şükela:  tümü | bugün
  • pastirma demenin baska bir sivedeki sekli.
  • emir kipinde bir fiil...
    örn: lalalaala bastirma lan, yanlarim agriyor.
  • ahlaki kurallarimizla bagdasmayan bir istegi , bilincli ve isteyerek zihnimizden uzaklastirmaktir.
  • bazı düşünceler insanı derin kaygılara ve hatta depresyona götürebilir... örnegin; savaşın başlayacağına dair tüm iletişim organlarının sürekli anons ve uyarılar yaptığı bir ulkede insanların hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları bir tür bastırma mekanizmasıdır...
    insanlarda derin kaygılara yol acabilecek düsünceler, biliçaltına itilerek unutulmaya bırakılır yani bastırılır...
    (bkz: repression)
  • isteyerek yapilip yapilmadigi tartisilabilecek bir eylem. ister istemez kacindiginiz, itmeye calistiginiz seyin farkina vardiginiz anda artik bastirmiyor olabilirsiniz. harekete gecmemek bastirmak anlamina gelmeyebilir. (bkz: farkindalik)
  • kişinin benliğini tehlikeye sokacağına inandığı duyguları, olayları görmezden gelmesi. hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam etmesi.
    bütün savunma mekanizmalarının temelidir. önce gerçek duygu bastırılır, daha sonra ikincil savunma mekanizmaları devreye girer.önce kıskançlık duyguları bastırılır, sonra karşıdaki kişinin çok kıskanç olduğu düşünülür. önce öfke duyguları bastırılır daha sonra hiç öfkeli olunmadığı iddia edilir, vs..
  • (bkz: basterma)
  • bazı kaynaklarda represyon karşılığı olarak "bastırma", supresyon karşılığında ise "baskı" ya da "baskılama" adları altında kullanımlaktadır.

    represyon

    savunma mekanizmalarının hepsinin, temel düzenek olarak kabul edilen represyonun pekiştirilmesine yaradığı öne srülmektedir ve "represyon diğer mekanizmalara oranla temeldir, daha keskin ve daha ilkeldir; beklenmedik anda bir tehlike ile karşılaşıldığında yaşanan korkuya karşı geliştirilen akut savunma ketlenmesiyle özdeştir." denmektedir.

    idden kaynaklanıp ego tarafından bilince çıkarılarak doyuma ulaştırılmayı isteyen dürtüler, gerçeklik ilkesi alanında engele uğrayıp, egonun çatışmaya uğramasına yol açtığında ego bunları bilinçdışı alana geri göndermek, bilince çıkmasını önleyebilmek için geriye represe etme yolunu seçer. böylece represyon belirli ruhsal süreçlerin kişinin isteği dışında "bilinçdışında" tutulması ve bilince çıkmalarının önlenmesi işlevidir. represe edilen ruhsal içeriğin özelliği, hiç bir zaman bilinç düzeyine çıkmamış olması ve kişinin böyle bir kopukluğun farkında bile olmamasıdır. represyon tümüyle bilinçdışı bir süreçtir. represyonu yapmak ve sürdürmek için de egonun oldukça önemli bir zihinsel enerjiye (karşı yatırım- kontrkateksis) gereksinimi vardır. çünkü bilinçdışından gelip yine blinçdışına geri itilen dürtüler dinamik potansiyele sahiptirler. bu potansiyeli, bilinçdışında da kendilerinde saklarlar ve her an yeniden bilince çıkmak için fırsat kollarlar. bu durum yaşam boyu sürebilir. bazı durumlarda egonun bu bilinçdışı dürtüleri represyonda tutabilmesi için, bu dürtülere karşı koyan engelin güçlendirilmesi gerekliliği söz konusu olur ve diğer savunma mekanizmalarına başvurulur.

    supresyon

    toplumun ve süperegonun amacına ters düşen duygu ve düşlemlerin, istek ve anıların bilinçten uzaklaştırılması mekanizmasıdır. bütünüyle bilinçli ya da yarı bilinçli olarak, dikkatin impuls ya da çatışmayı ertelemek için verildiği bir karar söz konusudur. bir şeyi unutmaya, o konuda düşünmemeye karar veren bir kişinin sıkıntısı hala sürmektedir ama minimalize edilmiştir. yani, suprese edilen duygu, düşünce ve anılar, önce bilinçli olarak yaşanmış ya da yaşandığı halde algılanmamış süreçlerden oluşur. zihnin bilinçaltı bölgesinde tutulan bu süreçler, represe edilenlerden farklı olarak, gerektiğinde yeniden bilince çağrıştırılabilirler.

    represyon altına alınan ya da suprese edilen duygular, düşünceler ve geçmiş yaşantılar, çoğu kez imgesel bir biçimde rüyalarda ya da günlük yaşamdaki dil sürçmelerinde anlatım bulurlar. ancak kişi çoğu kez rüyalarının içeriği ile bilinçdışı dünyası arasındaki ilişkinin farkında değildir. represyon, kişiye tehlikeli isteklerini denetim altında tutmakta ve sarsıcı olayların ilk etkilerini hafifletmede yardımcı olur. çoğu kez represyondan "seçici unutma" olarak söz edilirse de, "seçici anımsama" deyimini kullanmak yerinde olur. her ne kadar bilinç düzeyine ulaşması engellense de, represe edilen ruhsal içerik gerçekte unutulmaz. hipnoz ya da uyutucu ilaçların etkisiyle ayrıntılı olarak canlandırılabilir.

    represe edilen öğelerin kendileri ile ilişkili yeni olaylar karşısında, bu olayı yeni bir çıkış yolu olarak kullanma amacıyla egoyu zorlaması durumunda sekonder represyonla denetim kurulmaya çalışılır.

    represyon her insanın kullandığı bir mekanizma olmakla birlikte, yaşamımızdaki bir çok olayı bastırdığımız oranda ve yeni uyum yolları öğrenmede o denli güçlük çekebiliriz. aynı zamanda represyon doğal bazı dürtülerin doyurulamamasına da yol açarak, kişiliğin sağlıklı gelişimini kısıtlayabilir. kişinin kendini bilmesi, kendini tanıması büyük oranda represyonun bütüncül ve yoğun etkisinde kalmasına bağlıdır. ancak her türlü bilinçdışı dürtü ve eğilimlerin olduğu gibi ortaya çıkması ve bilinçlenmesi de, kişinin dağılmasına yol açabilir. örneğin, şizofreni de bir çok düzenek ile birlikte represyon düzeneğinin de aşırı çözülmesi ve bilinçdışı içeriğin darmadağınık bir biçimde açığa çıkması söz konusu olur.

    çocuklukta söze dökülebilen bilinçli olan duygular, düşlemler, istekler ve korkular zamanla tümden ya da çok az bir biçimde bilinçdışının derinliklerine itilirler. bunlaın bir parçası önemli değişikliklere uğrar. örneğin, süblime edilir, diğer kısmı ise represe edildikleri bilinçdışında etkin bir güçle kalırlar ve orada bilinçdışı bir karmaşa, bir tutku, bir saplantı olarak varlıklarını sürdürürler. kişi bunların farkında değildir ancak bunların dvranışlarda etkinliği vardır. yetişkin yaşamda anlamsız gibi görünen, anlaşılamayan bir takım davranış örüntülerini biçimlendiren güçler bunlardır.

    represyonun yoğun kullanımında yaşantının tümüyle ya da bir parçasının hatırlanamaması söz konusudur. örneğin, bir görüşme saatinde oldukça ağır bir bunalıma giren bir kadın hasta, görüşmeden çıkarken kapıda bir bayılma nöbeti geçirmiş, bir saat sonra uyandırıldığında görüşme ile ilgili hiç bir şey hatırlayamamıştır.

    represyon histerinin kullandığı başlıca savunma mekanizmasıdır. kabul edilemeyen şeye karşı, o nesne yokmuş gibi davranır. (represyon yadsımanın türevidir.) cinsel dürtülerin sıklıkla represe edimesi, saldırgan dürtülerin daha sık olarak diğer savunma mekanizmalarının konusu olması, belki de eğitimin cinsellikten hiç söz etmemesine karşılık, saldırganlığın varlığını onun kötü bir şey olduğunu söyleyerek kabul etmesine bağlıdır.
  • kreşe gittiğimiz zamanlarda ailelerin gelmesini beklerken çocuklara açlıklarını bastırsın diye verilen -öyle olduğundan bastırma adını almıştır diye düşündük biz ailecek-, ekmek arası yeşil soğan yiyeceği. normalde evde yemiyeceğimiz birşeyi bayıla bayıla yerdik o zaman. kavga bile çıkardı yok senin ekmeğin büyükmüş, öbürkünün soğanı büyükmüş de bilmemneymiş diye.
  • "ben"cil temizlik