şükela:  tümü | bugün
  • yky'nin yeni baskısıyla okuyucusuna sunduğu vusat o bener romanı.
  • bener'in günübirlik kime ne'liklerini sayıkladığı.başında durmuş beklemişim, bilmediğim hayatını düşünün en derin yerinde sayıklamış durmuş, uyandığında o da bilememiş neler söylemiş, bana kalmış yalnız duyduklarım düşünmeye vurdurmuş yolumu, sapmış çıkamamışım.artık hatırlamadığı sayıklamalarıyla, bana hatıra.
  • vüsat o bener anlatısının ıralayıcı özelliklerini rafine biçimde içinde taşıyan roman. daha ilk sayfasında yer alan şu cümleler hem romanda anlatılanların, hem onları anlatma biçiminin üstüne ışık tutuyor:

    "yazarken sözde dural olan, kaçıyor elimin altından. nasıl ileneyim bilmem.! hani sövgü öfkeni uyarır ya da yatıştırır. neden bunca doğuştan uygarsın. hiç insanca yanın yok. sevemiyorsun. savın boş. nesin sen? oysa isteyebilsen, istemeyebilirdin de. hadi oradan, bilinçsizliğimizn aç bilinci."

    [yky, 2003, sf. 9]
  • yanlış hatırlamıyorsam ilk sayfasında "yine öldürgen bir intihar sabahı" türünden bir cümle geçiyordu.
    bir ara hiç elimden düşürmezdim bu kitabı, rastgele bir sayfa açıp okurdum. vüs'at bener'in kullandığı dile hayrandım o aralar. yazara özenip ben de tuhaf tuhaf cümleler kurardım...
  • "alkışlarla alkışlarla geçivermedi hayat."
    (bkz: ecce homo)
  • alkışlarla geçivermediği, aradan geçen 17yıldan sonra, haziran91-remzi 1.baskının istanbulun göbeğindeki bir d&r'da bulunmasından belliydi "vüsatım bener!". ama işte umut demiş, umudun yalancı ipine sarılmıştım. ucunun tutuşmuşluğunu bile bile.
    zaman/durum raporu: inatçı sahtelik tam gaz sürüyor. sürdürüyoruz.
    prozaclı günlere kaldırıyorum kadehimi.
    uyuşalım dünya.
    balkonumdaki biber tohumları sürgüne yürüdü. baharın sesi yükseliyor. ölüyü canlandırsa yeri.
  • bener'in her satırında okurun gerçek/kurgu algısıyla alay edercesine oynadığı kitabı. öyle ki bener bu metni bir suyun üzerine yazmış olsaydı, harfler hiç şüphesiz dibe çöker kalırdı.
  • --- alıntı ---

    "..bay muannit sahtegi'nin notları'nın en önemli çıkış noktası albert camus'nün "saçma" kavramıdır. nitekim romanın merkez kişisi sahtegi romanın hemen başında bu notların amacıyla ilgili olarak şu cümleyi günlüğüne kaydeder: "bugünden gidebildiğimce ileri ideyim, saçma'yı saçma kılmayı deneyeyim" (s.10). sahtegi'nin/yazarın özellikle saçma" kavramını tek tırnak işaretiyle vurgulaması, romanda ifade edilen durumlar açısından önemlidir. romanın sonundaki notlarda da yine sahtegi'nin "notlarımı okumayı içim kaldırmıyor, saçmayı saçma kılamamışım besbelli" (s.95) demesi de romanın ifade ettiği veya ifade etmek istediği gerçekliğin tekrarından başka bir anlam taşımaz. sahtegi için "saçma'yı saçma kılmak" düşüncesi hayata atfettiği anlamla ilgilidir. saçma olan kendi hayatıdır ve bunun ifade edilmesi de bu saçmalığın somutlaştırılmasıdır. pek tabii buradaki saçma kavramıyla albert camus'ye açık bir gönderme yapılmaktadır. camus'nün absürd/saçma kavramı "her şeyin akla, mantığa aykırılığını, abesliğini anlamış, her şeyi olduğu gibi gören, uyanık insanı ya da düşünceyi belirtir."(*19) bir bilinçli olma durumuna işaret eden bu kavram, hayatın anlamsızlığına veya saçmalığına dair bir zihnin ürünüdür. camus, sisyphos efsanesinden (bkz: le mythe de sisyphe) hareketle çözümlediği bu kavramla ilgili olarak "saçma da olsa hayatı yaşamak ve o saçmalığıa yaşayarak başkaldırmak" sonucuna ulaşır.(*20) bay muannit sahtegi'nin notları'nda ise bu saçmalığa direnme ve başkaldırma noktası yazmaktır. "yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır" (s.9) cümlesi de romanın "uyumsuz" kişisi sahtegi'nin kendi özeleştirisi ile ulaştığı kurtuluş noktasıdır.

    sahtegi, hayatın veya dünyanın saçma ve anlamsız olduğuna dair inancını her fırsatta dile getirir. bu anlamsızlığın en önemli nedenlerinden birisi, daha doğuştan böyle bir kadere mahkum olmaktan kaynaklanır. kendisini sürekli olarak bir "kurban" olarak niteleyen sahtegi adeta sisyphos gibi döngüsel bir saçmalığıa mahkum edilerek cezalandırılmıştır: "anlaşılan önyazgı yine ahmaklığa yargılı kurbanına sünepe oyununu sürdürüyor" (s.16) cümlesi de bu durumun bir göstergesidir. ancak sahtegi bu saçmalığa veya "kurban" olma durumuna kimi zaman aldırmaz ve başkaldırır: "neden bunca korkmak yıkılmaktan, yok olmaktan. canlılık rastlantısal oluşumu, geciktirirebilir avuntusuna sığınmayacağım, tek kuşkulu güvencem, gücüm bu." (s.9) yaşadığı hayatın saçmalığına dair ibr beilinç eliştiren roman kişisi, hayal kurmanın ve bununla mutlu olmanın da karşısındadır; çünkü amacı saçma'yı daha da belirginleştirmektir. nitekim "düş mutluları topunuzun canı cehenneme!" (s.18) diyerek içinde bulunduğu gerçeklikle yüzleşmeyi seçtiğini vurgular. kendisini "umutsuzluk ağıtçısı sen" (s.12) söz grubuyla tanımlayan sahtegi'nin seçimi aslında bu saçmalık karşısında intihardır; ne var ki o da camus'nün önerdiği gibi yaşayarak başkaldırmayı dener. aslında onun bu saçmalık karşısında çözümü intihardır, ama belki korkaklığından belki de dış etkenlerden dolayı bunun gerçekleştiremez. ona göre bu saçmalıklar düzeninde yaşanmaya değer tek şey "günahlardır (s.20). bu bakımdan onun dünyasında doğrunun veya yanlışın bir değeri yoktur. hatta yanlışlar doğrulardan çok daha değerlidir.

    "..roman, muannit sahtegi'nin tuttuğu günlüklerden oluştuğu için, anlatıcı da bu günlülkleri kaleme alan ve kendi başından geçenleri anlatan bir kahraman-anlatıcıdır. bütün olay ve gelişmeler onun bakış açısından verilirken, anlatıcı notlarda genellikle kendi iç sesiyle hesaplaşan ve kendini yargılayan bir üslup kullanır:

    "yine öldürgen bir intihar sabahı, yirmi miligram nobraksin almama karşın, ellerimin titremesini önleyemiyorum, kaydın bay muannit sahtegi, yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır derken, yani günlük adı altında ilk üç beş tümcenin yazıldığı günden tam üç ay sonra, yeniden başlamayı deniyorum." (s.9).

    "..vüs'at o. bener'in önceki romanında da görülen pek çok yazara veya esere atıf yapma tutumu bu romanda da görülür. bu atıfların romandaki işlevi genellikle anlattığı olay veya durumları desteklemektir. örneğin anlatıcı şu cümlelerde adalet ağaoğlu'nun ölmeye yatmak adlı romanına açık bir gönderme yapar: "en iyisi götiçi kadar mutfaktaki -patlayacak da beni paramparça edecek korkusunu bir türlü yenemediğim piknik tüpünün düğmesini açayım sonuna dek, yatayım ölüme, ne bu be adalet ağaoğlu yatar da ben yatamaz mıyım?" (s.85). elbette bu cümlelerde konuşan kişinin sahtegi ile özdeşleşen yazar, yani vüs'at o. bener olduğu açıktır. çünkü yazarın atıf yaptığı kişi ölmeye yatmak'ın kahramanı olan aysel değil, yazarı adalet ağaoğlu'dur. bu durum da aslında yazarın sahtegi aracılığıyla zaman zaman ifade ettiği otobiyografik göndermelerin bir başka örneğidir. "ilahi metin eloğlu! camel'ini binlikle yakam mıydı, bilmem nerene ne verem? nazik tenimiz hırpalanmasınmış." (s.29) cümlelerinde de yine hem bener'in kendi hayatındaki dostlarına hem de eloğlu'nun yazdığı metinlere açıkca göndermelerde bulunur."

    (*19) albert camus, sisyphe efsanesi, çev: tahsin yücel, ataş kitabevi, ist., 1961, s.6; tahsin yücel eserin girişinde "absürde" kelimesinin türkçe'ye "uyumsuz" olarak çevrilebileceğini belirtir. (bkz: le mythe de sisyphe)
    (*20) slavoj zizek, yamuk bakmak - popüler kültürden jacques lacan'a giriş (metis yay., çev.:tuncay birkan, ist., 2004, s.18) adlı eserinde sisyphos'un asıl amacının yol olduğunu, yoksa herhangi bir yere ulaşma veya sürekli olarak dairesel bir harekete mahküm olmasının bile bu erçeği değiştirmediğinin altını çizer. lacan'dan hareketle bu miti çözümleyen zizek, bu dairesel hareketin bilincine ulaşan sisyphos'un bundan keyif almaya başladığının bile iddia edilebileceğini belirtir. camus'nün saçma olarak addettiği hayata karşı intiharı bir çözüm olarak önermemesi ve her şeye rağman yaşayarak başkaldırmayı hedef göstermesi de bu çözümlemeyle örtüşür. (bkz: looking awry)

    "1950 sonrası türk edebiyatında varoluşçu felsefeden etkilenen yazarların romanlarında yapı, tema ve anlatma" doktora tezi. hazırlayan: mustafa kurt, ankara 2007.
    devamı bu adreste.

    --- alıntı ---

    pdf dosyasından buraya aktaranın notu: " 'bkz.' lar tarafımdan verilmiştir."
    ekşi kütükhane bu kitabı konu alan bir zirve gerçekleştirmektedir.
    yazarın gönderme yaptığı adalet ağaoğlu'nun ölmeye yatmak isimli kitabı da başka bir zirvede konuşulacaktır.
    yine yazarın gönderme yaptığı metin eloğlu ise elbet başka bir kütükhane zirvesinin konusunu oluşturacaktır.
  • başlayıp da bitiremediğim, bir türlü okuyamadığım kitaplardan biri. akmayan bir kitap.
    belki okunacağı bir yaş dönem gelir..
    şu anda oralardan çok uzağım.
  • insana yazmak konusunda mükemmel ilhamlar sunan, çantaya sığabilecek bir küçük evren.