şükela:  tümü | bugün
  • birinci dünya savaşı'nın sona ermesinden sonra 18 ocak 1919'da toplanan paris barış konferansı'nda izmir ve çevresinin ( milen hattı ) yunanlılarca işgal edilmesine izin verildi. yunanlılar da anlaşma devletleri'nin desteği ile bu paylaşım planını gerçekleştirmek amacıyla 15 mayıs 1919'da izmir'e asker çıkardı ve milen hattı'na doğru ilerlemeye başladı. yunanlılar'ın işgal eylemine karşılık bölgedeki yurtseverler silaha sarılıp kuvay-i milliye birliklerini oluşturarak direnişe başladılar. direniş eylemleri ayvalık, bergama, soma, akhisar, salihli, nazilli ve aydın noktalarında yoğunlaştı. 26-30 temmuz 1919 tarihlerinde balıkesir'de yapılan kongrede bu noktalardan geçen bir hat üzerinde batı cephesi oluşturuldu. bu oluşum batı cephesi'nin ilk biçimidir. 4-11 eylül 1919'da toplanan sivas kongresi ile, bölgesel olan bu cephe temsil kuru-lu'na bağlanarak ulusallaştırıldı ve ali fuat (cebesoy ) paşa cephe komutanlığına a-tandı. 24 eylül 1919'da yunanlılar'a karşı yapılan bir saldırının yenilgiyle sonuçlan-ması üzerine askeri saygınlığı sarsılan ali fuat paşa, moskova elçiliğine atandı. cephe ikiye ayrılarak kuzey kesim komutanlığına miralay ( albay ) ismet ( inönü ) bey ve güney kesim komutanlığına miralay refet ( bele ) bey atandılar. 4 haziran 1920'de yunan saldırısı ve işgali yeniden başladı. böylece cephe genişledi. miralay ismet bey 6-10 ocak 1921 ve 26-31 mart 1921 tarihlerinde inönü'de yapılan savaşlarda yunanlıları yenilgiye uğrattı. ikinci inönü zaferi'nden sonra ismet bey'in rütbesi paşalığa yüksel-tilerek, cephe genel komutanlığına asaleten atandı. 10-21 temmuz 1921 tarihlerindeki afyon, kütahya, eskişehir savaşları'nda tbmm orduları yenilgiye uğrayınca ordu, sakarya irmağı'nın doğusu'na çekildi. sakarya zaferi ile batı cephesi son biçimini aldı. 26 ağustos 1922'de başlayan büyük taarruz'la yunanlılar yenilgiye uğradılar ve 11 ekim 1922'de imzalanan mudanya ateşkes antlaşması ile batı cephesi tümüyle kapandı
  • kime gore, neye gore bati cephesi diye dusundurtebilecek bir ifade. ornegin bati avrupa'da bu ifade, cok buyuk kiyimlar getiren 1. dunya savasi'nin fransiz-alman sinirindaki bolgelerini, belcikasi'ni akla getirir. ornegin erich maria remarque'in im westen nichts neues (bati cephesinde yeni bir sey yok) romani buradaki vahseti ve savasin kanli acimasizligini ve anlamsizligini ele almistir.
  • birinci dünya savaşı'nın doğu cephesi ile birlikte en kritik ve kanlı cephesidir.

    almanya'nın belçika ve lüksemburg topraklarını işgal ederek fransa topraklarının içine doğru kat etmesiyle başlayan batı cephesi savaşı, savaşın doğu cephesi ile beraber en kanlı bölgesi olmuştur. o yörede bu güne kadar da böylesi bir zayiat görülmemiştir. fransa ve büyük britanya'nın tüm geçmişinde en çok zayiat verdikleri cephe olduğu söylenebilir. askeri ölüm rakamları, 2 kadarı itilaf devletlerine ait, 1 küsürü alman olmakla birlikte, takribi 3 milyon küsüratlarındadır. yaralı ve hasta rakamı bunun iki katından da fazladır..ölü, yaralı ve sivil olarak toplam zayiat figürleri 8 milyon insan itilaf, 6 milyon insan da alman tarafında toplam 14 milyon insan olarak tahmin edilmektedir.

    cephenin seyri 1914 yılında almanya'nın belçika'nın ve lüksemburg'un üzerinden geçmesi (ki bu iki ülke 4 yıl süreyle alman işgalinde kalacaktır), fransız topraklarında hızlı bir ilerlemeye girişmesiyle başlar. ancak akabinde almanlar belçika tahkimatlarını aşmakta gecikmeler yaşamış, temel planları olan schlieffen planı'nı tam olarak uygulamaya koyamamış, fransızların cepheye kalabalık bir şekilde ihtiyat sürmesiyle ve alexander von kluck komutasında birinci ordu ile karl von bülow komutasındaki ikinci ordu arasındaki genelkurmay başkanı helmuth von moltke'nin de sorumlu olduğu koordinasyonsuzluklar zincirinin de payıyla marne nehri hattında durdurulmuşlar, ve bundan sonra savaş siper savaşı (trench warfare) halini almış ve savaş sonuna kadar da bir adım ileri - bir adım geri formatında devam etmiştir. cephenin kuzey hattı ağırlıklı britanya (savaş boyunca cephede bef - british expeditionary force - adı altında milyonlarca britanya askeri de fransa savunmasında savaşmıştır; itilaf ordularının portekiz gibi ülkelerden destek birlikleri aldığını ve belçika ordusunun savaşa itilaf safında aynen devam ettiğini söylemekte de fayda var), kalan hatları ağırlıklı fransız birliklerince savunulmuştur. kanlı ve zayiatlı, ancak pek sonuç vermeyen taarruzlar (ve taarruza cevaben karşı-taarruzlar) haricinde genel olarak bir sabit siper hatları statükosu içinde çatışma dönmüştür.

    1914-1915: almanlar marne'da durdurulduktan sonra batı cephesinin güney bölümü (alsace ve lorraine çevresi) iki tarafta da çok sıkı tahkim edilmiş olduğundan fazla bir aksiyon olmamıştır. ancak tüm kalan sektörlerde kanlı savaşlar ve taarruzlar cereyan etmiştir. 1914 sonu ve 1915 boyunca ypres, artois, champagne taarruz serileri ile iki tarafta da çok kan dökülmüştür.

    1916: yeni alman genelkurmay başkanı erich von falkenhayn inisiyatifiyle geçilemeyen kale verdun'a yapılan taarruz ve somme'de ağırlıklı britanya katkılı düzenlenen kanlı itilaf taarruzu cepheye damgasını vurmuştur . verdun muharebesi ile beraber verdun, muhtemelen tarih boyunca en çok top atışına maruz kalan alan olmuş, sayısız alman topu aylarca verdun'u dövmüştür (verdun savunmasının komutanı henri philippe petain burada bir parantezi hak eder). her ikisinden de pek bir sonuç alınamamış, sadece ağır kan dökümü devam etmiştir.

    1917: 1917 yeni fransız ordu komutanı robert nivelle'in topçu barajı taktikleri uygulamasıyla almanların kısa sürede mahvedebileceğine ilişkin hezeyanların nivelle taarruzu olarak anılan taarruz serisiyle uygulamaya dökülmesi ile başlamış; bu taarruz hiçbir başarı elde edemediği gibi bilhassa fransız insan gücünü ve ihtiyatlarını tüketen çok ağır zayiatlara neden olmuştur. bu ağır başarısızlık sonucu nivelle'in kellesi gitmiş, olaylar fransız ordusunda firar ve isyanlara kadar gitmiş, durum zor toparlanmıştır. messines, passchendaele (yine ypres çevresinde), cambrai, yine 1917'ye damgasını vurmuş sınırlı kazanımlı taarruzlardır. cambrai'de ilk kez amerikan birlikleri sahne almış, tank bir savaş aracı olarak ilk kez burada yaygın kullanıma sokulmuştur.

    1918: erich ludendorff tarafından planlanan birkaç sektörden yapılan alman bahar taarruzları (kaiserschlacht diye de bilinir), yoğun bir taarruz şeklinde gerçekleşmiş ve ilerleme kaydedilmiştir. taarruzlar son derece etkili olmuş, hatta fransız cephesinin oskar von hutier kumandasında bir alman ordusu tarafından delinmesi neticesine de yol açmıştır. ancak alman ilerlemesinin soluğu bir noktada tükenmiş ve ilerleme durdurulmuştur. bu taarruz, alman kaynaklarını da tüketen nitelikte bir taarruz olmuş, almanya son kumarını oynamış ve son nefesini vermiştir. 1918'de doğu cephesi kapanmış olmasına karşın, ittifakın genel insan kaynağı, hammadde ve üretim kapasitesi ve de mali durumu savaşın sürdürülmesine hiç müsait halde değildir (almanya'nın savaş boyunca britanya deniz blokajına da maruz kaldığını da hatırlatmak fayda var) ve doğal olarak bunun içeride, halkta, savaş için gerekli malzeme üretiminde ve savaşın sürdürülebilirliğinde ciddi yansımaları söz konusudur. 1918'in ilerleyen vakitlerinde amerikan askerlerinin de gelişiyle cepheye taze kuvvet aktarılabilmiş ve ferdinand foch koordinasyonunda yapılarak yüz gün taarruzu olarak adlandırılan ve amiens muharebesi ile de bilinen üç aylık taarruz dizisinde itilaf devletleri almanya'ya son darbeyi vurmuştur. almanya'nın müttefikleri sonbaharda bir bir savaştan çekilirken, almanya'da taarruz neticesinde ateşkes istemek zorunda kalmıştır. savaş boyunca batı cephesi'nde alman topraklarına kalıcı bir giriş yapılmamıştır (almanlar arası övünç konusudur bu husus). neticede savaşın sonunu bir bakıma iktisadi koşullar belirlemiştir. öyle ki almanlar, halen fransız topraklarında bulundukları ve hiçbir toprağına girilmemiş olduğu bir durumda versay antlaşması gibi ağır bir antlaşmayı kabule kadar giden bir mütareke sürecine girmiştir. fakat batı cephesi yıllarının fransa ve büyük britanya üzerindeki etkileri o denli ağır olmuştur ki, versay ile yeni statükoyu belirli bir süre dayatabilmelerine karşın, çok fazla insan zayiatı (bilhassa fransa) ve mali kayıp vermişler, birer büyük güç olarak artık düşüşe geçmişlerdir. fransa'ya bunun yansımaları bilhassa ikinci dünya savaşı'na kadar giden yıllarda siyasi ve sosyal krizler olarak dönmüştür. bu ülkelerce ikinci dünya savaşı öncesi gösterilen pasifist tavır, muhtemeldir ki batı cephesi kayıplarının insani, iktisadi, sosyal boyutlarda yaşanan travmasından ötürüdür.

    yoğun bir hava savaşı ve gaz kullanımı da tarihte ilk kez bu cephede söz konusu olmuştur.

    genel savaş performansı olarak batı cephesi değerlendirildiğinde:

    almanya - taarruz eden tarafta iken de, müdafaa eden tarafta iken de alman savaş performansının genelde iyi olduğu söylenebilir (ancak planlama uygulaması, koordinasyon ve kaynak kullanımı bakımından bu performasın ortalama olduğu ifade edilmelidir). topçu kullanımları genellikle üst düzeyde seyretmiştir. almanların nisbi askeri üstünlüğü zaten zayiatlar incelendiğinde de açıkça görülecektir. ancak almanların esas hatası ve problemleri, koordinasyon ve kaynakların kullanımı anlamında olmuştur. savaş başında durdurulmalarına ve savaşın bir siper savaşı haline dönüşmesine yol açan dahi en başta almanların planlarını tam uygulayamamış ve ordularının koordinasyon içinde ilerleyememiş olmasıdır. savaşın devam safhalarında da verdun, bahar taarruzları gibi taarruzlar almanların kapasitelerini doruklarına kadar zorlamalarına ve bilhassa bahar taarruzları bakımından çok ihtiyaç duyulan bir dönemde bir seri taarruzda kaynaklarının tamamını tüketmek şeklinde olmuştur.

    fransa - taarruzda genellikle kötü, savunmada iyi bir performans olarak değerlendirilebilir. fransızlar yüklü ihtiyatlarla ve büyük kayıplar pahasına almanları durdurmayı başarmışlar, sert alman taarruzlarına karşın cepheyi de genellikle stabil tutabilmişlerdir. ancak nivelle taarruzu başta olmak üzere fransız taarruz performansı genellikle lüzumsuz kayıplara neden olmuştur (o denli ki 1917 itibariyle ordu iç isyanlara ve firarlara maruz kalacak noktaya gelmiştir)

    büyük britanya - taarruzda genellikle ortalama, savunmada iyinin az altında ortalama üstü bir performans denebilir. kilit noktalara yapılan taarruzlarda sınırlı başarılar elde etmişlerdir. savunmada ise cephenin kuzey sektöründe cepheyi stabil tutmakla birlikte, alman taarruzlarının ağırlığının genelde fransızlarca tutulan sektörlerden geldiği de gözetildiğinde, ypres bölgesindeki kaydadeğer savunmalar da gözetilerek iyinin az altında ortalama üstü bir performans sergiledikleri söylenebilir.

    abd - 1917'de savaşa giren bu ülkenin birlikleri batı cephesine kalabalıklar halinde ancak savaş sonundan birkaç ay önce intikal edebilmiştir. abd ordusu geç, ama kritik bir zamanlama ile gelmiştir. savunmada genellikle açıkları kapatacak şekilde ikame edilen abd ordusu, savaşı belirleyen son taarruzlarda etkin olarak kullanılmıştır. eğitim ve savaş tecrübesi yönünden diğerlerine kıyasla eksik olan bu ordunun, bu eksikleri dikkate alınarak değerlendirildiğinde hiç de kötü olmayan bir performans göstermiş olduğu söylenebilir.