şükela:  tümü | bugün
  • bu önermeye bir de japon modernlesmesi (ki filhakika modernizm, "terakki"nin ta kendisinin bizim hala ulasamadigimizdir safhasidir, elalem postmodernizmi tartisirken bizim hala serif mardin ve turk "modern"lesmesini tartisiyor olmamiz acidir) ornek verilmeden olmaz..

    amma velakin bilinmez ki japon kulturu de batidan aldigi ve uc noktalara goturdugu teknigin kacinilmaz sonucu ve globalligin de etkisiyle, hizla batiya savrulmaktadir.. yok inanmiyorsaniz gidin biraz gunumuz japon edebiyati okuyun, japon sinemasi izleyin -hatta uc ornek (bkz: vibrator)-, batinin mini etegini yasam tarzi yapmis aslinda "kulturunu koruyan geysalar" olmalari gereken japon kizlarini gorun.. ve bu yuzyili gectim, taa gecen 19. yuzyilda imparator meiji'nin halkina bati tarzi giysiyi dayatmasini hatirlayiniz: adam katanasını dolaba kaldirip papyon takmis boynuna, sonra da japonlara geleneklerini koruyarak modernlesti deyiniz, ohannesburger .

    iran islam cumhuriyetinin kurulus felsefesinde, bati tarzi olmayan bir modernizm tanimlama (papyon kravat demisken, iranlilarin batinin ceketini giyip kravat takmayi reddetmeleri geldi aklima - trajikomik su ortadogunun hali) histerisi vardir; ama n'olmustur, modern olayim postmodern olayim derken, iran fosmodern olmustur.. occam'in usturasi bu durumda der ki, medeniyetin cagimizda aldigi sekil olan modernizm eger bir tek batida gerceklesmisse, o modernizmden gayri modernizm namumkundur..

    simdi buna itiraz olarak japon modernlesmesi ile rus modernlesmesi ornek verilebilir. burda sunun altini cizmek gerekmektedir: japonyanin kendine has bir takim sartlari modernlesme yarisinda batiyi yakalamalarini saglamistir; ve analiz edilirse gorulecektir ki japon modernlesmesi aslinda hasindan bir bati stili modernlesmedir. japonya haricindeki tum bati disi modernlesme deneyleri buyuk olcude eklektiktir, kurumsallasmasi eksiktir; sonuc olarak dengesizdir. (bkz: rus modernlesmesi)

    japon modernlesmesi demisken, bazi seyleri acalim: japonya'nin kendi basina 1600'lere kadar gecirdigi icsel evrimle bizimki arasinda daglar kadar fark vardir. japon toplumu hukuksal anlamda tarihinde hicbir zaman tutucu olmamistir, bu onlarin 1600'lerden sonra kolonizasyon yarisindaki avrupalilarla pasifikte karsilasmalari sonucu tanidiklari yabanci eserleri ve davranislari kendilerine adapte etmelerini cok hizlandirmistir. militer bir din anlayisindan destek alan feodal elit, planlamayi (imparatoru) onde tutarak toplumu ileriye itmistir. ilber ortayli'nin tarih dersleri programinin bir bolumunde, 18. yuzyilda japonya'da erkekler arasinda okuma yazma oraninin %45, kadinlarda (buraya dikkat) %15 oldugu bahsi gecmistir ki, bu 18. yuzyil icin dehsetengiz bir yuzdedir. bizde ise ayni devirde hem kendisi curumus hem de hukuku curutmus bir din anlayisi, birakin okuma yazmayi, (ii. mahmut gibi vizyon sahibi kisilerin naif emeklerini saymazsak) kadinin toplumdaki rolunu sifira yaklastiran bir anlayis ve avrupadan gelen herseye karsi olma egilimi vardi (ki hala var).

    zannimca bu noktada toplumsal hukuk meselesini iyice acmak gerekiyor. 18.yy oncesi kurumsallasmasi derin olmadigi icin oldukca esnek olan japon hukuk yapisinin (meiji restorasyonu sirasinda eski kanunlarin hepsinin bir gecede degistirilmesi bu esneklige ornek verilebilir) aksine, turk-islam geleneginden beslenen osmanli hukuku oldukca girift, duragan ve dahasi japonya'nin aksine "cemaatci"dir. dahasi, millet sistemi olarak adlandirilan bu duzende, 19.yy sonlarina dogru azinliklar icinde laik hareketler baslayana kadar, bu milletler dine dayandirilmistir ki bu, cemaat sistemini daha da duragan kilmistir.

    olan biteni bu baglamda gorursek, japon modernlesmesi benim anladigim kadariyla "varsayimsal" bir -muhafazakar- turk modernlesmesinden cok otoriter bir alman modernlesmesine benzemektedir. (ittihat ve terakki'nin "hıyanetini" agzina sakiz eden japon hayrani islamcilarimiza selam ederim) meiji anayasasinin alman hukukcularin liderliginde yazilmasi, yine meiji donemindeki parlamenter deneyin almanya'dan kopyalanmasi bu acidan ilginc orneklerdir. almanya'da da japonya gibi yuzyillar suren merkezi idare yoklugundan kaynaklanan hukuki bir "esneklik" ve bunun sonunda ortaya cikan bir otoriter ileriye "itilis" vardir. bu itilis, gecmisin hukuksal cercevesinden kesin bir kopusun yaninda, kapitalist anlamda toplumsal bir donusumu de ifade etmektedir (bkz: sanayilesme). turkiye'de cumhuriyet devrimleri ile olan sey ise, duraganlasmis ve oldukca girift hukuk yapisinin yeniden duzenlenmesidir; fakat cumhuriyeti kuran jakoben kadro, kapitalist sosyoekonomik donusumu onceliklerinin arasina almadigi (ya da japonyanin tersine sermaye birikimine sahip siniflarin olmaması nedeniyle alamadıgı) icin de turk modernlesmesi aynen rus modernlesmesi gibi eklektik olmus, beklenen sonuclari uretememistir. ote yandan, varsayimsal bir muhafazakar ve islamci modernlesmenin de, toplumsal anlamda hukusal bir kopusu dinin dogmatik yapisi geregince basaramayacagi aciktir. sirtinizda dinin hukuki yuku varken modernlesme olmaz. olurum derseniz olacaginiz yer iran olur, shahab-1 roketleri gelistirecegim derken 4 siddetindeki hafif bir depremde kerpic altinda binlerce vatandasinizi kaybedersiniz; mehdinin gelisini daha cok beklersiniz. (rus modernlesmesi bu acidan iran modernlesmesine benzetilebilir, sovyet rusya'da da kitleler acliktan kirilirken uzaya insan yollama histerisi mevcuttur misal.)

    sonuc olarak, illaki gelenek diyeceksek japonlarin bati modernizmini almalarini kolaylastiran bir gelenekten geldikleri soylenebilir. turk-islam cizgisinde ise tam tersine zorlastiran bir gelenek vardir. dolayisiyla japonlar gelenek ile modernlesti lafi gayet ad hominemdir, dezenformasyondur.

    bati nin teknigini alalim kulturunu almayalim dusturunun varacagi noktayi arap yarimadasindaki kapitalizme "geleneklerini koruyarak" eklemlenmis bedevi ulkelerinde gorebilirsiniz. nedir o nokta? insanlarin cep telefonunun ve kredi kartinin oldugu, ama kadinin araba suremedigi, erkekler ile ayni arabaya binemedigi, okula gidemedigi, kendi hayatina yon veremedigi, erkeklerin de calismaya ya o "ahlaksiz bati"nin mulkiyetindeki petrol sahalarina gittigi, ya da petrolden sonra tek uretebildikleri sey olan hurmalari toplamak icin hurma bahcelerine gittigi noktadir. gavur aya cikarken, tecavuz kurbanina kirbac attirilan; halk acliktan kirilirken bedevi kralin marbella'daki yazlik villasinda avrupa liderlerine davetler verdigi noktadir.
  • (bkz: #11248538)
  • 85 yillik türkiye cumhuriyet'inin en saglam argumanlarindan biridir.. kim cikardiysa kim ettiyse bu lafi ben burada ayaga kalkip alkisliyorum.. ayrica ayaga kalkip gercekten alkisladigim icin de allah beni kahretmesin..

    batinin sadece ilmini alip, kendi kültürümüz ile birlestirip süpper bir sentez yapma hadisesi yaklasik 1947 civarinda meydana cikmis donemin ap hükümeti tarafindan "bundan sonra cagdas türkiye cumhuriyeti batinin sadece ilgimi alacak kendi orf ve adeti ile birlestirip batiya meydan okuyacaktir" demistir..

    oysa ki alt yapisi olmadan yapilmis dil devrimi neticesinde 600 senelik koca bir osmanli kültürü tek elle yok edilmis (bu konuda ataturk'e kizmak gereksiz aslinda. bir an evvel dil devrimi yapilmasi gerekiyordu. halk cahildi, gecmisini unutmasi gelecegine istirak edememesinden daha iyiydi.. boyle olunca maarif sistemde arap alfabesinin ogrenilip osmanli kültürünün yasatilmasi icin hic bir düzenlemeye gidilmedi.. zaten osmanli kültürü yasatilsa idi bugun hilafet, saltanat kalkamayabilirdi.. zira arap alfabesi gecmis ile en saglam baglardan biriydi) yerine konacak kültür de yurt disindan ithal edilmisti..

    eh oyle olunca batinin sadece ilmini alamiyorsun tabi.. zira saglam bir kültürün yok.. yagli boya tablo yapmayi ogreniorsun, ne bileyim türk beslileri cikartip klasik muzige geciyorsun ama o adamlarin o kültürleri olustururken ozendikleri ebru gibi türk sanat muzigi gibi hadiseleri de yokediorsun..

    neyse yahu cok karisti toparlamak, "ataturk devrimlerinin karsisinda" olmamak gerek.. sirf bu sozlerim icin zamaninda istiklal mahkemesinde asilabilirdim gerci.. ama bir kez daha üstünü basa basa soyluyorum, dil devrimi yapilirken mevcut sartlar oyle namusait oldugu icin osmanli kültürü yok edilmistir, yoksa nie yok etsin koca mustafa kemal bir imparatorluk gelenegini..
  • yapılacaklar listesi:

    -batının tekniğini alalım kültürünü almayalım.
    -doğunun kadınlarını alalım yemekleri kalsın
    -kuzeyin kutup ayılarını alalım eskimoları kalsın
    -güneyin penguenlerini alalım (ayy çok cicileeer) geri kalan kalsın
  • kendi kültürünü korumakta özen göstererek özentilikten kaçınarak modernleşmeyi savunan bir cümle.aslında atatürk'ün gösterdiği hedef de budur tabii ki batının tekniğini alırken kültüründen etkilenmemek olmaz ama bu durumu minimumda tutmak ve batının yaşadığı yozlaşmadan etkilenmemek elimizdedir.
  • rakı masalarında, takside, okulda, ofiste, evde, tuvalette vs. gerçekleştirilen ülkeyi kurtarma operasyonlarında dile getirilen postmodern bir söylem. elindeki cep telefonundan sırtındaki laptopuna, kullandığı arabadan mutfağındaki su ısıtıcısına kadar hayatını kolaylaştıran her ürünün zemininde bir başka milletin imzasını görüp, haliyle bunlardan vazgeçemeyenlerin, "biz neden böyle olduk" sorusuna kendince çözümüdür bu yaklaşım. teknikten kastedilen de herhalde gavurun know-how dediği olmasa gerek; zira halen herhangi bir bilgi birikimini üretime geçirmemizin önünü tıkayan ataletten kurtalamadığımızı görmekteyim. burada şairin teknikten kastı daha ziyade, "alalım nokya cep telefonumuzu takalım belimize, otobüste, sinemada fütursuzca konuşalım", "altımızda hundayı marka arabamızla asfaltı ağlatalım arada bir yolda terör estirelim", "bilgisayarlarımızdan forumlara, sözlüklere girelim, dilimize sahip çıkmadan, kültürümüze sahip çıkalım" gibi şeylerdir. yoksa ne gerek var canım; mis gibi kültürümüz var, onlar üretsinler biz yiyelim, değil mi ama ?
  • milli edebiyat dönemi yazarlarının eserlerinde kahramanlarına sık sık söylettiği bir sözdür bu aynı zamanda.
  • bir türk feylesofu türkiye cumhuriyeti'ni neye benzettiğini soranlara şöyle buyurmuştu:
    - türkiye durmaksızın doğuya giden bir gemidir, bazıları bu geminin güvertesinde batıya doğru koşarak batıya gittiklerini sanırlar.

    (bkz: sakallı celal)