şükela:  tümü | bugün
  • yıllarca "botonon ohlokono olmoyolom" diye bağırdılar. bir ara aklıma geldi, "amk neden almayalım ki" dedim.

    örneğin birçok avrupa ülkesinde metrolarda herhangi bir kontrol olmamasına rağmen, insanların neredeyse tamamı biletlerini okutuyorlar. en basitinden, bizim insanımızdan daha güler yüzlüler. türkiye kırsalında nasıl kansızlıkların döndüğünü zaten biliyoruz.

    (bkz: batı ahlakı)

    edit: "biz" derken kastedileni anladınız :)
    edit 2: üşendiğimden dolayı birçok şeyi yazmadım. hala bir şeyleri körü körüne savunmaya çalışanlar var ama şaşırmıyorum.
    ahlakı sadece evde misafir ağırlamak olarak görüyosan evet, bizim toplumumuz daha ahlaklı. hoş, bu kültür bile git gide yok oluyor.
    ahlak kavramına nereden baktığına bağlı bu önermenin doğruluğu. ki ahlak dediğin şey ikili ilişkileri, işini ne kadar doğru yaptığını, yaşadığın ekosistemi ne kadar temiz tuttuğunu vs. kriterleri de kapsar. ne kadar huzurlu yaşıyorsunuz önce onu sorgulayın ekşici dostlar.
  • bir kaç ayrıntıya ihtiyaç duyan önerme.
    *bir genç kadın ve bir genç erkek beraber kaldıklarında "şimdi napıyorlar acaba? bunun annesi babası yok mu?" temalı dedikodularıın muhtemelen daha az olduğu, her akşam işten dönerken tip tip bakanların nerdeyse yok denecek kadar az olduğu önerme. az diyorum hiç yok demiyorum çünkü artık batıya da doğulular dolmuş.

    *bekara ev vermem yoksa karı kız atar arkadaşlarını çağırır mantığı ise gözlerimin önünde çığ gibi büyüyen bir akıma dönüştü. batıda benim yaşadığım şehirde kimse kimsenin bir tarafına kafa yormadığı için bu sıkıntılar yaşanmadı.

    *şort giydi diye bir kadına tekme atan "erkek"ler daha az. ama durağını bulamadın diye muhtemelen işine gidecek ama işini gücünü bırakıp tek başına sana durak aradığı, bulunca alıp götürdüğü "adam"lar var.

    *dışarıda şortunla gezince seni uyaran, dik dik bakan, sana rahatsız edilmeyi hakediyormuşsun gibi muamele eden insanlar daha az. istediğin kıyafetleri giyip sokakta yürüyorsun falan. ben de inanamadım. resmen ütopya ve çoğunluk dönüp bakmıyor bile. bundan büyük ahlak olur mu?

    *4-5 kişi bir hizmeti almak üzere toplantığında hepsi aynı anda hizmeti alacağı noktaya (gişeye, atmye, otobüse) yönelmiyor. kendiliğinden sıraya giriyorlar ve ben hiç sıra kavgasına denk gelmedim. mutlaka denk geleniniz vardır. ilk sıra kavgasına türkiye'de havalimanında denk geldim.
    ben dine inanan bir insanım. ama ahlak dinden gelmemeli. ahlak karakterden gelen bir şey olmalı.

    yoksa hangi dinden olursan ol zorlama bir ahlak oluyor ki bir süre sonra kendiliğinden patlıyor.
  • işin geyik tarafı bir yana tarafsız, önyargısız ve analitik bir gözle incelendiğinde gerçek olduğu görülecek olgu.

    içimi burkan, kalbimi kıran, sömürgeciliğini vs hep eleştirdiğim batının önünde boynumu bükük koyan gerçek.

    ne ayıp, ne kadar üzücü, ne kadar kahredici !
  • hırsızlık ve cinsel suçlar konusunda istatistiklerin tam tersini gösterdiği önerme.

    ve evet ekşici, şu an kafanda yanan ampulü gorerek bir alt başlık daha geciyorum:

    bu istatistikler mülteci alımından önceye ait.

    edit: hırsızlık ve cinsel suçların cezalandirilmadigi miti de ekşi sozluk mitlerinden biri. aksine bu ikisinin ceza hukuku özellikle orta doğu'da çok net ve caydırıcı nitelikte olduğu için hem istatistikler hem istatistiklerden bağımsız sosyal arastirmalar bunu gostermektedir.

    ornek olarak hindistan doğu toplumdur ama burada bu oranlar nüfusla birlikte değerlendirildiğinde çok yüksektir.

    aynı şekilde afrika'da sosyal düzen olmamasına yani bircok hukuk işlemi uygulanamamasina rağmen istatistikler buradaki oranların yüksekliğini tespit edebilmiştir.

    mesele bir şeylerin hasır altı edilip edilmemesi değil, araştırmaların devlet kayıtlarıyla sınırlı olmamasıdır.

    turkiye'nin ahlaklı bir ülke olduğuna inanmıyorum ancak avrupa'nin ahlak merkezi olduğuna dair de bir kanaatim yok. aksine avrupa, ahlaki bircok konuda "dogu toplumlarından" geri kalmış haldedir.

    yeni hulyalarinizdan birini curuttugum için üzgünüm.
  • rusvet ve yolsuzluk sozkonusu oldugunda bariz gorunen gercek. simdi birileri cikip sanki batida hic yolsuzluk olmuyor diyebilir, oluyor tabi ama bizimki gibi gelenek haline gelmemis, batida yiyor ama calisiyor diye bir soz yok. bir de batida yolsuzlugu cikinca veya kendi sorumlulugu nedeniyle birine zarar gelince insanlar cogunlukla istifa ediyor, bizimkiler ise karsisindaki sucluyor ve terfi ediyor.
  • bizdeki ahlak anlayışının, sadece sevişmek üzerinden değerlendirilmesinden dolayıdır. hırsızlık yaparsın, "ama adam bizden" denir; yolsuzluk yaparsın, "yiyor ama çalışıyor" denir; bir kadının boğazını kesersin, "oğlumu evine almasaydı" denir. örnekleri arttırabilirsiniz.

    bütün bunların yanında, birbirini seven iki insan olarak, yapabileceğiniz en doğal davranışı sergiler ve sevişirsiniz; "ahlaksızlar, türk aile yapısı, çocuklara kötü örnek ..." diye uzar gider.
  • evet sizden daha ahlaklılar.

    t:bir önerme, kısmen yanlış.
  • hırsızlık ve cinsel suçlar konusundaki istatistiklerin tam tersini gösteremeyeceği önerme. hırsızlık, cinsel saldırı ve daha pek çok suç, "doğulu" toplumlarda cezalandırılmıyor, sistemli biçimde hasır altı ediliyor. dolayısıyla istatistik denen naneyi suç sıklığı üstünden karşılaştırmalı çalıştırmak anlamlı değil.

    ahlaklılık baremi olarak ille suç/ceza sistemi ele alınacaksa bir suçun işlenme sıklığına değil, o suçun cezalandırılma mekanizmalarına bakmak anlamlıdır. örneğin, bir politikacının yolsuzluk yaptığı tespit edildiğinde avrupa'da ne oluyor, türkiye'de ne oluyor? veyahut, bir tacizci/tecavüzcü avrupa'da nasıl karşılanıyor, türkiye'de nasıl karşılanıyor?

    bu gibi sorulara hakkaniyetle cevap verebilecek karaktere sahip olsanız böyle abuk subuk "batı çok rererö" gibisinden konuşmaya cüret edemezsiniz.
  • batı'da insan ilişkileri yoktur. birimler arası robotik ilişkiler vardır. bu ilişkileri de karşılıklı çıkarlar belirler. çıkarların bozulması durumunda, batı gerçek yüzünü vahşiliğini gösterir. tıpkı dünyanın geri kalanına gösterdikleri gibi. bunlar dünyaya hakim olduklarından beri insanlar gün yüzü görmemişlerdir. savaş kan gözyaşı dışında dünyaya kattıkları birşey yoktur. şu anki stabil durumları maddi doyum ve refah ile ilgilidir. hristiyan ahlakı bile batıyı insanlaştıramamıştır. zaten şu anda batı hristiyan bile değildir.

    batılı olup halen insan kalmayı başaranlar müslümanlığı tercih etmektedirler. birimsel robotik kimliklerinden kurtulup kanıyla canıyla ruhuyla insan olmanın tadını almak islam ile mümkündür çünkü.

    batı'ya çok özenmeyin gençler. her ne kadar pek çok sorunumuz olsa da insanımız hala insandır ve genel olarak ahlaklıdır. bizdeki sıkıntı batı'yı kurtuluş görüp onlara angaje olmaya çalışmaktır. halbuki bizim onlarla genetik uyuşmazlığımız vardır. yok ben refah içinde yaşayım da robotik bir birim olmaya razıyım diyorsanız siz bilirsiniz. matrix filminde bile isteye matrix'e dönen ve herşeyi unutma karşılığında arkadaşlarını satan o hain vardı ya en fazla o olursunuz işte.

    hadi kolay gelsin.