*

şükela:  tümü | bugün
  • batının ikiyüzlülüğünden kasıt genelde kıta avrupası ama özelde ingilizlerin ikiyüzlülüğüdür. roma imparatorluğundan sonra çok geniş topraklara hükmeden tek batı imparatorluğu ingiltere imparatorluğudur. ingiltere denizcilikteki başarısının yanında bu gücünü hile ve entrikadaki ustalığından almıştır.

    kendilerinin de dediği gibi ingiltere’nin müttefiki yoktur, çıkarları vardır. helen uygarlığının barbar diye tarif ettiği ulus aslında ingilizlerdir. bir ingiliz doktor arkadaşım” milletimle hiç gurur duymuyorum hatta utanıyorum. dünyada nereye gittiysek kan, acı ve gözyaşı götürmüşüz” demişti. bir kızılderili atasözü ise “ bir derede iki balık kavga ediyorsa bilin ki az önce oradan uzun bacaklı bir ingiliz geçmiştir.” der. kimi kaynaklara göre 70 milyon kızılderili kimine göre 90 milyon kızılderili beyaz adam tarafından öldürülmüştür. belki de insanlık tarihinin gördüğü en büyük, en gaddar ve en acımasız soykırım amerika yerlilerinin uğradığı soykırımdır.

    tarihimize baktığımızda ise, erken ortaçağı saymazsak, ingilizler kadar bize zararı dokunmuş bir millet yoktur. mısır’ın bizden koparılmasından tutun da 1. dünya savaşına, imparatorluğun parçalanmasına kadar ingiliz entrikaları hiç bitmemiştir. kürt ve arap ayaklanmaları, müslüman kardeşler örgütünün, deaş’ın kurulması hep ingiliz oyunlarıdır.

    birinci dünya savaşı sırasında ingilizler osmanlı’yı paylaşmak için ona yakın gizli antlaşma yapmıştır. bunların en bilineni sykes-picot’dur. gizli antlaşmaların ortaya çıkması ise yine ingiltere’nin müttefikleri ile arasında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı olmuştur. 1. dünya savaşından çekilen ruslar ingilizler’in ikiyüzlülüğünü dünyaya göstermek için bütün gizli anlaşmaları açık etmiştir. londra antlaşması ile akdeniz ve egeyi italyanlara vermeyi taahhüt eden ingiltere, italya’yı savaşta kendi safına çekmiştir. paris konferansı’nda , izmir’de güçlü bir italya birliği görmek istemeyen ingiltere, izmir’in yunana verilmesini kabul ettirince, italya sözünde durmayan ingilizler’e “başlarım sizin sözleşmelerinize de politikanıza da” deyip konferansı terketmiş, daha sonra da anadoluyu terketmiştir.

    amerika ise wilson prensipleri ile gizli antlaşmaların geçerli olmayacağını şart koşmuş, amerika’yı karşılarına almak istemeyen ingiliz ve fransızlar bu prensipleri kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. paris konferansında verilen sözlerden 6 ay sonra, paris’in sevr semtinde eski bir porselen fabrikasında imzalanan sevr anlaşması ile ingiliz ve fransızların sözlerinde durmadığını gören amerika, “ bu nasıl ikiyüzlülük ve alçakça bir politikadır” deyip avrupayı terk etmiştir. türkleri yok etmeyi amaçlayan ve yüzlerce maddeden oluşan sevr antlaşması hakkında karahisar mebusu nebil efendi, "boşuna yorulmuşlar, türkiye'yi yok diyeydiler, daha iyi ederlerdi" demiştir. avrupa’yı terkedip onları kendi haline bırakan amerika, almanlar ingiltere ve fransa’yı işgal edince atalarına yardım için tekrar avrupaya dönmüştür. amerikalılar zamanında kızılderililerin kendileri için söylediği “ beyaz adamın sözleri suya yazılan yazıya benzer” sözünün haklılığını, atalarının kendilerine de aynısını yaptıklarından sonra anlamışlardır.

    günümüzde de verilen fakat tutulmayan sözler, demokrasiden, hukuktan bahsedip terör örgütlerine artık iyice açığa çıkan destekleri, batının ikiyüzlülüğünü açıkça göstermektedir.
  • ingiliz fonlayıp, eğitip, örgütlediği, başka bir ingilizin belgeselini çektiği, amerikanın o belgesele oscar ödülü verdiği the white helmets isimli yardım örgütü görünümlü terör örgütü de bu ikiyüzlülüğün tescilli örneklerden biridir.
  • g20 toplantısında prens muhammed bin selman'a yapılan muamele.

    bu liderlerin ne kadar haysiyet yoksunu adamlar olduğunu bir kere daha gösterdi.

    herkes kaşıkçıyı bu adamın öldürttüğünü biliyor.

    bu adam mahkemede hiç hüküm giymeyebilir fakat vicdanlarda o hükmü giydi ve bu insanlar bunu bile bile bu adamla görüştüler, tokalaştılar vs.

    halen insan haklarından bahsedecek yüzleri olması ilginç
  • amin maalouf çivisi çıkmış dünya kitabında o kadar güzel bir örnekle açıklamış ki;

    ......"amsterdam'da cezayir kökenli genç bir kadın mahallesindeki göçmen kadınlar, kendi aralarında buluşsunlar, aile içinden çıkabilsinler, özgürce sorunlarından söz etsinler diye bir tür kulüp kurmak istiyormuş. bir yetkili kendisini kabul etmiş, dinlemiş ve belediyenin kendisine yardım edip edemeyeceğini öğrenmek üzere birkaç hafta sonra yine gelmesini istemiş. belirlenen tarihte yeniden belediyeye gittiğinde, tasarının gerçekleştirilemeyeceği söylenmiş. mahallenizdeki imamla görüştük, bunun iyi bir fikir olmadığını söyledi. "................

    batı yönetimi bireysel özgürlükleri kendi vatandaşı (elbette sonradan göç edenler kast edilmiyor) için sağlarken. şark'a da oryantal bir gözlükle bakıyor.
    "bireysel olamamış, olmayacak belki de olmaması gereken-yönetebilmek için- örgütlere, cemaatlere yada bir güce bağlı yaşayan, yaşaması gereken"
  • kendileri koca koca ülkelere bin türlü oyun yaparak saldırır, sivil katliamda bulunur, ülke liderlerini devirir, ülke rejimini değiştirir, ülke zenginliklerini sömürür; ama türkiye, ülke bile olmayan bir silahlı organizasyona saldırı düzenlediğinde hepsi kazan kaldırır. hem de bu saldırı hem kendini korumak için hem de girilen ülkenin bölünmesini engellemek için olsa bile. gayet ayakları yere basan sebepler bulunsa bile. bundan önce ki operasyonlarda sivil kayıp minimum miktarda olmuş olsa bile. bunlara boyun eğmemek lazım. boyun eğersen yarın senin boynuna göz dikerler.
  • burada görülebilecek ikiyüzlülüktür. yani 9 aylık bebek dahil 8 sivilin hayatını kaybettiği bir terör saldırısı daha nasıl meşru görülür anlamıyorum. adam diyor ki onları bombalıyorsunuz, ne yapmalarını bekliyorsunuz? abd'de yaşanan 11 eylül olaylarına da aynı şekilde bakılabilir o zaman? ya da herhangi başka bir ülkede yaşanan terör olayı bu şekilde haklı çıkarılabilir.