şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir analiz yapacağım. önceden yaptığım bir analizdi bazı eklemeler yaptım.

    muhafazakar kadına okuma ve çalışma alanına engel koyarsan ev hanımı olmak zorunda kalır erken yaşta ortalama 4 çocuk doğurur. eğer engel koymasanız okul kariyer derken yaşı 30 olur en fazla 1 çocuk yapar. matematiksel olarak yıllar geçtikçe çağdaş hanımlar kariyer filan derken ortalama 1 çocukla yetinirken muhafazakar hanımların en az 4 çocuğu olur.

    ek olarak bu çocuklar annelerinin yaşam tarzına devlet baskısı görünce ister istemez laik rejime antipati besler. bu da akp gibi partilere oy kazandırır. yıllar geçtikçe laik kesimin demokratik olarak iktidar olma şansı sıfıra iner.

    dikkat ederseniz başörtüsü yasağına dindar kesimden ayaklanma tarzı tepki hiç olmadı. çünkü bu yasak işlerine geliyordu nasıl mı:

    aslında başörtüsü yasağının dindar kesime zararı olmamıştır. aksine olağan üstü faydası olmuştur.

    dindar kesimin nabzını tutabildiğim kadarıyla zaten kız çocuklarını okutma ve çalıştırma taraftarı değiller. yani başörtüsü yasağı ile dindar kesim kendi içinde zorla yaptıracakları eylemi devlete yaptırmış suçu da devlete faturalama şansı yakalamış oldu.

    dikkat ederseniz akp nin parlamasının ana etkenlerinden biri de laiklerin başörtüsü yasağıdır. bu yasağı kaldıracağız diye geldiler. fakat uzun süre bu yasağı kaldırmadılar. az kaldı biraz daha gayret diye oy alabilme adına ya da yukarıda saydığım nedenlerden ötürü yani muhafazakar kadınlar daha da fazla çocuk yapmak zorunda kalsın diye bilinçli olarak kaldırmadılar.
  • toplumsal yaşam son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. bu gün gelinen noktada ülkede siyasal islamın güçlenmesindeki ana etkeni salt türban yasağına bağlamak bana fazlasıyla basit bir yaklaşım olarak geliyor. türban yasağı bir nedendir ama tamamiyle siyasal islamın güçlenmesinin ana motoru da değildir.
    öncelikle “laiklik” kavramını tam anlamıyla tartışmak elzemdir.
    kısaca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlanıyor laiklik. bu basit tanım ile laikliği ele aldığımızda bizde uygulanan laiklik bu tanımın dışına düşüyor. devlet bizzat dini kontrol etmek derdinde ve belli bir dozda dini topluma zerketmek, belirlenen sınırın da dışına taşmasını engellemek gibi bir tarihsel gerçeklik oluşturdu. ama bir var ki o “belli bir dozda” dediğimiz husus diyanetin varlığı ve süreç içerisinde alabildiğine güçlenmesiyle birlikte, her şey ters yüz oldu. devlet bütçesinden alabildiğine beslenen diyanet, mevcut laikliğin altını oymaya başladı. diyanet tarikatlerin, cemaatlerin çiftliğine döndü. buna ilaveten, eğitim sistemi de çağdaş ve evrensel eğitim sisteminden uzaklaşınca, bu gün ortaya çıkan tabloyla karşı karşıya kaldık.
    mesele salt yasaklar meselesi değil, aksine türkiye’de yasaklayayım derken farkında olmadan diyanet vasıtasıyla bizzat siyasal islam beslendi.
    diğer bir yandan din ve devlet işleri birbirinden ayrılmış olsaydı, devlet din işlerine hiçbir koşulda karışmamış olsaydı, cami hocasının, müezzinin maaşını ve giderlerini cemaatler karşılasaydı, hem evrensel laiklik ete kemiğe bürünecekti, hem de bu gün mantar gibi ortalık camilerle, imamlarla dolmayacaktı. siyasal islamcılarda, “ama bize baskı var” diye ağlaşıp zırlaşmayacaklardı.
  • tuzak değildi ama bunu da küçük çocukları kurtarmaya çalışıyoruz bahanesi ile savunmak da varolan yasakların meşru olduğunu ispat etmez. devlet bile olsa anne ile çocuk, baba ile çocuk arasına girmemelidir.

    üniversite çağındaki kadının kılığı sebebiyle okul gibi kamusal bir alana yine kamusal alan bahanesi ile sokulmaması faşizan bir tavırken, ama kanunlar böyle diye savunulan şeyin bir toplumun altını dinamitlemek olduğunu da görmek yine o kararlı, örgütlü olması gereken halkın göreviydi. yapmadılar ve başımıza bu akp belası musallat oldu. 2017'de hala o günleri hatırlayan insanların üzerinden oy devşiriliyor.

    atatürkün bile belli devrimleri yapmak için beklediğini biliyorken, siyasal islam vebasının güçlü olduğu dönemde insanların kutsal aidiyetlerine ket vurmaya çalışmak ancak dinazor kafalı ve muktedir olduğunu sanan, ayrıca kendini kemalist olarak tanıtan otoriter baş belâlarının işi olabilirdi. yaptılar ve engel olamadık.

    saçlarını kazıtıp sınava giren kadın arkadaşlarımız oldu, üniversiteye gitmeyen kadınlar oldu, evlenmek zorunda kalan veya zorla evlendirilen kadınlar oldu. daha kötüsü de oldu; kızını zaten üniversiteye göndermek istemeyen ve bu bahane ile orta öğretim hakkını gasp eden ailelerin çocuk gelinleri oldu.

    akp belasını başımıza musallat eden de aynı zihniyettir. tuzak yapay olmayabilir ama bir tuzağa dönüştüğü apaçık bu durumu 2017'de hala savunmayın ve utanın o kadınlara yaptıklarınızdan.

    bir de kim savunuyor bu yasağı: benim gibi 22:00'dan sonra içki satış yasağını eleştiren, plajda, parkta alkolün tüketilebilir olduğunu savunanlar. abi siz sevmeyin, korumayın, kollamayın ya bu ülkeyi. biz bu ülkeyi sizin gibilerden nasıl koruyacağız diye karar kara düşünüyoruz. bi bitmediniz amk.

    son not: bir de resmî ideoloji yükleyen devlet ile kendi ideolojisini enjekte etmenin meşru olduğu aile yapısı tartışmasına girmiyorum bile. lütfen efendi efendi ve azalarak bitin. bu ülkenin asıl sizin gibilerden kurtulmaya ihtiyacı var.
    edit: yazım yanlışı.