şükela:  tümü | bugün
  • iletişim yayınları'ndan çıkan şahsi düşler ve onur kırıcı gerçekler kitabının 1995 doğumlu yazarı.

    iletişim yayınları yanılmıyorsam uzun süre sonra ilk defa bu kadar genç bir isme zar attığı için umutlandım ve dün akşam aldığım kitabı hararetle okuyarak az önce bitirdim.

    tanıtım metninde "sözcük oyunlarıyla renklenen ince bir mizahın öyküleri" denmiş. çarpıcı bir sözcük oyunu görmediğim gibi, ince ya da kalın bir mizaha da rastlamadım. kitabın büyük çoğunluğu vasatın altında, az kısmı vasattı. vasatın üstüne çıkılan belki bir iki cümle vardı, ki bu istatistiksel olarak rastgele yazılan bir metinde de olabilecek türden.

    yaratıcılık başlığına gelirsek; birkaç mitolojik ögeyi ve fantastik unsuru günümüzle harmanladığımızda "vay canına, amma da yaratıcı bir yazar" denmiyor. batıkan kardeşimiz tanpınar'ı sevdiğini söylemiş bir röportajında, saatleri ayarlama enstitüsü'nü bir de bu açıdan tahlil etmesini tavsiye ederim.

    şimdilik diyeceklerim bundan ibaret, ekleme yapmaya niyetlenirsem editlerim.

    peşin not: genç olması benim için olumlu bir şeydi. ama sırf genç diye kötüye iyi, iyiye kötü diyemem. üstadımız ataç böyle buyurdu.
  • geçtiğimiz hafta kitabı elime geçen genç yazar.

    her şeyden önce bu yaşta iletişim yayınları'ndan kitap çıkarabilmiş durumda olması çok ilgimi çekti.

    okudukça da oldukça yaratıcı bulduğum gerçek hayat tespitleri ile karşılaştım. burada okuyacak olanlara çıtlatmak istemiyorum, ancak genel anlamıyla kitap; sıradan bir insanın başından geçebilecek tecrübeleri ve varacağı sonuçları ilginç bir dil ile anlatıyor. seinfeld'de veya umut sarıkaya'da bu tür başarılı analizler görebiliyordum. yazarda iyi bir gözlem yeteneğinin olduğu aşikar.

    ancak vakit geçtikçe, yeni tecrübeler yaşadıkça yazıları daha da pişecek gibi.

    sonuç olarak yazarı daha ilk kitabında darma duman edecek yıkıcı eleştirilerin yanlış olduğunu düşünüyorum. eğer kendisi burayı okuyorsa ona diyeceğim şey kendi sesini dinlemesi ve daha çok insan ve olay gözlemi yapması
  • tolstoy'un eften püften bir yazar olduğunu ima eden yazardır. keşke yazar olduğu kadar biraz da okur olabilseymiş. yazık ki sadece rus değil aynı zamanda dünya edebiyatının da temel taşlarından olan tolstoy bir "çocuk" tarafından aşağılanmaya maruz kalmıştır. dilerim kendisi daha fazla "eser" okur.
  • şahsi düşler ve onur kırıcı gerçekler isimli öykü kitabının müellifi. gelecek vaat eden edebiyatçılar listeme ekliyorum.
  • berbat bir çevirmen. ingilizce bilmeyip boyundan büyük işe kalkışanlardan. öyle ki, wasp için muhtemelen tureng'e bakıp eşek arısı karşılığını uygun görmüş. şu kavramdan bîhaner cahiller noolur elini sürmesin çeviri denen zanaate:

    (bkz: white anglo saxon protestant)
  • öykü yazarı. veresiye espri satmayan komedyenler, bayramda el öpmeye kendi klonunu gönderen yeniyetmeler… ikinci köprüde intihar etmek yasaklandığı için üçüncü köprüye giden, oradaki kuyruğu görünce de intihar etmekten vazgeçen memurlar, fotokopi makinesinin ışığında görülen ekspresyonist rüyalar… öpmek isteyince hata raporu veren robot sevgililer, rüya görmek için ödenen vergiler, yaratıcı intiharlar tasarlayıp satan departmanlar, olimpos-beşiktaş minibüsünde mitolojik şöhretlerle ayaküstü muhabbetler…
  • büyük torpillerin insanı zannımca.

    iletişim'in bu kadar sığ metinleri kitaplaştırıp piyasaya süreceğini başka türlü düşünemiyorum çünkü. şuna bak:

    "- senden bir espri alacaktım, güzel midir?
    - aynısını kendi evimde kullanıyorum.
    - gerçekten mi?
    - lafın gelişi.
    - ne kadar?
    - on lira.
    - yedi yapalım.
    - lafın bana gelişi o kadar."

    ya bir yürüyün gidin ya.

    şu metinler bu ülkede, yetkin yayınevleri tarafından basılır hâle gelmiş. ne yazık ki çöküyor muyuz, göçüyor muyuz bilemedim. sanırım çökmüştük, çöktüğümüz yerden de şimdi göçüşe geçtik. yazık yemin ediyorum çok yazık. bu böyle olmamalı. bu metinler kitap diye basılmamalı.