şükela:  tümü | bugün
  • attila ilhan'in 1981 yılında kaleme aldığı, 12 eylül öncesi dönemi yansıtan ve 15 mayıs 1977 ile 10 temmuz 1979 tarihleri arasındaki yazılarınin yer aldigi kitap. kitabın son bölümündeki "meraklısı için ekler" bölümünde amerika'da dar bir yönetim ve iş çevresine gönderilen "executive intelligence review" adlı derginin "hizmete özel" gizli raporunu aynen açıklıyor. bu raporun giriş cümlesi ise şöyle :
    "türkiye maliye bakanı yılmaz ergenekon geçen hafta dünya bankası ve uluslararası para fonu (imf) ndan emir almak üzere washington'a geldi."
  • (bkz: hangi bati)
  • amerika'da calisan bazi yabanci kokenli insanlarin bu ulkede olmalarinin ana sebebinin amerika'nin bu insanlarin ulkelerine (turkiye dahil) yaptigi cikarci pisliklerin oldugunu farkettiren, "sistemin bir parcasi" oldugumuzu ve 1970'lerden sonra turkiye'nin nasil tamamen dis gucler tarafindan yonlendirildigini anlatan kitap. can sikici gercekleri okuyunca kapitalizmin anavataninda yasayan, "neden buradayim?" gibi bir sorgulama modunda olan turk vatandasini isyan moduna sokabilecek eser.
  • üstadın yıllar önce kafamıza vura vura yazdığı başyapıtlarından biri. türkiye nin emperyalist düzen içinde nasıl ufak ufak eritildiği , o dönemde parçalanmış ve parçalanmakta olan , avrupa ve orta doğu üzerindeki ülkeler türkiye de dahil olmak üzere nasıl düzenli bir şekilde , belirli atamalarla parçalanıyor , üzerinde nasıl oyunlar oynanıyor tek tek anlatmış . basından topladığı bilgiler ile de kafamıza vuran üstad bazı şeyleri görmek için kahin olmak gerekmediğini , sadece tarihteki olayları ve gelişmeleri iyi takip etmenin yeterli olduğunu da öğretiyor .

    ah üstad , ceviz kabuğuna katıldığın programın tadı damağımızda kaldı , erken gitmeseydin bir kaç şey daha söyleseydin belki uyanırdık birşeylere ...
  • 12 eylül1980 öncesi 12 eylülün geleceğini öngören kitap. kemal dervis li yazılar da oldukça ilginç. attila ilhan ın hep haklı çıktığına dair yığınla belgeden bir tanesidir bu kitap aynı zamanda.
  • ...
    'batı'nın deli gömleği', 12 eylül dağdağası içinde yayınlanmıştı, darbeden hemen sonra, o gergin gerilimli günlerde; öyleki eşdost, başıma gelecekleri, biraz merakla, bir hayli endişeyle bekliyor. bazı ünlü gazeteci/yazarlarımızın, 'müdahale'yle ilgili kitaplarını, beş yıl kadar sonra yayınladıkları hesaba katılırsa, merak ve endişenin yersiz olmadığı düşünülebilir; oysa selimiye kışlası'na, bir şiir kitabım hakkında ifade vermek için çağrıldım; demek, 'batı' nın deli gömleği'ni farketmediler.

    aslında darbeden önceki son üç yılın tesbitlerini içeren kitap, 12 eylül'ü öngörmüştü. 12 eylül'den sonra olacakları da! 'sistem'in 12 mart'la gerçekleştiremediklerini, aynı 'sıcak müdahale' tekniğiyle gerçekleştirmeyi tasarladığı, 70'li yıllar boyunca hissediliyordu: ekonomi, imf ve dünya bankası'na sıkıca bağlanarak, bağımsız bir sanayi gücünün oluşması engellenecek; seçimle gelen yönetimler, o 'acı ilâçları' halka içiremiyorsa, 'asker' devreye sokulacak; dahası, bölgesinde nüfuz sahibi olmaya doğru giden türkiye'nin hızı, kışkırtılan iç çatışmalarla kesilecekti.

    bunların hepsi uygulanmıştır, bugün de uygulanıyor. on küsur yıl sonra, tekrar geriye dönülüp bakıldığında, ülkenin o tarihteki yerinden, çok daha gerilere kaymış olduğu görülmektedir: 12 eylül'den sonra, ısrarla 'bu dilencilikten kurtulacağız' diyen general evren, içinden geçtiği gerçeği ancak geçenlerde dile getirebildi: "- abd'ne elini verenin kolu gider!" ne acıdır ki, o tarihte ihanet-i vataniye addedilen fikir ve davranışları. 12 eylül sayesinde bugün 'ilericilik budur' diye, 'türkiye'ye kurtuluş yolu' olarak önerenler var.

    'batı'nın deli gömleği' o zaman olduğu gibi, şimdi de uyarıcı bir kitap, o 'çıkış yolu'nun neden çıkmaz olduğunu hem güncel siyasi iktisat konjonktürü içinde, hem de tarih perspektifi içinde gösteriyor: 'sistem'in son çeyrek yüzyılda pakistan, şili ve arjantin'de yaptıkları, geçen yüzyıl boyunca devlet-i aliyye-i osmaniyan'a yaptıklarından, sanki çok mu farklıdır? varsa o fark, kesinlikle mahiyet farkı değil, olsa olsa üslûp, ya da derece farkı, mahiyeti değişmez: 'sistem' kendi içinde (eski tabirle düvel-i muazzama arasında) müslüman yapılı 'büyük devlet' istemiyor: zor da olsa, osmanlı bu yüzden dağıtılmadı mı?

    bu sebepten türkiye cumhuriyeti'nin balkanlar'da kafkaslar'da ve ortadoğu'da 'nüfuz edinmesi' mutlaka önlenmesi gereken bir tehlikedir; onun için, türlü çeşit kışkırtma ve kalkışmalarla, sevres haritası'nın tekrar güncelleştirildiği mi söyleniyor; iç sayfalarda bir yerlerde o haritayı, general tagaris'in daha 70'li yıllarda nasıl gündeme getirmiş olduğunu okuyacaksınız.

    'faşizmin ayak sesleri', 'batı'nın deli gömleği', 'ulusal kültür savaşı', 'sağım solum sobe'...hayret! sanki otuz yıldır gazi'nin anti/emperyalist, laik ve demokratik cumhuriyetinden; osmanlı'nın 'koca' reşit paşa'nın tanzimatı'na nasıl kaydırıldığını belgelemişim! insanı hüzün basıyor ama, hüzün yasak! öyleyse 'aydınlar savaşı'na bir göz atalım, bir de elbet 'sosyalizm, asıl şimdi'ye! bugünün yanlışlığı ve ağırlığı, müdafaa-i hukuk'un ve kuva-yı milliye'nin 'neferlerini' çökertebilir mi? görevleri, o zaman olduğu gibi, yılgınlığa kapılmak değil, yarını örgütlemektir; çünkü nâzım, ne demiş:

    "...herhal ilerdedir, yaşanacak günlerin en güzelleri!..."

    attila ilhan, batı'nın deli gömleği, "önsöz yerine (devam)", sf.13-14, bilgi yayınevi 2. basım, 1995.
  • her ekonomik krizde aklıma bu kitap gelir.
    ne güzel anlatmış rahmetli dünü okurken bugünü yarını öbür günü görmek
  • " türk halkı birleşik amerika’ya güvenmez. güvenmemesi için sebep çok. bir türlü kimse söylemiyor. amerika lozan anlaşmasını hâlâ imzalamamıştır. şimdi bu ne demektir; türkiye’nin sınırlarını tanımıyor demektir. türkiye’nin sınırlarını tanımayan bir amerika’yla sen nasıl stratejik müttefik olursun? bu nasıl bir çılgınlıktır?

    bir defa buradan başlayan bir aksama var. türkiye’nin sınırlarını tanımadığı takdirde zaten ermenistan ve kürdistan gerçeği birden çok doğal ve hemen gerçekleştirilebilir bir olay haline geliyor. onca yıldır bu işi hep bize karşı kullanıyorlar. ve onun için hep karşımızdalar. bizi tanımıyor ve ancak onun dediklerini aynen yaptığın takdirde varedecek.

    hepsini yaptıktan sonra yani iran’ı ve suriye’yi de temizledikten sonra zaten sana dönecek, o seddi meddi hepsini yapacak ve türkiye’yi de beş altı devlete bölecekler.

    bu beş altı devletin biri rum, biri ermeni, biri kürt, biri küçük bir türk ülkesi ve geri kalanı da iyonya olacak. şimdi bu projenin varlığı biliniyor.

    bu proje ‘70’lerde ortaya çıkmış. amerika’da dağıtılmış. türkiye’ye gelmiş. türkiye’de bunun yayını yapılmış. “batının deli gömleği”nde vardır bütün tafsilatıyla.

    şimdi bütün bunlar ortada iken sen amerika’nın iyi niyetine hâlâ nasıl inanıyorsun. lozan’ı imzalamamış. 1927’ye kadar türkiye’ye sefir göndermemiş. türk devleti’ni tanımamış.

    niye başkası söylemiyor da onlar söylüyorlar. ahmet emin bey söylüyor, halide edip hanım söylüyor, bunların hepsi amerikan mektepleri mezunları. hemen amerika bir sürü heyet gönderiyor o zaman bize, anadolu’ya heyetler geliyor, her tarafı geziyor tetkik alıyorlar, notlar alıyorlar, kararlar veriliyor, hatta o zaman gazetelerde çıkmış bir beyanatta o gelen heyetlerden birinin başkanı (romana aldım) “türkler’i adam etmek için buraya yüz bin tane amerikalı getirmek yeter” diyor.

    türkleri adamdan saymıyorlar ve doğuyu amerikalılarla dolduracaklar."

    attila ilhan - ileri, sayı: 15 - mart nisan 2003

    (bkz: intibâh başladı)
  • 5 ağustos 2018 iran olayları sonrasında akıllara gelen attila ilhan eseri. 1981 yılında yazılmasına rağmen günümüzde yaşananları öngören tespitleri içeriğinde bulundurur..

    "hepsini yaptıktan sonra yani iran’ı ve suriye’yi de temizledikten sonra zaten sana dönecek, o seddi meddi hepsini yapacak ve türkiye’yi de beş altı devlete bölecekler.

    bu beş altı devletin biri rum, biri ermeni, biri kürt, biri küçük bir türk ülkesi ve geri kalanı da iyonya olacak. şimdi bu projenin varlığı biliniyor."

    (bkz: ortadoğu'da kafkas seddi)