlere kolay gelsin. bence önerme doğru
    ek not: evet biliyoruz senin iq'ün bir gorilin iq'sü ile denk de neden gelip buraya ciddi bir şeyler tartışmaya çalışan insanların başlığını kirletiyorsun? git şakalarını komikliklerini diğer başlıklarda yap, sanki ben de sürekli ciddi başlıklarda takılıyorum. ama gelip de kendimi aşan bir başlıkta "cem yılmaz"lık kasmıyorum. ayrıca bu kalitesiz esprileri favlayanlara da diyecek laf bulamıyorum
  • (bkz: lorem ipsum)
  • ignorantia affectata ile verilmiş bir önermedir. islam'da kadın ve erkeğin ne kadar örtünmesi gerektiği dei verbum * olarak ve dahi hadis-i şerif * olarak belirlenmiş, başörtüsü de kadının tesettürünü sağlayan araçlardan biri olarak yerini almıştır.

    "tanrı'nın sadece belli bir azınlığı esas alarak böyle bir dini emir göndermeyeceği" diye bir şey yok; islam'ı kabul ediyorsanız böyle bir emir var.

    kabul etmiyorsanız da edenlerin nasıl bir din anlayışı seçeceğine de bir zahmet karışmayın.