şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir analiz yapacağım. önceden yaptığım bir analizdi bazı eklemeler yaptım.

    muhafazakar kadına okuma ve çalışma alanına engel koyarsan ev hanımı olmak zorunda kalır erken yaşta ortalama 4 çocuk doğurur. eğer engel koymasanız okul kariyer derken yaşı 30 olur en fazla 1 çocuk yapar. matematiksel olarak yıllar geçtikçe çağdaş hanımlar kariyer filan derken ortalama 1 çocukla yetinirken muhafazakar hanımların en az 4 çocuğu olur.

    ek olarak bu çocuklar annelerinin yaşam tarzına devlet baskısı görünce ister istemez laik rejime antipati besler. bu da akp gibi partilere oy kazandırır. yıllar geçtikçe laik kesimin demokratik olarak iktidar olma şansı sıfıra iner.

    dikkat ederseniz başörtüsü yasağına dindar kesimden ayaklanma tarzı tepki hiç olmadı. çünkü bu yasak işlerine geliyordu nasıl mı:

    aslında başörtüsü yasağının dindar kesime zararı olmamıştır. aksine olağan üstü faydası olmuştur.

    dindar kesimin nabzını tutabildiğim kadarıyla zaten kız çocuklarını okutma ve çalıştırma taraftarı değiller. yani başörtüsü yasağı ile dindar kesim kendi içinde zorla yaptıracakları eylemi devlete yaptırmış suçu da devlete faturalama şansı yakalamış oldu.

    dikkat ederseniz akp nin parlamasının ana etkenlerinden biri de laiklerin başörtüsü yasağıdır. bu yasağı kaldıracağız diye geldiler. fakat uzun süre bu yasağı kaldırmadılar. az kaldı biraz daha gayret diye oy alabilme adına ya da yukarıda saydığım nedenlerden ötürü yani muhafazakar kadınlar daha da fazla çocuk yapmak zorunda kalsın diye bilinçli olarak kaldırmadılar.
  • (bkz: 28 şubat)
  • değildi arkadaşım. artık herşeyi "ya bu akp'ye yaradı" kafası ile yorumlamayı sonlandırın.

    türban yasağı, arkasında duramadığımız, sapına kadar küçük kız çocuklarını korumayı amaçladığımız, meşru bir yasaklamaydı.

    çünkü o kızlar, ailesinin önyargılı, baskıcı zihniyeti ile böyle savaşabiliyordu. aileler, zaten gelişen kapitalist koşullara karşı kızlarını elde tutamıyordu. "saçım görünürse cehennemlik olur muyum, cenabet sayılır mıyım" diye düşünmeden, "ben neden varım, varlığım sadece çocuk doğrumakla mı sınırlı" sorgusuna sıçrayabiliyordu genç kızlarımız.

    biz "laikler" olarak bu meşru sorgunun peşinde durmak yerine, istisna olarak üniversite okuyamayan (daha doğrusu okutturulmayan) türbanlıların derdine düştük. bunu bize yönelten, parababalarının iktidarıdır. y-chp'nin ta kendisidir. laik cephede böyle bir yarılma yaratan namussuzlar, şimdi de ortaçağcı gerici iktidarla çift partililik anlaşması içindedir.

    dolayısıyla akp'ye yarayan bir şey yoktur. ne var biliyor musunuz? koca poponuzu kaldırıp, doğru bir örgütlenme ile yılanın başını koparamamak vardır. meşru olduğun şeyi savunamamak vardır.

    ya affetsin çok, bir arkadaşım vardı, add üyesi ve chp'de... add ki bu sürecin en çok darbe gören örgütlerinden biri... ben "imam-hatipler kapatılsın sloganını savunmalıyız" dedim. ya arkadaş, ne dese beğenirsiniz? "ya imam-hatipler kapatılmasın abi, sınırlandırılsın"... bu boktan düşünce kimin eseri peki? tabii ki kemal kılıçdaroğlu denen namussuzun eseri. imam-hatipler kapatılmasın, ortaçağcı gericilik ile yoğrulmuş 500000 çocuk köhne bir biçimde eğitim görsün değil mi? sonra da orada öğrendiği ışid'çilikle hareket etsin değil mi? işte kafa bu kadar çalışıyor.

    bu sözü söyleyen kişinin bahanesi: "benim örgütlenmeye götüm yetmiyor, suçu akp'ye atayım"dır. sen örgütlü, kararlı, bilinçli biçimde mücadele et, bak akp'ye yarıyor mu...
  • tuzak değildi ama bunu da küçük çocukları kurtarmaya çalışıyoruz bahanesi ile savunmak da varolan yasakların meşru olduğunu ispat etmez. devlet bile olsa anne ile çocuk, baba ile çocuk arasına girmemelidir.

    üniversite çağındaki kadının kılığı sebebiyle okul gibi kamusal bir alana yine kamusal alan bahanesi ile sokulmaması faşizan bir tavırken, ama kanunlar böyle diye savunulan şeyin bir toplumun altını dinamitlemek olduğunu da görmek yine o kararlı, örgütlü olması gereken halkın göreviydi. yapmadılar ve başımıza bu akp belası musallat oldu. 2017'de hala o günleri hatırlayan insanların üzerinden oy devşiriliyor.

    atatürkün bile belli devrimleri yapmak için beklediğini biliyorken, siyasal islam vebasının güçlü olduğu dönemde insanların kutsal aidiyetlerine ket vurmaya çalışmak ancak dinazor kafalı ve muktedir olduğunu sanan, ayrıca kendini kemalist olarak tanıtan otoriter baş belâlarının işi olabilirdi. yaptılar ve engel olamadık.

    saçlarını kazıtıp sınava giren kadın arkadaşlarımız oldu, üniversiteye gitmeyen kadınlar oldu, evlenmek zorunda kalan veya zorla evlendirilen kadınlar oldu. daha kötüsü de oldu; kızını zaten üniversiteye göndermek istemeyen ve bu bahane ile orta öğretim hakkını gasp eden ailelerin çocuk gelinleri oldu.

    akp belasını başımıza musallat eden de aynı zihniyettir. tuzak yapay olmayabilir ama bir tuzağa dönüştüğü apaçık bu durumu 2017'de hala savunmayın ve utanın o kadınlara yaptıklarınızdan.

    bir de kim savunuyor bu yasağı: benim gibi 22:00'dan sonra içki satış yasağını eleştiren, plajda, parkta alkolün tüketilebilir olduğunu savunanlar. abi siz sevmeyin, korumayın, kollamayın ya bu ülkeyi. biz bu ülkeyi sizin gibilerden nasıl koruyacağız diye karar kara düşünüyoruz. bi bitmediniz amk.

    son not: bir de resmî ideoloji yükleyen devlet ile kendi ideolojisini enjekte etmenin meşru olduğu aile yapısı tartışmasına girmiyorum bile. lütfen efendi efendi ve azalarak bitin. bu ülkenin asıl sizin gibilerden kurtulmaya ihtiyacı var.
    edit: yazım yanlışı.