şükela:  tümü | bugün
  • gelecek vaat eden bir sıra tabanlı strateji/rpg hibridi. kısaca tarif etmek gerekirse mount and blade serisinin oynanışını sıra tabanlı, heroes of might and magic benzeri bir temele oturtuyor.

    oyunda low fantasy bir dünyada hayatta kalmaya ve tabii ki para ve güç kazanmaya çalışan bir grup paralı askeri yönetiyoruz. erken erişimde olduğu için şu anda bir hikaye modu yok, fakat sandbox modunda saatlerce oynanabilir. erken erişimdeki bir oyun için oldukça stabil, ufak tefek yavaşlamalar dışında hiç problemle karşılaşmadım.

    mount and blade ve game of thrones gibi yapımları sevenler ile sıra tabanlı strateji fanları kesinlikle denemeli.

    http://store.steampowered.com/…pp/365360/?l=turkish
  • overyhpe studios isimli üç alman arkadaşın kurduğu bir firma tarafından geliştirilen sıra tabanlı, taktiksel strateji oyunu. ilk başlarda bağımlılık yapsa da kendini çok hızlı tekrar etmeye başlıyor. ama yapımcıları çok aktif ve komuniteden gelen yorumlara göre şekillenen bir politika izliyor.

    xcom'un ortaçağ'da geçen versiyonu diyebiliriz kabaca. denemeye değer.
  • biraz ondan, biraz şundan, üstüne de biraz leblebi...

    tamam leblebisi yok ama
    ortaçağ zamanlarında geçen, bol kılıçlı-kalkanlı, sevdiğimiz her oyundan bir şeyler almış, bağımsız geliştiriciden çıkan, oldukça detaylı hazırlanmış rpg manyaklarına yönelik bir tatlış oyun.

    özellikle erken erişim, alpha, beta zıkkımlarının aksine fazla uzatmadan tam sürüm olarak çıkmış; delikanlı gibi açık açık "ben buyum reyiz" demiş bir oyundur ayrıca.

    biraz oyun mekaniklerine değinecek olursak;

    haritası m&b serisini anımsatıyor. savaş mekanikleri ise ağırlıkla heroes serisini anımsatsa da birebir aynısı değil. bir ordu yönetmiyoruz.

    oldukça detaylı ve üzerinde kafa yorulmuş bir iç yapısı var. oyunda maceradan maceraya koşan bir grup paralı askeri yönetiyoruz. zırhlarını, silahlarını, yeteneklerini ayrı ayrı belirleyebiliyoruz. yeni adam kiralayabiliyoruz
    karakter statları detaylı ve açıklayıcı.

    aslında yazılacak çok detayı var fakat bu tür oyunların detaylarını yazmak doğrudan rehber çıkartmaya eş değer oluyor. zira savaş mekanikleri ve karakterlerin özellikleri oldukça detaylı.

    ben çok sevdim valla.

    "la gardaş amma övdün lan neymiş bu aq?" diyorsanız eğer battle brothers: rpg manyaklarına selamlar
  • yıllardır aklımda olan bir oyun türü. sonuç olarak bu oyun çıkmış, hayallerime yakın çok tatlı bir oyun olmuş. free takılıp ordu kurcaksın, tabi tamamen de free olmayacaksın, dalacaksın, başka gruplar da olacak, adamları istediğin gibi giydircen ve giydirdiklerin görünecek, hafif party rpg gibi olacak vs derken, tam karşılığı şu anda bu oyun oldu. hafif mount and blade benzerliği de var. mis gibi alıp oynayın.

    sürekli bir gelişim söz konusu, oyunun yapımcısı boş durmuyor.
  • kendisiyle yeterli vakit geçirdim ve deneyimimi madde madde yazayım;

    -müzikler güzel. zaten oyunun övündüğü noktalardan biri de bu. bir orta çağ havası alıyorsunuz. game of thrones hissi gayet var.

    -fantastik öğelerin sınırlı olması iyi olmuş. rengarenk bir çocuk oyununa dönüştürülmemiş.

    -ciddi edebiyat var. bol bol okuyup hikayeyi anlama tribine girecekseniz gayet doyurucu. yine de ana seneryo diye bir olay pek yok. görev alıp yapıyorsunuz. görevi yaparken yanınızda bulundurduğunuz askerlerin hikayeleri var. bir "sir"de sizinle gelebilir, eski bir tecavüzcü de. tamamen kimi kiraladığınızla ilgili.

    -eşyalar ve loot olayı enteresan olmuş. bu konuya özellikle değinmek istedim. çünkü diğer firmaların aksine burada nicelikten çok nitelik öne çıkmış. alıştığımız ve gördüğümüz çoğu oyunda (örneğin diablo) kılıç, balta, hançer gibi eşyaların genelde tek farkları görüntüleri oluyor. iki elle kullanılan balta ile çift el kılıcın farkını göremiyoruz. yani derinlik sınırlı oluyor.

    burada ise farklı bir yol izlemişler. tüm silahların artı ve eksi özellikleri var. örneğin bir balta ile mace arasında farklar var. biri adamı stun ederken diğerinin hasar oranı ciddi fark ettirebiliyor. oyuncunuzun hareket puanı ve kritik hasar oranları da farkettirebiliyor. aynı şekilde, silaha göre savaşta kullandığınız skill'ler de değişiyor. baltayı sallayıp tek seferde 3 oyuncuya vurabiliyorken, mace ile tek oyuncunun kafasına vurup onun bir el beklemesini sağlayabiliyorsunuz. yani silahların sadece görüntüleri değil, özellikleri de ciddi farkediyor. bu güzel olmuş.

    -gelelim loot olayına. görevlerde combat'a giriyorsunuz. kazanırsanız kılıç kalkan altın vb topluyorsunuz. örneğin, -rakamları sallıyorum- en kötü kılıç 15 altın, onun bir iyisi 25 altın oluyor. bir iyisi 150 altın bir iyisi ise 450 altın oluyor. en iyi kılıç ise diyelimki 1200 altın oluyor. fakat bu kılıçların aralarındaki fark %5-10'dan fazla olmuyor. yani bir yerden sonra 450 altınlık kılıç ile 1200 altınlık kılıç arasında ciddi bir fark bulunmazken altın aralığı çok artıyor. bunun avantajları da var tabii. bunun dışında aynı fiyattaki tüm kılıçların özellikleri aynı. yani 2 farklı kılıç 150 altınsa, ikisinin de özellikleri aynı oluyor. demek istediğim, özetle, silahların özellikleri ve kategorilendirilmesi için çok çalışmışlar ama tek bir silahın çeşitleri konusunda seviye-seviye ilerlemişler. ayrıca not: magical item diye bir şey yok. yani fantastik öğeler yok silahlarda. lakin az da olsa unique item'lar koymuşlar oyuna.

    -sıra tabanlı savaşlar keyifli. ufak bir ekibi yönettiğinizi, dağ bayır çayır avlandığınızı hissediyorsunuz. dinamikler güzel. silahların farklılıkları savaşlara büyük renk katmış. kılıç kalkan sesleri süper. lakin oyunda hiç hiç hiç konuşma yok. herkes size küsmüş gibi sadece müzik var. bir yerden sonra iki çift laf etsinler, bir insan sesi duyayım diyorsunuz.

    sonuç;

    öncelikle indie bir oyun için harika bir başlangıç ve geliştirilmeye açık binbir güzel nokta var. ekip devamını getirirse harika bir oyun ortaya çıkar ve büyüyerek bir kitleyi kazanır gibime geliyor. oyun temel haliyle yeterli ama bir yerden sonra, görev al-savaş-yeni görev al döngüsü içerisinde sıkıcılaşabiliyor. kral olmak, ordu kurmak, şehri ele geçirmek gibi bir olay yok. bunu istememişler yapımcılar. türkçe dil desteği yok. sadece ingilizce. dediğim gibi konuşma yok, halbüki elemanlar birbirlerine laf atıp oyunu renklendirebilirlerdi. farklı hanedanlar arasında gta2 'deki gibi denge kurmaya çalışmıyorsunuz. sadece görev yap, mutlu et. multiplayer yok. auto save yok. evlilik ve soylu olmak yok. din/mitoloji yok. oyunda kadın da yok. kadın savaşçı yok. şehirlerin gelişimini göremiyorsunuz. gerçek haritalar yok. bu oyun için "ileride gelecek dlc'ler ile mükemmel hale gelecek bir oyun için başlangıç" diyebilirim. çünkü yapımcı ekip herkesi dinliyor ve ne yapabiliriz diye düşünüyorlar.
  • orman girişinde bir kamp ve ortasında yanan ateş, çevresine oturmuş 12 adam.

    ikisi birbiriyle fısıldaşıyor;

    - adamı gözün tutmaması normal, eski bir mezar kazıcısıymış.
    - hadi onu bi yere kadar anladık, kürek salladığı için güçlü falan da, patron şu sakat dilenciyi neden yanımıza neden aldı ki? yani uzaktan ok atabilir ama dengesiz olduğu için bizi de vurabilir.
    - savaşırken yanındaki arkadaşından emin olman lazım, iyice çapulcular birliğine döndük.
    - hey siz ikiniz. genç karavan bekçileri; hayatınızda hiç direwolf gördünüz mü? nasıl saldırdıklarını?
    - ....
    - direwolf sürüleri kalabalık olmaz ama seri olur, bir direwolf ile kimin karşı karşıya kaldığı önemli değildir; sen veya ben, ya da patron. şu an kalabalığız ve yaşamak için 12 de bir şansımız var. ve izlere bakarsak bu şansı yarın sabah kullanacağız... anladınız mı? (resolve +15) (morale +15)
    - aslında en iyi mızrak kullanıcımız olan johnny'nin geçen savaşta kırılan kalkanının parmaklarını kopartmasına çok üzüldüm ve bu beni biraz tedirgin etti. (resolve -10)
    - o var bi de mike halen daha ölüm travmasını atlatamadı, her savaşta bi ayağı geri gidiyor. (resolve -10)
    - buraya kadar hep beraber geldik ve sizinle omuz omuza çarpışırken yerinden sökülen gözüme ant olsun ki; bu orman bizim için ancak bir başka zafer olacak. (morale +15)
    - direwolf postlarını satarsak şu büyük şehrin tavernasında sızana kadar içebiliriz de belki! (resolve +20)
  • evet satırlarca edebiyat var, güzel yapmışlar emek vermişler. tabii bir yerden sonra sıkılıp okumamaya başlıyorsunuz. işte orada oyun "ilerle- görev al- dövüş" kısır döngüsüne giriyor. 3 tane dlc yayınladılar. pek de bir fark olmadı. yeni düşmanlar yeni silahlar eklendi ama başka taleplerimiz var. mesela ticaret yapmak, bir kral olmak bir şehri elegeçirmek gibi. ama yapımcılar bu vizyonda değil, bunları beklemeyin diyorlar açıkça. bu arada bu oyunu 3 kişi yapmış. biri grafileri çiziyor. biri kod yazıyor, biri edebiyat kasıyor. dışarıdan birine de müzikleri yaptırmışlar.
  • ticaret yapılabilen oyun
  • efsane bir oyun olacakken ortalamanın üstü basit bir oyun olmuş kendileri. kardeşim, koy şuraya landlordluk . full mülteci gibi takılıyoruz amk yerinde. oradan oraya kıçı yanık köpek gibi savrulup durmaktan canı çıktı adamların.